Köşe Yazıları Haber Girişi: 25.02.2022 - 14:20, Güncelleme: 25.02.2022 - 14:20

İSRA VE MİRAÇ MUCİZESİ

 

İSRA VE MİRAÇ MUCİZESİ

Van Emekli Müftüsü Nimetullah Arvas yazdı...
Önümüzdeki Pazar’ı Pazartesi’ye bağlayan gece İsra ve Miraç mucizesinin gerçekleştiği ve halk arasında Miraç Kandili olarak bilinen, tabiatüstü ve fizik kurallarının dışında meydana gelen Peygamber Efendimize bahşedilen Kuran-ı Kerim’den sonra en büyük mucizedir. İsra gece yürüyüşü demek olup, Peygamber Efendimizin Mescid-i Haram’dan(Mekke) Mescid-i Aksa’ya yaptığı yolculuğu ifade eder. Miraç ise Kudüs-i Şerif’ten yedi kat gökleri aşarak  Allahü Teala’nın emir ve iradesiyle duyu organlarıyla hissedilmesi ve anlatılması mümkün olmayan, ancak ilahi vahiyle haberdar olduğumuz mucizedir. Miraç ifadesi hem Miraç mucizesini ve hem de İsra mucizesini ifade eder. Yani Miraç denildiğinde İsra da kastedilmiştir. Peygamber Efendimizin Mekke dönemi üç önemli hadisenin gerçekleştiği dönemdir. 1.Hadise Efendimize peygamberlik vazifesinin tebliğ edilmesi, yani Allahü Teala tarafından vahye muhatap olup, insanları Allah’a inanma hususunda davet dönemi. Kendisinin Allah tarafından peygamber seçildiğini ve kendisine vahiy geldiğini, insanların ona inanıp iman etmeleri için yaptığı çağrı. Bu daveti yaparken Allahü Teala O’nu diğer peygamberlerin peygamberliğini insanların tasdik etmesi için bahşettiği mucizeleri ve daha büyüğünü Peygamber Efendimize de bahşetmiştir. Mesela Hazreti İbrahim’in ateşte yanmaması, Hazreti Musa’nın asasının ejderha olup sihirleri bozması, Hazreti İsa’nın gözleri görmeyen ve ölmüş olan bir insanı Allah’ın izniyle diriltmesi gibi Peygamber Efendimize de; ağacı çağırdığı zaman ağacın yanına gelmesi, taşların dile gelmesi, Ay’ın ikiye yarılması, parmaklarından suyun akması, az yemeğin kendisinin bereketiyle çok kimseye yetmesi ve daha nice mucizeler.. Saydığımız bu mucizelere hissi mucizeler denir. Ayrıca Peygamber Efendimize bahşedilen en büyük mucize Kuran-ı Kerim olup, bu mucizeye de akla hitap ettiği için akli mucize denmiştir. 2.Hadise 2.Hadise ise İsra ve Miraç hadisesidir. İsra ve Miraç hadisesi Allahü Teala’nın Peygamber Efendimiz için büyük bir ikram ve teselli mahiyetinde bir mucizedir. Efendimiz insanları tevhide davet ederken, Mekke’nin ileri gelen müşrikleri o günün şartlarında ticaretin gücünü elde tutan Kureyşliler, beşeriyeti karanlıktan nura davet eden bu sesi kıstırmak için akla gelebilecek her türlü tedbirleri uygulamakta geri kalmamışlardır. Başta iman edenleri bir bölgeye toplayarak onlara ambargo uygulamışlardır. Müslüman olan zayıfları, köleleri ateşe atmak, vücutlarını dağlamak üzere çeşitli eza ve cefa ile cezalandırmaları gibi daha nice işkenceler. Bunların bu kötü muameleleri devam ederken Peygamber Efendimizi her türlü sıkıntılara karşı koruyan, O’na moral veren O’nu destekleyen dahili dayanağı Hazreti Hatice validemizin vefat etmesi, haricen O’nu koruyup kollayan, O’na kol kanat geren amcası Ebu Talib’in vefat etmesi Peygamber Efendimiz için daha da zorlu günlerin başlaması anlamına gelmekteydi. Tebliğ ve davet vazifesini yapmak üzere civar köyleri ve kabileleri ziyaret eden Peygamber Efendimiz bu defa Taif’e yolculuk yaptı. Taif’te on gün kaldı. Taif’in zorba büyükleri Efendimizi dinlemedikleri gibi O’nu Taif’ten çıkartmanın çabası içerisine girdiler. Son olarak İbn Abdi Yaleyl adıyla bilinen kimselerin yanına gitti. Onlar Peygamber Efendimizi ağırladılar ancak, red ve kabul konusunda bir görüş bildirmediler. Taif’ten çıkarken Peygamber Efendimizi kölelerine, tabiri caizse serserileri vasıtasıyla taşlattılar, yaraladılar. Peygamber Efendimiz mahzun bir şekilde dua ve yakarışta bulundu. Bu dönüşten sonra Allahü Teala, Peygamber Efendimizi Kabe’nin yanında yatarken Cebrail vasıtasıyla bir gece Mekke’den Kudüs’e götürdü. Bu olayı İsra suresinde yüce Allah şöyle buyurmaktadır: ‘’Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.’’ (İsra 1) Mescid-i Aksa’danda  yedi kat göklerin üstünde mahiyeti bizce bilinmeyen arşı alaya Sidretü’l-müntehaya götürüldüğü, cennet ve cehennemin kendisine gösterildiği ve daha birçok olaylarla karşılaştığını Peygamber Efendimiz hadisi şeriflerinde bildirmektedir. Necm suresinde birçok ayeti kerime Miraç hadisesini bildirmekte olup ayrıca sahih hadisi şeriflerde Efendimiz Miraçta meydana gelen olaylardan bize haber vermektedir. 3.Hadise Peygamber Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicretleridir. Miraçtan bir yıl sonrada hicret gerçekleşmiştir. Kuran-ı Kerim’in bir suresinin adı da İsra suresidir. Bu surenin ilk ayetinde İsra hadisesinden bahsetmektedir. 22. Ayetten 40. Ayete kadar insanlığın nasıl mutlu olacağı beyan edilmektedir. Mesela; -Allah’a şirk koşulmamasını -Anne babaya iyi muamelede bulunulmasını -Açlık korkusuyla çocuklarını öldürmemelerini -Akrabaya ve muhtaçlara iyilik etmeyi -Hem cimrilikten ve hem israftan sakınmayı -Büyüklük taslamaktan sakınmayı -Adam öldürmemeyi -Verilen sözü tutmayı -Ölçü ve tartıda hile yapmamayı -Bilmediği şeyin peşine düşmemeyi -Bilgisiz hüküm vermemeyi emretmekte olup, dini ve ahlaki buyruklar bildirilmiştir. Bunlara riayet eden toplumlarında hem madden hem manen yükselecekleri muhakkaktır. Miraç kandiliniz mübarek olsun. 
Van Emekli Müftüsü Nimetullah Arvas yazdı...

