Mavi Şehrin Kalemleri

Mavi Şehrin Kalemleri

SOĞANLI KAYA ODALARINDA ZAMAN

OSMAN AYTEKİN

​Vadi boyu uzanan bir tarih fısıltısı,

Kaya kiliselerde yankılanır eski bir dua.

Soğanlı’da sabah, güneşin altın sarısı,

Dokunur peribacalarının sessiz uykusuna.

 

​Kubbealtı'ndan esen rüzgar serin ve ince,

Sanki bir masal anlatır gelen her yabancıya.

Gülümser bir kadın, elleri yorulunca,

Meşhur bez bebeğini işlerken bin bir acıya.

 

​Kemerler, tüneller ve güvercin sesleri,

Yamaçlarda saklı bir medeniyetin izi.

Bu köy ki unutulmuş zamanın adresi,

Bir sevda gibi içine çeker bizi.

Mavi Şehrin Kalemleri

BIRAKTIM UMUTLARIMI ZAMANA

ZİHNİ AKBULUT

Umutlarım bir bir yok olduğunda

Ağacın dalından dökülen yapraklar gibi 

Biçare zamanla kuruyup giden bendim,

Sana gelmeyi o kadar istedim ki olmadı.

 

Bıraktım kendimi, umutlarımı zamana artık

Şimdi nehirde sürüklenen cisim gibiyim,

Hiç fark etmez gidebildiğim yere kadar

Vurur elbet dalga boğmazsa zahir bir kıyıya.

 

Geride kalanın bende hiç önemi yok artık

Kahredip kime , neden dert edip üzüleyim

Zihni'm boş verdim artık aman canım neyse ne

Bıraktım umutlarımı ben zamana bıraktım . 

Mavi Şehrin Kalemleri

ANKARA GİBİYİM 

ONUR YAMAN

Bir gibiyiz tüm gibi

Sen ve ben gibiyiz

Dünyada küçücük yere sahip gibi

O küçük yerde yaşanan şeylerden de var

Mesela Ankara'nın ayazı gibi

İçimdeki şeylerin birazını dışa vurmam gibi

İçinde ne var ki Ankara

Kimi mutlu, Kimi üzgün 

Kimi evli, Kimi evsiz

Kimi ailesiyle, Kimi bir başına 

Kimi sevgili, Kimi durgun 

Kimi hayallerde, Kimi yaşanmışlık 

O küçük yerde daha nice şeyler 

İnanmak kanmak olmuş 

Söz yalan olmuş 

Güven hançer olmuş 

Kalp atmaz olmuş 

Gülünç olmuş çoğu şey

Eskilerden değilim, eski kafalıyım

Aynı Ankara gibi sabah günlük gülistanlik

Akşam zifiri karanlık ayaz 

İçim benimde dolu aynı Ankara gibi 

Yağması için biriktiriyorum bende dokuz ay

Bırakın da üç ay benim olsun

Mavi Şehrin Kalemleri

GİDEN ÖMÜR 

FURKAN EVRENSEL

Hayallerin peşinden koşulan bu sevda,

Aylar yıllar sonra oldu gitti bak heba,

Yanımdalar sandığım etraftan üç-beş kişi,

Korkusundan olmuş yanar döner bilirkişi,

 

Pes etmeden koşturdum demedim elin işi

Bende istemezdim kader seçti bu gidişi,

Düşme sakın isyana dedim kendi kendime,

Ama düşündüm durdum derinden derine,

 

Sonuç ise değişmedi düşünüp durmakla,

İnandım avundum vazgeçmedim ısrarla,

Biliyordum kimse gidemez bu hakla,

Zalimlere yakışır çektirilen bu cefa,

 

Ömür denen takvimde yaşanılan gerçekler,

Birer birer tokat gibi yüzüme de inerken,

Gördüm sahte dostların gerçek yüzünü,

Hepsi bir olsa da geri veremez giden ömrümü…

Mavi Şehrin Kalemleri 

HESAP VAR!

