MUHARREM AYINDAYIZ (1)

Van Emekli Müftüsü Nimetullah Arvas yazdı...

Muharrem ayı, Kuranı Kerim de kendisinden bahsedilen hadisi şeriflerde ise ismi geçen Kameri aylardandır. Peygamberler tarihinde çok önemli olayların ve mucizelerin meydana geldiği kaynaklardan belirtilmiştir. İslam ümmetini derinden üzen Hz. Hüseyin’in şahadeti yani Kerbela hadisesi Muharrem’in 10’uncu günü yani Aşure gününde vuku bulmuştur.

Muharrem ayındayız. Hz. Ömer’in hilafeti döneminde 638 yılında efendimizin Mekke’den Medine’ye hicret etmesiyle Muharrem ayı, resmi hicri takvim başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

Hz. İsa’nın doğumu esas alınarak kullanılan takvime Miladi Takvim, Osmanlıların kullandığı ve genelde maliye ve mahasebat işlerinde kullanılan Rumi Takvim, Selçukluların Melikşah döneminde kullandığı takvim ise Celali Takvimidir. Hicri Takvim, Kameri yani ay hesabı baz alınarak kullanılan takvimdir. Bir yılda ay sayısı 12’dir. Kuranı Kerim’de Tevbe süresi 36. ayeti kerimede, Doğrusu Allah’a göre ayların sayısı, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına uygun olarak on ikidir; bunlardan dördü haram aylardır. İşte doğru olan hesap budur. O aylarda kendinize zulmetmeyin… Yüce Allah kainatta her şeyi bir ölçüye ve hesaba göre yaratmıştır. Buna Sünnetullah denir. Yani bütün kainat, varlık, madde ve eşya, Allah’u telanın koyduğu kanuna tabidir. Bir Kameri yıl 354 gündür. Hac, oruç, zekat ibadetleri bu takvime göredir. Bu takvim bazı aylarda otuz, bazı aylarda yirmidokuz gündür. Kuranı Kerimde Şemsi-Güneş ve Kameri-Ay takvimine işaret edilmiştir.  Kehf süresi 25. ayeti kerimesinde; Onlar mağaralarında üç yüzyıl kaldılar, buna dokuz yıl da ilâve ettiler. Bu ayetin tefsirinde müfessirler iki takvime işaret etmektedirler.

Bu kadar malumatla yetinerek bu ay ile ilgili hususlardan iki tanesinden bahsedeceğiz.

Birincisi: İbadete ait olup Aşure Günü ve orucu ibadeti ile ilgilidir. Oruç ibadeti farz olmadan önce efendimiz Aşure orucunu tutardı. Ramazan orucu farz olunca Aşure orucunu isteğe bıraktı. Dileyen tutabilir dediler. Ancak Medine’de bazı Yahudilerin Muharremin onuncu günü (Aşure) oruç tuttuklarını öğrenen Resuli ekrem aleyhiselam Yahudilerin ne için oruç tuttuklarını sordu. Onlarda bugün Musa Peygamber ve ona iman edenler kızıl denizden kurtulduğu gündür dediler. Efendimiz biz Musa’ya Yahudilerden daha yakınız buyurdular. Sahabeye eğer tutacak olursanız Yahudilere muhalefet ederek tutunuz. Dokuzuncu ve onuncu gününü de oruçlu geçiriniz. Peygamberimizin biz Musa’ya daha yakınız demeleri ise Allah katında din İslam’dır. Bütün Peygamberler İslam peygamberleridirler. Peygamberimizin ifadeleriyle bütün peygamberler bir aileye mensup gibidirler. Anaları yani dinleri birdir buyurmuştur.

İslam Alimleri Aşure orucuna çok ehemmiyet vermiş olup tutmaya özen göstermişler ve tavsiye etmişlerdir. Bugüne ve gecesine ait oruç dışında mahsus bir ibadet yoktur. Nefis muhasebesini yapmak ve geleceğe kendimizi hazırlamak için tefekkür etmek her zaman yapabileceğimiz amellerden olup bu gece de yapmalıyız.

Aşure gününde bid’at işlerle meşgul olmamaya dikkat etmek gerekir. Yani İslamiyet’in özüne ve ruhuna aykırı davranışlardan uzak durmaya özen göstermeliyiz. Şenlik tertip etmek, eğlenmek çirkin işlerdendir. Bundan uzak durmak lazım. Ayrıca bugünde yas tutmak, ağlaşmak, dövünmekte uygun değildir. İslam’da yas caiz olsaydı peygamberimizin vefat gününde yas emredilirdi. Aşure günü orucuyla alakalı hadis kaynaklarında sahih hadisler mevcuttur.

Bu münasebetle 18 Ağustos Çarşamba günü idrak edeceğimiz Aşure Gününüzü tebrik ederim. Başta İmam Hüseyin olmak üzere bütün şehitlerimizi rahmetle minnetle yad ediyorum.

(Devam edecek)

 

Bakmadan Geçme