Önümüzdeki Pazar’ı Pazartesi’ye bağlayan gece İsra ve Miraç mucizesinin gerçekleştiği ve halk arasında Miraç Kandili olarak bilinen, tabiatüstü ve fizik kurallarının dışında meydana gelen Peygamber Efendimize bahşedilen Kuran-ı Kerim’den sonra en büyük mucizedir. İsra gece yürüyüşü demek olup, Peygamber Efendimizin Mescid-i Haram’dan(Mekke) Mescid-i Aksa’ya yaptığı yolculuğu ifade eder. Miraç ise Kudüs-i Şerif’ten yedi kat gökleri aşarak  Allahü Teala’nın emir ve iradesiyle duyu organlarıyla hissedilmesi ve anlatılması mümkün olmayan, ancak ilahi vahiyle haberdar olduğumuz mucizedir.

Miraç ifadesi hem Miraç mucizesini ve hem de İsra mucizesini ifade eder. Yani Miraç denildiğinde İsra da kastedilmiştir.

Peygamber Efendimizin Mekke dönemi üç önemli hadisenin gerçekleştiği dönemdir.

1.Hadise

Efendimize peygamberlik vazifesinin tebliğ edilmesi, yani Allahü Teala tarafından vahye muhatap olup, insanları Allah’a inanma hususunda davet dönemi. Kendisinin Allah tarafından peygamber seçildiğini ve kendisine vahiy geldiğini, insanların ona inanıp iman etmeleri için yaptığı çağrı. Bu daveti yaparken Allahü Teala O’nu diğer peygamberlerin peygamberliğini insanların tasdik etmesi için bahşettiği mucizeleri ve daha büyüğünü Peygamber Efendimize de bahşetmiştir. Mesela Hazreti İbrahim’in ateşte yanmaması, Hazreti Musa’nın asasının ejderha olup sihirleri bozması, Hazreti İsa’nın gözleri görmeyen ve ölmüş olan bir insanı Allah’ın izniyle diriltmesi gibi Peygamber Efendimize de; ağacı çağırdığı zaman ağacın yanına gelmesi, taşların dile gelmesi, Ay’ın ikiye yarılması, parmaklarından suyun akması, az yemeğin kendisinin bereketiyle çok kimseye yetmesi ve daha nice mucizeler.. Saydığımız bu mucizelere hissi mucizeler denir. Ayrıca Peygamber Efendimize bahşedilen en büyük mucize Kuran-ı Kerim olup, bu mucizeye de akla hitap ettiği için akli mucize denmiştir.

