Gerçekçiler, Kuvay-ı Milliye Ruhuna sahiptirler

Gerçeği sevmek, gerçekten korkmak iki ayrı kutup… Birincisinde "kendi ile barışık" bir kimlik;  diğerinde ise güvensizlik, kuşku ve sevgiden yoksun bir dünya va

Gerçeği sevmek, gerçekten korkmak iki ayrı kutup… Birincisinde "kendi ile barışık" bir kimlik;  diğerinde ise güvensizlik, kuşku ve sevgiden yoksun bir dünya vardır. "Gerçekçi" ne denli kendisine güven duyuyorsa, ne denli olayları analiz edip yorumluyorsa o oranda" yaşamın içinde" olduğunu düşünür. Gerçeği bildiği için boşuna söz etmez, zaman öldürmez. Gelecek üzerine olan kurgularını da gerçekçi görüşler etrafında kurar. Somut sonuçlarını iyi ya da kötü görür.

Toplumsal yaşamımızda hep "gerçekçi olamama"nın sıkıntılarını yaşıyoruz. Her olayın, her toplumsal manzaranın/görüntünün arka planında kalıp, gerçeğe inmeden/öğrenmeden "peşin yargılarla/kararlarla" sudan bahaneler üretip ahkâm kesmeyi hüner sayıyoruz. Sayıyoruz, çünkü kestiğimiz ahkâmın arka planında kendimize  "yağlı kuyruk/çıkar" ayırmayı ihmal etmiyoruz

Toplumsal yaramız bu bizim…  Bilelim, bilmeyelim giderek yayılan/yaygınlaşan, bulaşıcı bir hal aldı hastalık... Tabii ki öncelikle bunun üzerine giderek, "eyyamcı değil", gününe göre kimlik takınan değil,  "gerçekçi" kimliklerden oluşan bir toplum olma yoluna yeniden girmeliyiz. "Gerçekçilik" ancak böyle yakalanır, sorunlar böyle aşılır.

X X X

1923 yılında temeli atılan Cumhuriyet'i koruma/kollama konusunda şimdiye değin böyle bir sıkıntı yaşamadık.  Neymiş, "Türk" dersek "Kürt"ler aşağılanıyormuş.

"Türküm, doğruyum…" da öyle… Kürtler aşağılanıyormuş… Acaba   -haşâ- "Türküm sahtekârım" dersek mi, "Ben Kürt'üm" deyip "Kürtçülük" yapanlar mutlu olacaklar?

Doksan iki yıldır bu ülkenin adını kısaca belirleyen "TC"'ye  ters bakanlar, hazmedemeyenler var bu ülkede… Bu durum/manzara kendiliğinden oluşmadı elbet…  Doksan iki yıl öncesinde de yaratılmak istenilen Cumhuriyet'e karşı olanlar/direnenler vardı. Sonuçta Cumhuriyet'in  adaleti onları kendi dişlileri arasında eritti/bitirdi.

Şimdi, kimi siyasetçiler 90 yıl öncesinin kapanmış yaralarının üzerini kaşıyarak kendilerine "koltuk yolu" açma hafriyatı yaptıklarını, kimi kapanmış yaraları kanattıklarını gördük üzülerek… Nicedir devam eden bu durumun yarattığı bugünkü huzursuzlukta:  bu duyarsız/ahlâksız  tutumun/davranışın payı olmadığını mı sanıyorsunuz?

Doğu ve Güney Doğu illerimizde bir başkaldırı, meydan okuma hareketi var ne yazık ki… Bunun   "gerçekçi" olmaktan korkan, "günü kurtarma" anlayışına sığınıp; koltuğu kaybetme sevdasına/korkusuna kapılmış dar kafaların eseri olduğunu inkâr mı edeceğiz şimdi?    TC, kimliğini/benliğini satmış bir grubun,  bu hain girişimini anında kıracak güce sahibiz çok şükür bugün.

Eğer bu kutsal topraklar tekrar  -Allah göstermesin- bir ihaneti yok etme sıkıntısına düşerse  "Kuvayı Milliye"nin harekete geçeceğini herkesin ve ihanet cephelerinin bilmesi gerekir.  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hikmet Aksoy - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Vansesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Vansesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Vansesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Vansesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Van'da maske takmak zorunlu olsun mu?