RAMAZAN.
MEHMET BÜYÜKBAŞ
Yine kendini duyurdu,
Ramazandan gelen gür ses.
Gönlünde bir yer ayırdı,
Ramazanı bilen herkes.
Güneşi her gün yükselen,
Kavuşmaya an sayılan,
Hediyesi bayram olan,
Ramazan en yakın adres.
Kaçı gitti kaçı gelir?
Kalp sarayında yer alır,
Manası yerini bulur,
Ramazandan gelen akis.
Sahurla iftar arası,
Cümleye açık sofrası,
Teravih af pusulası,
Ramazanda altın nefes.
Eller doğruyu tartıyor,
Diller kendini tutuyor,
Gözler haramı örtüyor,
Ramazanda bağlı nefis.
Oruç ne özel terbiye,
Takvaya yol olsun diye,
Hikmeti çok nasıl niye,
Ramazanda mevzu bahis.
Kabul edilmeyen garip,
Ona teslim olan galip,
Kadir gecesine sahip,
Ramazan emsalsiz miras.
Rahmeti ve bereketi,
Kavuruyorken hasreti,
Bazısının son fırsatı,
Ramazanda niyet halis.
Kimi aç kimi yarı tok,
Öksüzü ve yetimi çok,
Duadan güzel çare yok,
Ramazanda bitse yeis,
Kul huzurda hep eğilse,
Öfke ve nefret dağılsa,
Tövbe bilinci çoğalsa,
Ramazanda kaybolsa sis.
Halil sözlerin emanet,
Bilinmez ne kime kısmet,
Kabul olursa afiyet,
Ramazan için bu heves.
17.02.2026
ÇÖL
YILMAZ GÜNAY
Uzun bir yolculuk yaşadım şu çölde
Ellerim değmedi hayata hiç
Geçtiğim sokaklarda hep duraksadım
Zaman geçmek bilmedi
Geçmedi istasyonlarda yalnızlığa özenmiş
Yalancı ve kaypak hayatım
Terk etmem gereken her köşeye
Kendime bir mezar kazdım
Evim bildim bakıp geçmem gereken hanları
Çok sonra öğrendim
Hayat aslında tek kişilikmiş
Gece aydınlık yalandanmış
Günahmış sokak lambalarına secde edişim
Bir gün ellerim ruhumdan gizlenirken
Yürürken utangaç sinirlerin gölgesinde
Ağlarken her bir geceye
Bilmezdim
Neden takibindeyim vakitlerin
Kadınların ilah bildiği vakitlerin
Avuçlarıma çarmıh çivilerinin mıhlandığı
Kilitlendiğim bu vakitlerin
Hayatım olduğunu bilmezdim
Çok sonra öğrendim
Kaldırımlara gömülmüş bir ruhum olduğunu
Her geçenin topukları ile ezdiği
Çok sonra öğrendim
Ben ruhumu
En güçsüz tanrıya kurban etmişim
Kalmışım şu yalnızlığa tapan halimle
Ölümüne methiyeler dizmeyecek zaman
Yaşadığıma burun kıvıran
Bir yalnızlığım var
Kendim seçtiğim
-belki de - kendimi gömdüğüm bir yalnızlık
Gündüze ihanet pahasına
Koynuma koyduğum yalnızlık
Çok sonra öğrendim
Ölümüme en çok çocukluğum sevinecek
Belki kadınlar
Yalnızlığıma kin besleyen kadınlar
Bir de gece ısırdığım meyveler
Sevinecek ölümüme.
KORKMA
REFİYE SEDEF
Yalana dolana karışmadıysan
Helâli haramla yarışmadıysan
Nefsini koruyup barışmadıysan
Korkma çık karşıma korkma be adam.
Karşıma çıkacak yüzün kaldıysa
Söyleyecek halâ sözün kaldıysa
Eski yaşantında gözün kaldıysa
Korkma çık karşıma korkma be adam.
Gönül otağımı viran eyledin
Aşka geldim dedin gönlün eğledin
Seviyorum derken yalan söyledin
Korkma çık karşıma korkma be adam...
