Haber Girişi: 12.08.2021 - 17:10, Güncelleme: 12.08.2021 - 17:15

Kılıçdaroğlu Van’da konuştu; Kavga ederek sorunları çözemeyiz

 

Kılıçdaroğlu Van’da konuştu; Kavga ederek sorunları çözemeyiz

Çeşitli gezi ve incelemelerde bulunmak üzere Van’a gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kanaat önderleriyle bir araya geldi. Kılıçdaroğlu, “Sorunları kavga ederek, birbirimize kin besleyerek çözemeyiz. Aklımızla, ilmimizle, irfanımızla çözeriz. Toplumu kaynaştırarak bireylerin birbirine saygı göstermesini sağlamalıyız. Herkesin farklı görüşüne saygı duymalıyız” dedi.
Burhan Ergin İki günlük Van ziyaretinin birinci gününde sel felaketinin meydana geldiği Başkale’nin Esenmayaç Mahallesini ziyaret eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, akşam saatlerinde kanaat önderleriyle bir araya gelerek önemli açıklamalarda bulundu. “Halkın hakemliği demokrasilerde temel kuraldır” Demokrasinin vazgeçilmez unsur olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Van’da olmaktan son derece mutluyum. Van’ı ve bölgeyi çok iyi biliyorum. Bu coğrafyada yetiştim. Batıyı üniversite hayatımda gördüm. Dolayısıyla bu bölgede yetişerek büyüdüm. Ülkemizde 83 milyon olarak çok büyük acılar, travmalar yaşadık. Büyük sorunlar yaşadık ama bu sorunları aşmak zorundayız. Bu sorunları kavga ederek, birbirimize kin besleyerek aşamayız. Bu sorunları aklımızla, ilmimizle, irfanımızla aşmak zorundayız. Vatandaş olarak hepimize görev düşüyor. Bütün mesele toplumu kaynaştırmaktır. Toplum bireylerinin birbirine saygı göstermesini sağlamalıyız. Herkesin farklı görüşüne saygı duymalıyız. Çünkü farklı düşünmezsek ülkemizi büyütemeyiz. Akıl akıldan üstündür diye çok güzel bir atasözümüz var. Dolayısıyla biz beraber ve birlikte ülkemizi dünyanın saygın ülkesi haline getirebiliriz. Bunun için devleti yönetenlere büyük görevler düşüyor. Devlet baki iktidar geçicidir. Ülkemizde mutlaka değişim şarttır. İktidar Türkiye’yi yönetemiyor. Ülkemizin sorunları dağ gibi birikti. CHP iktidarında ülkemizin bütün sorunlarını çözeceğiz. Ülkemize demokrasiyi getireceğiz. Anayasamızın 5.maddesi devletin nasıl yönetildiğini anlatıyor. Devlet yönetimiyle ilgili temel kurallar vardır. Anayasamız Cumhuriyeti ve demokrasiyi koruyacaksın diyorsa ve demokrasi korunmuyor, yok ediliyorsa oturup düşünmemiz lazım. Halkımız sandıkta milletvekili seçmiyor. Sadece gidip genel başkanının yazdığı isimlerin altına mührünü basıyor. Haliyle parlamentoya giden vekiller genel başkanın vesayeti altına giriyor. Fikrini özgürce ifade edemiyor. Bugün bir kişi Cumhur İttifakında istediği kanunu geçiriyor. Hiç bu kanunun doğru veya yanlış olduğuna bakmıyorlar. AK Parti ve MHP’li vekiller ellerini kaldırıp indiriyorlar. Bu yasama organının vesayet altında olduğunu gösteriyor. Ülkemizi bu vesayetten kurtarmamız gerekiyor. Darbe hukukundan arındıracaksak siyasi partiler yasasının değişmesi, milletvekilini milletin seçmesi gerekmektedir” diye konuştu. “Kayyum rejiminin olduğu bir sistemde demokrasiden