Haber Girişi: 06.10.2021 - 22:34, Güncelleme: 06.10.2021 - 22:34

Mellaki Armut- Kavun Kokusu

 

Mellaki Armut- Kavun Kokusu

Yunus Türkoğlu yazdı
Bu hafta bir ilke imza atarak Çalık Sokak’tan çocukluk arkadaşım Mustafa Atilla’nın kendi yazdığı iki hatırasına yer veriyorum.  Van’ın örf-adet, gelenek-görenek ve kültürüne ait yaşadığınız kayda değer hatıralarınız varsa en fazla 450-500 kelime olacak şekilde yazıp gönderebilirseniz sayfamızda yayınlar, tarihe not düşüp, hatıralarınızı kayıt altına almış oluruz… Söz Hacı Mustafa Atilla’da:  “Gök kubbe altında yaşayan insanlara bakıyorum. Sonra Anadolu’ya, sonra kafamda memleketimiz Van’ı tahlil ediyorum. Kendi kendime;  “-Yok diyorum böyle bir yer, böyle insanlar, böyle güzellikler, böyle dostluklar, böyle komşuluk ve böylesine arkadaşlıklar! Birde Van’ın o zengin ve eşsiz lezzetlerinin olduğu yemek kültürünü düşündükçe Rabbime sonsuz şükürler ediyorum…”  Dünyanın bütün kadim kentleri gibi Van’ımız tarih ötesi bir konuma sahiptir. Daha doğrusu kendi tarihi dokusuyla varlık gösteren özel bir atmosferde yıllarını tamamlıyor… Urartulardan süre gelen hayat biçimi ile bahçeler ve toprakla çeşitli kazanımlar asla ikinci plana atılmadı! Bu kadim gelenek günümüze kadar devam ettirilmiştir. Lüksün peşinde koşmayan sadece hayatlarının sade olmasını ister Van halkı. Geçmişin tadını çıkarabilen yetenekli, samimi ve dostane hayatların yaşandığı zamanda büyük özverilerle meyve bahçeleri, üzüm bağları ile çeşitli sebzelerin yetiştirilmesini kendilerine hayat kaynağı yapmışlardır. Geçmişten günümüze gelen bazı tatlar hiç unutulmamıştır. Gönül cennetine koyduğum Van’a ait bu topraklarda yetişen kokusu, rengi, aroması ve tadıyla farklılık oluşturan meyvelerimiz arasında öne çıkan iki meyveden bahsetmek istiyorum! Bunlardan biri unutulmaz lezzetiyle Mellaki armut, diğeri Sıhke’nin muhteşem kokulu kavunudur… Van’ın endemik olan bu iki meyvesinin birçok tanıtım yazıları yazıldı-çizildi. Bu köşede tanıtımından öte yaşanmış hayat hikâyelerine yer verildi. Sıhke kavunu ile Mellaki armudun natürel hayatın içinde damak zevki yüksek olan insanımız bu tadı hiç unutamamıştır. Mellaki Armut Bir yaz akşamı Çalık Sokağındaki evimizin bahçeye bakan kısmında ailece oturuyorduk. Zaman ilerledikçe karanlık çökmüş ve sessizlik geceye hâkim olmuştu. Bir ara bahçemizin sonuna doğru olan mellaki armut ağaçlarının birinden hışırtıyla yere bir armudun düştüğünü duyan babam; ”-Mustafa, o armudu al gel” dedi. El fenerini alıp bahçeye gidip düşen armudu alıp gelmiştim. Samimiyetle ifade etmek istiyorum ki beş yüz gramın altında değildi. Hepimize yetmişti ve ailece afiyetle yemiştik. Ne hikmetse armutlar geceleri düşerdi, hiç unutamam… Kavun Kokusu Yine bir gün sokağımızda arkadaşımla bilye oynuyorduk. Bir ara Rahmetli Annem bana seslendi;  “-Mustafa yavrum, yarım saate kadar kağnı arabası ile kavuncu gelecek. Onu durdur bana haber ver!” Dedi. Önce anlayamadım, biz yine oyunumuza devam ettik. Bir ara baktım kağnı arabası bize doğru geliyor. Yanımıza gelince arabayı durdurdum. Gözüm kavunlara ilişti. Arabanın içi, sarı ve kırmızıya çalan sarı renkte ve mis kokulu kavunlarla doluydu. Hemen koşup Anneme haber verdim. Annem geldi, üç dört tane kavun aldı, beraberce eve taşıdık. Evin içi kısa bir süre içinde o muhteşem kokuyla doldu ve bu koku epey bir evimizin içinde kalmıştı! İsmini sonradan öğrendiğim kavuncu Cemal ağabey, haftada bir-iki gün kavun satmak için kağnısıyla bizim  sokaktan geçerdi. Hep bu vakitlerde kavun dolu arabasıyla Sıhke (Bostaniçi) köyünden gelir, bağırarak kavunlarını satar akşamüstü tekrardan köyüne dönerdi…  Rahmetli Anneme sordum: ”- Anneciğim, kavuncunun geleceğini nasıl anladın?”  “-Rüzgâr sokağımızın doğusundan estiğinde yani Erek Dağı’ndan estiğinde kavunun kokusu buraya kadar gelir! İşte bu koku kavuncunun geleceğinin alametidir! ” Demişti. Bu eşsiz tat ve lezzetler hiçbir zaman unutulmayacaktır. Sürekli yazılıp dilden dile dolaşacaktır. Hiç unutamadığım bu iki anımı sizlerle paylaşmaktan mutluluk duydum.” Mustafa Atilla, bizde bu duygu yüklü anıları dinlemekten dolayı çok mutlu olduk. Katkılarından dolayı sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Merhum babanız Cevdet Atilla hocamız ve merhume anneniz Macide Atilla öğretmenimizin mekânları cennet olsun. Size ve ailenize de hayırlı uzun ömürler dilerim. Sağlık ve sıhhatiniz daim olsun, hoşça kalınız.  
Yunus Türkoğlu yazdı

