Sonbahar göçleri: Güler ve Karakoç...

Sonbahar... Aslında;  'son bahar...' yazılmalı... Bakıyorum da, ilkbaharla dünyayı duvaklayan ne varsa sonbahara gelince veda ediyor. Yemyeşil yapraklar sonba

Sonbahar... Aslında;  'son bahar...' yazılmalı...

Bakıyorum da, ilkbaharla dünyayı duvaklayan ne varsa sonbahara gelince veda ediyor.

Yemyeşil yapraklar sonbaharda sarı rengin binbir tonuna bürününce sanki tüm dünyayı bir "son" , ölüm korkusu sarıyor sanıyorum.

Oysa, dünyanın öbür ucunda farklı iklimler yaşandığını unutuyor insan.

Dünya mevsimsel değişikliklerin gelgitlerinde dengesini sağlamış, insanlara açtığı yaşam koşullarıyla serüvenine devam edip gidiyor.

İnsanlar sadece konuk olarak yaşam süreçlerini tamamlayıp göçüyorlar...

Göçmen kuşlar gibi...

Bu arada insanların göçmen kuşlar gibi her yıl ya da mevsim yer değiştirme alışkanlığı yok.

İletişim olanaklarının -eskiye göre- çok gelişmesi, insanın anında herşeyden haberdar olmasını sağlıyor günümüzde.

Acı-tatlı haberler hemen önünüze/kulağınıza geliyor.

Eskiden "Acı haber tez gelir" diye bir söylem vardı.

Şimdi acı haber daha da hızlı geliyor.

Yaşadığımız hafta içinde hem bir dünya sanatçısı Ara Güler'i, hem de Anadolu aşığı şair Bahattin Karakoç'u yitirdik.

Yaşam işte böyle...

Sonbaharın meyveleri de öyle... Ayvalar sapsarı... Elmaların, armutların renklerinde  de sarıya yakın tonda olanlar var.

Dalların uzak uçlarında kalan elmalar, ayvalar vardır sonbaharda, beklersiniz ne zaman düşecek diye...

Öyle tatlıdırlar ki... Yaz mevsiminden sonra sonbaharın "pastırma yazı" güneşini de görürler. İçlerinde gelişen olgunlukla daha tat/aroma kazanırlar.

Gözlersiniz dal ucundaki o meyveleri...

Ha düştü.. Ha düşecek... Tatlılıklarını düşünürsünüz. Düşünce zedeleneceklerini de...

Üzülürsünüz...

Yaşam işte böyle...

"Dünya fotoğrafçısı" Ara Güler de gelip-geçti bu alemden... Fotoğraf makinesiyle kadrajladığı dünyada ulaşılmaz/başarılara imza attı.

Dünyayı fotoğraflarıyla adeta zapteden, herkes üzerinde hayranlık uyandıran başarılarının O'na getirdiği/sağladığı ünü bizlere emanet edip çekip gitti.

Tıpkı sonbahar güneşini de görüp daha bir tatlanan dal ucunda kalıp sonunda toprağa düşen bir meyve gibi...

Toprağı bol olsun.

Bahattin Karakoç, Anadolu toprağının Yunus Emre damarından gelen bir  şairimizdi.

Anadolu insanından ve bu toprakların özünden kaynaklanan şiir sevdası O'na  kalıcı izler bıraktırdı.

Türk edebiyatı değerli bir şairini yitirdi.

Ne de çok sever, içerdim şiirinden.

Yüce Rabb mekanını Cennet eylesin. Amin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hikmet Aksoy - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Vansesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Vansesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Vansesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Vansesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Van'da maske takmak zorunlu olsun mu?