bahsedemeyiz” Hükümet tarafından belediye başkanlarının görevden alınarak yerine kayyum atanmasına tepki gösteren CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Ülkemizin birçok belediyesine kayyum atandı. Belediye başkanını, belediye meclis üyelerini, belde halkı seçiyor. Belediye başkanını görevden alıyorsun yerine kayyum atıyorsun. Belediye meclis üyeleri neden kendi başkanını seçmiyor. Diyelim ki haklı bir nedenden dolayı belediye başkanı görevden alındı. Milletin seçtiği belediye meclis üyeleri kendi aralarında belediye başkanını seçebilirler. Hayır onları da görevden alıyorum. O zaman anayasanın 5. maddesinin ön gördüğü demokrasiyi koruma kuralı var mı yok mu? Maalesef ülkemizde demokrasi yok. Güç sahipleri bize Türkiye’de demokrasinin olduğunu söylüyorlar. Kayyum rejiminin olduğu bir sistemde demokrasiden bahsedemeyiz. Bunu herkesin hafızasının bir yerinde tutması gerekiyor. Bunu sadece HDP’li belediyeler için söylemiyorum. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanını zorla görevden istifa ettirdiler. Onunda hakkını savundum. Balıkesirliler seçti, kimse görevden alamayacağı gibi istifa ettiremez. Melih Gökçek’in de hakkını savundum. Peki, niçin kim zulme uğruyorsa onun hakkını savunmak zorundasınız. Zulmün karşısında susan dilsiz şeytandır. Biz zalimin karşısında, zulme uğrayanın yanındayız. Düşüncemiz bağdaşır veya bağdaşmaz ama demokrasi varsa hepimiz içindir. Herkes birbirinin düşüncesine saygı göstermek zorundadır” şeklinde konuştu. “Suriyeli kardeşlerimi memleketlerine göndereceğim” Ülkemizin en büyük sorununun sığınmacılar olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Şuanda sığınmacılar en temel sorunumuzdur. Söyledim; Suriyeli kardeşlerimi ırkçılık yapmadan, onların hakkını yemeden, evlerini, yollarını, okullarını, hastanelerini, kreşlerini yaptıktan sonra memleketlerine göndereceğim. Bu konuda hiçbir tereddütüm yok. En geç 2 yıl içinde bunu yapacağım. Kendi ülkelerine gitsinler kardeşim. Bu dış politikayı 180 derece değiştireceğim. Bu dış politika Türkiye'nin başına bela oldu. Birilerinin talimatıyla dış politikayı oluşturuyorlar. Suriye ile niye kavga ediyoruz? Niye birbirimizi öldürüyoruz? Suriye gerçeğine bakalım. İki taraf var değil mi? İki taraf da Müslüman mı Müslüman. İki taraf da birbirini nasıl öldürüyor? ‘Allah Allah' diyerek. Ellerindeki silahlar egemen güçlerin. Niye buna izin veriyoruz? Oturacağız Suriye ile barışacağız. Büyükelçi göndereceğiz onlar da gönderecekler. Buradan gidecek olan Suriyelilerin can ve mal güvenliğini sağlayacağız. Onları çöle veya şiddetin ortasına atmayacağız. Ayrıca biz kendi iş adamlarımıza, Anteplilere diyeceğiz ki, ‘gidin kardeşim orada yeni fabrikalar kurun.' Bütün Suriyeliler gitsinler o fabrikalarda çalışsınlar hepsi üretsinler. Mallarını gerekirse biz satın alacağız. ‘Efendim bu olmaz' diyorlar. Niye olmaz? Yapacağım en geç 2 yıl içinde ben bunu yapacağım. Yetki verirseniz tabi” ifadelerini kullandı. “Dışişleri devre dışı bırakıldı” Dışişleri Bakanlığı’nın tamamen devre dışı bırakıldığını ileri süren Kılıçdaroğlu, “Şimdi Afganistan'dan geliyorlar. Sürüler halinde geliyorlar, binlerce kişi geliyor. Kimden talimat aldılar? Tartışma bir tivitimle başladı. Biden ile Erdoğan konuşuyorlar. Erdoğan'ın yanında bir kadın kardeşimiz var. Tercüme işini o yapıyor ama Dışişleri mensubu değil. 