GİDEN ÖMÜR 2
FURKAN EVRENSEL
Sonu gelmez sandığımız fani dünyada
Hoyratça yaşarken ecel geldi plansız bir anda
Giden ömüre dönüp baktık biz kara kara
Heybemiz boş ne elde var ne avuçta…
Hırs bürüdü unuttuk benliğimizi
Menfaat uğruna değiştirdik asıl kimliğimizi
Eşten dostan geçtik makam uğruna
Mazluma düşmanlık edene sessiz kaldık duya duya…
Ey insanoğlu gelmez artık giden ömür
Elbet mazluma düşmanlık edende bir gün ölür
İş işten geçmeden bil kul hakkını, koru adaleti
Sultan Süleyman bile götürmedi onca ganimeti…
10.04.2026
DOLUNAY YÜZLÜ YARİM
MERYEM IRKILATA
Sendeki kara gözler
İçinde ne sır gizler
Baktıkça içim sızlar
Dolunay yüzlü yarim
Boyun ince dal gibi
Kaşların hilal gibi
Gözler süzme bal gibi
Benim bal gözlü yarim
Çağlar berrak çay gibi
Ele geçmez tay gibi
Söylenmesi zay gibi
Benim sır gizli yarım
Bağında gül devşirir
Ocakta aş pişirir
Gülse aklım şaşırır
İşveli nazlı yarim
Senle düştüm bu derde
Gezinirim her yerde
Herşey gelir geçerde
Ecelden hızlı yarim
Erciyesim dardayım
Bilinmez diyardayım
Eğer benim olmazsan
Bu yürek sızlı yarim
02.05.2026
DELİ
CENGİZ ÇELİK
Üstü tozlandı bu aşkın
Gelmeni beklemem deli
Kaybolsam da şaşkın şaşkın
Bulmanı beklemem deli
Uyup doğada yasaya
Gönlü bırakmam tasaya
Dayansam bile asaya
Bilmeni beklemem deli
Sazımı yalnız çalarken
Avazım sona salarken
Garip hayale dalarken
Bölmeni beklemem deli
Dolaşırım dağı bayrı
Benki benden ummam hayrı
Ok olsa kipriğin gayrı
Delmeni beklemem deli
Kazara yolum şaşarsa
Yürek bir anlık coşarsa
Gözlerde bentler taşarsa
Silmeni beklemem deli
Ben hiç bana kıyarmıyım
Nara atsan duyarmıyım
Hiç aklına uyarmıyım
Çelmeni beklemem deli
Zerre miskal sana bakmam
Umursamaz vede takmam
Cengizi yeniden yakmam
Gülmeni beklemem deli
02.05.2026
DÜŞLER ÜLKESİNDE
TURGAY POLAT
Kelimelerden sonra susmakmış,
Yaza yaza varı yoğu kusmakmış.
Konuşmadan, derinden bakmakmış,
Yüreğinin taa içine akmakmış.
Ne desem, söz anlaşılır değil;
Bir sır var içimde, tez anlaşılır değil.
Büklüm büklüm olmuş,öz anlaşılır değil,
Yorulmuşum, acıkmışım, usanmışım…
Konuştuktan sonra susmakmış,
Susa susa içinden konuşmakmış.
Bu gam ile içinde yorulmakmış;
Bir can kanatları kırık, kafese bırakılmış.
Aklımı yorgun zamanlar aldı benden,
Fikrim savaşır benimle o neden?
Bir yanım yalnızlığa kandı, bir yanım sen;
Uğraşmışım, yorulmuşum, usanmışım ben.
Feleğin adımları hep bir adım ileride,
Ne yaparsak yapalım, bilgelik ülkesinde.
Hepimizde bir acizlik, hepimizde o sille;
Düşündüm… en güzeli, o düşler ülkesinde.
BELLİDİR
ZEYNEP SÜMER
Eğilmiş dalları yeşil bağların,
Üzüme durduğu koruktan belli.
Zirvesi dumanlı yüce dağların,
Aşılmaz olduğu doruktan belli.
Kemirip kurutur kurtlar ağacı,
Yaşarken öldürmek bütün amacı.
Sinsi bir çıtırtı, garip bir sancı,
İçerden yendiği çürükten belli.
Ağırdır vebâli incitmişse can,
Koruyamaz artık ne zırh ne kalkan.
