Yaşam (Vansesi) - Vansesi Haber Merkezi | Haber Girişi: 23.01.2021 - 20:01, Güncelleme: 23.01.2021 - 20:12

Sanatçı Mehmet Özkaya'dan Vansesi okurları için nefes, ses ve diksiyon eğitimi

 

Sanatçı Mehmet Özkaya'dan Vansesi okurları için nefes, ses ve diksiyon eğitimi

İstanbul Beyoğlu’nda bulunan “Mehmet Özkaya Akademi Stüdyo”nun kurucusu, sahibi, koro şefi ve bestekâr, emekli TRT ses sanatçısı, TRT İstanbul Radyosu Türk Müziği Gençlik ve Çocuk korolarında ses ve nefes çalışması yaptırmış, bu konularda geleceğin sanatçılarına destek veren Vanlı Mehmet Özkaya doğru nefes ses ve diksiyon tekinkilerini Vansesi okurları için anlattı.
Van'ın 83 yıllık ilk gazetesi Vansesi'nin değerli okurlarına sağlıklı mutlu günler dileyen Mehmet Özkaya, paylaşacağı bilgiler ile ilgili olarak şunları söyledi: " Gazetemizin yazı işleri müdürümüz değerli dostum  İkram Kali ile telefon görüşmesinde  koronavirüs süreecinde  doğru nefes almanın  önemini de konıştuk.  İkram Bey  de konuyu köşesine taşıyınca siz  değerli okurların büyük ilgisini  çektiğini öğrendim. Kıymetli okurlarımıza nefes ses ve diksiyon ile ilgili teknik bilgiler vermek  isityorum.  Okurlarımızın ilgiler ışığında sabırla düzenli  çalıştıklarında    nefes ses ve konuşmada  yararını  göreceklerine inanıyorum." ONLİNE EĞİTİME KATILABİLİRSİNİZ Yurt içinden ve dışından  eğitim  talepleri aldıklarını kaydededen  Özkaya, " 5 grupla Online yaptığımız koro çalışmalarımızda aşağıda bahsetiğim bilgilerin uygulamasını yapıyoruz.. Arzu edenleri de  misafir olarak kabul ediyoruz. Gruba katılmak isterlerse kayıt yapıyoruz. Ayrıca Online olarak yurt dışından şan eğitimlerine çok talep alıyoruz"dedi. AMAÇ Ses eğitimi, bireyin tek başına yada toplulukla sesini doğru kullanarak şarkı söylemesini, çevresi ile sağlıklı ilişkiler kurmasını, hem yorumlayıcı hem de dinleyici olarak müziğe bilinçli bir şekilde katılmasını ve ona müzik alanında kültürel bir kimlik kazandırmayı amaçlar. Bireye, ses eğitiminin temel ilkeleri doğrultusunda kazandırılması amaçlanan temel davranışlar; solunum, fonasyon, rezonans ve artikülasyondur. Tüm bu  davranışlara  ilişkin, eğitim sürecinde katılımcılara şarkı söylemede, doğru solunuma dayalı, doğru fonasyonla ses oluşturmaya ilişkin uygun alıştırmalar yaptırılarak, sesini yormadan güzel, etkili, denetimli ve kontrollü bir biçimde üretme becerisi kazandırılırken; konuşurken ve şarkı söylerken de doğru, güzel ve etkili kullanma, şarkıyı zevk alarak söyleme ve daha önce duyduğu şarkıları en doğru şekilde öğrenme ve söyleme becerilerini geliştirmek amaçlanmaktadır.  Bunun yanında bireyler üzerinde nasıl yararlar sağlayabileceğine dair örneklerin çoğaltılması mümkündür;   Doğru soluk alma, doğru ses üretme ve yayma, Sesi farkında olarak kullanırken ses sağlığını koruma, Koro eserlerini güzel ve etkili seslendirme, Sahne ve performans becerisi kazanma, Doğru sesi üreterek, güzel konuşma ve şarkı söyleme, Şefle uyum ve toplu söyleme becerisi geliştirme, Düzeylerine uygun eserleri müzikal duyarlılıkla seslendirme, Koro çalışmaları aracılığı ile birlikte düşünme, birlikte hareket etme ve paylaşma duyguları kazanma, Koro kültürü ve disiplini kazanma, Türk müziği eserlerini genel ve karakteristik özelliklerine uygun seslendirme, Müziksel duyarlılık, düşünme, yorumlama ve yaratıcılık becerisi geliştirme, Müzik eğitimi ve disiplini yoluyla toplumunun sosyal ve kültürel gelişimine katkıda bulunma..vb.     NEFES (SOLUNUM) Yaşam, aldığımız ilk nefesle başlayıp son nefesimize kadar devam eden bir süreçtir. Ortalama olarak dakikada 14-16, Saatte 800-900 günde yaklaşık 20.000 kez nefes alırız. Nefes alıp vermenin en önemli işlevi, vücudumuzun oksijen ihtiyacını karşılayarak ses üretimi (fonasyon) için gerekli olan enerjiyi sağlamaktır. Şekilde 1-2-3 olarak gösterilen bölgelerde akciğerlerin orta bölgesi konuşma sırasında, akciğerlerin üst bölgesi spor yaparken, akciğerlerin alt bölgesi ise uzun soluklu konuşmalarda ve şarkı söylemede kullanılır. Üst solunum bölgesi; Kalbe daha fazla yük olduğu ve göğüs boşluğundaki rezonansı önlediği için şarkı söylemeye fazla elverişli değildir.   Orta solunum bölgesi; Mide kasları ve kaburgalar arasında kalan ciğerlerin orta bölümünü kapsayan bir nefes alış şeklidir. Üst ve orta solunum beraber hareket eder. Genellikle günlük konuşmalarda alınan nefestir. Akciğerlerdeki havanın % 30 u sirküle edilir. Eğitim almamış konuşmacı ve şarkıcıların kullanabildiği, nispeten daha kapasiteli bir nefes alış şeklidir.   Alt solunum bölgesi; (Diyafram solunumu)        Mide üzerini kaplayan diyafram adalesinin alta doğru esnemesiyle açılan boşluğa ciğerlerin alt loplarının genişleme imkânı bulduğu ve ciğerlerin tamamının kullanıma sokulduğu bir nefes alma biçimidir. Ciğerlerdeki havanın yaklaşık % 50 si sirküle edilebilir. Diyaframla birlikte, orta ve üst solunum beraber hareket eder. Diyafram nedir? Diyafram, göğüs boşluğu ile karın boşluğunu birbirinden ayıran kas grubudur. Diyafram Nefesi nedir? Nefesin Akciğerlerin alt bölgelerine kadar inerek derinlemesine nefes alışverişe diyafram nefesi denir. Diyafram nefesi, yatmakta olan bir insanın doğal nefes alış biçimidir. Sırt üstü yatarken elimizi karnımızın üzerine koyarsak, bu hareketi rahatlıkla izleyebiliriz. Yatarken çok doğal olan bu nefes, ayakta iken zorlukla ve belirli bir teknikle elde edilir. Şarkı söyleyenler,spikerler, uzun soluklu konuşanlar kısacası sesini kullanan herkes için diyafram nefesi oldukça  önemlidir. Diyafram nefesinde, diyafram kas grubu kubbeleşip düzleşerek, havayı düzenli bir şekilde almaya ve boşaltmaya yardımcı olur.   Yatarken, Ellerimizi dizlerimize koyarak eğildiğimizde, İç çektiğimizde Bir çiçeği koklarken, Hayret ve korku anındayken aldığımız nefes, doğal diyafram nefesidir.   Diyafram nefesi alırken omuzlarımızı yukarı kaldırılmamalı ve göğüste gözle görülebilir bir hareket olmamalıdır. Diyafram nefesi daha çok akciğerlerin alt yarısında toplanan ve ciğer uçlarına kadar inerek diyaframla ilişki kuran nefestir. Bu nefes, ses eğitimine en uygun olan nefestir. Diyafram nefesinde hava, diyafram ve ses organının güç birliği ile şarkı söylememizi kolaylaştırır. Diyafram nefesi, diğer nefeslere oranla, kalbimize daha az yük olur. Diyafram nefesi, şarkı söylemek için ve uzun soluklu konuşma performanslarında gerekli olan nefestir. Daha geç, daha düzenli ve istenen basınçta nefesi boşaltmaya çok elverişlidir. Diyafram nefesi alt bölgeye alındığı için göğsü sıkıştırmaz ve göğüs boşluğu rezonansını kısıtlamaz. Diyafram nefesi nasıl alınır? Birkaç şekilde alınabilir. Akciğerlerdeki hava sonuna kadar boşaltılır. Bu boşaltmanın sonunda kısa bir süre beklenerek alınan yeni nefes diyaframatik solumayı kolaylaştırır. . Öne doğru başı eğerek bir çiçeği koklar gibi yaparken alınan nefes, diyafram nefestir. Bir olay karşısında hayret ve şaşkınlık yaşarken alınan nefes diyafram nefesidir. Korku anında ve ağlarken iç çekme sırasında alınan nefes, diyafram nefesidir. Yatakta sırt üstü yatarken alınan nefes doğal diyafram nefesidir.       NEFES ÇALIŞMALARI:   Alınan bir tek nefesin, kesik kesik boşaltılması: Kesik nefes çalışması, nefesin, diyaframla daha sıkı bir işbirliği kurmasına yardımcı olacak ve nefes basıncını arttıracaktır. Nefes çalışmalarında kalp, normal nefese oranla daha büyük bir yük altındadır. Tutularak boşaltılan bir nefes sırasında kalbin normal nefese oranla daha kuvvetli ve sık çarptığı hissedilir. Bu da, nefes çalışmalarının kalbe normalin üstünde bir yük yüklendiğini gösterir. Bu nedenle, kesik nefes çalışmaları gibi, diğer nefes çalışmalarının da süre yönünden zararlı olmayacak bir biçimde düzenlemesi gerekir. Kesik nefes çalışmalarının diğer bir özelliği de toplu çalışmalardaki başarıyı büyük ölçüde etkileyecek olan, disiplin ve yönetim anlayışının başlangıcı olmasıdır. Bu çalışmalarda topluluk yöneticiyle birlikte nefes alacak ve sayılara uyarak tam disiplin anlayışı içinde çalışmalar sürdürülecektir. Kesik ve Uzun Nefes Çalışmaları Kesik nefeslerinin ayrıa yrı çalıştırılmasından sonra, kesik ve uzun nefesleri içeren karma çalışmalara geçileceği için karma nefes alıştırmaları düzenli çalışılmalıdır. Aşağıda düzenli ve disiplinli bir şekilde yapılması gereken örnek alıştırmaları göreblirsiniz.Örnek alıştırmalardaki tek (S) harfleri kesik nefesleri, birden fazla yan yana yazılmış olan (SSS) harfleri de uzun nefesleri göstermektedir.   Örnekler: S-S-S-S-S: S-S-S-S-S-S-S-S-S-S: S-S-S-S-S-SSSSS: SSSSS-S-S-S-S-S: S-S-S-S-S-S-S-S-S-S-SSSSSSSSSS: SSSSSSSSSS-S-S-S-S-S-S-S-S-S-S: S-S-S-S-S-S-SSSSS-S-S-S-S-S: SSSSS-S-S-S-S-S-SSSSS: S-SSS-S-SSS-S-SSS-S-SSS-S-SSS: SSS-S-SSS-S-SSS-S-SSS-S-SSS-S: Bütün alıştırmalar; bir tek nefeste yapılmalı ve kolaydan zora doğru ele alınmalıdır. ALIŞTIRMA: SOLUK TUTMA   a) Derin nefes alın. Nefesinizi bekletin. Beklerken gırtlağınızın gevşek ve boş olmasına dikkat edin. Öylece dayanabildiğiniz kadar bekleyin. b) Derin nefes alın ve gırtlağınızı açık tutun. Kısa ve kesik soluma yapın. Akciğerleriniz dolu iken sık sık çok az miktarda nefes alıp veriyorsunuz. Bunu yaparken karın bölgenizdeki hareketlenmeyi fark edin. c)Derin nefes alın, parmağınızı dudaklarınıza çok yakın tutun ve hafifçe üfler gibi yapın. Çıkan havanın oluşturduğu hafif ısıyı hissedin. Havanın mümkün olduğu kadar yavaş çıkmasına ve bu arada gırtlağınızın iyice gevşek olmasına dikkat edin. Aynı çalışmayı mum ateşi önünde yapın. Dudaklarınıza yakın tuttuğunuz mum ateşine hafifçe üflüyorsunuz ve mumu söndürmüyorsunuz. d) Derin nefes alın ve “papapa” sesini düşük sesle mümkün olduğu kadar az hava harcayarak mümkün olduğu kadar uzun süre tekrar edin. Her denemenizde geçen süreyi arttırmaya çalışın. Şimdi sesinizi yükseltin ve aynı çalışmayı yüksek sesle yapın. e) Yukarıdaki çalışmayı kalın, orta ve ince sesinizle ayrı ayrı yapın.   Soluğu İktisatlı Kullanma Konuşmaya başladığımızda hava bir çırpıda boşalıp bitmemelidir. Aynı havayı kullanarak daha fazla ses çıkarma egzersizi yapmamız gerekiyor. Üzerinde en fazla duracağımız çalışmalardan birisi nefesi iktisatlı kullanma çalışmasıdır.   Önce orta sesle sonra yükselerek: ah, oh uh, ıh, eh, öh, üh, ih hah, hoh, huh, hıh, heh, höh, hüh, hih, ahah, ohoh, uhuh, ıhıh, eheh, öhöh, ûhüh, ihih hahah, hohoh, huhuh, hıhıh, Kahkaha ile:  kahkah, kohkoh, kuhkuh, kıhkıh, kehkeh, köhköh, kühküh, kihkih, SES Sesin Tanımı; Ses, cisimlerin titreşimiyle oluşan dalgaların kulağımız tarafından algılanmasına denir. Kulağımızı uyaran dalgalar beynimizde duyumlara yol açan etkiler oluşturur.  Sesin var olabilmesi için, çalışır durumda bir kulak ve beynin (alıcı sistem) bulunması, onları uyarabilecek nitelikteki etkenlerin bir yerlerde (ses kaynağı) oluşması ve bu etkenlerin, oluşturdukları yerden kulağa kadar, kulağı uyarmaya yetecek bir şiddetle iletilmesi (iletici ortam) gerekir. Bu öğelerden herhangi birisi yoksa ses de yoktur Sesin Oluşumu "Ses, bir hareketin ürünüdür. Titreşen bir nesneden, örneğin bir telden yada davula gerilmiş deriden yükselen hareket (yada titreşim), hava yoluyla kulağımıza kadar iletilen dalgaları doğurur.''   "İnsan sesi sanıldığı gibi yalnızca gırtlaktan çıkmaz. İnsan sesi tüm vücudun mükemmel bir uyum içinde çalışması sonucu gerçekleşir.'' Gırtlağımızda gerili iki minik ses kasının titreşimi sonucu ses çıkartabiliriz. Bu kasların titreşimini sağlayan hava akciğerlerden üflenir. Çıkarttığımız sesin yüksekliği (tizliği) ses kaslarının gerginliğine bağlıdır. Ses kasları gerildikçe sesimiz tizleşir, gevşedikçe pestleşir.   REZONANS: İnsanda ses kaslarıyla üretilen sesin ağız, burun boşluklarında, kafa içindeki oyuklarda titreşerek güçlenmesine Rezonans denir. Çıkartılan sesin niteliği ise ses kaslarının niteliğine, esnekliğine bağlıdır.. Kafa Rezonansı: Kafa içi boşluklarında,  Sinüs boşluklarında ve  Burun boşluklarında oluşturulur. Kafa rezonansı için zihinsel ve psikolojik olarak kendimizi hazırlamalıyız. Yapılması gerekli olan diğer hazırlıklar; açık çene pozisyonu, damağın yarı esner hal alması, gırtlağın konumu (Larenks), kafa içi boşlukların aktif kullanılması, siren sesi taklidi, diyafram desteği, ses egzersizleridir. Göğüs Rezonansı: Göğüs, omuz, kaburga bölgelerinin titreşimiyle oluşturulur. Göğüs rezonansı diyafram desteği, açık çene pozisyonu, larenksin konumu, göğüsün açık ve öne doğru pozisyonu, ses egzersizleri ile elde edilir.   SESİN GÜÇLENMESİ Postürün doğru kullanımı, çenenin aşağı düşürülmesi, yarı esneme pozisyonu, damağın yukarıya doğru genişletilmesi, larenksin pozisyonu, yoğun diyafram desteği, ses egzersizleri ile sağlanır.   İnsan sesinin oluşumu ve algılanması aşağıdaki dört sistemin bir arada bulunması ve uyumlu çalışması ile mümkündür. "Algılayan sistem: Kulak ve Beyin Harekete geçiren sistem: Soluk borusu, akciğer, göğüs kafesi, diyafram, bel ve karın kasları, Titreşen sistem: Larenks – gırtlak Yankılayan sistem: Ağız boşluğu, dudaklar, dişler, damaklar, farenks, burun ve paranazal sinüsler.'' İnsan sesi ancak bu sistemlerin uyumlu bir şekilde çalışması ile sağlıklı bir şekilde oluşabilir. Sağlıklı ve ideal bir sesin oluşumu için yukarıda sıraladığımız sistemlerin doğru ve sağlıklı bir şekilde çalışması zorunludur. Bu sistemlerin herhangi birisinde yaşanacak olan aksaklık sağlıklı bir ses elde etmemizi engel teşkil edecektir. Ses Eğitimi Ses eğitimi kavramı; bireylere konuşma ve şarkı söylemede seslerini doğru, etkili ve güzel kullanabilmeleri için gereken davranışların kazandırıldığı, içinde konuşma, şarkı söyleme, şan ve toplu ses eğitimi gibi alt ses eğitimi basamaklarını barındıran, disiplinler arası bir özel alan eğitimidir. Ses eğitimi; şarkı söyleme eğitimi, şan eğitimi, koro eğitimi ve konuşma eğitimini kapsar. Aynı zamanda ses eğitimi türleri olarak adlandırılan bu farklı ses eğitimleri, temelde ortak olan doğru ses üretme ve kullanma davranışlarını kazandırmayı hedefler. SES ORGANLARI:   Akciğerlerden çıkan hava gırtlaktan geçerken ses tellerinde titreşimler oluşturur. Bu titreşimlerle gırtlak yapısına göre değişik şekillerde çok zayıf sesler oraya çıkar. Bu sesler diğer ses organlarıyla yoğrulur, titreşimlerle rahatlıkla işitilebilecek kadar büyür ve kimlik kazanır. Herkesin ses organlarının yapısının farklılığı ölçüsünde farklı sesleri veya ses kimlikleri vardır. Burada önce ses organlarımızın istediğimiz sesi çıkarabilecek yeteneğe ulaşmasını sağlamalıyız. Ses organlarının eğitimi diksiyonun altyapısını oluşturur. Ses organları eğitimsiz olduğunda diksiyon çalışmalarının her aşamasında tıkanıklıklar oluşacaktır. Diksiyon çalışmaları ses organlarının gelişimine katkı sağlar. Ana ses organlarını tek tek ele alalım ve geliştirilmeleri için alıştırmalar yapalım.   Dil Dilimiz ünlüleri hariç tutarsak diğer tüm seslerin çıkarılmasında mutlaka kullandığımız çok önemli bir ses organımızdır. “a,e,ı,i,o,ö,u,ü” den oluşan ünlülerin dilimiz sabit dururken seslendirilmeleri mümkündür. Sadece farklı ünlülerde çene ve ağız içinin aldığı pozisyonun değişimine paralel olarak değişik pozisyonlar alabilir. Ancak dil özellikle bazı seslerin çıkarılmasında en önemli fonksiyonları icra eder.   Dil ağız içinde çok rahat hareket edebilmelidir. Dilin ön alt dişlerin köküne, ön alt dişlerin üst bölümüne, ön üst dişlerin köküne, kıvrılarak üst dudağa dokunabilmesi gerekir. Dilin ucu rahatlıkla kasılabilmeli ve kıvrılabilmelidir.   Eğer dil kaslarına rahat bir şekilde hakim olmayı sağlayamazsak özellikle dilimizi kullanarak çıkardığımız seslerin bozuk çıktığını görürüz. Değişik milletlerin dillerindeki fonetik özellikler farklı dil yeteneklerini gerektirebilir. Örneğin Japonca “tsu” sesi, İngilizce “the” sesi, Arapça’ daki “peltek z” Türkçe fonetiğinde bulunmaz. Bu sesleri çıkarabilmek için de o milletlerin fonetikleri çerçevesinde dilimizi geliştirmemiz gerekir.   Eğer dilimizin kullanımının genel anlamda geliştirilmesini sağlamayı başarırsak, bu yeteneğimiz yabancı dil öğrenirken telaffuz sorununu çok kolay aşmamızı sağlayacaktır.   Türkçe’de dil tembelliğinin en fazla olumsuz etkilediği sesler şunlardır: “c, ç, d, j, l, n, r, s, ş, t, z” Eğer bu seslerden herhangi birini çıkarmakta güçlük çekiyorsanız veya seste boğukluk oluşuyorsa dil egzersizleri üzerinde yoğunlaşmanız gerekecektir.   DİLİ GELİŞTİRME ÇALIŞMASI   Aşağıdaki alıştırmaları dilinizi yöneten ağız içi kaslarınızı iyice yoracak kadar uzun süre ve abartılı olarak tekrar etmeliyiz.. -Dilinizi ağzınızda sakız çiğner gibi hızla çiğneyiniz. -Dilinizi ağzınızın içinde, çenenizin dışından, dudaklarınızın altından dairesel hareketlerle hızla dolaştırınız. -Dil ucunu ön alt dişlere dayandırarak ağız içinde köklerden ileri geri hareket ettiriniz. -Dilinizi iyice dışarı çıkarınız,iterek uzun süre dayanınız. -Dilinizi yuvarlayıp daralttığınız dudaklarınız ve çeneniz arasından içeri dışarı hareket ettiriniz.   ÇENE Güzel konuşmada çenenin rolü çok önemlidir. Tüm dillerdeki harfler, çenenin kullanımıyla seslendirilirler. Konuşma esnasında çene hızla birbirinden farklı hareketleri art arda gerçekleştirmek durumundadır. Çene açılır,kapanır, daralır, genişler. Alt çene ileri ve geri hareket eder. Ağzımızın üst bölgesinde bulunan dişlerin bağlı olduğu kemik yapısı sabittir. Dolaysıyla tüm bu hareketler alt çeneyi yöneten kaslar tarafından gerçekleştirilirler.         Örneğin; “ııı” sesini çıkardığımızda çene geriye doğru çıkmaya zorlanır. “aaa” sesini çıkardığımızda hizasından aşağıya doğru açılır. “Üüü” sesini çıkardığımızda ileriye doğru geçmeye zorlanır. “ne” dediğinizde daralıp birden açılır. “Sen” dediğimizde çene önce kapanır, sonra açılır ve sonra yine kapanır. Son derece karmaşık ve komplike hareketler inanılmaz bir hızla gerçekleşir.   Çenemizin kullanımında sorunlarla karşılaşabiliriz. Çene kasları geliştirilmemiş ve kondisyonsuz olduğunda değişik hareketleri düzenli olarak ve sorunsuz şekilde yapamayız. Bu durumda bazı çene hareketleri kaybolur ve bu kayboluş,seste de kayıp oluşturur. Diğer önemli sorun “çene darlığıdır”. Dar çene açık ve yuvarlak sesleri bozuk seslendirir. Ancak çalışmalar ve egzersizlerle bu sorunların üstesinden gelmek mümkün olabilir..   Örneğin; “aa”, “ıı” gibi anlaşılabilir.  “Ooo”,“uuu” gibi anlaşılabilir. Eğer çenemizi yeterince sağlıklı kullanamıyorsak tüm seslerin çıkarılmasında sorunlar yaşayabiliriz.   ÇENE ÇALIŞMASI Aşağıdaki alıştırmalarla çene açıklığını sağlama ve çenemizin her hareketi rahatlıkla yapması amaçlanmıştır. Tüm egzersizleri aşırı abartı ile gerçekleştirmelisiniz.   a) Elinizi alt çenenize dayayarak “çak çak” diye bağırın. Aşağıya itilen çenenizin yukarıya itilmesini sağlayın. Böylece çenenizi aşağıya iten kaslarınızın güçlenmesini sağlayabilirsiniz. b)İki elinizin içiyle yanak kemiklerinize masaj yapın c) Yumruk yapılmış iki ellerinizle çenenizin altından bastırın. Alt çenenizi açın, başınızı geri itin ve alt çenenizi kapatın. Tekrar çenenizi açın ve başınızı daha geriye itin. d) Çenenizi hızla iyice açıp kapatın. Hızlanın. e) Çenenizi hızla ileri, geri hareket ettirin. f) Çenenizi dairesel hareketlerle hızla döndürün.   DUDAK Dudakların kullanılmaması durumunda bazı seslerin çıkarılması kesinlikle mümkün değildir. Dudak tembelliği olan kişiler özellikle dudakların kullanımıyla seslendirilen seslerde sorun yaşarlar. Türkçe’de  ağırlıklı olarak dudağın kullanımına dayandırılan sesler şunlardır: “b, f, m, o, ö, p, u, ü, v,”   Bu seslerde bulanıklık veya anlaşılma güçlüğüne sebep olan bir konuşma biçimine sahipseniz bunun mutlaka dudak tembelliğinden kaynaklandığını düşünmelisiniz. Bununla birlikte dudaklar diğer seslerde de belli pozisyonlar alırlar. Bu yönüyle örneğin “ı, i,” gibi sesleri çıkarırken dudağın katkısı dikkate alınmalıdır. Bu sesler dudak olmaksızın da seslendirilebilirler ama istenen kalitede seslendirilmeleri mümkün olmaz.   DUDAK ÇALIŞMASI   a) Nefesinizi ağzınızdan kuvvetle verirken “poffff” deyin. Hava dudaklarınızı basınçla itsin. Basıncın dudak kaslarınızı şiddetli bir şekilde zorlamasını sağlayın. b) Sıkı sıkı kapalı ve dişlerinize yakın (çeneniz kapalıya yakın) tuttuğunuz dudaklarınızdan üflediğiniz havanın dudaklarınızdan kuvvetle çıkmasını sağlayın. c) Dudaklarınızı kapatıp ileri uzatın ve dairesel hareketlerle hızla döndürün. Aşağı yukarı, sağa sola hareket ettirin. d) Çenenizi kapatın ve hızla “mı, mu, mı, mu” deyin. Ardından aynı şekilde şu sesleri tekrar edin: “fe, ve”, “pe, be”,“u, ü”, “o, ö” Abartı yapmanız ve dudak kaslarınızı yoruncaya kadar çalışmayı sürdürmeniz önemlidir. e) Bir kalemi yatay olarak dudaklarınızda tutup Mevlana Celaleddin Rumi’den bir şiir okuyalım. Ben bende değil, sende de hem sen, hem ben, Ben hem benimim, hem de senin, sen de benim, Bir öyle garip hale bugün geldim ki Sen ben misin, bilmiyorum, ben mi senim. Çalışmanın finalinde dudaklarınız iyice yorulduğunda dudaklarınızı gevşetin ve kapalı tutarak havayı dışarı itin. Hava püfürdeyerek ,dudaklarınızı titreştirerek dışarı çıksın.   POSTÜR: ALEXANDER TEKNİĞİ Avustralyalı aktör Frederick Matthias Alexander (1869 -1955) sahnede sesinin kısılması ve doktorların buna çare bulamaması sonucunda 3 yıl kendini izleme döneminden sonra ortaya çıkarmıştır. Bu tekniğin diğer sanatçılar üzerinde de olumlu sonuçlar vermesi, tekniğin uluslararası alanda hızla yayılmasına yol açmıştır.   