Güncel (İHA) - İhlas Haber Ajansı | Haber Girişi: 29.11.2013 - 16:28, Güncelleme: 15.10.2020 - 08:19

ŞİDDET BİR ARACA DÖNÜŞMESİN

 

ŞİDDET BİR ARACA DÖNÜŞMESİN

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Başkanı Doç. Dr. Hasan Çiçek, Türkiye’nin toplumsal barışı için sürecin akamete uğramaması gerektiğini söyledi. Açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Çiçek, bu konuda üniversitelerin daha aktif olması gerektiğini belirterek, “Türkiye, en can alıcı sorunlarından birini aklı selimle, sükunetle, şiddete bulaşmadan, konuşarak, tartışarak hal etmeye çalışıyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Başkanı Doç. Dr. Hasan Çiçek, Türkiye’nin toplumsal barışı için sürecin akamete uğramaması gerektiğini söyledi. Açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Çiçek, bu konuda üniversitelerin daha aktif olması gerektiğini belirterek, “Türkiye, en can alıcı sorunlarından birini aklı selimle, sükunetle, şiddete bulaşmadan, konuşarak, tartışarak hal etmeye çalışıyor. Bütün tarafların şiddeti devre dışı bırakarak sorunu konuşarak çözmeye çalışma iradesi ortaya koyması önemlidir ve bu durumun kıymeti bilinerek, şiddetsizlik ortamının devamı sağlanmalıdır” dedi.“ŞİDDET BİR ARACA DÖNÜŞMESİN”Türkiye’nin değiştiğini, artık en radikal düşüncelerin bile ifade edilebilir bir düzde yol alındığını ifade eden Çiçek, “Dolayısıyla herkes düşüncelerini, projelerini, beklentilerini, alternatiflerini rahatlıkla ifade etmelidir. Yeter ki şiddet bir araca dönüşmesin. Özelde bölgenin genelde ülkenin yakaladığı huzur ve barış atmosferinin bir şekilde devam etmesi gerekiyor. Özlediğimiz bu ortamın devamı için, sorunun çözümü için herkes, özellikle de üniversiteler daha fazla çaba sarf etmelidirler. Üniversiteler, sorunların bilimsel yöntemlerle ele alındığı, tartışıldığı, çözüm önerilerinin geliştirildiği yerler olmalıdır. Bu sadece doğadaki sorunlarla sınırlı değil özellikle toplumsal sorunlar için de geçerlidir” diye konuştu.“ÜNİVERSİTELER ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI”Çiçek, üniversitelerin toplumsal bütün boyutlarıyla irdelendiği, tartışıldığı, alternatif önerilerin geliştiği, geliştirildiği mekanlar olması gerektiğini söyledi. Üniversitelerin düşünsel üretimin eğitim alanındaki en üst kurumları olduğuna dikkat çeken Çiçek, “Ancak üniversitelerin çözüm süreci konusunda üzerine düşeni yapma konusunda yetersiz kaldığını söylemek mümkündür. Ülke en önemli sorunlarından birini çözmeye çalışırken, üniversitelerin bu konuda devre dışı olması, elini taşın altına koymaması çözüm sürecini, akademik ve bilim dünyasının katkısından mahrum bırakmaktadır. Kürt sorunun çözümü için başlatılan sürecin adını ne olarak anarsak analım; riskli, problematik ve önemli bir süreç. Akamete uğramaması lazımdır. Herkesin elini taşın altına koyması gerekir. Sulandırmadan, pragmatik faydaya kurban etmeden, bu ülkenin selametini düşünen herkesin önem vermesi gereken bir süreçtir. Bu nedenle genelde bütün üniversiteler özelde de bölgenin üniversiteleri başta olmak üzere bütün sivil toplum kuruluşları, sanayiciler, gönüllüler bu konuda harekete geçmeli ve destek vererek, ülkemizin daha çok güçlenmesine katkı sunmalıdır. Bir arada mutlu yaşayacağımıza inanan herkes sürece katkı sunmalıdır. Biz bütün sorunlarımızı konuşarak ancak çözebiliriz. Birbirimizi dışlayarak, kavga ederek, ötekileştirerek, hoşumuza gitmeyeni yok ederek değil. Yok etmek istediğimiz yok olmuyor çünkü. Dertlerini, kaygılarını, endişelerini paylaşan bir toplum; konuşan, didişmeyen, birbirini anlayan bir toplum, sorunlarını aklıselimle çözer, mutlu olur ve mutlu eder” şeklinde konuştu.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Başkanı Doç. Dr. Hasan Çiçek, Türkiye’nin toplumsal barışı için sürecin akamete uğramaması gerektiğini söyledi. Açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Çiçek, bu konuda üniversitelerin daha aktif olması gerektiğini belirterek, “Türkiye, en can alıcı sorunlarından birini aklı selimle, sükunetle, şiddete bulaşmadan, konuşarak, tartışarak hal etmeye çalışıyor.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Başkanı Doç. Dr. Hasan Çiçek, Türkiye’nin toplumsal barışı için sürecin akamete uğramaması gerektiğini söyledi. 
Açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Çiçek, bu konuda üniversitelerin daha aktif olması gerektiğini belirterek, “Türkiye, en can alıcı sorunlarından birini aklı selimle, sükunetle, şiddete bulaşmadan, konuşarak, tartışarak hal etmeye çalışıyor. Bütün tarafların şiddeti devre dışı bırakarak sorunu konuşarak çözmeye çalışma iradesi ortaya koyması önemlidir ve bu durumun kıymeti bilinerek, şiddetsizlik ortamının devamı sağlanmalıdır” dedi.