Uyanır uykudan uyuyan volkan,
Döşünde büyüyen yarıktan belli.
Susuyorsa şeydâ, vardır bildiği,
Revâ mı sineyi vurup deldiği?
Yaylasına kara kışın geldiği,
Düz ovaya inen yörükten belli.
Soylu bir yüreğin sefil çobanı,
Ondaki aşkların en balabanı.
“Sevdam,” der tepeler, yâdı yabanı,
Tabanı yırtılmış çarıktan belli.
Kül olur, yanarsın desem meselâ,
Vazgeçmez yine de aşka müptelâ.
Gitgide kavurur gözleri elâ,
Ateşi harlayan körükten belli.
Duyulmuş mu kulun aşkı yendiği?
Hiç yara almadan geri döndüğü,
Gözlerden usulca sadre indiği,
Uğruna öldüğü Merik’ten belli.
DÖN BE USTAM!
DERYA GÜLTEKİN
Sen gideli iş ehlinden
Görmez misin çıktı Ustam!
Ziyanımız çoğalmadan
İyisi mi dön be Ustam!
Dili olan söyler oldu,
Sazı tutan çalar oldu,
Kın kılıfa uymaz oldu.
İyisi mi dön be Ustam!
Arsızlara rağbet oldu,
Aslolmayan doğru oldu,
Sözler öze uymaz oldu,
İyisi mi dön be Ustam!
Sorma daha nedir diye...
İnsan ne ki aşklar bile
Hiç yok yere düştü züle
Iyisi mi dön be Ustam!
Yazılası onca şeye
Herkes kalem tutar oldu.
Düşün bir bak Derya bile
Damla iken coşar oldu!
Ziyanımız çoğalmadan
Durma daha dön be Ustam!
HERŞEY DEĞİŞTİ
HAVVA KESKİN
Söz değişti şimdi kalem değişti,
Huy derdik önceden oy deriz şimdi,
Kelamlar değişti selam değişti,
Emanet ol derdik bay deriz şimdi.
Büyükler severdi küçük sayardı,
Öncedendi onlar herkes doyardı,
İmece usulü taşı koyardı,
Yolda kuruş bulsak say deriz şimdi.
Biz ki oralardan buraya erdik
Dost denince sarılırdık öperdik,
Düğün dernek tutar horon teperdik
Atılan naraya toy deriz şimdi.
A demeden yolla diyor paramı,
Bilmiyorum kim bozuyor daramı,
Düşünen yok helalini haramı,
Rüşvet mi ellemem koy deriz şimdi.
Şimşek olup yerden göğe çakardık,
Bir nefesle ne yokuşlar çıkardık,
Bir bakışla karşı dağı yakardık,
Kaldı ki düz yolda hay deriz şimdi.
Biri birisinin cebine daldı,
Sofralar kuruldu öğün çoğaldı,
Garibana birer lokma dağıldı,
Haram lokmalara pay deriz şimdi
Havva der olanı söylerim sana,
İçimde kalırsa dert olur bana
Kim bakar damarda dolaşan kana,
İtten doğmalara soy deriz şimdi.
ŞÜKREDELİM
BEYDAĞININ KIZI
GÜNVAR KORKMAZ
İlmek ilmek işlenmiş Yaradan’ın eseri
Şükredelim her zaman verilen nimetlere
Senin içindir bunlar, uyan artık beşeri
Şükredelim her zaman verilen nimetlere
Bedenine şifadır yediğin her lokması
Her birinde ayrı tat, ne güzeldir kokması
İlmek ilmek şifanın ruhuna akması
Şükredelim her zaman verilen nimetlere
Görünen her çiçek meyvesini müjdeler
Huzur ile dokunsun dualara her diller
Yürekten minnet ile Yaradan’a aç eller
Şükredelim her zaman verilen nimetlere
Yüce Mevlam “kulum” der, evren seninle güzel
Kıymet bilmez gönülde solar bir anda gazel
İlmek ilmek işlenen güzelliklerden haz al
Şükredelim her zaman verilen nimetlere
Beydağı’nın kızı der: görürüm verileni
Sağlık ve huzur diye bir bir serileni
Kullar için donanan bu koskoca evreni
Şükrederim her zaman verilen nimetlere
27.04.2026
