Doğuda kadın olmak

5 Aralık 1934 yılında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı verildi. Aslında Dünyada kadın olmak zordur. Kadın A

5 Aralık 1934 yılında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı verildi.

Aslında Dünyada kadın olmak zordur.

Kadın Anaçtır, Yemiş verecek ağaç, Yavruyu karnında 9 ay taşıyacak, kim bilir ne zorluklarla dünyaya getirecek, Şefkatle sevecek, geceleri başında bekleyecek, hastalanınca kahrolacak eline diken bile batmasını istemeyecek, ona gelen bana gelsin diyecek anaç işte o annedir.

Kadın güçtür, anadır, babadır, abladır, ağabeydir, bacıdır, yoldaştır, eş'tir, arkadaştır.

Kadını yok eden acıları var, birde büyüten acıları var.

Dünyaya geldiği zaman başlamış çilesi, kızı olmuş, işte bir kız daha doğurdu.

El âlem demiş ki filankes yine kız doğurdu, vay haline oğlu olana kadar doğuracak, olmadı üstüne kuma gelecek.

Kadını sadece doğruganlığı ile kadın gören zihniyetler...

Daha çocuk yaşta başlamıştır çilesi, ev işlerinde, tarlada, bahçede, hayvan beslemede her zaman her yerde kızlar önde olur.

Erkek çocukları baş tacı olur, başköşede yer alır.

Bazı toplumlarda, Adaletsizlik hadsafada devam edip gidiyor. Kız Çocukları okula gönderilmiyor, Küçük yaşta evlendirilip, kucağına ders kitapları yerine bebek veriliyor.

Küçük yaşta omuzlarında onca yük, artık evlen ev, bark sahibi ol çocuklarına bak, oysaki o çocuk yaşta, o henüz eş olmaya, anne olmaya aday değilken zorla evlendiriliyor.

Sorumluluk altında ezilmeye mahkûm edilen kızlar, ardından intihar girişimleri.

Akıllardaki o yobaz zihniyetler hala ölen kadının ardından iftira etmeye devam ederler.

Erkeğin egemen olduğu toplumlar, kadını köle gibi gören her egosunu kadında yaşamak isteyen kişilikler, soyunu devam ettirmek için kadının kadın olduğunu unutan cahil zihniyetler.

Aslında kadın her yerde kadındır bunun doğulusu, batılısı yoktur.

Dur durak bilmeyen kadın cinayetleri, kadına yapılan şiddet, ulu orta yerde sokakta dayak atılan kadınlar.

 Dünyanın neresi olursa olsun toplumda kadının yeri her zaman yobazlaşmış duyguların var oluşudur.

Zordur doğuda kadın olmak kınalı eller yerine nasır tutmuş elleri vardır.

Yitirmiştir öz güvenini hatta güvensizlik içinde kavrulmaya sürüklenmiştir.

Sırtındaki yükünü yüzündeki çizgilerinden görebilmek çokta zor değil.

Yaşanmış hikayeleri hüzünlüdür, ya dayak yiyerek sesini kesmiş, ya üstüne kuma gelmiş, yada sahipsizliğinin verdiği çaresizlikten susmuştur.

Daha iki gün öncesi hastanede tanık olduğum olay şöyle, zavallı kadın sütünü sağdığı hayvan tarafından tepilmiş, yüzü gözü kan revan içinde yakınları tarafından hastaneye getirilmiş, adam olacak eşi ortalıkta yok, aradan geçen onca saatler sonunda ikinci eşi kolunda hastaneye gelmişti.

Bumuydu ilk kadınına verdiği değeri, bumuydu insanlığı diye düşündürücü bunun gibi binlerce sorular, sorular, sorular…

Buradan tüm kadınlara sesleniyorum siz, siz olun kadın gibi yaşamayı bırakmayın.

Yıkın onca körelmiş zihniyetleri, kilit vurmayın ezik yüreklerinize o kilidin anahtarını siz alın elinize alın ki kadın gibi yaşayın.

Bizler savaşçı ruhlu, öz güvenli kadınlar olmalıyız, yoksa daha çok kadın cinayetleri görmeye, bozuk zihniyetler altında ezilmeye mahkûm olarak yaşamaya devam ederiz.

Biz doğu kadınları kendimi savunamıyoruz, kendimizi savunmaya hakkımız yoktur demeye fırsat vermeyelim. Kadın her yerde her zaman kadındır.

Kadın her şeyden önce ANADIR narindir, incedir, yapıcıdır, azimlidir, karşılıksız sevginin asıl mimarisidir.

Kadın erkek ayrımcılığını bırakın bir kenara, unutmayın kadın hem ana hem babadır.

Kadın yoktan var eden, yokluğu sindirendir.

Anadır baş tacıdır, nice nice yiğitleri yetiştirendir.

Bırakın el âlem ne der zihniyetini asıl el âlem kendimizdir.

Yüreği olan her kadın akıldır, iradedir, duygudur.

O kocaman sevgi dolu yüreğinizin kilidini açın anahtarınızı alın elinize.

Ezenlerin esaret zincirini koparın, koparın ki haksızlığa karşı ezilen olmayın.

Bırakın haksızlık karşısında Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun, eğmeyin başınızı yere, sizi bilen bilsin bilmeyen mert değil namert olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nuran Demirhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Vansesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Vansesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Vansesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Vansesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Van'da maske takmak zorunlu olsun mu?