“ŞİDDET BİR ARACA DÖNÜŞMESİN”
Türkiye’nin değiştiğini, artık en radikal düşüncelerin bile ifade edilebilir bir düzde yol alındığını ifade eden Çiçek, “Dolayısıyla herkes düşüncelerini, projelerini, beklentilerini, alternatiflerini rahatlıkla ifade etmelidir. Yeter ki şiddet bir araca dönüşmesin. Özelde bölgenin genelde ülkenin yakaladığı huzur ve barış atmosferinin bir şekilde devam etmesi gerekiyor. Özlediğimiz bu ortamın devamı için, sorunun çözümü için herkes, özellikle de üniversiteler daha fazla çaba sarf etmelidirler. Üniversiteler, sorunların bilimsel yöntemlerle ele alındığı, tartışıldığı, çözüm önerilerinin geliştirildiği yerler olmalıdır. Bu sadece doğadaki sorunlarla sınırlı değil özellikle toplumsal sorunlar için de geçerlidir” diye konuştu.

“ÜNİVERSİTELER ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI”
Çiçek, üniversitelerin toplumsal bütün boyutlarıyla irdelendiği, tartışıldığı, alternatif önerilerin geliştiği, geliştirildiği mekanlar olması gerektiğini söyledi. Üniversitelerin düşünsel üretimin eğitim alanındaki en üst kurumları olduğuna dikkat çeken Çiçek, “Ancak üniversitelerin çözüm süreci konusunda üzerine düşeni yapma konusunda yetersiz kaldığını söylemek mümkündür. Ülke en önemli sorunlarından birini çözmeye çalışırken, üniversitelerin bu konuda devre dışı olması, elini taşın altına koymaması çözüm sürecini, akademik ve bilim dünyasının katkısından mahrum bırakmaktadır. Kürt sorunun çözümü için başlatılan sürecin adını ne olarak anarsak analım; riskli, problematik ve önemli bir süreç. Akamete uğramaması lazımdır. Herkesin elini taşın altına koyması gerekir. Sulandırmadan, pragmatik faydaya kurban etmeden, bu ülkenin selametini düşünen herkesin önem vermesi gereken bir süreçtir. Bu nedenle genelde bütün üniversiteler özelde de bölgenin üniversiteleri başta olmak üzere bütün sivil toplum kuruluşları, sanayiciler, gönüllüler bu konuda harekete geçmeli ve destek vererek, ülkemizin daha çok güçlenmesine katkı sunmalıdır. Bir arada mutlu yaşayacağımıza inanan herkes sürece katkı sunmalıdır. Biz bütün sorunlarımızı konuşarak ancak çözebiliriz. Birbirimizi dışlayarak, kavga ederek, ötekileştirerek, hoşumuza gitmeyeni yok ederek değil. Yok etmek istediğimiz yok olmuyor çünkü. Dertlerini, kaygılarını, endişelerini paylaşan bir toplum; konuşan, didişmeyen, birbirini anlayan bir toplum, sorunlarını aklıselimle çözer, mutlu olur ve mutlu eder” şeklinde konuştu.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.