Frederick Matthias Alexander, oyunculuk kariyerine devam ederken sesiyle ilgili problemler yaşamaya başlamıştır. Başvurduğu doktorlar kendisine ses tellerinde iltihaplanma olabileceğini ve bu nedenle ameliyat olması gerektiğini söylemiştir. Alexander, problemin özünün sadece fizyolojik olamayacağı kanısına vararak kendisini incelemeye koyulmuştur. Sahneye çıktığında kısıldığı halde, dinlendiği zaman normale dönen sesinin, sadece ses mekanizmasını yanlış kullanmaktan dolayı değil, bütün vücudun kullanımından, özellikle de boynundaki kasılmalardan kaynaklandığını gözlemlemiştir. Bu sebeple, yıllar süren çalışmalar sonunda vücudunun kinestetik (bedensel zeka, aklın ve vücudun mükemmel bir fiziksel performansla birleştirilerek belli bir amaca yönelik faaliyetlerin sergilenebilmesi yeteneği) algısını geliştirerek, onu daha doğru kullanmayı başarmış ve sesiyle ilgili yaşadığı sıkıntılar da böylece sona ermiştir. Hayatı boyunca sahip olduğu, ses kısılmaları dışındaki kronik hastalıkları da vücudunu doğru kullanması sonucunda yok olmuştur. Kaza sonucunda Felç geçiren ve Alexander  tekniği ile iyileşen erkek kardeşi Albert Redden Alexander ile birlikte altı sene boyunca Sydney’de daha sonra Londra’da eğitimler vererek bu tekniği öğretmek üzerine çalışmıştır. Günümüzde pek çok müzik okulunda ve konservatuarda Alexander tekniği ders olarak verilmektedir, Tiyatro ve opera sanatçılarının  üzerinde çalıştığı bir tekniktir ve performans üzerindeki olumlu etkisi literatürde de yer almaktadır. Vücuttaki pek çok ağrı aslında duruşla, postürle yakında ilişkilidir. Bu konuda bir şey yapılmadığı zaman ise artarak kronik hale gelir. Beden, dengeli ve doğal bir şekilde kullanılarak ağrı engellenebilir ve deformasyona karşı çıkılabilir. Ağrının gerçek görevi bedende ters giden bir şeylerin olduğu konusunda bizi uyarmaktır. Gelecekte yaşanabilecek pek çok kronik ağrı ve sakatlığın da önüne geçilmesi için bu teknikten yararlanılabilir.   GÜZEL KONUŞMA (DİKSİYON)   Güzel ve etkili konuşmada diksiyon (söyleniş-telaffuz) yani seslerin doğru çıkarılması son derece önemlidir. Fonetik, seslerin doğru çıkarılmasıyla ilgilenen bir alandır. Diksiyon ise buna ek olarak daha geniş bir kapsamda, ses organlarının doğru sesleri çıkarabilecek şekilde eğitilmeleri üzerinde odaklanır. Bu yönüyle diksiyon önemli ölçüde fonetiğe dayanır. Diksiyon sesin güzel çıkmasını ve sözlerin doğru seslendirilmesini amaçlayan sanatın adıdır. Diksiyon bu yönüyle ses ve söz üzerinde odaklanmıştır. Diksiyon bölümünde diksiyonun temel öğeleri üzerinde durulmuştur. Bu öğeler söyleniş-fonetik,boğumlanma, vurgu, durak ve ulamadan oluşmaktadır. Boğumlama, seslerin birbiri ardına tam ve tok şekilde kaybolmadan çıkarılması alanıyla ilgilenir. Kelimeleri oluşturan hecelerin, heceleri oluşturan seslerin tam yerinden ve süresine uygun olarak söylenmesidir. Konuşma organlarımızda bir problem yoksa boğumlanma bozuklukları bilgisizlikten, vurdumduymazlıktan, kendimize ve dile karşı sorumsuzluktan kaynaklanır. Her dil, ülke coğrafyasının her yerinde aynı örneğe uygun olarak konuşulmaz. Konuşma dilinde yer yer farklılıklar vardır. Boğumlanmada örnek aldığımız, standart kabul ettiğimiz ağız İstanbul ağzıdır. Seslerin çıkış noktalarında İstanbul ağzına uyulması gerekir.   Boğumlama kusurları: Ünlü ve ünsüz sesleri tam bir belirginlikte seslendirebilenler sağlam boğumlanma yaparlar. Boğumlama yeteneğimizin gelişmesi için ses organlarımızın zorlandığı tekerlemeleri bol bol seslendirmemiz sorunumuzu çözmemiz için yeterli olacaktır. Tekerlemeleri hatasız ve çok rahat okuyabilecek şekilde tekrar etmelisiniz. Boğumlanma yeteneğinin gelişimi için her türlü metnin bol bol okunması tavsiye edilir. Konuşmayı bozan sebeplerin başında boğumlanma kusurları gelir. KONUŞMA BOZUKLUKLARI Boğumlanma kusurları fizyolojik ve psikolojik bir sorun yoksa genelde iki sebebe bağlıdır. 1-Dudak Tembelliği: Özellikle ünsüz harflerin gerektiği gibi biçimlendirilmemesiyle ortaya çıkar. Dudak tembelliğinde dudakların fazla hareket etmediğini görürsünüz. Dudak tembelliği konuşmanın anlaşılmaz olmasına sebebiyet verir. 2-Dil Tembelliği: Dil tembelliği diye adlandırdığımız problemde dil, üzerine düşen görevi hakkıyla yerine getirmez; az hareket eder ya da hareketsiz kalır. Dil tembelliği ıslıklı ve tıslamalı bir konuşmaya sebep olur. Konuşma peltekleşir.   Vurgu,söylemedeki monotonluğun kırılmasını sağlayan, her dilde kendine özgü gelişen bir telaffuz konusudur.   Yukarıda detaylı şekilde anlatıldığı üzere, seslerin gerektiği gibi çıkarılabilmesi için gırtlaktan başlayarak dil, dudaklar, çene ve buruna kadar tüm ses aletlerinin eğitilmesi önem kazanır. Bu çerçevede aşağıda çeşitli alıştırmalar yer alacaktır. Alıştırmaları yaparken ses çıkışlarını netleştirmeliyiz. İyi boğumlanma yani heceleri netleştirerek seslendirebilmek için dudak tembelliğini ortadan kaldırmamız gerekir. Sesleri ses organlarını abartılı kullanarak çıkaralım. Aşağıdaki doküman dört bölümden oluşmuştur: Birinci bölüm ses organlarının eğitimine ilişkin alıştırmalar; ikinci bölüm, sesli harflerin çıkarılışı; üçüncü bölüm sessiz harflerin çıkarılışı ve kullanımını anlatmaktadır. Dördüncü bölüm ise sesli ve sessiz harflerin cümle içinde karışık şekilde kullanımına ilişkin alıştırmalardan oluşmaktadır. Bu alıştırmalarda verilen örnek cümle veya hecelerin bıkmadan ısrarla tekrar tekrar seslendirilmesi gerekir. Bu çalışma sürdürüldükçe seslerin ağızdan akarcasına çıkmaya başladığını, başlangıçtaki zorlanma veya tutukluğun ortadan kalktığını göreceksiniz.   SÖYLENİŞ-FONETİK   Söyleniş bölümünde sesli ve sessiz harfleri ayrı ayrı inceleyeceğiz. Türkçede 8 adet sesli ve 21 adet sessiz harf vardır. Sesli harfleri “ünlü”, sessiz harfleri de “ünsüz” kelimesiyle tanımlayacağız. Türkçedeki ünlüler “a, e, ,ı, i, o,ö, u, ü”den oluşur. Ünsüzler ise “b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z” den oluşur. Söyleniş bölümünde ünlü ve ünsüz harflerin fonetiğini öğreneceğiz. Aşağıda konular hem anlatılmış hem de gerekli alıştırmalar birlikte verilmiştir.   ALIŞTIRMA: FONETİK   Ünlüler A Konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki (a) vardır. Bunlardan biri (kalın A) diğeri de (ince A) dır. Her iki (a)bazen uzun, bazen kısa okunabilir. Bu iki (a) yı söylerken birbirinden ayırt etmek için (ince a) nın üzerine şu ( ^ )işareti koyarak gösterelim.   Kalın A Şu şekilde söylenir: Dil doğal duruşunu değiştirerek ortaya doğru biraz yükselir, dudaklar hareketsiz, yanaklar gevşek ve çeneler açık. Elâlem ala dana aldı aladanalandı da, biz bir ala dana alıp aladanalanamadık. Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğini. Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.   İnce A (Kalın a) ya oranla daha ileriden söylenen bir ünlüdür. Dilimize geçen yabancı kelimelerden gelmiştir. Bu kelimelerin başında, ortasında ve sonunda bulunur.   Örnek: lâla, lâstik, hâl. hâlbuki, lâf, lâkırdı, lâle, lâl, kâse, lânet, lâzım, kâzım, kâtip gibi. Lâla lâtif lâleli lâmbasını lâcivert lâke lâvabodan nâzik, nâdide şefkâte verdi.   Uzun A Bunu da (â) şeklinde gösterelim : Önek: Nâne, nâdir, nâme, câhil, câhit, seyahât, sâdık, sâbit, kâtil, nâzik târih, mâvi, hâttâ, hârf, dikkât, şefkât,kabahât, sıhhât, nâmus, nâne, nâsihat,   E Konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki (e) vardır. Bunlardan biri (açık E) diğeri de (kapalıE) dir. Bu iki (e) yi söylerken birbirinden ayırt etmek için (kapalıe) nin üzerine şu (') işareti koyarak (açık e) den ayıralım.   Açık E (Açık e) şu şekilde söylenir: Çeneler (a) ünlüsünde olduğu gibi, dil ileri doğru yükselir. Kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. Örnek: Eş, sen, sene- Edebi edepsizden öğren: Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üstever: Evlinin bir evi, evsizin bin evi var. - Bir elin nesi var, iki elin sesi var. - Sen dede ben dede bu atı kim tımar ede. KapalıE (KapalıE) şu şekilde söylenir: Dudak kenarları kulaklara doğru biraz yaklaşıp çeneler hafifçe sıkılır. Gece penceredeki benekli tekir kedi tenceresindeki eti yedi.   I Şu şekilde söylenir: Çıkış noktası damağın arka kısmındadır. Dudakların köşesi kulaklara doğru açılır. Dil damağın arkasına doğru toplanarak dar bir geçitten havayı bırakır. Dilimizde (ı) ünlüsü kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. Örnek: Isı, ıslık, ılıcalı Ihlamuru ısıt, Tıkır tıkır, Mırıl mırıl,Şıkır şıkır, Yığın yığın, kıpır kıpır, gıcır gıcır, ıslak ıslak, pırıl pırıl, fırıl fırıl,zırıl zırıl. İ Şu şekilde söylenir: Çıkış noktası damağın ön kısmındadır. Dudakların köşesi kulaklara doğru açılır, dil damağın iki yanına dayanarak dar bir geçitten havayı bırakır. Kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. Örnek: İz, dil, izci İki dinle bir söyle. İki el bir baş içindir. Dilimizde süresi uzun olan (i) lere rastlanır: İcat, biçare, bitap, bitaraf, veli, fenni, fiziki, cani, hayati, nihai, fuzuli, deruni   O Konuşma dilimizde kalın ve ince olmak üzere iki ayrı O vardır. Kalın O Çeneler açık, dudaklar birbirine yakındır ve ağız içi yuvarlaktır. Kelime başlarında sık rastlanır. Örnek: Ot, ova,ocak, olmak, ordu, oda, orman, ortak, bando, banyo, biblo, bono, fiyasko, tango, solo, fono, foto, radyo,stüdyo, şato, tempo, vazo. Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz.   İnce O Biraz daha ileriden daha az yuvarlak yapılarak söylenir. Lobutları loş locasında notalayan normâl lort losyoncusunun lokantasında nohutları lokumlarla karıştırdı.   Ö Çeneler ve dil (açık e) ünlüsünde olduğu gibidir. dudakların alt ve üst köşeleri birbirine yaklaşıp ağız küçük bir yuvarlak gibi olur. (ö) ünlüsü çoğunlukla kelime başında bulunur.   Örnek: öbek, öç, ödenek, ödünç, ödeşmek, ödev, öfke, öğrenmek, öğrenim, öğretim, öğünmek, öğüt, ökçe,öksürük, örs.. - Ölenle ölünmez. - Ölüm kalım bizim için. - Önce düşün. sonra söyle. - Öfkeyle kalkan zararla oturur.   U Konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki (u) vardır. Bunlardan biri (kalın u) diğeri de (ince u) dur.   Kalın U Çeneler açık, dudaklar birbirine iyice yaklaşık ve ağız tam bir küçük yuvarlak olur. Örnek: Uç, ucuz, uçak, uçurum,uykucu, ulu -Unkapanı uğradığı uğursuzluktan upuzun uzandı.   İnce U (Kalın u) ya oranla daha ileriden söylenir. Ünlüsü çoğunlukla yazıda (ü) ünlüsü ile gösterilir. Örnek: Rûya, rûzgâr,hûlya, gûya, lûzûm, lûtfen, lûgat, nûr, nûmara, Nûri, Gûya Hûlya rûyasında Lûtfi'ye nûmaralı nûtuk söyleyerek lûtfetmiş. Ü Çeneler ve dil (açık e) ünlüsünde olduğu gibidir. Dudakların alt ve üst köşeleri birbirine iyice yaklaşır ve büzülür. (ü)ünlüsüne dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda sık rastlanır. Örnek: Üç, üçgen, üçlü, üçüz, üflemek,ülker, ülkü, ün, ünlem, ünlü, üreme, ürkek, ürpermek, üzüm, üstün, üşenmek, ütü.. - Üzüm üzüme baka baka kararır. -Ülker üzüntüden üzüm üzüm üzüldü. -Ürümesini bilmeyen köpek, sürüye kurt getirir.   ÜNSÜZLER B Dudakların birleşip açılmasıyla meydana gelir. Kelimenin başında veya ortasında bulunur. Kelime başında örnek: Baş, boş, bıçak, biber Kelime sonunda (p)ye dönüşür. Örnek: Kitap, kap, hesap, çorap. Kelime sonunda ünlü bulunursa eski konumuna döner. Örnek: Kitabı, dolabı, kabı, hesabı.. Gerçekte (p) ile biten kelimeler ise değişmezler. Örnek: sap-sapı, çöp-çöpü, top-topu, tüp-tüpü, küp-küpü,kulp-kulpu, hap-hapı, Bi Be Ba Bo Bu Bö Bü Bı Bip Bep Bap Bop Bup Böp Büp Bıp Bil Bel Bal Bol Bul Böl Bül Bıl Bir Ber Bar Bor Bur Bör Bür Bır Bit Bet Bat Bot But Böt Büt Bıt Bis Bes Bas Bos Bus Bös Büs Bıs -Babasının benekli bıldırcını bitişik bostanda böceklerden bunalarak büzüldü.         