27,5 yılını devlete veren pek çok uluslararası görüşmeye katılan bir kişi olarak devletin geleneği şöyleydi; Giderdik heyetler karşılanırdı, bizi götürürlerdi otele ertesi gün heyetler karşılıklı otururdu, bizim bayrağımız olurdu, onların bayrağı olurdu, heyet başkanları karşılıklı olurdu. Dışişleri Bakanlığı'ndan bizden bir kişi olurdu onların Dışişleri Bakanlığı'ndan da bir kişi olurdu. Görüşmeleri raporlardı ve Ankara'ya gönderirlerdi. Devletin geleneği buydu. Biz de ise Dışişleri Bakanlığı tamamen devre dışı bırakıldı. Erdoğan Biden ile yaptığı görüşmede Afganlıların Türkiye'ye gelmesini kabul etti. Sonra bunu gizlediler uzun süre. Bir baktık ABD'deden bir yetkili açıklama yaptı. Afganistan'dayken kendilerine yardım eden Afganlılar ile işbirliği yapmışlar o işbirliği yapan Afganlılardan 1 milyon kişi gelecek, bunlar Türkiye'de bir süre kalacaklar, Türkiye demiyor ‘üçüncü ülke' diyor. Kalacaklar orada ve bir süre sonra bunların içinden seçecekler, bazılarını götürecekler. Diğerleri bizim başımızda kalacak. Niye kardeşim? Burası sömürge deposu mu? Burası sığınmacı deposu mu? Efendim onlar bize para vereceklermiş. Ne diyor Erdoğan? ‘Finans işini iyi ayarlarsak kabul edeceğiz, ediyoruz'. Ne demek finans işi? Köleliği parayla mı yapacaksın arkadaş? Devletin itibarını devletin saygınlığını parayla mı satacaksın?” diye konuştu. Vanlı çiftçi derdini Kılıçdaroğlu’na anlattı Kılıçdaroğlu'na derdini anlatan bir Vanlı çiftçi, "2014'te karpuzu, soğanı, domatesi ne fiyata satmışsak bugün de öyle. Mazotun litresi 2 lira 800'dü şimdi 7 lira oldu. Gübrenn torbası 60-70 liraydı şimdi 300 liraya çıktı, her şey 4-5 kat yükselmiş, köylü 6-7 yıl önceki aynı yerinde" sözleriyle sitem etti. Kılıçdaroğlu, çiftçiye, "Moralinizi bozmayın sizlerin desteğiyle her şeyi beraber düzelteceğiz. Memlekete huzuru, bereketi getireceğiz. Gübre, ilaç, tohum, yem fiyatları artıyor. Bunlar ithal edildiği için dolar arttıkça bunlar da artıyor. Bunların hepsini biz üretebiliriz" diye karşılık verdi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Van ziyaretinin ikinci gününden Tuşba ilçesi Köprüköy'de muhtarlar, imamlar ve köy halkıyla bir araya geldi. Kılıçdaroğlu daha sonra, STK temsilcileriyle buluştuktan sonra Tarihi Peynirciler Çarşısında esnafları ziyaret ederek sorunları dinledi. 
Çeşitli gezi ve incelemelerde bulunmak üzere Van’a gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kanaat önderleriyle bir araya geldi. Kılıçdaroğlu, “Sorunları kavga ederek, birbirimize kin besleyerek çözemeyiz. Aklımızla, ilmimizle, irfanımızla çözeriz. Toplumu kaynaştırarak bireylerin birbirine saygı göstermesini sağlamalıyız. Herkesin farklı görüşüne saygı duymalıyız” dedi.

