Köşe Yazıları (İHA) - İhlas Haber Ajansı | Haber Girişi: 04.04.2012 - 09:58, Güncelleme: 15.10.2020 - 08:18

KAN ÇİÇEKLERİ!

 

KAN ÇİÇEKLERİ!

                                                       Afganistan'da düşen helikopterde 12 vatan evladını yitirdik... Yüreğimiz kanıyor... Geride kalanlar ise cenaze törenlerindeki hüzün resimleri oldu. Küçük, kim bilir dört -beş yaşlarındaki küçük kız yerlere attı, paraladı kendisini. Ayakta durmaya çalışan büyükler de aynı onulmaz acılar içindeydiler. Ama onlar büyüktüler, yaşları kemale ermişti ve ağlamayı yakıştırmıyordu vakar denen tuhaf duyguları.Çok değil hesaplarsanız on beş gün önce Kabil'i anlatan Uçurtma Avcısı filminden söz etmiş, Afganistan'ı bir Rus Ruletine dönüştüren kahrolası emperyalist paylaşımcıların ve kuklalarının kanlı, iğrenç niyetlerinden söz etmiştim.İşte o Afganistan için çok uzaklardaki Türkiye, NATO antlaşmaları gereği asker göndermişti Kabil'e.Peki, Afganlı gençler neredeydi?Mirza, Muhammet? Onları gören var mıydı?Dünyanın efendisi Amerika buyurmuştu ve Mehmetçik tam teçhizat Afganistan'da bulmuştu kendisini.Kore'de... Somali'de... Kuzey Irak'ta...Hem de en önlerde, ateşle göğüs göğse!Bize ait olmayan topraklarda can vermek sanki alın yazıları oldu!Sahi kimdi bu yazıyı yazan el?Cenaze törenindeki o küçük kızlar... Hani:"Hangisi babam?"Diye sırayla dizilmiş tabutlara koşan küçük kızlar...Büyüdükleri zaman sormayacaklar mı babalarının neden şehit düştüğünü? Sorgulamayacaklar mı?"Şehit olunur muydu başka ulusların topraklarında ölürken?" Sizce de bir çelişki hem de yaman bir çelişki yok mudur burada? Kimi kandırıyoruz, temelleri olmayan hangi mavallara kanıyoruz?O küçük kız... Hani televizyon ekranlarında da gösterilen... Kendisini yerden yere atan... Babasının tabutu arkasından incecik ve şaşkın, çelimsiz bacaklarıyla koşmak isteyen... Babasının yüzünü görmek isteyen ama göremeyen küçük kız... Yarın sormayacak mı?"Türkiye nere, Afganistan nere?" Diye.Yazıklar olsun evlatlarımıza başka diyarlarda nereden geleceği meçhul bilinmez ölümleri reva görenlere!Yazıklar olsun yetim çocukların gözyaşından ders çıkarmayan kan tüccarlarına!Demek ki boşuna yazmamış, boşuna çığırmamış uluslar arası kültür elçiliği çok görülen sanatçı Kan Çiçekleri'ni... Topraktan mı sürmüş candan mı kopmuşAçar yediveren kan çiçekleriTürkü mü, şiir mi, ağıt mı yoksaAçar yediveren kan çiçekleri Bölük bölük olmuş çaylar derelerHiçbiri denize varabilmezmişDuvarların dibinde bir yaralı gülGülleri solduran gülebilmezmiş Bu şehrin üstünü duman sis almışTomurcuk çiçekler kana belenmişDağlar çiçek açmış, usta dert açmışUmudun goncası kan çiçekleri

                                                      
Afganistan'da düşen helikopterde 12 vatan evladını yitirdik... Yüreğimiz kanıyor... Geride kalanlar ise cenaze törenlerindeki hüzün resimleri oldu. Küçük, kim bilir dört -beş yaşlarındaki küçük kız yerlere attı, paraladı kendisini. Ayakta durmaya çalışan büyükler de aynı onulmaz acılar içindeydiler. Ama onlar büyüktüler, yaşları kemale ermişti ve ağlamayı yakıştırmıyordu vakar denen tuhaf duyguları.
Çok değil hesaplarsanız on beş gün önce Kabil'i anlatan Uçurtma Avcısı filminden söz etmiş, Afganistan'ı bir Rus Ruletine dönüştüren kahrolası emperyalist paylaşımcıların ve kuklalarının kanlı, iğrenç niyetlerinden söz etmiştim.
İşte o Afganistan için çok uzaklardaki Türkiye, NATO antlaşmaları gereği asker göndermişti Kabil'e.
Peki, Afganlı gençler neredeydi?
Mirza, Muhammet? Onları gören var mıydı?
Dünyanın efendisi Amerika buyurmuştu ve Mehmetçik tam teçhizat Afganistan'da bulmuştu kendisini.
Kore'de... Somali'de... Kuzey Irak'ta...
Hem de en önlerde, ateşle göğüs göğse!
Bize ait olmayan topraklarda can vermek sanki alın yazıları oldu!
Sahi kimdi bu yazıyı yazan el?
Cenaze törenindeki o küçük kızlar... Hani:
"Hangisi babam?"Diye sırayla dizilmiş tabutlara koşan küçük kızlar...
Büyüdükleri zaman sormayacaklar mı babalarının neden şehit düştüğünü? Sorgulamayacaklar mı?
"Şehit olunur muydu başka ulusların topraklarında ölürken?" Sizce de bir çelişki hem de yaman bir çelişki yok mudur burada? Kimi kandırıyoruz, temelleri olmayan hangi mavallara kanıyoruz?
O küçük kız... Hani televizyon ekranlarında da gösterilen... Kendisini yerden yere atan... Babasının tabutu arkasından incecik ve şaşkın, çelimsiz bacaklarıyla koşmak isteyen... Babasının yüzünü görmek isteyen ama göremeyen küçük kız... Yarın sormayacak mı?
"Türkiye nere, Afganistan nere?" Diye.
Yazıklar olsun evlatlarımıza başka diyarlarda nereden geleceği meçhul bilinmez ölümleri reva görenlere!
Yazıklar olsun yetim çocukların gözyaşından ders çıkarmayan kan tüccarlarına!
Demek ki boşuna yazmamış, boşuna çığırmamış uluslar arası kültür elçiliği çok görülen sanatçı Kan Çiçekleri'ni...

Topraktan mı sürmüş candan mı kopmuş
Açar yediveren kan çiçekleri
Türkü mü, şiir mi, ağıt mı yoksa
Açar yediveren kan çiçekleri

Bölük bölük olmuş çaylar dereler
Hiçbiri denize varabilmezmiş
Duvarların dibinde bir yaralı gül
Gülleri solduran gülebilmezmiş

Bu şehrin üstünü duman sis almış
Tomurcuk çiçekler kana belenmiş
Dağlar çiçek açmış, usta dert açmış
Umudun goncası kan çiçekleri

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.