Nemrut Kalderası için önemli çağrı
Van Gölü Aktivistleri Derneği ve Nemrut Jeopark Derneği, Nemrut Kalderasının Milli Park ilan edilme sürecini memnuniyetle karşılarken, betonarme yapılaşma yerine ekosisteme duyarlı çözümler önerdi.
Sivil toplum kuruluşları, kalderanın korunması ve sürdürülebilir yönetimi için katılımcı ve bilim temelli bir yaklaşım çağrısında bulundu.
Bitlis’in doğal mirası Nemrut Kalderası, Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile “Kesin Korunacak Hassas Alan” statüsü kapsamında yeniden belirlendi. Bu karar, bölgenin korunması açısından önemli bir adım olarak değerlendirilirken, sivil toplum kuruluşları sürecin doğru yönetilmesi gerektiğine dikkat çekti.
VanGölü Aktivistleri Derneği ve Nemrut Jeopark Derneği, ortak yaptıkları açıklamada, uzun yıllardır Nemrut Krater Gölü’nün korunması için çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, ilgili kurumların desteğinin son derece değerli olduğu vurgulanırken, kalderanın Milli Park ilan edilme aşamasına gelmesinin sevindirici bir gelişme olduğu ifade edildi. Dernekler, “Yıllardır Bitlis Valiliğimiz, siyasetçilerimiz, Bitlis Eren Üniversitesi ve birçok sivil toplum kuruluşumuz, Nemrut Kalderası’nın UNESCO Jeopark ağına dahil edilmesi için değerli çalışmalar yürütmektedir. Kamuoyunun ilgisi, desteği ve katkısı da oldukça yüksek olmuş; Nemrut’un korunması ortak bir hassasiyet ve toplumsal bilinç haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.
Sivil toplum kuruluşları, ilan sonrasında alanın nasıl korunacağı ve yönetileceğinin asıl önemli konu olduğuna dikkat çekti. Nemrut Kalderası’nın hassas ve dengeli bir ekosisteme sahip olduğunu belirten dernekler, yapılaşma ve kontrolsüz turizm baskısının uzun vadede alanın taşıma kapasitesini zorlayacağını ifade etti.
Açıklamada, Milli Park statüsünün uygulanmasında bilimsel taşıma kapasitesinin belirlenmesi, araç girişlerinin kontrollü biçimde düzenlenmesi, doğal dokunun korunacağı net sınırların çizilmesi ve mutlak koruma alanlarının netleştirilmesi gerektiği vurgulandı.
Dernekler, geçmişte kaldera içerisinde ziyaretçi ihtiyaçları gerekçesiyle inşa edilen betonarme yapıların kaldırılmasına karar verildiğini, ancak yaklaşık beş yıldır somut bir kaldırma çalışmasının yapılmadığını hatırlattı. Bu durumun, doğal olarak sürecin sonraki aşamalarına dair hassasiyetler doğurduğu belirtildi. Ayrıca, Türkiye’de bazı milli park örneklerinde—özellikle Kaçkar Dağları Milli Parkı çevresinde yaşanan yoğun yapılaşma deneyimlerinin—koruma ile kullanım dengesinin dikkatle yönetilmesi gerektiğini gösterdiği ifade edildi.
Nemrut Kalderası’nda benzer sorunların yaşanmaması için öneriler de dile getirildi. Açıklamada, betonarme yapılar yerine doğayla uyumlu mobil lavaboların, zemine minimum müdahale eden ahşap yürüyüş yollarının ve bireysel araç girişleri yerine çevreye duyarlı toplu taşıma ring sistemi modelinin değerlendirilmesi önerildi. Bu yaklaşımın hem ziyaretçi ihtiyaçlarını karşılayacağı hem de ekosistemin korunmasına katkı sağlayacağı kaydedildi.
Dernekler, kaldera ile ilgili yapılacak planlama ve uygulama süreçlerine sivil toplum kuruluşlarının da dahil edilmesi gerektiğini belirtti.
Açıklamada, “Katılımcı, şeffaf ve bilim temelli bir yönetim anlayışının benimsenmesi, birlikte yürütülen süreçlerin daha güçlü ve kalıcı sonuçlar doğurmasını sağlayacaktır. Nemrut’un, daha fazla betonla değil, daha güçlü koruma ve sürdürülebilir yönetim anlayışıyla anılmasını diliyoruz” denildi.
Nemrut Kalderası’nın korunması ve sürdürülebilir yönetimi için atılacak adımların, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde bölgenin hak ettiği değeri görmesine katkı sağlaması bekleniyor. Sivil toplum kuruluşları, bu eşsiz doğal mirasın tam koruma önceliğiyle yönetilmesinin takipçisi olacaklarını kamuoyuna duyurdu.