C Dişler birbirine yaklaşık, dil ucu dizlerin ön kenarına yayılmış, alt çene aşağıdüşerek çıkar. Örnek: Cam. caba,cacık, coşkun, cömert, cüce, cümle. Kelime sonunda (ç) olur. Ci Ce Ca Co Cu Cö Cü Cı Cip Cep Cap Cop Cup Cöp Cüp Cıp Cik Cek Cak Cok Cuk Cök Cük Cık Cit Cet Cat Cot Cut Cöt Cüt Cıt -Cambaz Cevat cılız cimri coşkunla cömertliğe cumbada cüret ettiler.   Ç C harfinden biraz daha sert olarak çıkar. Çıkış biçimi aynıdır. Çi Çe Ça Ço Çu Çö Çü Çı İç Eç Aç Oç Uç Öç Üç Iç Çip çep Çap Çop Çup Çöp Çüp Çıp Tiç Teç Taç Toç Tuç Töç Tüç Tıç Piç Peç Paç Poç Puç Pöç Puç Püç Pıç Şiç Şeç Şaç Şoç Şuç Şöç Şuç Şüç Şıç -Çardaklı çeşmedeki çırak, çiçekleri çorbanın çöreğini ve çuvallarıçürüttü.   D Dilin damağın ön kısmına üst diş köklerine dokunmasıyla çıkarılır. Örnek: Dam, dal, dar, dış, diş, dadı, dede, deney, demir.. Kelime sonunda (t) olur. Yalnız anlamlan ayrı olup söylenişleri benzeyen bir kaç kelimeyi birbirinden ayırmak için (d)olarak yazılır. Örnek: Ad (isim), at (hayvan), od (ateş), ot (bitki), had (derece), hat (çizgi)   Di De Da Do Du Dö Dü Dı Dip Dep Dap Dop Dup Döp Düp Dıp Dik Dek Dak Dok Duk Dök Dük Dık Dit Det Dat Dot Dut Döt Düt Dıt Dir Der Dar Dor Dur Dör Dür Dır Diz Dez Daz Doz Duz Döz Düz Dız -Davulcu dede dışarlıklı dikişçiyi dolandırırken dönemecin duvarından düştü.   F Üst kesici dişler alt dudağın üstüne dokunup açılmasıyla çıkarılır. Dilimizde çoğunlukla kelime başında, pek seyrek olarak da ortasında ve sonunda bulunur. Örnek: Fal, fil, fakat, falaka, falanca, faraş, felek, ferman, fasafiso,federasyon, felâket, felç, fevkalâde, frak, fitre, film, fayans, fötr, fotojenik, futbol, füze.. Fil Fel Fal Fol Ful Föl Fül Fıl Fit Fet Fat Fot Fut Föt Füt Fıt Fip Fep Fap Fop Fup Föp Füp Fıp Fif Fef Faf Fof Fuf Föf Füf Fıf     G Dil sırtının damağın gerisini, bir de damağın daha ön kısmını kapatmasıyla meydana gelir. Örnek: Gaga, gagalamak,gam, galiba, gar, garaj, gargara, gazete, gelincik, göçmen, gölge, gönye, görev, güzellik.   (G) ünsüzünün iki çıkış noktası vardır. İnce ünlülerle damağın ön kısmından çıkar. Örnek: Gâh, gel, gör, git, gûya,güç. Kalın ünlülerle damağın gerisinden çıkar. Örnek: Gar, gıcık, gocuk, guguk, gibi. Gi Ge Ga Go Gu Gö Gü Gı Gik Gek Gak Gok Guk Gök Gük Gık Gip Gep Gap Gop Gup Göp Güp Gıp Gif Gef Gaf Gof Guf Göf Güf Gıf Gil Gel Gal Gol Gul Göl Gül Gıl Gir Ger Gar Gor Gur Gör Gür Gır -Galip Geyvede gırgır giden gocuklu göçmen gururluya güldü.     Ğ Dilimizde varlığını ancak kendinden evvel gelen ünlünün süresini uzatmakla hissettirir. Kelime başında bulunmaz, iki ünlü arasında ise ikili ünlü meydana getirir. Örnek: Boğaz-boaz, doğal-doal, yoğurt-yourt Konuşma dilimizde bazan y ve v seslerine döner. Örnek: Eğer-eyer, diğer-diyer, soğuk-sovuk Ği Ğe Ğa Ğo Ğu Ğö Ğü Ğı Ğir Ğer Ğar Ğor Ğur Ğör Ğür Ğır Ğip Ğep Ğap Ğop Ğup Ğöp Ğüp Ğıp Ğil Ğel Ğal Ğol Ğul Ğöl Ğül Ğıl   H Bir soluk harfi olup ağzın (kalın a) ünlüsünü çıkardığı durumla meydana gelir. Örnek: Habbe, haberci, haber,hacamat, hacı, hacıyatmaz, hadde, hademe, hafız, hafif, hafta, hakiki, hakir, hâlbuki, hallac, hassâs, hece, hımhım, hipnotizma, hokkabaz, hulâsa, hülyalı, hüner, hücum, hücre, hüviyet, Hi He Ha Ho Hu Hö Hü Hı Hih Heh Hah Hoh Huh Höh Hüh Hıh Hip Hep Hap Hop Hup Höp Hüp Hıp Hit Het Hat Hot Hut Höt Hüt Hıt Hil Hel Hal Hol Hul Höl Hül Hıl Hir Her Har Hor Hur Hör Hür Hır -Habeş hemşire hırkalı hizmetçi hoppa hödüğe hurmaları hürmetle sundu..   J Dişler birbirine, dil damağa yaklaşır, havanın dil ortasından sızmasından meydana gelir. Örnek: Jale,Japon, jandarma, jambon, jelâtin, jeoloji, jeolog, jest, jilet, jübile, jüri. Halk arasında (j) ünsüzünün (c) olduğu görülür. Örnek: Japon - Capon, jandarma - candarma, panjur - pancur, jurnalcı- curnalcı, Ji Je Ja Jo Ju Jö Jü Ji Jij Jej Jaj Joj Juj Jöj Jüj Jıj Jir Jer Jar Jor Jur Jör Jür Jır  Jil Jel Jal Jol Jul Jöl Jül Jıl Jip Jep Jap Jop Jup Jöp Jüp Jıp Jis Jes Jas Jos Jus Jös Jüs Jıs -Japon jeolog jiletini jurnaliyle jüriye verdi.   K Dil sırtının damağın gerisini, bir de damağın daha ön kısmını kapatmasıyla meydana gelir. İnce ünlülerle damağın ön kısmından kalın ünsüzlerle ise arka kısmından çıkar. Örnek1(İnce ünlüler): Kel, kir, kör, kâtip, kâhya. Örnek2(Kalın ünsüzler): Kaba, kaya, kaçak, kadastro, kadın kadife, kalp, kal. Ki Ke Ka Ko Ku Kö Kü Kı Kik Kek Kak Kok Kuk Kök Kük kık Kil Kel Kal Kol Kul Köl Kül Kıl Kir Ker Kar Kor Kur Kör Kür Kır Kip Kep Kap Kop Kup Köp Küp Kıp Kit Ket Kat Kot Kut Köt Küt Kıt -Kara ketenlik külahlı kuş kara kediyi yedi   L Dil ucu damağın ön kısmına(lale), bir de daha gerisine(olay) dayanır. Hava dilin yanlarını titreterek sızar. Örnek: lâbirent, lâboratuvar, lâcivert, lâçka, lâdes, lâf, lâkap, lâhana, leylâk, leziz, limon, lise, litografya, liyakat, lcao, lodos, lokanta, lokma, lokomotif, losyon, loş.. Li Le La Lo Lu Lö Lü Lı Lil Lel Lal Lol Lul Löl Lül Lıl Lir Ler Lar Lor Lur Lör Lür Lır Lip Lep Lap Lop Lup Löp Lüp Lıp Lit Let Lat Lot Lut Löt Lüt Lıt Lin Len Lan Lon Lun Lön Lün Lın (L) ünsüzü bazı kelime ortalarında ve sonlarında kaybolur. Örnek: Nasışey - nasıl şey, kak ordan - kalk ordan..   M Dudakların birleşip açılması ve damağın hafif alçalmasıyla meydana gelir. Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. Örnek: Maalesef, macera, maç, madalya, maarif, modern, mücevher, madenî,manzume, müzakere.. Mi Me Ma Mo Mu Mö Mü Mı Mip Mep Map Mop Mup Möp Müp Mıp Mir Mer Mar Mor Mur Mör Mür Mır Mil Mel Mal Mol Mul Möl Mül Mıl Min Men Man Mon Mun Mön Mün Mın Mim Mem Mam Mom Mum Möm Müm Mım -Muhallebici melankolik MısırlıMirza modern mösyöyle Muradiye’de müzik dinledi.   N Dilin damağın ön kısmına, üst diş köklerine dayanıp açılmasıyla meydana gelir: Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. Örnek: Nasır, nadan, nadide, nafaka, nafile, naftalin, nakil, nakit , nal, nalbant, namaz, namus,nankör, narin, narkoz, nâsihat, nâzım, nazik, nesir, nezaket, nilüfer, Ni Ne Na No Nu Nö Nü Nı Nip Nep Nap Nop Nup Nöp Nüp Nıp Nil Nel Nal Nol Nul Nöl Nül Nıl Nir Ner Nar Nor Nur Nör Nür Nır Nim Nem Nam Nom Num Nöm Nüm Nım Nin Nen Nan Non Nun Nön Nün Nın -Namlı nane nini nini naneleri numaraladı.   P Dudakların birleşip açılmasıyla ve açılma sırasında dışarıya hava fırlamasıyla meydana gelir. Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. Örnek: Paça, paçavra, paket, pala, palamut, panorama, pansiyon, pantolon, papatya, paragraf, paramparça, paraşüt, paratoner, parazit, patinaj, pedagoji, plak, plaka, plan,planör, politika, porselen, porsiyon, program, projeksiyon, protesto, psikoloji, Pi Pe Pa Po Pu Pö Pü Pı Pip Pep Pap Pop Pup Pöp Püp Pıp Pil Pel Pal Pol Pul Pöl Pül Pıl Pir Per Par Por Pur Pör Pür Pır Pit Pet Pat Pot Put Pöt Püt Pıt Pis Pas Pos Pus Pös Püs Pıs -Palavracı peltek pısırık pişkin poturlu porsuk pulcu püskürdü.   R Dil ucunun yukarıdaki kesici dişlere yakın noktayla meydana getirdiği kapağın bir çok defa açılıp kapanmasıyla meydana gelir. Kelime başında bulunan (R) kolay söylenir. Fakat kelime sonlarındaki (R) ünsüzlerine önem verilmezse anlaşılması güç olur. Örnek: Rabıta, radyatör, radyografi, rahat, roket, raket, ramazan, randevu raptiye, rol, reçete, rehber, rehin, rejisör, rakip, reklâm, rekor, repertuvar, reverans, rezonans, riyakâr,romatizma, rota, rozet, röportaj, rûya, rûzgâr, Ri Re Ra Ro Ru Rö Rü Rı Rir Rer Rar Ror Rur Rör Rür Rır Tir Ter Tar Tor Tur Tör Tür Tır Fri Fre Fra Fro Fru Frö Frü Frı Gri Gre Gra Gro Gru Grö Grü Grı -Radyolu ressam Ramis, Rasim’in romanıyla röportaj yaptı.   S Dudaklar açıktır, dilin ucu alt diş köklerine yaklaşır ve hava dilin arasından tonsuz olarak sızar. Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. Örnek: Sap, saat, sabah, sabotaj, saman, servis sıska, seksek senaryo, stüdyo, spiker, smokin, hassas, kasa gibi... Si Se Sa So Su Sö Sü Sı Sil Sel Sal Sol Sul Söl Sül sıl Sir Ser Sar Sor Sur Sör Sür Sır Sis Ses Sas Sos Sus Sös Süs Sıs SişSeşSaşSoşSuşSöşSuşSışİsi Ese Asa Oso Usu Ösö Üsü Isı -Sandıklı’da sepetleri sıralı simitçi sofrada sökülen sucuklarısüpürdü.   Ş Dişler birbirine, dil sırtı da katı damağa yaklaşır, hava dilin ortasından çıkar. Örnek: şantaj, şantiye, şafak, şahin, şakşakçı, şimendifer, şimşek, şarapnel, şarjör, Şifre, şövale, şüphe, şölen, Şi Şe Şa Şo Şu Şö Şü Şı Şil Şel Şal Şol Şul Şöl Şül Şıl Şir Şer Şar Şor Şur Şör Şür Şır Şis Şes Şas Şos Şus Şös Şüs Şıs Şiş Şeş Şaş Şoş Şuş Şöş Şüş Şış Şiz Şez Şaz Şoz Şuz Şöz Şüz Şız -Şamlı şemsek şimşir şafak şakşaklandı.     T Dilin damağın ön kısmına diş köklerine dayanıp açılmasıyla meydana gelir:. Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. Örnek: Tabak, taban, tabela, tablet, tablo, talih, tarih, tapu, tatil, teklif, tekzip, telefon,teleskop, televizyon, telgraf, temenni, tempo, temsil, tentene, tepki, terlik, termos, testere, transatlantik,transformatör, trapez, titiz, tiyatro, tren, tribün, turp, turnike, tünel.. Ti Te Ta To Tu Tö Tü Tı Tik Tek Tak Tok Tuk Tök Tük Tık Tir Ter Tar Tor Tur Tör Tür Tır Tit Tet Tat Tot Tut Töt Tüt Tıt Tis Tes Tas Tos Tus Tös Tüs Tıs TişTeşTaşToşTuşTöşTüşTış -Tatar tepsici tıknaz titiz Tosun tömbekici tulumbacıyla tütün tüttürdü.   V Üst kesici dişler alt dudağın üstüne dokunur. Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur. Örnek: Vade,vadi, vagon, vahşi, vakit, vantilâtör, vapur, varil, varis, vasiyet, velvele, vergi, vestiyer, vesvese.. Vi Ve Va Vo Vu Vö Vü Vı Viv Vev Vav Vov Vuv Vöv Vüv Vıv Vil Vel Val Vol Vul Völ Vül Vıl Vir Ver Var Vor Vur Vör Vür Vır Vis Ves Vas Vos Vus Vös Vüs Vıs VişVeşVaşVoşVuşVöşVüşVış -Velveleli vasi vesvese vadide vagon verdi.   Y Dil ortasıyla ön damak arasından çıkar. Dilimizde kelime başında ortasında ve sonunda bulunur. Örnek: Yaba,yaban, yağmur, yalan, yamyam, yankı, yan, yarış, yaz, yaş, yangın, yayan, toy, çay.. Yi Ye Ya Yo Yu Yö Yü Yı Yiy Yey Yay Yoy Yuy Yöy Yüy Yıy Yil Yel Yal Yol Yul Yöl Yül Yıl Yir Yer Yar Yor Yur Yör Yür Yır Yis Yes Yas Yos Yus Yös Yüs Yıs Yiz Yez Yaz Yoz Yuz Yöz Yüz Yız -Yalvaç’lı yelpazeli yıldız yirmi yoksul yörükle yumurtalarını yükledi.   Z Dilin ucu alt diş köklerine yaklaşır, hava dilin arasından tonlu olarak çıkar. Kelimelerin başında, ortasında ve sonunda bulunur. Örnek; Zafer, zahire, zahmet, zakkum, zalim, zaman, zambak, zamk, zar, zarar, zarf, zemzem, zenci, zerdali.. Zi Ze Za Zo Zu Zö Zü Zı Zip Zep Zap Zop Zup Zöp Züp Zıp Zil Zel Zal Zol Zul Zöl Zül Zıl Zir Zer Zar Zor Zur Zör Zür Zır İzi Eze Aza Ozo Uzu Özö Üzü Izı ZişZeşzaşZoşZuşZöşZüşZış -Ziyankâr Ziya, zibidi Zihni’yle Zincirlikuyu’da Zileli Zibanın ziyafetine kondular.
İstanbul Beyoğlu’nda bulunan “Mehmet Özkaya Akademi Stüdyo”nun kurucusu, sahibi, koro şefi ve bestekâr, emekli TRT ses sanatçısı, TRT İstanbul Radyosu Türk Müziği Gençlik ve Çocuk korolarında ses ve nefes çalışması yaptırmış, bu konularda geleceğin sanatçılarına destek veren Vanlı Mehmet Özkaya doğru nefes ses ve diksiyon tekinkilerini Vansesi okurları için anlattı.