Bu hafta bir ilke imza atarak Çalık Sokak’tan çocukluk arkadaşım Mustafa Atilla’nın kendi yazdığı iki hatırasına yer veriyorum.  Van’ın örf-adet, gelenek-görenek ve kültürüne ait yaşadığınız kayda değer hatıralarınız varsa en fazla 450-500 kelime olacak şekilde yazıp gönderebilirseniz sayfamızda yayınlar, tarihe not düşüp, hatıralarınızı kayıt altına almış oluruz…

Söz Hacı Mustafa Atilla’da:

 “Gök kubbe altında yaşayan insanlara bakıyorum. Sonra Anadolu’ya, sonra kafamda memleketimiz Van’ı tahlil ediyorum. Kendi kendime;

 “-Yok diyorum böyle bir yer, böyle insanlar, böyle güzellikler, böyle dostluklar, böyle komşuluk ve böylesine arkadaşlıklar! Birde Van’ın o zengin ve eşsiz lezzetlerinin olduğu yemek kültürünü düşündükçe Rabbime sonsuz şükürler ediyorum…” 

Dünyanın bütün kadim kentleri gibi Van’ımız tarih ötesi bir konuma sahiptir. Daha doğrusu kendi tarihi dokusuyla varlık gösteren özel bir atmosferde yıllarını tamamlıyor…

Urartulardan süre gelen hayat biçimi ile bahçeler ve toprakla çeşitli kazanımlar asla ikinci plana atılmadı! Bu kadim gelenek günümüze kadar devam ettirilmiştir.

Lüksün peşinde koşmayan sadece hayatlarının sade olmasını ister Van halkı. Geçmişin tadını çıkarabilen yetenekli, samimi ve dostane hayatların yaşandığı zamanda büyük özverilerle meyve bahçeleri, üzüm bağları ile çeşitli sebzelerin yetiştirilmesini kendilerine hayat kaynağı yapmışlardır.