DR. İHSAN ÜNLÜ

Ne arsası ne borsası ne dolar

Devran döner de gül cemalin solar

Bu kadar hırs yapmaya değer mi?

Kar bellersin onu ne büyük vebal!

 

Cebi yok kefenin kimse götürmez

Verdiğin yazılır boş yere gitmez

Burda ne ekersen onu biçersin

Kimseden kimseye fayda görülmez.

 

Nicesi yaşadı yedi içtiler

Şöyle böyle bu dünyadan göçtüler

Hiç kimse dünyaya kazık çakmadı

Sonunda ecel şerbetin içtiler.

 

İhsaniyem gel biraz ince düşün 

İbret al tarihten geçiyor yaşın

Kul hakkıyla varır isen huzura

Hesap var mizanda müşküldür işin.

03.02.2026

Mavi Şehrin Kalemleri

TABUTTA KASA YOK

RAMAZAN ARAS

Çaldın çırptın

Sattın savurdun

Yetim hakkını hiç saydın

Yedikçe aç kaldın

Ama tabuta kasa yapamadın

Yanmaz kefen

İslami don

Uyduruk fetvalar

Ama kefende cep yok

Tabutta kasa

Kefende cep

Hesaplar kalır mı

Öte tarafa

Firavunun tabutu Altın

İçindeki çürümüş çaput

Sağı solu dolu hazine

Kendisi kupkuru bir mahluk

Yani Azizim

Ne kadar malın olursa olsun

Ne tabutta kasa

Ne de kefende ceple

Gidemezsin öbür Dünyaya

Mavi Şehrin Kalemleri

ANNEM…

ENVER KAVUK

Sessiz bir akşam üstü çöker üzerime,

Adın düşer kalbimin en sızılı yerine.

Bir rüzgâr geçer içimden usulca,

Sanki saçlarını okşadığın günlerden kalma…

 

Yokluğun, odaların duvarına sinmiş,

Her köşe başı gözyaşıma tanıklık etmiş.

Bir bardak, bir eşarp, bir solmuş fotoğraf…

Hepsi senden kalmış birer yarım hayat.

 

Gidişin öyle ağırdı ki annem,

Ardından bıraktığın boşlukta büyüdüm ben.

Sen yokken dünya başka bir renge büründü,

Hiçbir güneş yüzümü senin gibi ısıtmadı, gülmedi.

 

Keşke bir kez daha sarılabilsem,

“Üzülme yavrum” deyişini duyabilsem…

Keşke o sıcak ellerin

Alsa kalbimin bütün kederini yeniden.

 

Annem…

Sen gidince çocukluğum da gitti benden,

Bir yarım nefes gibi kaldın içimde.

Ama bil ki her dua, her gözyaşı,

Sana olan sevgimin en temiz hâliyle birlikte…

 

Ruhuna huzur,

Kalbine bir ömür minnetle…

Seni çok özledim annem.

Mavi Şehrin Kalemleri

YAR DUYMADI

ZEKİNE KARAKÖÇEK

Bizim dağları geven otu almış

Yaban bademleri çalısı kalmış

Sinem ateşini göz yaşım almış

Gizli gizli ağlarım yar duymamış

 

Biçilmiş ekin tarlada saman

Değirmenin çayı vermiyor aman

Köyümün üstünde bir kara duman

Gizli gizli ağladım yar duymamış

 

Toprak evlerin çatısı saç olmuş

Hüzün dolu gözlere hasret dolmuş 

Dolu vurmuş güllerin rengi solmuş

Gizli gizli ağladım yar duymamış

 

Zekinem kuşburnu toplar dallardan

Seslensem ses gelir mi o sallardan

Gitsem pazara seçerdim allardan

Gizli gizli ağladım yar duymamış

Bakmadan Geçme