Van'ın 83 yıllık ilk gazetesi Vansesi'nin değerli okurlarına sağlıklı mutlu günler dileyen Mehmet Özkaya, paylaşacağı bilgiler ile ilgili olarak şunları söyledi: " Gazetemizin yazı işleri müdürümüz değerli dostum  İkram Kali ile telefon görüşmesinde  koronavirüs süreecinde  doğru nefes almanın  önemini de konıştuk.  İkram Bey  de konuyu köşesine taşıyınca siz  değerli okurların büyük ilgisini  çektiğini öğrendim. Kıymetli okurlarımıza nefes ses ve diksiyon ile ilgili teknik bilgiler vermek  isityorum.  Okurlarımızın ilgiler ışığında sabırla düzenli  çalıştıklarında    nefes ses ve konuşmada  yararını  göreceklerine inanıyorum."

ONLİNE EĞİTİME KATILABİLİRSİNİZ

Yurt içinden ve dışından  eğitim  talepleri aldıklarını kaydededen  Özkaya, " 5 grupla Online yaptığımız koro çalışmalarımızda aşağıda bahsetiğim bilgilerin uygulamasını yapıyoruz.. Arzu edenleri de  misafir olarak kabul ediyoruz. Gruba katılmak isterlerse kayıt yapıyoruz. Ayrıca Online olarak yurt dışından şan eğitimlerine çok talep alıyoruz"dedi.

AMAÇ

Ses eğitimi, bireyin tek başına yada toplulukla sesini doğru kullanarak şarkı söylemesini, çevresi ile sağlıklı ilişkiler kurmasını, hem yorumlayıcı hem de dinleyici olarak müziğe bilinçli bir şekilde katılmasını ve ona müzik alanında kültürel bir kimlik kazandırmayı amaçlar.

Bireye, ses eğitiminin temel ilkeleri doğrultusunda kazandırılması amaçlanan temel davranışlar; solunum, fonasyon, rezonans ve artikülasyondur.

Tüm bu  davranışlara  ilişkin, eğitim sürecinde katılımcılara şarkı söylemede, doğru solunuma dayalı, doğru fonasyonla ses oluşturmaya ilişkin uygun alıştırmalar yaptırılarak, sesini yormadan güzel, etkili, denetimli ve kontrollü bir biçimde üretme becerisi kazandırılırken; konuşurken ve şarkı söylerken de doğru, güzel ve etkili kullanma, şarkıyı zevk alarak söyleme ve daha önce duyduğu şarkıları en doğru şekilde öğrenme ve söyleme becerilerini geliştirmek amaçlanmaktadır.

 Bunun yanında bireyler üzerinde nasıl yararlar sağlayabileceğine dair örneklerin çoğaltılması mümkündür;

 

  • Doğru soluk alma, doğru ses üretme ve yayma,
  • Sesi farkında olarak kullanırken ses sağlığını koruma,
  • Koro eserlerini güzel ve etkili seslendirme,
  • Sahne ve performans becerisi kazanma,
  • Doğru sesi üreterek, güzel konuşma ve şarkı söyleme,
  • Şefle uyum ve toplu söyleme becerisi geliştirme,
  • Düzeylerine uygun eserleri müzikal duyarlılıkla seslendirme,
  • Koro çalışmaları aracılığı ile birlikte düşünme, birlikte hareket etme ve paylaşma duyguları kazanma,
  • Koro kültürü ve disiplini kazanma,
  • Türk müziği eserlerini genel ve karakteristik özelliklerine uygun seslendirme,
  • Müziksel duyarlılık, düşünme, yorumlama ve yaratıcılık becerisi geliştirme,
  • Müzik eğitimi ve disiplini yoluyla toplumunun sosyal ve kültürel gelişimine katkıda bulunma..vb.

 

 

  1. NEFES (SOLUNUM)

Yaşam, aldığımız ilk nefesle başlayıp son nefesimize kadar devam eden bir süreçtir. Ortalama olarak dakikada 14-16, Saatte 800-900 günde yaklaşık 20.000 kez nefes alırız. Nefes alıp vermenin en önemli işlevi, vücudumuzun oksijen ihtiyacını karşılayarak ses üretimi (fonasyon) için gerekli olan enerjiyi sağlamaktır. Şekilde 1-2-3 olarak gösterilen bölgelerde akciğerlerin orta bölgesi konuşma sırasında, akciğerlerin üst bölgesi spor yaparken, akciğerlerin alt bölgesi ise uzun soluklu konuşmalarda ve şarkı söylemede kullanılır.

Solunum Sistemi Soluk Borusu Bronşları | Kadınlar

  1. Üst solunum bölgesi;

Kalbe daha fazla yük olduğu ve göğüs boşluğundaki rezonansı önlediği için şarkı söylemeye fazla elverişli değildir.

 

  1. Orta solunum bölgesi;

Mide kasları ve kaburgalar arasında kalan ciğerlerin orta bölümünü kapsayan bir nefes alış şeklidir. Üst ve orta solunum beraber hareket eder. Genellikle günlük konuşmalarda alınan nefestir.

Akciğerlerdeki havanın % 30 u sirküle edilir. Eğitim almamış konuşmacı ve şarkıcıların kullanabildiği, nispeten daha kapasiteli bir nefes alış şeklidir.

 

  1. Alt solunum bölgesi; (Diyafram solunumu)       

Mide üzerini kaplayan diyafram adalesinin alta doğru esnemesiyle açılan boşluğa ciğerlerin alt loplarının genişleme imkânı bulduğu ve ciğerlerin tamamının kullanıma sokulduğu bir nefes alma biçimidir. Ciğerlerdeki havanın yaklaşık % 50 si sirküle edilebilir. Diyaframla birlikte, orta ve üst solunum beraber hareket eder.

Diyafram nedir?

Diyafram, göğüs boşluğu ile karın boşluğunu birbirinden ayıran kas grubudur.

Solunum Olayında Diyaframın Görevi Nedir?

Diyafram Nefesi nedir?

Nefesin Akciğerlerin alt bölgelerine kadar inerek derinlemesine nefes alışverişe diyafram nefesi denir.

Diyafram nefesi, yatmakta olan bir insanın doğal nefes alış biçimidir. Sırt üstü yatarken elimizi karnımızın üzerine koyarsak, bu hareketi rahatlıkla izleyebiliriz. Yatarken çok doğal olan bu nefes, ayakta iken zorlukla ve belirli bir teknikle elde edilir.

Şarkı söyleyenler,spikerler, uzun soluklu konuşanlar kısacası sesini kullanan herkes için diyafram nefesi oldukça  önemlidir.

Diyafram nefesinde, diyafram kas grubu kubbeleşip düzleşerek, havayı düzenli bir şekilde almaya ve boşaltmaya yardımcı olur.

 

  • Yatarken,
  • Ellerimizi dizlerimize koyarak eğildiğimizde,
  • İç çektiğimizde
  • Bir çiçeği koklarken,
  • Hayret ve korku anındayken aldığımız nefes, doğal diyafram nefesidir.

 

Diyafram nefesi alırken omuzlarımızı yukarı kaldırılmamalı ve göğüste gözle görülebilir bir hareket olmamalıdır.

Diyafram nefesi daha çok akciğerlerin alt yarısında toplanan ve ciğer uçlarına kadar inerek diyaframla ilişki kuran nefestir. Bu nefes, ses eğitimine en uygun olan nefestir. Diyafram nefesinde hava, diyafram ve ses organının güç birliği ile şarkı söylememizi kolaylaştırır.

Diyafram nefesi, diğer nefeslere oranla, kalbimize daha az yük olur. Diyafram nefesi, şarkı söylemek için ve uzun soluklu konuşma performanslarında gerekli olan nefestir. Daha geç, daha düzenli ve istenen basınçta nefesi boşaltmaya çok elverişlidir. Diyafram nefesi alt bölgeye alındığı için göğsü sıkıştırmaz ve göğüs boşluğu rezonansını kısıtlamaz.

Diyafram Nedir?

Diyafram nefesi nasıl alınır?

Birkaç şekilde alınabilir.

  • Akciğerlerdeki hava sonuna kadar boşaltılır. Bu boşaltmanın sonunda kısa bir süre beklenerek alınan yeni nefes diyaframatik solumayı kolaylaştırır. .
  • Öne doğru başı eğerek bir çiçeği koklar gibi yaparken alınan nefes, diyafram nefestir.
  • Bir olay karşısında hayret ve şaşkınlık yaşarken alınan nefes diyafram nefesidir.
  • Korku anında ve ağlarken iç çekme sırasında alınan nefes, diyafram nefesidir.
  • Yatakta sırt üstü yatarken alınan nefes doğal diyafram nefesidir.

 

 

 

NEFES ÇALIŞMALARI:

 

  • Alınan bir tek nefesin, kesik kesik boşaltılması:

Kesik nefes çalışması, nefesin, diyaframla daha sıkı bir işbirliği kurmasına yardımcı olacak ve nefes basıncını arttıracaktır.

Nefes çalışmalarında kalp, normal nefese oranla daha büyük bir yük altındadır. Tutularak boşaltılan bir nefes sırasında kalbin normal nefese oranla daha kuvvetli ve sık çarptığı hissedilir. Bu da, nefes çalışmalarının kalbe normalin üstünde bir yük yüklendiğini gösterir. Bu nedenle, kesik nefes çalışmaları gibi, diğer nefes çalışmalarının da süre yönünden zararlı olmayacak bir biçimde düzenlemesi gerekir.

Kesik nefes çalışmalarının diğer bir özelliği de toplu çalışmalardaki başarıyı büyük ölçüde etkileyecek olan, disiplin ve yönetim anlayışının başlangıcı olmasıdır. Bu çalışmalarda topluluk yöneticiyle birlikte nefes alacak ve sayılara uyarak tam disiplin anlayışı içinde çalışmalar sürdürülecektir.

  • Kesik ve Uzun Nefes Çalışmaları

Kesik nefeslerinin ayrıa yrı çalıştırılmasından sonra, kesik ve uzun nefesleri içeren karma çalışmalara geçileceği için karma nefes alıştırmaları düzenli çalışılmalıdır. Aşağıda düzenli ve disiplinli bir şekilde yapılması gereken örnek alıştırmaları göreblirsiniz.Örnek alıştırmalardaki tek (S) harfleri kesik nefesleri, birden fazla yan yana yazılmış olan (SSS) harfleri de uzun nefesleri göstermektedir.

 

Örnekler:

  1. S-S-S-S-S:
  2. S-S-S-S-S-S-S-S-S-S:
  3. S-S-S-S-S-SSSSS:
  4. SSSSS-S-S-S-S-S:
  5. S-S-S-S-S-S-S-S-S-S-SSSSSSSSSS:
  6. SSSSSSSSSS-S-S-S-S-S-S-S-S-S-S:
  7. S-S-S-S-S-S-SSSSS-S-S-S-S-S:
  8. SSSSS-S-S-S-S-S-SSSSS:
  9. S-SSS-S-SSS-S-SSS-S-SSS-S-SSS:
  10. SSS-S-SSS-S-SSS-S-SSS-S-SSS-S:

Bütün alıştırmalar; bir tek nefeste yapılmalı ve kolaydan zora doğru ele alınmalıdır.

ALIŞTIRMA: SOLUK TUTMA

 

a) Derin nefes alın. Nefesinizi bekletin. Beklerken gırtlağınızın gevşek ve boş olmasına dikkat edin. Öylece dayanabildiğiniz kadar bekleyin.

b) Derin nefes alın ve gırtlağınızı açık tutun. Kısa ve kesik soluma yapın. Akciğerleriniz dolu iken sık sık çok az miktarda nefes alıp veriyorsunuz. Bunu yaparken karın bölgenizdeki hareketlenmeyi fark edin.

c)Derin nefes alın, parmağınızı dudaklarınıza çok yakın tutun ve hafifçe üfler gibi yapın. Çıkan havanın oluşturduğu hafif ısıyı hissedin. Havanın mümkün olduğu kadar yavaş çıkmasına ve bu arada gırtlağınızın iyice gevşek olmasına dikkat edin. Aynı çalışmayı mum ateşi önünde yapın. Dudaklarınıza yakın tuttuğunuz mum ateşine hafifçe üflüyorsunuz ve mumu söndürmüyorsunuz.

d) Derin nefes alın ve “papapa” sesini düşük sesle mümkün olduğu kadar az hava harcayarak mümkün olduğu kadar uzun süre tekrar edin. Her denemenizde geçen süreyi arttırmaya çalışın. Şimdi sesinizi yükseltin ve aynı çalışmayı yüksek sesle yapın.

e) Yukarıdaki çalışmayı kalın, orta ve ince sesinizle ayrı ayrı yapın.

 

Soluğu İktisatlı Kullanma

Konuşmaya başladığımızda hava bir çırpıda boşalıp bitmemelidir. Aynı havayı kullanarak daha fazla ses çıkarma egzersizi yapmamız gerekiyor. Üzerinde en fazla duracağımız çalışmalardan birisi nefesi iktisatlı kullanma çalışmasıdır.

 

Önce orta sesle sonra yükselerek:

ah, oh uh, ıh, eh, öh, üh, ih

hah, hoh, huh, hıh, heh, höh, hüh, hih,

ahah, ohoh, uhuh, ıhıh, eheh, öhöh, ûhüh, ihih

hahah, hohoh, huhuh, hıhıh,

Kahkaha ile:

 kahkah, kohkoh, kuhkuh, kıhkıh,

kehkeh, köhköh, kühküh, kihkih,

SES

Sesin Tanımı;

Ses, cisimlerin titreşimiyle oluşan dalgaların kulağımız tarafından algılanmasına denir. Kulağımızı uyaran dalgalar beynimizde duyumlara yol açan etkiler oluşturur.  Sesin var olabilmesi için, çalışır durumda bir kulak ve beynin (alıcı sistem) bulunması, onları uyarabilecek nitelikteki etkenlerin bir yerlerde (ses kaynağı) oluşması ve bu etkenlerin, oluşturdukları yerden kulağa kadar, kulağı uyarmaya yetecek bir şiddetle iletilmesi (iletici ortam) gerekir. Bu öğelerden herhangi birisi yoksa ses de yoktur

Sesin Oluşumu

"Ses, bir hareketin ürünüdür. Titreşen bir nesneden, örneğin bir telden yada davula gerilmiş deriden yükselen hareket (yada titreşim), hava yoluyla kulağımıza kadar iletilen dalgaları doğurur.''

 

"İnsan sesi sanıldığı gibi yalnızca gırtlaktan çıkmaz. İnsan sesi tüm

vücudun mükemmel bir uyum içinde çalışması sonucu gerçekleşir.''

Gırtlağımızda gerili iki minik ses kasının titreşimi sonucu ses çıkartabiliriz.

Bu kasların titreşimini sağlayan hava akciğerlerden üflenir.

Çıkarttığımız sesin yüksekliği (tizliği) ses kaslarının gerginliğine bağlıdır.

Ses kasları gerildikçe sesimiz tizleşir, gevşedikçe pestleşir.