Geçmişten günümüze gelen bazı tatlar hiç unutulmamıştır. Gönül cennetine koyduğum Van’a ait bu topraklarda yetişen kokusu, rengi, aroması ve tadıyla farklılık oluşturan meyvelerimiz arasında öne çıkan iki meyveden bahsetmek istiyorum! Bunlardan biri unutulmaz lezzetiyle Mellaki armut, diğeri Sıhke’nin muhteşem kokulu kavunudur…

Van’ın endemik olan bu iki meyvesinin birçok tanıtım yazıları yazıldı-çizildi. Bu köşede tanıtımından öte yaşanmış hayat hikâyelerine yer verildi. Sıhke kavunu ile Mellaki armudun natürel hayatın içinde damak zevki yüksek olan insanımız bu tadı hiç unutamamıştır.

Mellaki Armut

Bir yaz akşamı Çalık Sokağındaki evimizin bahçeye bakan kısmında ailece oturuyorduk. Zaman ilerledikçe karanlık çökmüş ve sessizlik geceye hâkim olmuştu. Bir ara bahçemizin sonuna doğru olan mellaki armut ağaçlarının birinden hışırtıyla yere bir armudun düştüğünü duyan babam;

”-Mustafa, o armudu al gel” dedi.

El fenerini alıp bahçeye gidip düşen armudu alıp gelmiştim. Samimiyetle ifade etmek istiyorum ki beş yüz gramın altında değildi. Hepimize yetmişti ve ailece afiyetle yemiştik. Ne hikmetse armutlar geceleri düşerdi, hiç unutamam…

Kavun Kokusu

Yine bir gün sokağımızda arkadaşımla bilye oynuyorduk. Bir ara Rahmetli Annem bana seslendi;

 “-Mustafa yavrum, yarım saate kadar kağnı arabası ile kavuncu gelecek. Onu durdur bana haber ver!” Dedi.

Önce anlayamadım, biz yine oyunumuza devam ettik.

Bir ara baktım kağnı arabası bize doğru geliyor. Yanımıza gelince arabayı durdurdum. Gözüm kavunlara ilişti. Arabanın içi, sarı ve kırmızıya çalan sarı renkte ve mis kokulu kavunlarla doluydu. Hemen koşup Anneme haber verdim. Annem geldi, üç dört tane kavun aldı, beraberce eve taşıdık. Evin içi kısa bir süre içinde o muhteşem kokuyla doldu ve bu koku epey bir evimizin içinde kalmıştı!

İsmini sonradan öğrendiğim kavuncu Cemal ağabey, haftada bir-iki gün kavun satmak için kağnısıyla bizim  sokaktan geçerdi. Hep bu vakitlerde kavun dolu arabasıyla Sıhke (Bostaniçi) köyünden gelir, bağırarak kavunlarını satar akşamüstü tekrardan köyüne dönerdi… 

Rahmetli Anneme sordum:

”- Anneciğim, kavuncunun geleceğini nasıl anladın?”

 “-Rüzgâr sokağımızın doğusundan estiğinde yani Erek Dağı’ndan estiğinde kavunun kokusu buraya kadar gelir! İşte bu koku kavuncunun geleceğinin alametidir! ” Demişti.

Bu eşsiz tat ve lezzetler hiçbir zaman unutulmayacaktır. Sürekli yazılıp dilden dile dolaşacaktır. Hiç unutamadığım bu iki anımı sizlerle paylaşmaktan mutluluk duydum.”

Mustafa Atilla, bizde bu duygu yüklü anıları dinlemekten dolayı çok mutlu olduk. Katkılarından dolayı sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Merhum babanız Cevdet Atilla hocamız ve merhume anneniz Macide Atilla öğretmenimizin mekânları cennet olsun. Size ve ailenize de hayırlı uzun ömürler dilerim.

Sağlık ve sıhhatiniz daim olsun, hoşça kalınız.  

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.