Burhan Ergin

İki günlük Van ziyaretinin birinci gününde sel felaketinin meydana geldiği Başkale’nin Esenmayaç Mahallesini ziyaret eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, akşam saatlerinde kanaat önderleriyle bir araya gelerek önemli açıklamalarda bulundu.

“Halkın hakemliği demokrasilerde temel kuraldır”

Demokrasinin vazgeçilmez unsur olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Van’da olmaktan son derece mutluyum. Van’ı ve bölgeyi çok iyi biliyorum. Bu coğrafyada yetiştim. Batıyı üniversite hayatımda gördüm. Dolayısıyla bu bölgede yetişerek büyüdüm. Ülkemizde 83 milyon olarak çok büyük acılar, travmalar yaşadık. Büyük sorunlar yaşadık ama bu sorunları aşmak zorundayız. Bu sorunları kavga ederek, birbirimize kin besleyerek aşamayız. Bu sorunları aklımızla, ilmimizle, irfanımızla aşmak zorundayız. Vatandaş olarak hepimize görev düşüyor. Bütün mesele toplumu kaynaştırmaktır. Toplum bireylerinin birbirine saygı göstermesini sağlamalıyız. Herkesin farklı görüşüne saygı duymalıyız. Çünkü farklı düşünmezsek ülkemizi büyütemeyiz. Akıl akıldan üstündür diye çok güzel bir atasözümüz var. Dolayısıyla biz beraber ve birlikte ülkemizi dünyanın saygın ülkesi haline getirebiliriz. Bunun için devleti yönetenlere büyük görevler düşüyor. Devlet baki iktidar geçicidir. Ülkemizde mutlaka değişim şarttır. İktidar Türkiye’yi yönetemiyor. Ülkemizin sorunları dağ gibi birikti. CHP iktidarında ülkemizin bütün sorunlarını çözeceğiz. Ülkemize demokrasiyi getireceğiz. Anayasamızın 5.maddesi devletin nasıl yönetildiğini anlatıyor. Devlet yönetimiyle ilgili temel kurallar vardır. Anayasamız Cumhuriyeti ve demokrasiyi koruyacaksın diyorsa ve demokrasi korunmuyor, yok ediliyorsa oturup düşünmemiz lazım. Halkımız sandıkta milletvekili seçmiyor. Sadece gidip genel başkanının yazdığı isimlerin altına mührünü basıyor. Haliyle parlamentoya giden vekiller genel başkanın vesayeti altına giriyor. Fikrini özgürce ifade edemiyor. Bugün bir kişi Cumhur İttifakında istediği kanunu geçiriyor. Hiç bu kanunun doğru veya yanlış olduğuna bakmıyorlar. AK Parti ve MHP’li vekiller ellerini kaldırıp indiriyorlar. Bu yasama organının vesayet altında olduğunu gösteriyor. Ülkemizi bu vesayetten kurtarmamız gerekiyor. Darbe hukukundan arındıracaksak siyasi partiler yasasının değişmesi, milletvekilini milletin seçmesi gerekmektedir” diye konuştu.

“Kayyum rejiminin olduğu bir sistemde demokrasiden bahsedemeyiz”

Hükümet tarafından belediye başkanlarının görevden alınarak yerine kayyum atanmasına tepki gösteren CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Ülkemizin birçok belediyesine kayyum atandı. Belediye başkanını, belediye meclis üyelerini, belde halkı seçiyor. Belediye başkanını görevden alıyorsun yerine kayyum atıyorsun. Belediye meclis üyeleri neden kendi başkanını seçmiyor. Diyelim ki haklı bir nedenden dolayı belediye başkanı görevden alındı. Milletin seçtiği belediye meclis üyeleri kendi aralarında belediye başkanını seçebilirler. Hayır onları da görevden alıyorum. O zaman anayasanın 5. maddesinin ön gördüğü demokrasiyi koruma kuralı var mı yok mu? Maalesef ülkemizde demokrasi yok. Güç sahipleri bize Türkiye’de demokrasinin olduğunu söylüyorlar. Kayyum rejiminin olduğu bir sistemde demokrasiden bahsedemeyiz. Bunu herkesin hafızasının bir yerinde tutması gerekiyor. Bunu sadece HDP’li belediyeler için söylemiyorum. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanını zorla görevden istifa ettirdiler. Onunda hakkını savundum. Balıkesirliler seçti, kimse görevden alamayacağı gibi istifa ettiremez. Melih Gökçek’in de hakkını savundum. Peki, niçin kim zulme uğruyorsa onun hakkını savunmak zorundasınız. Zulmün karşısında susan dilsiz şeytandır. Biz zalimin karşısında, zulme uğrayanın yanındayız. Düşüncemiz bağdaşır veya bağdaşmaz ama demokrasi varsa hepimiz içindir. Herkes birbirinin düşüncesine saygı göstermek zorundadır” şeklinde konuştu.

“Suriyeli kardeşlerimi memleketlerine göndereceğim”

Ülkemizin en büyük sorununun sığınmacılar olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Şuanda sığınmacılar en temel sorunumuzdur. Söyledim; Suriyeli kardeşlerimi ırkçılık yapmadan, onların hakkını yemeden, evlerini, yollarını, okullarını, hastanelerini, kreşlerini yaptıktan sonra memleketlerine göndereceğim. Bu konuda hiçbir tereddütüm yok. En geç 2 yıl içinde bunu yapacağım. Kendi ülkelerine gitsinler kardeşim. Bu dış politikayı 180 derece değiştireceğim. Bu dış politika Türkiye'nin başına bela oldu. Birilerinin talimatıyla dış politikayı oluşturuyorlar. Suriye ile niye kavga ediyoruz? Niye birbirimizi öldürüyoruz? Suriye gerçeğine bakalım. İki taraf var değil mi? İki taraf da Müslüman mı Müslüman. İki taraf da birbirini nasıl öldürüyor? ‘Allah Allah' diyerek. Ellerindeki silahlar egemen güçlerin. Niye buna izin veriyoruz? Oturacağız Suriye ile barışacağız. Büyükelçi göndereceğiz onlar da gönderecekler. Buradan gidecek olan Suriyelilerin can ve mal güvenliğini sağlayacağız. Onları çöle veya şiddetin ortasına atmayacağız. Ayrıca biz kendi iş adamlarımıza, Anteplilere diyeceğiz ki, ‘gidin kardeşim orada yeni fabrikalar kurun.' Bütün Suriyeliler gitsinler o fabrikalarda çalışsınlar hepsi üretsinler. Mallarını gerekirse biz satın alacağız. ‘Efendim bu olmaz' diyorlar. Niye olmaz? Yapacağım en geç 2 yıl içinde ben bunu yapacağım. Yetki verirseniz tabi” ifadelerini kullandı.