 

REZONANS: İnsanda ses kaslarıyla üretilen sesin ağız, burun boşluklarında, kafa içindeki oyuklarda titreşerek güçlenmesine Rezonans denir.

Çıkartılan sesin niteliği ise ses kaslarının niteliğine, esnekliğine bağlıdır..

Kafa Rezonansı: Kafa içi boşluklarında,  Sinüs boşluklarında ve  Burun boşluklarında oluşturulur.

Kafa rezonansı için zihinsel ve psikolojik olarak kendimizi hazırlamalıyız. Yapılması gerekli olan diğer hazırlıklar; açık çene pozisyonu, damağın yarı esner hal alması, gırtlağın konumu (Larenks), kafa içi boşlukların aktif kullanılması, siren sesi taklidi, diyafram desteği, ses egzersizleridir.

Göğüs Rezonansı: Göğüs, omuz, kaburga bölgelerinin titreşimiyle oluşturulur.

Göğüs rezonansı diyafram desteği, açık çene pozisyonu, larenksin konumu, göğüsün açık ve öne doğru pozisyonu, ses egzersizleri ile elde edilir.

 

SESİN GÜÇLENMESİ

Postürün doğru kullanımı, çenenin aşağı düşürülmesi, yarı esneme pozisyonu, damağın yukarıya doğru genişletilmesi, larenksin pozisyonu, yoğun diyafram desteği, ses egzersizleri ile sağlanır.

 

İnsan sesinin oluşumu ve algılanması aşağıdaki dört sistemin bir arada bulunması ve uyumlu çalışması ile mümkündür.

  • "Algılayan sistem: Kulak ve Beyin
  • Harekete geçiren sistem: Soluk borusu, akciğer, göğüs kafesi, diyafram, bel ve karın kasları,
  • Titreşen sistem: Larenks – gırtlak
  • Yankılayan sistem: Ağız boşluğu, dudaklar, dişler, damaklar, farenks, burun ve paranazal sinüsler.''

İnsan sesi ancak bu sistemlerin uyumlu bir şekilde çalışması ile sağlıklı bir şekilde oluşabilir.

Sağlıklı ve ideal bir sesin oluşumu için yukarıda sıraladığımız sistemlerin doğru ve sağlıklı bir şekilde çalışması zorunludur. Bu sistemlerin herhangi birisinde yaşanacak olan aksaklık sağlıklı bir ses elde etmemizi engel teşkil edecektir.

Ses Eğitimi

Ses eğitimi kavramı; bireylere konuşma ve şarkı söylemede seslerini doğru, etkili ve güzel kullanabilmeleri için gereken davranışların kazandırıldığı, içinde konuşma, şarkı söyleme, şan ve toplu ses eğitimi gibi alt ses eğitimi basamaklarını barındıran, disiplinler arası bir özel alan eğitimidir.

Ses eğitimi; şarkı söyleme eğitimi, şan eğitimi, koro eğitimi ve konuşma eğitimini kapsar. Aynı zamanda ses eğitimi türleri olarak adlandırılan bu farklı ses eğitimleri, temelde ortak olan doğru ses üretme ve kullanma davranışlarını kazandırmayı hedefler.

SES ORGANLARI:

 

Akciğerlerden çıkan hava gırtlaktan geçerken ses tellerinde titreşimler oluşturur.

Bu titreşimlerle gırtlak yapısına göre değişik şekillerde çok zayıf sesler oraya çıkar.

Bu sesler diğer ses organlarıyla yoğrulur, titreşimlerle rahatlıkla işitilebilecek kadar büyür ve kimlik kazanır.

Herkesin ses organlarının yapısının farklılığı ölçüsünde farklı sesleri veya ses kimlikleri vardır. Burada önce ses organlarımızın istediğimiz sesi çıkarabilecek yeteneğe ulaşmasını sağlamalıyız.

Ses organlarının eğitimi diksiyonun altyapısını oluşturur. Ses organları eğitimsiz olduğunda diksiyon çalışmalarının her aşamasında tıkanıklıklar oluşacaktır.

Diksiyon çalışmaları ses organlarının gelişimine katkı sağlar.

Ana ses organlarını tek tek ele alalım ve geliştirilmeleri için alıştırmalar yapalım.

 

Dil

Dilimiz ünlüleri hariç tutarsak diğer tüm seslerin çıkarılmasında mutlaka kullandığımız çok önemli bir ses organımızdır.

“a,e,ı,i,o,ö,u,ü” den oluşan ünlülerin dilimiz sabit dururken seslendirilmeleri mümkündür. Sadece farklı ünlülerde çene ve ağız içinin aldığı pozisyonun değişimine paralel olarak değişik pozisyonlar alabilir. Ancak dil özellikle bazı seslerin çıkarılmasında en önemli fonksiyonları icra eder.

 

  • Dil ağız içinde çok rahat hareket edebilmelidir.
  • Dilin ön alt dişlerin köküne, ön alt dişlerin üst bölümüne, ön üst dişlerin köküne, kıvrılarak üst dudağa dokunabilmesi gerekir.
  • Dilin ucu rahatlıkla kasılabilmeli ve kıvrılabilmelidir.

 

Eğer dil kaslarına rahat bir şekilde hakim olmayı sağlayamazsak özellikle dilimizi kullanarak çıkardığımız seslerin bozuk çıktığını görürüz.

Değişik milletlerin dillerindeki fonetik özellikler farklı dil yeteneklerini gerektirebilir. Örneğin Japonca “tsu” sesi, İngilizce “the” sesi, Arapça’ daki “peltek z” Türkçe fonetiğinde bulunmaz. Bu sesleri çıkarabilmek için de o milletlerin fonetikleri çerçevesinde dilimizi geliştirmemiz gerekir.

 

Eğer dilimizin kullanımının genel anlamda geliştirilmesini sağlamayı başarırsak, bu yeteneğimiz yabancı dil öğrenirken telaffuz sorununu çok kolay aşmamızı sağlayacaktır.

 

Türkçe’de dil tembelliğinin en fazla olumsuz etkilediği sesler şunlardır:

“c, ç, d, j, l, n, r, s, ş, t, z” Eğer bu seslerden herhangi birini çıkarmakta güçlük çekiyorsanız veya seste boğukluk oluşuyorsa dil egzersizleri üzerinde yoğunlaşmanız gerekecektir.

 

DİLİ GELİŞTİRME ÇALIŞMASI

 

Aşağıdaki alıştırmaları dilinizi yöneten ağız içi kaslarınızı iyice yoracak kadar uzun süre ve abartılı olarak tekrar etmeliyiz..

-Dilinizi ağzınızda sakız çiğner gibi hızla çiğneyiniz.

-Dilinizi ağzınızın içinde, çenenizin dışından, dudaklarınızın altından dairesel hareketlerle hızla dolaştırınız.

-Dil ucunu ön alt dişlere dayandırarak ağız içinde köklerden ileri geri hareket ettiriniz.

-Dilinizi iyice dışarı çıkarınız,iterek uzun süre dayanınız.

-Dilinizi yuvarlayıp daralttığınız dudaklarınız ve çeneniz arasından içeri dışarı hareket ettiriniz.

 

ÇENE

Güzel konuşmada çenenin rolü çok önemlidir. Tüm dillerdeki harfler, çenenin kullanımıyla seslendirilirler.

Konuşma esnasında çene hızla birbirinden farklı hareketleri art arda gerçekleştirmek durumundadır.

Çene açılır,kapanır, daralır, genişler. Alt çene ileri ve geri hareket eder.

Ağzımızın üst bölgesinde bulunan dişlerin bağlı olduğu kemik yapısı sabittir.

Dolaysıyla tüm bu hareketler alt çeneyi yöneten kaslar tarafından gerçekleştirilirler.

 

 

 

 

Örneğin;

ııı sesini çıkardığımızda çene geriye doğru çıkmaya zorlanır.

“aaa” sesini çıkardığımızda hizasından aşağıya doğru açılır.

“Üüü” sesini çıkardığımızda ileriye doğru geçmeye zorlanır.

“ne” dediğinizde daralıp birden açılır.

“Sen” dediğimizde çene önce kapanır, sonra açılır ve sonra yine kapanır.

Son derece karmaşık ve komplike hareketler inanılmaz bir hızla gerçekleşir.

 

Çenemizin kullanımında sorunlarla karşılaşabiliriz.

Çene kasları geliştirilmemiş ve kondisyonsuz olduğunda değişik hareketleri düzenli olarak ve sorunsuz şekilde yapamayız.

Bu durumda bazı çene hareketleri kaybolur ve bu kayboluş,seste de kayıp oluşturur.

Diğer önemli sorun “çene darlığıdır”.

Dar çene açık ve yuvarlak sesleri bozuk seslendirir. Ancak çalışmalar ve egzersizlerle bu sorunların üstesinden gelmek mümkün olabilir..

 

Örneğin;

“aa”, “ıı gibi anlaşılabilir.

 “Ooo”,“uuu” gibi anlaşılabilir.

Eğer çenemizi yeterince sağlıklı kullanamıyorsak tüm seslerin çıkarılmasında sorunlar

yaşayabiliriz.

 

ÇENE ÇALIŞMASI

Aşağıdaki alıştırmalarla çene açıklığını sağlama ve çenemizin her hareketi rahatlıkla yapması amaçlanmıştır.

Tüm egzersizleri aşırı abartı ile gerçekleştirmelisiniz.

 

a) Elinizi alt çenenize dayayarak “çak çak” diye bağırın. Aşağıya itilen çenenizin yukarıya itilmesini sağlayın. Böylece çenenizi aşağıya iten kaslarınızın güçlenmesini sağlayabilirsiniz.

b)İki elinizin içiyle yanak kemiklerinize masaj yapın

c) Yumruk yapılmış iki ellerinizle çenenizin altından bastırın. Alt çenenizi açın, başınızı geri itin ve alt çenenizi kapatın. Tekrar çenenizi açın ve başınızı daha geriye itin.

d) Çenenizi hızla iyice açıp kapatın. Hızlanın.

e) Çenenizi hızla ileri, geri hareket ettirin.

f) Çenenizi dairesel hareketlerle hızla döndürün.

 

DUDAK

Dudakların kullanılmaması durumunda bazı seslerin çıkarılması kesinlikle mümkün değildir. Dudak tembelliği olan kişiler özellikle dudakların kullanımıyla seslendirilen seslerde sorun yaşarlar.

Türkçe’de  ağırlıklı olarak dudağın kullanımına dayandırılan sesler şunlardır:

“b, f, m, o, ö, p, u, ü, v,”

 

Bu seslerde bulanıklık veya anlaşılma güçlüğüne sebep olan bir konuşma biçimine sahipseniz bunun mutlaka dudak tembelliğinden kaynaklandığını düşünmelisiniz.

Bununla birlikte dudaklar diğer seslerde de belli pozisyonlar alırlar.

Bu yönüyle örneğin “ı, i,” gibi sesleri çıkarırken dudağın katkısı dikkate alınmalıdır.

Bu sesler dudak olmaksızın da seslendirilebilirler ama istenen kalitede seslendirilmeleri mümkün olmaz.

 

DUDAK ÇALIŞMASI

 

a) Nefesinizi ağzınızdan kuvvetle verirken “poffff” deyin. Hava dudaklarınızı basınçla itsin. Basıncın dudak kaslarınızı şiddetli bir şekilde zorlamasını sağlayın.

b) Sıkı sıkı kapalı ve dişlerinize yakın (çeneniz kapalıya yakın) tuttuğunuz dudaklarınızdan üflediğiniz havanın dudaklarınızdan kuvvetle çıkmasını sağlayın.

c) Dudaklarınızı kapatıp ileri uzatın ve dairesel hareketlerle hızla döndürün. Aşağı yukarı, sağa sola hareket ettirin.

d) Çenenizi kapatın ve hızla “mı, mu, mı, mu” deyin. Ardından aynı şekilde şu sesleri tekrar edin: “fe, ve”, “pe, be”,“u, ü”, “o, ö” Abartı yapmanız ve dudak kaslarınızı yoruncaya kadar çalışmayı sürdürmeniz önemlidir.

e) Bir kalemi yatay olarak dudaklarınızda tutup

Mevlana Celaleddin Rumiden bir şiir okuyalım.

Ben bende değil, sende de hem sen, hem ben,
Ben hem benimim, hem de senin, sen de benim,
Bir öyle garip hale bugün geldim ki
Sen ben misin, bilmiyorum, ben mi senim.

Çalışmanın finalinde dudaklarınız iyice yorulduğunda dudaklarınızı gevşetin ve kapalı tutarak havayı dışarı itin. Hava püfürdeyerek ,dudaklarınızı titreştirerek dışarı çıksın.

 

POSTÜR:

ALEXANDER TEKNİĞİ

Avustralyalı aktör Frederick Matthias Alexander (1869 -1955) sahnede sesinin kısılması ve doktorların buna çare bulamaması sonucunda 3 yıl kendini izleme döneminden sonra ortaya çıkarmıştır. Bu tekniğin diğer sanatçılar üzerinde de olumlu sonuçlar vermesi, tekniğin uluslararası alanda hızla yayılmasına yol açmıştır.

 

Frederick Matthias Alexander, oyunculuk kariyerine devam ederken sesiyle ilgili problemler yaşamaya başlamıştır. Başvurduğu doktorlar kendisine ses tellerinde iltihaplanma olabileceğini ve bu nedenle ameliyat olması gerektiğini söylemiştir. Alexander, problemin özünün sadece fizyolojik olamayacağı kanısına vararak kendisini incelemeye koyulmuştur. Sahneye çıktığında kısıldığı halde, dinlendiği zaman normale dönen sesinin, sadece ses mekanizmasını yanlış kullanmaktan dolayı değil, bütün vücudun kullanımından, özellikle de boynundaki kasılmalardan kaynaklandığını gözlemlemiştir. Bu sebeple, yıllar süren çalışmalar sonunda vücudunun kinestetik (bedensel zeka, aklın ve vücudun mükemmel bir fiziksel performansla birleştirilerek belli bir amaca yönelik faaliyetlerin sergilenebilmesi yeteneği) algısını geliştirerek, onu daha doğru kullanmayı başarmış ve sesiyle ilgili yaşadığı sıkıntılar da böylece sona ermiştir.

Hayatı boyunca sahip olduğu, ses kısılmaları dışındaki kronik hastalıkları da vücudunu doğru kullanması sonucunda yok olmuştur. Kaza sonucunda Felç geçiren ve Alexander  tekniği ile iyileşen erkek kardeşi Albert Redden Alexander ile birlikte altı sene boyunca Sydney’de daha sonra Londra’da eğitimler vererek bu tekniği öğretmek üzerine çalışmıştır.

Günümüzde pek çok müzik okulunda ve konservatuarda Alexander tekniği ders olarak verilmektedir, Tiyatro ve opera sanatçılarının  üzerinde çalıştığı bir tekniktir ve performans üzerindeki olumlu etkisi literatürde de yer almaktadır.

