Köşe Yazıları (İHA) - İhlas Haber Ajansı | Haber Girişi: 31.05.2013 - 09:01, Güncelleme: 15.10.2020 - 08:18

İstanbul'u Fethetmek!...

 

İstanbul'u Fethetmek!...

Tamamlanmış bir zaferin sene-i devriyesi olan,  İstanbul'un fethinin 560. yılını  farklı etkinlikler içersinde "Fetih ve Gençlik Şölenleri" ile bir kez daha hatırladık. Peygamberimizin hadisine mazhar olan "Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel asker" övgüsüne layık Sultan Fatihleri ve Ulubatlı Hasanları hayırla yad ettik. Bu vesile ile gelecek nesiller büyük fethin manasını kavramaya çalıştı. Fetih, Sultan Fatih'in en büyük emaneti, hadislere nail olma bereketidir. Fetih esaretten kurtuluş, hürriyete ve emniyete koşuştur. Fetih, bozulmuş ve yok olmuş bir milletin yeniden dirilişidir. Fetih yokuluş değil; İslam medeniyeti ile yeniden hayata dönüştür ve fetih işgal değil; işgale uğramış gönülleri ve beldeleri yeniden adaletle yönetmektir. Bu amaçla İstanbul'un fethi fitnenin kalbi, entrikanın merkezi Bizans'ın tarih sahnesinden silmek gayesi ile gerçekleştirilmiştir. Fatih öyle bir orduya sahipti ki, kopardığı bir salkım üzümün parasını dala asan, Rum kızları çadırların önünden geçerken edebinden çadırına saklanan, yüzlerce kilometre yol yürümesine rağmen bıkkınlık göstermeyen bir ordu… işte böyle bir orduyu Fatih gibi bir kumandan komuta ediyor ve Yüce Allah İstanbul'un fethini bu ümmete nasip ediyordu. Ancak günümüzde ne İstanbul eski İstanbul nede Fatih ve ordusu eskisi gibi. Evet fethin cevapsız kaldığı yerler var bu gün… Fatih'in emaneti bir belde-i İslam topraklarında, müze yaptığımız camimizi yeniden camiye çevirmeden Sultan Mehmed'in adını anmamıza hakkımız yoktur. Çünkü zamanında Maraş'ta başörtüsü uğruna Fransız askerinin kafasına sıkan, Sütçü İmam'ın adına açılan "Sütçü İmam Üniversitesi" nde, başörtü yasağı nasıl komik ise... Bugün  Sultan Mehmed'i ve İstanbul'un Fethi'ni dile alırken camiden müzeye çevrilmiş bir Ayasofya'yı anmamak o kadar komik… Çünkü İstanbul, belediye koltukları yapılsın diye fethedilmedi.. Ve Ayasofya, turistlerin ödediği "giriş ücreti" için vakfedilmedi... Sultan Mehmed'i "Fatih" yapan, İstanbul'u almasıdır… Fethin en büyük ve en kalıcı sembolü ise "Ayasofya"dır... O halde birinci meselemiz gerçekleştirilmiş bir fethin hakkını vermek ve o  gaye üzere devam etmektir. İkinci meselemiz ise yeni fethin kapılarını aralamak, yeryüzündeki zulmün, haksızlığın ve adaletsizliğin ortadan kalkması için yeni fetihler gerçekleştirmektir. Yani önce tahrip edilmiş gönülleri, ahlak ve maneviyattan arındırılmış nesilleri, eğitmek ve yeni bir "Fetih Nesli" yetiştirmek 21. yüzyılda bu ümmetin en büyük görevidir. Fatih ve ordusuna nasip olan, bu büyük fethe mazhar olmanın şartının ilkini, Fetih Suresi 18. ayete baktığımızda görmemiz mümkündür. "Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir." Bu ayetle fethin olmazsa olmazı biat müessesesinin oluşturulmasıdır. İkinci şartı ise yine Hadid Suresi 10. ayette belirtildiği gibi "Ne oluyor size ki, Allah yolunda harcamıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Elbette içinizden, fetihten önce harcayan ve savaşanlar, daha sonra harcayıp savaşanlara eşit değildir. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı vadetmiştir. Allah'ın yaptıklarınızdan haberi vardır." emri ile cihat ordusuna ve teşkilatına infakta bulunma konusudur. Bu ayette, fetih öncesi yapılacak infakın, fetih sonrasından daha makbul olduğuna işaret edilmiştir. O zaman anlıyoruz ki fetih neslinin yetişmesi için Allah uğrunda infakın göz ardı edilmemesi ve hafife alınmaması gerekmektedir. Bunca söylediklerimizin ardından şunu da söylemeden geçemeyeceğiz. Biz en kalbi duygularla biliyoruz ki bir "Fetih Nesli" geliyor inşallah. On bin Anadolu Gençliği yetişiyor Ayasofya'yı camii yapacak ve içerisinde saf tutup namaz kılacak. Ve on bin şuurlu Müslüman gençlik yetişiyor Filistin'i, Şam'ı ve Bağdatı kurtaracak. "Bu güzel duygularla Fethin 560. yılı, yüreği Fetih için çarpanlara, o fethin yetiştirdiği çocuklara, fethi gerçek manasıyla idrak edenlere ve tüm İslam alemine hayırlar getirmesini diliyorum…"Selam olsun Fatih torunu, Fethin çocuğu, Yeni Fetih Nesli'ne…   vanhaber, van, haber, van haber istanbul, fethetmek, fetih nesili, ömer gündüz
