Uslubundur seni ele veren

Yıllar boyunca süren intihal bu sıralar çok sık karşımıza çıkmaya başladı. Birçok şair arkadaşımdan ve yazar arkadaşımdan böyle yakınmaları çok sık duyar oldum.

Yıllar boyunca süren intihal bu sıralar çok sık karşımıza çıkmaya başladı. Birçok şair arkadaşımdan ve yazar arkadaşımdan böyle yakınmaları çok sık duyar oldum.  Aklıma hemen bu soru geldi. İnsanlar artık üretemiyorlar mı?  Hayal dünyalarını, duygu dünyalarını mı kaybettiler de bu yola başvuruyorlar?  Yoksa yeterince okumuyorlar mı? Zira yazmak için mutlaka okumak lazım. Kelime dağarcığınız olmadan yazılarınız birkaç kelimeyle sınırlı kalır. Yazının içinde kısır bir döngü yaşatırsınız okuyucuya. Akıcı bir üslup okuyucuyu sarar, sarmalar yüreğini ısıtır.

Peki yazan biri yazacağı konuda birikimi yoksa eksiği varsa ne yapar;  yazacağı bir konuda önce araştırma yapar, not alır ve kendi cümleleriyle, kendi kalemiyle, kendi yorumu ve bakış açısıyla konuyu okuyucuya aktarır. Yazıyı okurken yazarın konuya ne kadar hakim olduğunu cümlelerinden ve anlatımından anlarsınız. Bu o yazarın tarzıdır. Okuduğunuz yazıdan cümlelerde adeta yazar size kendini htirir. Yazar tarzının dışına çıktığı anda anlarsınız ya beğenir, ya da eleştirirsiniz. İyi bir okuyucu ve takipçi yazıyı okur okumaz yazının kime ait olduğunu yazarın altında imzası olmadan da anlar çünkü o kalem kendi tarzını yaratmıştır. 

Ancak sosyal medyada çok rastladığımız bir olay var. Birkaç mısra yazıp altına o birkaç satırla hiç ilgisi olmayan bir şairin/yazarın adına rastlıyoruz.  İyi bir okuyucu iseniz bunu hemen anlıyorsunuz ya da araştırma gereği duyuyorsunuz.

Sosyal medya ortamında sıkça rastladığımız bir başka aldatmaca olayı daha var ki bu hepsinden beter bir şey.  Başkasına ait eserin altına ismini yazarak (yazıyı-şiiri) kendi yazmış gibi paylaşım yapan kişilere  eminim sizlerde çok denk gelmişsinizdir. Hatta bu işlerle çok iştigal ediyorsanız bu bilgi kirliliğine isyan da etmişsinizdir.

Okuduğum bir makalede sosyal medyada, yayılan kes, kopyala, yapıştır akımının önüne geçmek ve başının telif davalarıyla derde girmesini önlemek için özellikle Twitter bu tip paylaşımları hemen silme kararı almış ilk paylaşımının orijinal olarak kabul edileceğini beyan etmiş. Bu kararın yerinde ve doğru bir uygulama olduğunu düşünüyorum ve özellikle kendisini yazın emekçisi diye takdim edenlere küçük bir uyarıda bulunurken, hakkıyla bu işi yapan değerli şair ve yazar ve köşe yazarı arkadaşlarımı tenzih ederek bu konuda bir iki cümle yazmak istiyorum.

İşçisini çalıştırıp emeğini vermeyen gasp eden bir patronla, başkasına ait bir eseri çalan arasında ben pek fark göremiyorum. Sonuçta ikisi de emek hırsızı. Biri alın terini, emeğini hatta ekmeğini gasp ederken, diğeri sosyal alanda kendine yer açma, yer edinme çabası içinde başkasının yaratıcılığını, hatta hayal dünyasını, duygularını ve en önemlisi her halükarda emeğini çalıyor.

Günümüzde çok rastladığımız bu yöntem, emeğin nasıl çalındığını bize gösterirken;  diğer yandan bu işi ciddi bir şekilde yapanlara, saygısızlık ve haksızlık yapıldığını düşündürüyor. Bu birazda cahil cesareti olsa gerek.

Ancak iyi bir okuyucu ve takipçi bunu fark ediyor. Yazının o kişiye ait olmadığını kaleminden, dilinde ve tarzından hemen anlıyor. Fark edemeyenler ise okuduğu eserin altında ismi yazan kişiye ait olduğunu sanıyor beğenisini ve övgüsünü yapıyor. Bizim uyanık hırsız da yok bu bana ait değil ben bunu şu sayfadan çaldım pardon aldım demiyor ciddi ciddi bu yazı /şiir kendisininmiş gibi sahipleniyor.   Başkasının yazılarını aşırarak bu iş yapılmaz. Şairler bazen günlerce doğru kelimeyi bulmak için şiirleri üzerinde çalışıyor, yazarlar bir yazı yazmak için kaç gününü harcıyor, kaç makale okuyor, kaç belgesel izliyor, ya da gazeteciler köşelerinde yazacakları bir yazı için o konu hakkında yerine gidip kaç kişiyle söyleşi yapıyor. Tüm bunlar için zaman harcıyor, emek harcıyor hatta ceplerinden para harcıyorlar. Bu kadar arsızlık, haksızlık kurnazlık olmaz.  İnsanların emeği bu kadar da ucuzlatılmaz.

Hızlı, kolay ve emek harcamadan başkalarının fikir, yazı ve çalışmalarını çalmak, aldığı kişilerin isimlerini belirtmeden, kaynak olarak göstermeden kendisininmiş gibi göstermek,  bir intihaldir. İntihal de suçtur.

Herkes yazmak zorunda değil. Yazmayı çok seviyor olabilirsiniz bu size başkalarının emeğini, duygusunu çalma hakkını vermez. Sen boyunu aşan işlere girmek yerine kendini daha adil ve daha dürüstçe yeteneğinin olduğu, emeğini harcayacağın bir alanda gösterirsen daha iyi iş çıkarmış olursun. Getirmek istediğiniz ses ise belki sosyal alanda daha etkili olur. Böylelikle kendin olarak çalmadan fikir üreterek, emek üreterek çok ses getirecek işlere imza atarsınız ve ruhunuz doyuma ulaşır. Elbette takdir ettiğiniz, beğendiğiniz insanları kendinize rol model seçin ama hiç kimsenin kopyası olmayın. Her zaman yetersiz bulsanız da beğenmeseniz de eksik yönlerinizi olgunlaştırın ve kendi orijinalliğinizi koruyun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ümran Öztürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Vansesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Vansesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Vansesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Vansesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Van'da maske takmak zorunlu olsun mu?