15.02.2026
RAMAZAN BU DEĞİL
NAZMİ SARAÇOĞLU
Ramazan şeytanın zincirin kırıp
Nefsin dediğini yapmak değildir
Trafikte yolda kızıp bağırıp
Pide için kavga etmek değildir
Bir yudum su içip sahur zamanı
Namazı kılarak seher zamanı
Üçbeş lokma ile iftar zamanı
Orucu tutmaktır, yemek değildir
Yetimi garibi şöyle ayırıp
Davete sadece zengin çağırıp
Eti kemiğine kadar sıyırıp
Pirzola yalayıp yutmak değildir
Onca aç insanı doyuracakken
Bunla hak rızası kazanacakken
O para muhtaca ulaşacakken
Yüzbini sofraya saçmak değildir
40 çeşit yemekle bir sofra açıp
Krallar misali en başa geçip
En iri hurmayı iftarlık seçip
Besmeleyle selfi çekmek değildir
Zekat hesabını eksik toplayıp
"Herşeyi Bilenden" bunu saklayıp
Sözde teravihte bunu aklayıp
Fakirin hakkını çalmak değildir
Servetine haram katmak değildir
SENDEN BANA KALANLAR
SEVDAGÜL AYKAR YILDIZ
Evde hüzün, baş ucumda solmuş gül
Yüreğimde sızın kaldı sevdiğim
Tarağımda saçlarından bir kaç tel
Aynalarda yüzün kaldı sevdiğim
Sen yoksun ya, hayaline sarıldım
Sana değil ben kendime kırıldım
Hiç açmadım, şiire de darıldım
Defterimde yazın kaldı sevdiğim
Yüreğimde, bir ayrılık korkusu
Bir yalnızlık, bir de özlem duygusu
Ellerimde ellerinin kokusu,
Dudağımda tuzun kaldı sevdiğim
Sol yanımda gülüşünü sakladım
Duruyordu, uyanınca yokladım
Özlemiştim yastığını kokladım
Senden bana hüzün kaldı sevdiğim
NAMAZ İLÂHÎSİ
BEKİR OĞUZBAŞARAN
Îmandan sonra namazdır
Bunu bilmemek ne acı
Ne kadar övülse azdır
Namaz mü'minin mîrâcı
Bütün dertlerin ilâcı
0, "gözümün nûru" diyor
"Vuslatın sürûru" diyor
Ne kadar hoş, duru diyor
Namaz mü'minin mîrâcı
Bütün dertlerin ilâcı
Namaz Hakk'a yakınlaşmak
Her türlü engeli aşmak
Kulluk ile dolup taşmak
Namaz mü'minin mîrâcı
Bütün dertlerin ilâcı
Suyunu Kevser göndersin
Melekler seccâde sersin
Bir tüy gibi hafiflersin
Namaz mü'minin mîrâcı
Bütün dertlerin ilâcı
Allâh emri esas bize
Dînin direği nass bize
Peygamber'den mîras bize
Namaz mü'minin mîrâcı
Bütün dertlerin ilâcı
Kalbin pasını silelim
Kul olmak nedir bilelim
Namaz namaz dirilelim
Namaz mü'minin mîrâcı
Bütün dertlerin ilâcı
Oğuz, Müslüman evlâdı
Yâr-i Gar'dan aldı adı
Başka bir söz bulamadı
Namaz mü'minin mîrâcı
Bütün dertlerin ilâcı...
MESELE
TUBA DEVRİM
(GÜLCE&DEVRİ)
Kusursuz tabloya benzer gözlerin
Martılar kıskanır bana mesele
Deryada süzülen masal sözlerin
Sürgüne uğramış yanı mesele
Kalbinin boşluğu gece ses verir
Sarp yokuşlarında kalıp sis verir
Hırçın bakışlara dalıp his verir
Dile vuran yargı mana mesele
Prangalarında masum dolanan
Bir yakın bir uzak hazır bulunan
Söze aldırmayan içten alınan
Umursamaz halin yine mesele
Selamın çengidir parlayan aşka
Gönül umutlanır duygular başka
Yükün ağırlığı içinde kuşku
Sende olmak varya fena mesele
Hayat yaşasanda yaşamasan da
Yarımsın taşısanda taşımasan da
Ardından bakarsın koşamasan da
Bitecek sanırsın sana mesele
ÖMRÜN TELAŞI
NURULLAH AĞRI
Senden haber sordum da aldım andı yüreğim
Peymanem de sâhbâyla sana kandı yüreğim
Köhne bir harabeyim sen de yandı yüreğim
Zaman rüzgâr kanatlı uçup giderken arş’a
Hiç yaşanmamış gibi gönül düşer telaşa
Ruhum durmaz bi-karar can’ı seyran ettirir
Seyredip yıldızları necm’e hayran ettirir
Hasretine bürünür an’a giryan ettirir
Zaman rüzgar kanatlı uçup giderken arş’a
Hiç yaşanmamış gibi gönül düşer telaşa
Hazan var gülistan da bülbüllere zâr düşer
Efkarı dağı aşar yüreklere hâr düşer
Ölüm çaresiz kalır akıllara yâr düşer
Zaman rüzgar kanatlı uçup giderken arş’a
Hiç yaşanmamış gibi gönül düşer telaşa