2.Hadise

2.Hadise ise İsra ve Miraç hadisesidir. İsra ve Miraç hadisesi Allahü Teala’nın Peygamber Efendimiz için büyük bir ikram ve teselli mahiyetinde bir mucizedir. Efendimiz insanları tevhide davet ederken, Mekke’nin ileri gelen müşrikleri o günün şartlarında ticaretin gücünü elde tutan Kureyşliler, beşeriyeti karanlıktan nura davet eden bu sesi kıstırmak için akla gelebilecek her türlü tedbirleri uygulamakta geri kalmamışlardır. Başta iman edenleri bir bölgeye toplayarak onlara ambargo uygulamışlardır. Müslüman olan zayıfları, köleleri ateşe atmak, vücutlarını dağlamak üzere çeşitli eza ve cefa ile cezalandırmaları gibi daha nice işkenceler. Bunların bu kötü muameleleri devam ederken Peygamber Efendimizi her türlü sıkıntılara karşı koruyan, O’na moral veren O’nu destekleyen dahili dayanağı Hazreti Hatice validemizin vefat etmesi, haricen O’nu koruyup kollayan, O’na kol kanat geren amcası Ebu Talib’in vefat etmesi Peygamber Efendimiz için daha da zorlu günlerin başlaması anlamına gelmekteydi. Tebliğ ve davet vazifesini yapmak üzere civar köyleri ve kabileleri ziyaret eden Peygamber Efendimiz bu defa Taif’e yolculuk yaptı. Taif’te on gün kaldı. Taif’in zorba büyükleri Efendimizi dinlemedikleri gibi O’nu Taif’ten çıkartmanın çabası içerisine girdiler. Son olarak İbn Abdi Yaleyl adıyla bilinen kimselerin yanına gitti. Onlar Peygamber Efendimizi ağırladılar ancak, red ve kabul konusunda bir görüş bildirmediler. Taif’ten çıkarken Peygamber Efendimizi kölelerine, tabiri caizse serserileri vasıtasıyla taşlattılar, yaraladılar. Peygamber Efendimiz mahzun bir şekilde dua ve yakarışta bulundu. Bu dönüşten sonra Allahü Teala, Peygamber Efendimizi Kabe’nin yanında yatarken Cebrail vasıtasıyla bir gece Mekke’den Kudüs’e götürdü. Bu olayı İsra suresinde yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

‘’Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.’’ (İsra 1)

Mescid-i Aksa’danda  yedi kat göklerin üstünde mahiyeti bizce bilinmeyen arşı alaya Sidretü’l-müntehaya götürüldüğü, cennet ve cehennemin kendisine gösterildiği ve daha birçok olaylarla karşılaştığını Peygamber Efendimiz hadisi şeriflerinde bildirmektedir. Necm suresinde birçok ayeti kerime Miraç hadisesini bildirmekte olup ayrıca sahih hadisi şeriflerde Efendimiz Miraçta meydana gelen olaylardan bize haber vermektedir.

3.Hadise

Peygamber Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicretleridir. Miraçtan bir yıl sonrada hicret gerçekleşmiştir.

Kuran-ı Kerim’in bir suresinin adı da İsra suresidir. Bu surenin ilk ayetinde İsra hadisesinden bahsetmektedir. 22. Ayetten 40. Ayete kadar insanlığın nasıl mutlu olacağı beyan edilmektedir. Mesela;

-Allah’a şirk koşulmamasını

-Anne babaya iyi muamelede bulunulmasını

-Açlık korkusuyla çocuklarını öldürmemelerini

-Akrabaya ve muhtaçlara iyilik etmeyi

-Hem cimrilikten ve hem israftan sakınmayı

-Büyüklük taslamaktan sakınmayı

-Adam öldürmemeyi

-Verilen sözü tutmayı

-Ölçü ve tartıda hile yapmamayı

-Bilmediği şeyin peşine düşmemeyi

-Bilgisiz hüküm vermemeyi

emretmekte olup, dini ve ahlaki buyruklar bildirilmiştir. Bunlara riayet eden toplumlarında hem madden hem manen yükselecekleri muhakkaktır.

Miraç kandiliniz mübarek olsun. 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.