“Dışişleri devre dışı bırakıldı”

Dışişleri Bakanlığı’nın tamamen devre dışı bırakıldığını ileri süren Kılıçdaroğlu, “Şimdi Afganistan'dan geliyorlar. Sürüler halinde geliyorlar, binlerce kişi geliyor. Kimden talimat aldılar? Tartışma bir tivitimle başladı. Biden ile Erdoğan konuşuyorlar. Erdoğan'ın yanında bir kadın kardeşimiz var. Tercüme işini o yapıyor ama Dışişleri mensubu değil. 27,5 yılını devlete veren pek çok uluslararası görüşmeye katılan bir kişi olarak devletin geleneği şöyleydi; Giderdik heyetler karşılanırdı, bizi götürürlerdi otele ertesi gün heyetler karşılıklı otururdu, bizim bayrağımız olurdu, onların bayrağı olurdu, heyet başkanları karşılıklı olurdu. Dışişleri Bakanlığı'ndan bizden bir kişi olurdu onların Dışişleri Bakanlığı'ndan da bir kişi olurdu. Görüşmeleri raporlardı ve Ankara'ya gönderirlerdi. Devletin geleneği buydu. Biz de ise Dışişleri Bakanlığı tamamen devre dışı bırakıldı. Erdoğan Biden ile yaptığı görüşmede Afganlıların Türkiye'ye gelmesini kabul etti. Sonra bunu gizlediler uzun süre. Bir baktık ABD'deden bir yetkili açıklama yaptı. Afganistan'dayken kendilerine yardım eden Afganlılar ile işbirliği yapmışlar o işbirliği yapan Afganlılardan 1 milyon kişi gelecek, bunlar Türkiye'de bir süre kalacaklar, Türkiye demiyor ‘üçüncü ülke' diyor. Kalacaklar orada ve bir süre sonra bunların içinden seçecekler, bazılarını götürecekler. Diğerleri bizim başımızda kalacak. Niye kardeşim? Burası sömürge deposu mu? Burası sığınmacı deposu mu? Efendim onlar bize para vereceklermiş. Ne diyor Erdoğan? ‘Finans işini iyi ayarlarsak kabul edeceğiz, ediyoruz'. Ne demek finans işi? Köleliği parayla mı yapacaksın arkadaş? Devletin itibarını devletin saygınlığını parayla mı satacaksın?” diye konuştu.

Vanlı çiftçi derdini Kılıçdaroğlu’na anlattı

Kılıçdaroğlu'na derdini anlatan bir Vanlı çiftçi, "2014'te karpuzu, soğanı, domatesi ne fiyata satmışsak bugün de öyle. Mazotun litresi 2 lira 800'dü şimdi 7 lira oldu. Gübrenn torbası 60-70 liraydı şimdi 300 liraya çıktı, her şey 4-5 kat yükselmiş, köylü 6-7 yıl önceki aynı yerinde" sözleriyle sitem etti. Kılıçdaroğlu, çiftçiye, "Moralinizi bozmayın sizlerin desteğiyle her şeyi beraber düzelteceğiz. Memlekete huzuru, bereketi getireceğiz. Gübre, ilaç, tohum, yem fiyatları artıyor. Bunlar ithal edildiği için dolar arttıkça bunlar da artıyor. Bunların hepsini biz üretebiliriz" diye karşılık verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Van ziyaretinin ikinci gününden Tuşba ilçesi Köprüköy'de muhtarlar, imamlar ve köy halkıyla bir araya geldi. Kılıçdaroğlu daha sonra, STK temsilcileriyle buluştuktan sonra Tarihi Peynirciler Çarşısında esnafları ziyaret ederek sorunları dinledi. 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.