Vücuttaki pek çok ağrı aslında duruşla, postürle yakında ilişkilidir. Bu konuda bir şey yapılmadığı zaman ise artarak kronik hale gelir. Beden, dengeli ve doğal bir şekilde kullanılarak ağrı engellenebilir ve deformasyona karşı çıkılabilir. Ağrının gerçek görevi bedende ters giden bir şeylerin olduğu konusunda bizi uyarmaktır. Gelecekte yaşanabilecek pek çok kronik ağrı ve sakatlığın da önüne geçilmesi için bu teknikten yararlanılabilir.

 

GÜZEL KONUŞMA (DİKSİYON)

 

Güzel ve etkili konuşmada diksiyon (söyleniş-telaffuz) yani seslerin doğru çıkarılması son derece önemlidir.

Fonetik, seslerin doğru çıkarılmasıyla ilgilenen bir alandır.

Diksiyon ise buna ek olarak daha geniş bir kapsamda, ses organlarının doğru sesleri çıkarabilecek şekilde eğitilmeleri üzerinde odaklanır.

Bu yönüyle diksiyon önemli ölçüde fonetiğe dayanır.

Diksiyon sesin güzel çıkmasını ve sözlerin doğru seslendirilmesini amaçlayan sanatın adıdır. Diksiyon bu yönüyle ses ve söz üzerinde odaklanmıştır.

Diksiyon bölümünde diksiyonun temel öğeleri üzerinde durulmuştur. Bu öğeler söyleniş-fonetik,boğumlanma, vurgu, durak ve ulamadan oluşmaktadır.

Boğumlama, seslerin birbiri ardına tam ve tok şekilde kaybolmadan çıkarılması alanıyla ilgilenir.

Kelimeleri oluşturan hecelerin, heceleri oluşturan seslerin tam yerinden ve süresine uygun olarak söylenmesidir. Konuşma organlarımızda bir problem yoksa boğumlanma bozuklukları bilgisizlikten, vurdumduymazlıktan, kendimize ve dile karşı sorumsuzluktan kaynaklanır. Her dil, ülke coğrafyasının her yerinde aynı örneğe uygun olarak konuşulmaz. Konuşma dilinde yer yer farklılıklar vardır. Boğumlanmada örnek aldığımız, standart kabul ettiğimiz ağız İstanbul ağzıdır. Seslerin çıkış noktalarında İstanbul ağzına uyulması gerekir.

 

Boğumlama kusurları:

Ünlü ve ünsüz sesleri tam bir belirginlikte seslendirebilenler sağlam boğumlanma yaparlar. Boğumlama yeteneğimizin gelişmesi için ses organlarımızın zorlandığı tekerlemeleri bol bol seslendirmemiz sorunumuzu çözmemiz için yeterli olacaktır.

Tekerlemeleri hatasız ve çok rahat okuyabilecek şekilde tekrar etmelisiniz.

Boğumlanma yeteneğinin gelişimi için her türlü metnin bol bol okunması tavsiye edilir. Konuşmayı bozan sebeplerin başında boğumlanma kusurları gelir.

KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Boğumlanma kusurları fizyolojik ve psikolojik bir sorun yoksa genelde iki sebebe bağlıdır.

1-Dudak Tembelliği: Özellikle ünsüz harflerin gerektiği gibi biçimlendirilmemesiyle ortaya çıkar. Dudak tembelliğinde dudakların fazla hareket etmediğini görürsünüz. Dudak tembelliği konuşmanın anlaşılmaz olmasına sebebiyet verir.

2-Dil Tembelliği: Dil tembelliği diye adlandırdığımız problemde dil, üzerine düşen görevi hakkıyla yerine getirmez; az hareket eder ya da hareketsiz kalır. Dil tembelliği ıslıklı ve tıslamalı bir konuşmaya sebep olur. Konuşma peltekleşir.

 

Vurgu,söylemedeki monotonluğun kırılmasını sağlayan, her dilde kendine özgü gelişen bir telaffuz konusudur.

 

Yukarıda detaylı şekilde anlatıldığı üzere, seslerin gerektiği gibi çıkarılabilmesi için gırtlaktan başlayarak dil, dudaklar, çene ve buruna kadar tüm ses aletlerinin eğitilmesi önem kazanır.

Bu çerçevede aşağıda çeşitli alıştırmalar yer alacaktır.

Alıştırmaları yaparken ses çıkışlarını netleştirmeliyiz.

İyi boğumlanma yani heceleri netleştirerek seslendirebilmek için dudak tembelliğini ortadan kaldırmamız gerekir. Sesleri ses organlarını abartılı kullanarak çıkaralım.

Aşağıdaki doküman dört bölümden oluşmuştur:

Birinci bölüm ses organlarının eğitimine ilişkin alıştırmalar;

ikinci bölüm, sesli harflerin çıkarılışı;

üçüncü bölüm sessiz harflerin çıkarılışı ve kullanımını anlatmaktadır.

Dördüncü bölüm ise sesli ve sessiz harflerin cümle içinde karışık şekilde kullanımına ilişkin alıştırmalardan oluşmaktadır.

Bu alıştırmalarda verilen örnek cümle veya hecelerin bıkmadan ısrarla tekrar tekrar seslendirilmesi gerekir. Bu çalışma sürdürüldükçe seslerin ağızdan akarcasına çıkmaya başladığını, başlangıçtaki zorlanma veya tutukluğun ortadan kalktığını göreceksiniz.

 

SÖYLENİŞ-FONETİK

 

Söyleniş bölümünde sesli ve sessiz harfleri ayrı ayrı inceleyeceğiz.

Türkçede 8 adet sesli ve 21 adet sessiz harf vardır.

Sesli harfleri “ünlü”, sessiz harfleri de “ünsüz” kelimesiyle tanımlayacağız.

Türkçedeki ünlüler “a, e, ,ı, i, o,ö, u, ü”den oluşur.

Ünsüzler ise “b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z” den oluşur.

Söyleniş bölümünde ünlü ve ünsüz harflerin fonetiğini öğreneceğiz.

Aşağıda konular hem anlatılmış hem de gerekli alıştırmalar birlikte verilmiştir.

 

ALIŞTIRMA: FONETİK

 

Ünlüler

A

Konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki (a) vardır. Bunlardan biri (kalın A) diğeri de (ince A) dır. Her iki (a)bazen uzun, bazen kısa okunabilir. Bu iki (a) yı söylerken birbirinden ayırt etmek için (ince a) nın üzerine şu ( ^ )işareti koyarak gösterelim.

 

Kalın A

Şu şekilde söylenir: Dil doğal duruşunu değiştirerek ortaya doğru biraz yükselir, dudaklar hareketsiz, yanaklar gevşek ve çeneler açık.

  • Elâlem ala dana aldı aladanalandı da, biz bir ala dana alıp aladanalanamadık.
  • Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğini.
  • Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.

 

İnce A

(Kalın a) ya oranla daha ileriden söylenen bir ünlüdür. Dilimize geçen yabancı kelimelerden gelmiştir. Bu kelimelerin başında, ortasında ve sonunda bulunur.

 

Örnek: lâla, lâstik, hâl. hâlbuki, lâf, lâkırdı, lâle, lâl, kâse, lânet,

lâzım, kâzım, kâtip gibi.

  • Lâla lâtif lâleli lâmbasını lâcivert lâke lâvabodan nâzik, nâdide şefkâte verdi.

 

Uzun A

Bunu da (â) şeklinde gösterelim :

Önek: Nâne, nâdir, nâme, câhil, câhit, seyahât, sâdık, sâbit, kâtil, nâzik târih, mâvi, hâttâ, hârf, dikkât, şefkât,kabahât, sıhhât, nâmus, nâne, nâsihat,

 

E

Konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki (e) vardır. Bunlardan biri (açık E) diğeri de (kapalıE) dir. Bu iki (e) yi söylerken birbirinden ayırt etmek için (kapalıe) nin üzerine şu (') işareti koyarak (açık e) den ayıralım.

 

ık E

(Açık e) şu şekilde söylenir: Çeneler (a) ünlüsünde olduğu gibi, dil ileri doğru yükselir. Kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: Eş, sen, sene- Edebi edepsizden öğren: Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üstever: Evlinin bir evi, evsizin bin evi var. - Bir elin nesi var, iki elin sesi var. - Sen dede ben dede bu atı kim tımar ede.

KapalıE

(KapalıE) şu şekilde söylenir: Dudak kenarları kulaklara doğru biraz yaklaşıp çeneler hafifçe sıkılır.

  • Gece penceredeki benekli tekir kedi tenceresindeki eti yedi.

 

I

Şu şekilde söylenir: Çıkış noktası damağın arka kısmındadır. Dudakların köşesi kulaklara doğru açılır. Dil damağın arkasına doğru toplanarak dar bir geçitten havayı bırakır. Dilimizde (ı) ünlüsü kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: Isı, ıslık, ılıcalı

Ihlamuru ısıt, Tıkır tıkır, Mırıl mırıl,Şıkır şıkır, Yığın yığın, kıpır kıpır, gıcır gıcır, ıslak ıslak, pırıl pırıl, fırıl fırıl,zırıl zırıl.

İ

Şu şekilde söylenir: Çıkış noktası damağın ön kısmındadır. Dudakların köşesi kulaklara doğru açılır, dil damağın iki yanına dayanarak dar bir geçitten havayı bırakır.

Kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: İz, dil, izci

İki dinle bir söyle.

İki el bir baş içindir.

Dilimizde süresi uzun olan (i) lere rastlanır:

İcat, biçare, bitap, bitaraf, veli, fenni, fiziki, cani, hayati, nihai, fuzuli, deruni

 

O

Konuşma dilimizde kalın ve ince olmak üzere iki ayrı O vardır.

Kalın O

Çeneler açık, dudaklar birbirine yakındır ve ağız içi yuvarlaktır.

Kelime başlarında sık rastlanır.

Örnek: Ot, ova,ocak, olmak, ordu, oda, orman, ortak, bando, banyo, biblo, bono, fiyasko, tango, solo, fono, foto, radyo,stüdyo, şato, tempo, vazo.

Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz.

 

İnce O

Biraz daha ileriden daha az yuvarlak yapılarak söylenir.

Lobutları loş locasında notalayan normâl lort losyoncusunun lokantasında nohutları lokumlarla karıştırdı.

 

Ö

Çeneler ve dil (açık e) ünlüsünde olduğu gibidir. dudakların alt ve üst köşeleri birbirine yaklaşıp ağız küçük bir yuvarlak gibi olur. (ö) ünlüsü çoğunlukla kelime başında bulunur.

 

Örnek: öbek, öç, ödenek, ödünç, ödeşmek, ödev, öfke, öğrenmek, öğrenim, öğretim, öğünmek, öğüt, ökçe,öksürük, örs..

- Ölenle ölünmez.

- Ölüm kalım bizim için.

- Önce düşün. sonra söyle.

- Öfkeyle kalkan zararla oturur.

 

U

Konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki (u) vardır. Bunlardan biri (kalın u) diğeri de (ince u) dur.

 

Kalın U

Çeneler açık, dudaklar birbirine iyice yaklaşık ve ağız tam bir küçük yuvarlak olur.

Örnek: Uç, ucuz, uçak, uçurum,uykucu, ulu

-Unkapanı uğradığı uğursuzluktan upuzun uzandı.

 

İnce U

(Kalın u) ya oranla daha ileriden söylenir. Ünlüsü çoğunlukla yazıda (ü) ünlüsü ile gösterilir.

Örnek: Rûya, rûzgâr,hûlya, gûya, lûzûm, lûtfen, lûgat, nûr, nûmara, Nûri,

  • Gûya Hûlya rûyasında Lûtfi'ye nûmaralı nûtuk söyleyerek lûtfetmiş.

Ü

Çeneler ve dil (açık e) ünlüsünde olduğu gibidir. Dudakların alt ve üst köşeleri birbirine iyice yaklaşır ve büzülür. (ü)ünlüsüne dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda sık rastlanır.

Örnek: Üç, üçgen, üçlü, üçüz, üflemek,ülker, ülkü, ün, ünlem, ünlü, üreme, ürkek, ürpermek, üzüm, üstün, üşenmek, ütü..

- Üzüm üzüme baka baka kararır.

-Ülker üzüntüden üzüm üzüm üzüldü.

-Ürümesini bilmeyen köpek, sürüye kurt getirir.

 

ÜNSÜZLER

B

Dudakların birleşip açılmasıyla meydana gelir. Kelimenin başında veya ortasında bulunur.

Kelime başında örnek:

Baş, boş, bıçak, biber Kelime sonunda (p)ye dönüşür.

Örnek: Kitap, kap, hesap, çorap.

Kelime sonunda ünlü bulunursa eski konumuna döner.

Örnek: Kitabı, dolabı, kabı, hesabı..

Gerçekte (p) ile biten kelimeler ise değişmezler.

Örnek: sap-sapı, çöp-çöpü, top-topu, tüp-tüpü, küp-küpü,kulp-kulpu, hap-hapı,

Bi Be Ba Bo Bu Bö Bü Bı

Bip Bep Bap Bop Bup Böp Büp Bıp

Bil Bel Bal Bol Bul Böl Bül Bıl

Bir Ber Bar Bor Bur Bör Bür Bır

Bit Bet Bat Bot But Böt Büt Bıt

Bis Bes Bas Bos Bus Bös Büs Bıs

-Babasının benekli bıldırcını bitişik bostanda böceklerden bunalarak büzüldü.

 

 

 

 

C

Dişler birbirine yaklaşık, dil ucu dizlerin ön kenarına yayılmış, alt çene aşağıdüşerek çıkar.

Örnek: Cam. caba,cacık, coşkun, cömert, cüce, cümle.

Kelime sonunda (ç) olur.

Ci Ce Ca Co Cu Cö Cü Cı

Cip Cep Cap Cop Cup Cöp Cüp Cıp

Cik Cek Cak Cok Cuk Cök Cük Cık

Cit Cet Cat Cot Cut Cöt Cüt Cıt

-Cambaz Cevat cılız cimri coşkunla cömertliğe cumbada cüret ettiler.

 

Ç

C harfinden biraz daha sert olarak çıkar.

Çıkış biçimi aynıdır.

Çi Çe Ça Ço Çu Çö Çü Çı

İç Eç Aç Oç Uç Öç Üç Iç

Çip çep Çap Çop Çup Çöp Çüp Çıp

Tiç Teç Taç Toç Tuç Töç Tüç Tıç

Piç Peç Paç Poç Puç Pöç Puç Püç Pıç

ŞŞŞŞŞŞöç ŞŞüç Şıç

-Çardaklı çeşmedeki çırak, çiçekleri çorbanın çöreğini ve çuvallarıçürüttü.

 

D

Dilin damağın ön kısmına üst diş köklerine dokunmasıyla çıkarılır.

Örnek: Dam, dal, dar, dış, diş, dadı, dede, deney, demir..

