Günler, olaylar ve insanlar...

Aslında her gün bizim, hepimizin... Yaşama hakkı olan, yaşayan herkesin... Ama insanoğlu öyle bir varlık ki; yaşadığı günleri daha anlamlaştırma adına kimi günl

Aslında her gün bizim, hepimizin... Yaşama hakkı olan, yaşayan herkesin... Ama insanoğlu öyle bir varlık ki; yaşadığı günleri daha anlamlaştırma adına kimi günleri özelleştiriyor, daha çok önemsiyor.

 Özelleştiriyor ve bir anlamda kurumsallaştırıp böylesi günleri kutsallaştırıyor da... Öyle ki yılın 365 günü böylesi günleri yaşamakla/kutlamakla geçiyor.

 Doğru-yanlış... Konum değil.

 Günlerimizi anlamlaştıran anlar/zamanların önemini üzerinde bir kaç söz etmek istiyorum.

 Önümüzdeki günlerde yaşayacağımız "Anneler Günü" öncesinde yaşadığım bir manzara gözümün önünden gitmiyor. İlçelerimizin birinde kurulan "Kadınlar Pazarı"nı geziyorum. Üretken kadınlarımız, elleri nasırlı, yüzleri emeğin, alınterinin ışığı/nuru ile şekillenmiş... Güzelleşmiş, anlamlaşmış...

 Yaşlı analarımız, ninelerimiz, annelerimiz...

 "Kadın Pazarları" köy yaşamının renklerini/güzelliklerini sergileyen; bereketli alanlar olarak hep dikkatimi çeker ötedenberi...

 "Kanaatkar/gönlü zengin/eli açık kadınlarımız yaşam kavgasının girdabına kapılıp kaybolmamak için alın teri, el emeği, göz nuru ürünlerini pazar tezgahında alıcıların beğenisine sunuyorlar her hafta...

 Bir umut kapısı aralamaktır kadınlarımızın bu çabası...

 Kadınlarımızın pazara getirip satışa sundukları ürünlere bakıyorum: Üç-beş bağ marul, ıspanak, taze soğan, beş-on yumurta, bir bakraç yoğurt, bir tür özel taştan yapılma bileklide pişirilmiş yarım mısır ekmeği... Çökelek, köy peyniri...

 Bunları satarak gönül zenginliğiyle tekrar köyünün -gerçi şimdi hep mahalle oldu ya- yolunu tutar...

 Bir zafer kazanmanın mutluluğu/gururu yaşanır köye dönüş yolunda...

 Bir sofra etrafında halkalanıp; "Halil İbrahim sofrası" gönül zenginliğini kurma sırasıdır şimdi köy evinde...

 "Çarşı ekmeği, koz helvası" olduktan sonra çoluk-çocuk bayram etmenin farklı bir mutluluğu yaşanır her hafta pazar dönüşü ocakbaşlarında...

 Köy kadınlarımız...

 Görünmeyen, övünmeyen, övülmeyen kahramanlarımızdır onlar.

 Nasırlı elleri, çalışıp melekleşen, kozmetik/krem görmeyen nurani yüzleriyle bilinmeyen kahramanlarımızdır onlar...

 Emeğin işareti/madalyası, nasırlı elleri...

 Yaşam mücadelesinin kırıştırıp bir melek masumiyeti kazandırdığı yüzleri...

 Köy kadınlarımız onlar...

 XXX

 "Anneler Günü"nü yaşayacağız önümüzdeki günlerde...

 Vefakar... Cefakar... Fedakar...

 Canım annelerimizin günü... Vefa borcumuzu, sevgi borcumuzu ödeyeceğimiz, gerektiğinde canımızı vereceğimiz annelerimize armağan bir günü yaşayacağız.

 XXX

 N'olur, bir toplumsal vefalılık örneği gösterip tüm ülkemiz köylerinde/kasabalarında/kentlerinde "Anneler Günü"nü bayram şeklinde coşkularla kutlayalım.

 Unutmayalım, onların can kattıkları evlatlarımız bu ülke, bu bayrak için her gün şehit olarak kutsal toprağa düşüyor.

 Sanırım, acılarımızı böyle daha anlamlı paylaşmış, dindirmiş ve birlik olduğumuzu göstermiş oluruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hikmet Aksoy - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Vansesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Vansesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Vansesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Vansesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Van'da maske takmak zorunlu olsun mu?