Mavi Şehrin Kalemleri

Mavi Şehrin Kalemleri

Mavi Şehrin Kalemleri

NEDAMET…

YALÇIN YÜCESOY

Ben geldim anne!

Asi ruhlu 

İsyankar

Ve hayırsız oğlun..

 

Mezar taşını yıkadım

Toprağını düzelttim

Ayrık otlarını temizledim

Ve..

Sonsuz sevgiyle 

Ve içim kanayarak!

Başucuna bir demet

Sevdiğin menekşelerden koydum

Ardından!

Bildiğim tüm duaları okudum..

 

Buraları soracak olursan

Uzun yıllar sonra!

Çocukluğumun geçtiği

O yoksul mahalleye uğradım

Evimiz hala ev ama

Ne yazık ki!

Ha yıkıldı, ha yıkılacak

Bahçeyi ısırganlar kaplamış

Kirazı çoktan kesmişler

Üzerinden düştüğüm

Can eriğinin  ise

Kolunu kanadını kırmışlar..

 

Belki diyerek!

Komşu kapıların zilini çaldım

Nedense, hep yabancılar açtı

Ne garip anne!

Sokakta tanıdık bir ses

Aşina bir merhaba yoktu

Ayrıca!

Bakkal Kazım, marketlere yenik düşmüş

Kasap Bilal ise

Evini yükleyip, geçen yıl köyüne dönmüş..

 

Ben mi?

Yine işsiz

Yine avare

Yine sıkıntıdayım

Ve hala!

Pervane böceği gibi 

Umutsuzca yönümü aramaktayım

Geçen gün!

Nemrut evsahibim geldi

" Bu ayda ödemezsen

Gözünün yaşına bakmam

Başının çaresine bak dedi!.."

 

Üzülme ama!

Hani, benim için baktığın, bir kız vardı ya!

Hani şu, Zehra teyzenin 

Kıvırcık saçlı, kömür gözlü kızı

Maalesef!

Gönlü bende olsa da

Çaresiz ve istemiyerek

Geçen yıl evlenip

Başka, uzak bir şehire gitti..

 

Hatırlarmısın?

Şu zehiri bırak

Şu zıkkımıda içme derdin!

Hem zehir

Hemde zıkkım 

Sensiz ve bitmeyen 

Acı dolu gecelerimde 

Tek yoldaşım!

Sığınacağım son liman oldu..

 

Bilirsin!

Abimin bir kızı vardı

İçini çekerek!

Ve kısmetse  diyerek

Hep, bir oğlum olsun derdi ya!

Allah, analı babalı büyütsün

Ama! 

Bu kez de istediği olmadı..

 

Ablam ise hala kısır

Ve hala!

Bir çocuk ateşi ile yanıyor

Eniştem renk vermesede 

Hep, gizli gizli ağlıyor

Ve..

Türbelere çaput bağlayıp

Hala!

Hacı, hocalara gidiyor..

 

Babamı hiç sorma

Kısacası!

Ne gündüzü belli, ne gecesi

Duvardaki resmine bakıp

Boğazında düğümleniyor

O güzel isminin ilk hecesi!

Hep suskun

Hep mahzun ve kederli

İstemiyor artık!

Ne dost, ne arkadaş meclisi

O dağ gibi babam!

Eriyip gitti, kalmadı eski gölgesi..

 

Ben geldim anne!

El emeği, göz nuru

Ördüğün çoraplar düşümde

İşlediğin kazaklar hayalimde

Nakışlı mendillerin

Tarumar olan, yaralı mazimde 

Ve..

İki satır yaz diyen

Sitemkar mektupların ise

Şimdi hangi köşede ve kimbilir nerede

İçim yanıyor!

Anıların soluğu kesik

Anılar toz toprak, hüzün içinde..

 

Ben geldim anne!

Mezar taşını yıkadım

Toprağını düzelttim 

Ayrık otlarını temizledim

Ve..

Sonsuz sevgiyle 

Ve içim kanayarak!

Başucuna bir demet 

Sevdiğin menekşelerden koydum 

Ardından!

Bildiğim tüm duaları okudum..

 

Ben geldim anne!

Asi ruhlu 

İsyankar 

Ve hayırsız oğlun...

Mavi Şehrin Kalemleri

ANNEM

BEKİR OĞUZBAŞARAN

Şiddetinden duygularımın

Anne için yazamadı el

Elli yıl önce uğurladım

Herkese annesi çok güzel 

 

Onu izledim adım adım 

Şefkatine hiç doyamadım

Vefâtında bulunamadım

Herkesin annesi en özel

 

Her can bir annenin çocuğu

Kahvede telve, çayda buğu

Ondan gelir huyların çoğu

En güzel şiir, beytü'l gazel

 

Çocukken onun valisiydim

Hem akıllı, hem delisiydim

Tutunduğu dal selvisiydim

Düşündükçe gözyaşlarım sel

 

Allah ona eylesin rahmet

Dâim olsun mekânı cennet 

Hiç bitmez bu bendeki hasret

Gece-gündüz düşlerime gel

 

Rabbim buluştursun mahşerde

Livâü'l Hamd denilen yerde

Gönlüm ne gümüşte, ne zerde

Hakk'ın rızâsı ebed-ezel

 

Seyitali kızı Akkadın

Mümin ve mütevekkil kadın

Telkinimde söylenir adın

Sevgisi dünyâlara bedel...