Tamamlanmış bir zaferin sene-i devriyesi olan,  İstanbul'un fethinin 560. yılını  farklı etkinlikler içersinde "Fetih ve Gençlik Şölenleri" ile bir kez daha hatırladık. Peygamberimizin hadisine mazhar olan "Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel asker" övgüsüne layık Sultan Fatihleri ve Ulubatlı Hasanları hayırla yad ettik. Bu vesile ile gelecek nesiller büyük fethin manasını kavramaya çalıştı. Fetih, Sultan Fatih'in en büyük emaneti, hadislere nail olma bereketidir. Fetih esaretten kurtuluş, hürriyete ve emniyete koşuştur. Fetih, bozulmuş ve yok olmuş bir milletin yeniden dirilişidir. Fetih yokuluş değil; İslam medeniyeti ile yeniden hayata dönüştür ve fetih işgal değil; işgale uğramış gönülleri ve beldeleri yeniden adaletle yönetmektir. Bu amaçla İstanbul'un fethi fitnenin kalbi, entrikanın merkezi Bizans'ın tarih sahnesinden silmek gayesi ile gerçekleştirilmiştir. Fatih öyle bir orduya sahipti ki, kopardığı bir salkım üzümün parasını dala asan, Rum kızları çadırların önünden geçerken edebinden çadırına saklanan, yüzlerce kilometre yol yürümesine rağmen bıkkınlık göstermeyen bir ordu… işte böyle bir orduyu Fatih gibi bir kumandan komuta ediyor ve Yüce Allah İstanbul'un fethini bu ümmete nasip ediyordu.
Ancak günümüzde ne İstanbul eski İstanbul nede Fatih ve ordusu eskisi gibi. Evet fethin cevapsız kaldığı yerler var bu gün… Fatih'in emaneti bir belde-i İslam topraklarında, müze yaptığımız camimizi yeniden camiye çevirmeden Sultan Mehmed'in adını anmamıza hakkımız yoktur. Çünkü zamanında Maraş'ta başörtüsü uğruna Fransız askerinin kafasına sıkan, Sütçü İmam'ın adına açılan "Sütçü İmam Üniversitesi" nde, başörtü yasağı nasıl komik ise... Bugün  Sultan Mehmed'i ve İstanbul'un Fethi'ni dile alırken camiden müzeye çevrilmiş bir Ayasofya'yı anmamak o kadar komik… Çünkü İstanbul, belediye koltukları yapılsın diye fethedilmedi.. Ve Ayasofya, turistlerin ödediği "giriş ücreti" için vakfedilmedi... Sultan Mehmed'i "Fatih" yapan, İstanbul'u almasıdır… Fethin en büyük ve en kalıcı sembolü ise "Ayasofya"dır...
O halde birinci meselemiz gerçekleştirilmiş bir fethin hakkını vermek ve o  gaye üzere devam etmektir. İkinci meselemiz ise yeni fethin kapılarını aralamak, yeryüzündeki zulmün, haksızlığın ve adaletsizliğin ortadan kalkması için yeni fetihler gerçekleştirmektir. Yani önce tahrip edilmiş gönülleri, ahlak ve maneviyattan arındırılmış nesilleri, eğitmek ve yeni bir "Fetih Nesli" yetiştirmek 21. yüzyılda bu ümmetin en büyük görevidir. Fatih ve ordusuna nasip olan, bu büyük fethe mazhar olmanın şartının ilkini, Fetih Suresi 18. ayete baktığımızda görmemiz mümkündür. "Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir." Bu ayetle fethin olmazsa olmazı biat müessesesinin oluşturulmasıdır. İkinci şartı ise yine Hadid Suresi 10. ayette belirtildiği gibi "Ne oluyor size ki, Allah yolunda harcamıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Elbette içinizden, fetihten önce harcayan ve savaşanlar, daha sonra harcayıp savaşanlara eşit değildir. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı vadetmiştir. Allah'ın yaptıklarınızdan haberi vardır." emri ile cihat ordusuna ve teşkilatına infakta bulunma konusudur. Bu ayette, fetih öncesi yapılacak infakın, fetih sonrasından daha makbul olduğuna işaret edilmiştir. O zaman anlıyoruz ki fetih neslinin yetişmesi için Allah uğrunda infakın göz ardı edilmemesi ve hafife alınmaması gerekmektedir.
Bunca söylediklerimizin ardından şunu da söylemeden geçemeyeceğiz. Biz en kalbi duygularla biliyoruz ki bir "Fetih Nesli" geliyor inşallah. On bin Anadolu Gençliği yetişiyor Ayasofya'yı camii yapacak ve içerisinde saf tutup namaz kılacak. Ve on bin şuurlu Müslüman gençlik yetişiyor Filistin'i, Şam'ı ve Bağdatı kurtaracak. "Bu güzel duygularla Fethin 560. yılı, yüreği Fetih için çarpanlara, o fethin yetiştirdiği çocuklara, fethi gerçek manasıyla idrak edenlere ve tüm İslam alemine hayırlar getirmesini diliyorum…"
Selam olsun Fatih torunu, Fethin çocuğu, Yeni Fetih Nesli'ne…
 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.