Kelime sonunda (t) olur. Yalnız anlamlan ayrı olup söylenişleri benzeyen bir kaç kelimeyi birbirinden ayırmak için (d)olarak yazılır.

Örnek: Ad (isim), at (hayvan), od (ateş), ot (bitki), had (derece), hat (çizgi)

 

Di De Da Do Du Dö Dü Dı

Dip Dep Dap Dop Dup Döp Düp Dıp

Dik Dek Dak Dok Duk Dök Dük Dık

Dit Det Dat Dot Dut Döt Düt Dıt

Dir Der Dar Dor Dur Dör Dür Dır

Diz Dez Daz Doz Duz Döz Düz Dız

-Davulcu dede dışarlıklı dikişçiyi dolandırırken dönemecin duvarından düş.

 

F

Üst kesici dişler alt dudağın üstüne dokunup açılmasıyla çıkarılır.

Dilimizde çoğunlukla kelime başında, pek seyrek olarak da ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: Fal, fil, fakat, falaka, falanca, faraş, felek, ferman, fasafiso,federasyon, felâket, felç, fevkalâde, frak, fitre, film, fayans, fötr, fotojenik, futbol, füze..

Fil Fel Fal Fol Ful Föl Fül Fıl

Fit Fet Fat Fot Fut Föt Füt Fıt

Fip Fep Fap Fop Fup Föp Füp Fıp

Fif Fef Faf Fof Fuf Föf Füf Fıf

 

 

G

Dil sırtının damağın gerisini, bir de damağın daha ön kısmını kapatmasıyla meydana gelir.

Örnek: Gaga, gagalamak,gam, galiba, gar, garaj, gargara, gazete, gelincik, göçmen, gölge, gönye, görev, güzellik.

 

(G) ünsüzünün iki çıkış noktası vardır. İnce ünlülerle damağın ön kısmından çıkar. Örnek: Gâh, gel, gör, git, gûya,güç.

Kalın ünlülerle damağın gerisinden çıkar.

Örnek: Gar, gıcık, gocuk, guguk, gibi.

Gi Ge Ga Go Gu Gö Gü Gı

Gik Gek Gak Gok Guk Gök Gük Gık

Gip Gep Gap Gop Gup Göp Güp Gıp

Gif Gef Gaf Gof Guf Göf Güf Gıf

Gil Gel Gal Gol Gul Göl Gül Gıl

Gir Ger Gar Gor Gur Gör Gür Gır

-Galip Geyvede gırgır giden gocuklu göçmen gururluya güldü.

 

 

Ğ

Dilimizde varlığını ancak kendinden evvel gelen ünlünün süresini uzatmakla hissettirir. Kelime başında bulunmaz, iki ünlü arasında ise ikili ünlü meydana getirir.

Örnek: Boğaz-boaz, doğal-doal, yoğurt-yourt

Konuşma dilimizde bazan y ve v seslerine döner.

Örnek: Eğer-eyer, diğer-diyer, soğuk-sovuk

Ği Ğe Ğa Ğo Ğu Ğö Ğü Ğı

Ğir Ğer Ğar Ğor Ğur Ğör Ğür Ğır

Ğip Ğep Ğap Ğop Ğup Ğöp Ğüp Ğıp

Ğil Ğel Ğal Ğol Ğul Ğöl Ğül Ğıl

 

H

Bir soluk harfi olup ağzın (kalın a) ünlüsünü çıkardığı durumla meydana gelir.

Örnek: Habbe, haberci, haber,hacamat, hacı, hacıyatmaz, hadde, hademe, hafız, hafif, hafta, hakiki, hakir, hâlbuki, hallac, hassâs, hece, hımhım,

hipnotizma, hokkabaz, hulâsa, hülyalı, hüner, hücum, hücre, hüviyet,

Hi He Ha Ho Hu Hö Hü Hı

Hih Heh Hah Hoh Huh Höh Hüh Hıh

Hip Hep Hap Hop Hup Höp Hüp

Hıp Hit Het Hat Hot Hut Höt Hüt Hıt

Hil Hel Hal Hol Hul Höl Hül Hıl Hir

Her Har Hor Hur Hör Hür Hır

-Habeş hemşire hırkalı hizmetçi hoppa hödüğe hurmaları hürmetle sundu..

 

J

Dişler birbirine, dil damağa yaklaşır, havanın dil ortasından sızmasından meydana gelir.

Örnek: Jale,Japon, jandarma, jambon, jelâtin, jeoloji, jeolog, jest, jilet, jübile, jüri.

Halk arasında (j) ünsüzünün (c) olduğu görülür.

Örnek: Japon - Capon, jandarma - candarma, panjur - pancur, jurnalcı- curnalcı,

Ji Je Ja Jo Ju Jö Jü Ji

Jij Jej Jaj Joj Juj Jöj Jüj Jıj

Jir Jer Jar Jor Jur Jör Jür Jır

 Jil Jel Jal Jol Jul Jöl Jül Jıl

Jip Jep Jap Jop Jup Jöp Jüp Jıp

Jis Jes Jas Jos Jus Jös Jüs Jıs

-Japon jeolog jiletini jurnaliyle jüriye verdi.

 

K

Dil sırtının damağın gerisini, bir de damağın daha ön kısmını kapatmasıyla meydana gelir. İnce ünlülerle damağın ön kısmından kalın ünsüzlerle ise arka kısmından çıkar. Örnek1(İnce ünlüler): Kel, kir, kör, kâtip, kâhya.

Örnek2(Kalın ünsüzler): Kaba, kaya, kaçak, kadastro, kadın kadife, kalp, kal.

Ki Ke Ka Ko Ku Kö Kü Kı

Kik Kek Kak Kok Kuk Kök Kük kık

Kil Kel Kal Kol Kul Köl Kül

Kıl Kir Ker Kar Kor Kur Kör Kür Kır

Kip Kep Kap Kop Kup Köp Küp Kıp

Kit Ket Kat Kot Kut Köt Küt Kıt

-Kara ketenlik külahlı kuş kara kediyi yedi

 

L

Dil ucu damağın ön kısmına(lale), bir de daha gerisine(olay) dayanır.

Hava dilin yanlarını titreterek sızar.

Örnek: lâbirent, lâboratuvar, lâcivert, lâçka, lâdes, lâf, lâkap, lâhana, leylâk, leziz, limon, lise, litografya, liyakat, lcao, lodos, lokanta, lokma, lokomotif, losyon, loş..

Li Le La Lo Lu Lö Lü Lı

Lil Lel Lal Lol Lul Löl Lül Lıl

Lir Ler Lar Lor Lur Lör Lür Lır

Lip Lep Lap Lop Lup Löp Lüp Lıp

Lit Let Lat Lot Lut Löt Lüt Lıt

Lin Len Lan Lon Lun Lön Lün Lın

(L) ünsüzü bazı kelime ortalarında ve sonlarında kaybolur.

Örnek: Nasışey - nasıl şey, kak ordan - kalk ordan..

 

M

Dudakların birleşip açılması ve damağın hafif alçalmasıyla meydana gelir.

Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: Maalesef, macera, maç, madalya, maarif, modern, mücevher, madenî,manzume, müzakere..

Mi Me Ma Mo Mu Mö Mü Mı

Mip Mep Map Mop Mup Möp Müp Mıp

Mir Mer Mar Mor Mur Mör Mür Mır

Mil Mel Mal Mol Mul Möl Mül Mıl

Min Men Man Mon Mun Mön Mün Mın

Mim Mem Mam Mom Mum Möm Müm Mım

-Muhallebici melankolik MısırlıMirza modern mösyöyle Muradiye’de müzik dinledi.

 

N

Dilin damağın ön kısmına, üst diş köklerine dayanıp açılmasıyla meydana gelir:

Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: Nasır, nadan, nadide, nafaka, nafile, naftalin, nakil, nakit , nal, nalbant, namaz, namus,nankör, narin, narkoz, nâsihat, nâzım, nazik, nesir, nezaket, nilüfer,

Ni Ne Na No Nu Nö Nü Nı

Nip Nep Nap Nop Nup Nöp Nüp Nıp

Nil Nel Nal Nol Nul Nöl Nül

Nıl Nir Ner Nar Nor Nur Nör Nür Nır

Nim Nem Nam Nom Num Nöm Nüm Nım

Nin Nen Nan Non Nun Nön Nün Nın

-Namlı nane nini nini naneleri numaraladı.

 

P

Dudakların birleşip açılmasıyla ve açılma sırasında dışarıya hava fırlamasıyla meydana gelir.

Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: Paça, paçavra, paket, pala, palamut, panorama, pansiyon,

pantolon, papatya, paragraf, paramparça, paraşüt, paratoner, parazit, patinaj, pedagoji, plak, plaka, plan,planör, politika, porselen, porsiyon, program, projeksiyon, protesto, psikoloji,

Pi Pe Pa Po Pu Pö Pü Pı

Pip Pep Pap Pop Pup Pöp Püp Pıp

Pil Pel Pal Pol Pul Pöl Pül Pıl

Pir Per Par Por Pur Pör Pür Pır

Pit Pet Pat Pot Put Pöt Püt Pıt

Pis Pas Pos Pus Pös Püs Pıs

-Palavracı peltek pısırık pişkin poturlu porsuk pulcu püskürdü.

 

R

Dil ucunun yukarıdaki kesici dişlere yakın noktayla meydana getirdiği kapağın bir çok defa açılıp kapanmasıyla meydana gelir.

Kelime başında bulunan (R) kolay söylenir. Fakat kelime sonlarındaki (R) ünsüzlerine önem verilmezse anlaşılması güç olur.

Örnek: Rabıta, radyatör, radyografi, rahat, roket, raket, ramazan, randevu

raptiye, rol, reçete, rehber, rehin, rejisör, rakip, reklâm, rekor, repertuvar, reverans, rezonans, riyakâr,romatizma, rota, rozet, röportaj, rûya, rûzgâr,

Ri Re Ra Ro Ru Rö Rü Rı

Rir Rer Rar Ror Rur Rör Rür Rır

Tir Ter Tar Tor Tur Tör Tür Tır

Fri Fre Fra Fro Fru Frö Frü Frı

Gri Gre Gra Gro Gru Grö Grü Grı

-Radyolu ressam Ramis, Rasim’in romanıyla röportaj yaptı.

 

S

Dudaklar açıktır, dilin ucu alt diş köklerine yaklaşır ve hava dilin arasından tonsuz olarak sızar.

Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: Sap, saat, sabah, sabotaj, saman, servis sıska, seksek senaryo,

stüdyo, spiker, smokin, hassas, kasa gibi...

Si Se Sa So Su Sö Sü Sı

Sil Sel Sal Sol Sul Söl Sül sıl

Sir Ser Sar Sor Sur Sör Sür Sır

Sis Ses Sas Sos Sus Sös Süs Sıs

SişSeşSaşSoşSuşşSuşSışİsi Ese Asa Oso Usu Ösö Üsü Isı

-Sandıklı’da sepetleri sıralı simitçi sofrada sökülen sucuklarısüpürdü.

 

Ş

Dişler birbirine, dil sırtı da katı damağa yaklaşır, hava dilin ortasından çıkar.

Örnek: şantaj, şantiye, şafak, şahin, şakşakçı, şimendifer, şimşek, şarapnel, şarjör, Şifre, şövale, şüphe, şölen,

Şi Şe Şa Şo Şu Şö Şü Şı

Şil Şel Şal Şol Şul Şöl Şül Şıl

Şir Şer Şar Şor Şur Şör Şür Şır

Şis Şes Şas Şos Şus Şös Şüs Şıs

Şiş Şeş Şaş Şoş Şuş Şöş Şüş Şış

Şiz Şez Şaz Şoz Şuz Şöz Şüz Şız

amlı şemsek şimşir şafak şakşaklandı.

 

 

T

Dilin damağın ön kısmına diş köklerine dayanıp açılmasıyla meydana gelir:.

Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: Tabak, taban, tabela, tablet, tablo, talih, tarih, tapu, tatil, teklif, tekzip, telefon,teleskop, televizyon, telgraf, temenni, tempo, temsil, tentene, tepki, terlik, termos, testere, transatlantik,transformatör, trapez, titiz, tiyatro, tren, tribün, turp, turnike, tünel..

Ti Te Ta To Tu Tö Tü Tı

Tik Tek Tak Tok Tuk Tök Tük Tık

Tir Ter Tar Tor Tur Tör Tür Tır

Tit Tet Tat Tot Tut Töt Tüt Tıt

Tis Tes Tas Tos Tus Tös Tüs Tıs

TişTeşTaşToşTuşşşTış

-Tatar tepsici tıknaz titiz Tosun tömbekici tulumbacıyla tütün tüttürdü.

 

V

Üst kesici dişler alt dudağın üstüne dokunur.

Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: Vade,vadi, vagon, vahşi, vakit, vantilâtör, vapur, varil, varis, vasiyet, velvele, vergi, vestiyer, vesvese..

Vi Ve Va Vo Vu Vö Vü Vı

Viv Vev Vav Vov Vuv Vöv Vüv Vıv

Vil Vel Val Vol Vul Völ Vül Vıl

Vir Ver Var Vor Vur Vör Vür Vır

Vis Ves Vas Vos Vus Vös Vüs Vıs

VişVeşVaşVoşVuşşşVış

-Velveleli vasi vesvese vadide vagon verdi.

 

Y

Dil ortasıyla ön damak arasından çıkar.

Dilimizde kelime başında ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: Yaba,yaban, yağmur, yalan, yamyam, yankı, yan, yarış, yaz, yaş, yangın, yayan, toy, çay..

Yi Ye Ya Yo Yu Yö Yü Yı

Yiy Yey Yay Yoy Yuy Yöy Yüy Yıy

Yil Yel Yal Yol Yul Yöl Yül Yıl

Yir Yer Yar Yor Yur Yör Yür Yır

Yis Yes Yas Yos Yus Yös Yüs Yıs

Yiz Yez Yaz Yoz Yuz Yöz Yüz Yız

-Yalvaç’lı yelpazeli yıldız yirmi yoksul yörükle yumurtalarını yükledi.

 

Z

Dilin ucu alt diş köklerine yaklaşır, hava dilin arasından tonlu olarak çıkar.

Kelimelerin başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek; Zafer, zahire, zahmet, zakkum, zalim, zaman, zambak, zamk, zar, zarar, zarf,

zemzem, zenci, zerdali..

Zi Ze Za Zo Zu Zö Zü Zı

Zip Zep Zap Zop Zup Zöp Züp Zıp

Zil Zel Zal Zol Zul Zöl Zül Zıl

Zir Zer Zar Zor Zur Zör Zür Zır

İzi Eze Aza Ozo Uzu Özö Üzü Izı

ZişZeşzaşZoşZuşşşZış

-Ziyankâr Ziya, zibidi Zihni’yle Zincirlikuyu’da Zileli Zibanın ziyafetine kondular.

Habere ifade bırak !
Haberle İlişkili Haber
Haberle İlişkili Makale
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.