Mavi Şehrin Kalemleri

YORULDUK

BÜLENT BAYSAL

Dipsiz karanlıklar çeker içine

Geçirdik hayatı hiçi hiçine

Köle doğduk sanki elin piçine

Ağzı bozuk bezirğandan yorulduk

 

Adalet kayboldu, günü çaldılar

Yokluk belasına, derde saldılar

Her yalan sözde, hep onlar vardılar

Beytül maldan çalanlardan yorulduk

 

Hani nerde vicdan, nereye saldık

Atı alan gitti, biz yaya kaldık

Daha emeklerken, hep yara aldık

Bizi derde salanlardan yorulduk

 

Dünya'ya don biçen, donsuzlar gördük

Pusulası elde, yönsüzler gördük

Dini satan nice dinsizler gördük

Mala, mülke tapanlardan yorulduk.

Mavi Şehrin Kalemleri

HAYAT VE ÖLÜM

NURULLAH ÖZDEMİR

Ötelere bir yol buldum

Vardım durula durula

Hem ateş hem hamur oldum

Piştim yoğrula yoğrula

 

Hayat zehir zaman acı

Nefesimde kezzap sancı

Ölüm kasırga hallacı

Estim savrula savrula

 

Gaiplerden bir ses geldi

Dağ titredi ârşı deldi

Akıbet Narmâni öldü

Gittim yorula yorula.. 

11 Mayıs 2026

Mavi Şehrin Kalemleri

ÇİÇEKLERİN SÖYLEDİĞİ 

MURAT SOYAK

Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ çiçeği

Şehrin kıyısında bir başına

Yıkılan duvara bakıyor

Bir yuva, bin kaygı

Karınca telaşıKırılmış dalı, unutma beni çiçeği

Taşlara, kuşlara selâm edip

Geçmiş zamana yürüyor

Temmuz günlerinde aradığı

Bir ağaç gölgesi, bir serinlikDuvar dibinde açan umut var çiçeği

Gün batmadan evvel

Özü temiz şırıl şırıl sözü şifa

Amele pazarından geliyor

Ekmeğinde el emeği, alın teri

Mavi Şehrin Kalemleri

KİM? 

İZZET IRMAK

Kimdir bana selam veren,

Ellerimi tutan kim?bir aşık, gözyaşı dökmüşcesine,

Keskin ve sivri uçlu duygularla,

Avucumdaki denizin suyunu

Plastik bir leğene döken kim?henüz edilmemiş bedduaların

Kapağını açıp

Bütün güzel duyguları

Bir çocuğun gülüşünden derlenmiş

Gençlik iksirini ve

Mutluluk fotoğraflarını

Kirleten kim?duaları törpüledikçe azgınlaşarak,

Koynundan bir anda çıkarıp,

Dillendirilmemiş kelimeleri

Musa’nın önüne atan kim?rabbim bu nasıl karmaşadır,

Öndeki yüzümü kopyalayıp çirkin çirkin

Arka tarafıma yapıştıran

Ve

Bir batıya bir doğuya döndüren kim?

Mavi Şehrin Kalemleri

HOŞÇA KAL

MUSTAFA DOĞAN

Bitti işte sonunda, gözün aydın sevdiğim.

Belki de hep ben zordum, sen kolaydın sevdiğim.

İçimdeki yangını yok mu saydın sevdiğim?

Oysa ne çok isterdim, mutlu bitsin bu masal.

Uykuların kaçmasın, gidiyorum… Hoşça kal.

 

Gidişim çare midir, bilmem gönül ağrıma.

Artık gücüm yetmiyor ne yanlış ne doğruma.

Hakkımı helal ettim, taş basarak bağrıma.

Yine de kapım açık, dönersem bir ihtimal.

Uykuların kaçmasın, gidiyorum… Hoşça kal.

 

Bilirim, senden sonra kara benim kaderim.

Kahrına katlanarak başım alır giderim.

Ne kırdın, ne incittin… Çok teşekkür ederim.

Kapandı hücresine, yürek ondan duygusal.

Uykuların kaçmasın, gidiyorum… Hoşça kal.

 

Hatıramda hatıran başköşede kalacak.

Artık ne bir gözyaşı, ne bedduam  olacak.

Belki de tüm hayatım yeni bir yön bulacak.

Boşuna ümitlendim, yaşamadım say misal.

Uykuların kaçmasın, gidiyorum… Hoşça kal.

Mavi Şehrin Kalemleri

YABAN GÜLÜ

SABRİ GALİP DOĞAN

Gamlı yaslı gönlüme açtı gonca

Küskün bakma bana lal yaban gülü

Yıllar yılı çektim acıyı bunca

Başımda bin türlü hal yaban gülü

 

Tutuştu yüreğim aşkın oduna

Rüzgar vurdu üfler ateş közüne

Bağlar beni şirin tatlı sözüne

İkrarına sadık kal yaban gülü

 

Sana ayan beyan benim hallerim

Gözümden çağlıyan kanlı sellerim

Kırıldı tutmuyor canlı dallarım

Arada selamı sal yaban gülü

 

Seni seven kulda dert derin derin,

Sevdanın rüzgârı esiyor serin,

Ne lale ne sümbül doldurmaz yerin,

Unutma bu DOĞAN kul yaban gülü.

Bakmadan Geçme