Güncel Haber Girişi: 16.04.2022 - 21:09, Güncelleme: 16.04.2022 - 21:09

VAN’IN HAFIZASINA SAHİP ÇIKIN

 

VAN’IN HAFIZASINA SAHİP ÇIKIN

Van’ın kültür, sanat, hafızasını gelecek kuşaklara aktarmak için yetkililerin kayıt altına alması gerektiğini söyleyen duayen araştırmacı, gazeteci, yazar, şair, halk bilimci Ümit Kayaçelebi, “1964 yılından beri şiir yazıyorum, 1967 yılından bu yana gazetecilik yapıp köşe yazıyorum. Şuan 70 yaşındayım sağlığım elveriyor ama yarın sağlığım el vermezse Van’a yazık olur. Van’ın kültür, sanat, hafızasına sahip çıkın” dedi.
Burhan Ergin Kanal 65 ekranlarında Osman Nuri Yıldız'ın hazırlayıp sunduğu Van Gölü Ekspresi programına konuk olan duayen araştırmacı, gazeteci, yazar, şair, halk bilimci gazetemiz köşe yazarı Ümit Kayaçelebi önemli açıklamalarda bulundu. Kayaçelebi, “Van’da eskiden herkes temizliğe çok dikkat ederdi. İnsanlar evlerinin, dükkanlarının önünü kendi temizlerdi. Belediyeye iş kalmazdı ama günümüzde maalesef temizliğe dikkat edilmiyor. İnsanlar atıklarını sokağa saçıyor. Haliyle Van kirleniyor. Eskiden temizliğe nasıl dikkat ettiysek günümüzde de dikkat etmeliyiz” ifadelerini kullandı. “Bizim dönemimizdeki heyecanın şuan olmadığını görüyorum” Vanspor’un 1. Ligde mücadele ettiği yıllarda yakından takip ettiğini belirten Kayaçelebi, “Vanspor’un forma rengi Terfi Ligi ve 2. Ligde mücadele ederken kırmızı siyahtı. Ömer Gülüştür döneminde Erek Dağı’nın beyazını, Van Gölü’nün mavisini alarak forma rengini mavi ve beyaz renge dönüştürdüler. Fatih Tekbudak’ın başkanlığını yaptığı taraftarlar derneğinde yönetim kurulu üyesiydim. Şafak Önay tarafından kurulan 65 Vanspor Derneği’nin Basın Sözcülüğünü yaptım. Geçmişte biz Vanspor’un deplasman maçlarına çok gider elimizden gelen her türlü desteği sunardık. Vanspor’u yazılarımla desteklerdim. Şuan maçları takip etmiyorum ama bizim dönemimizdeki heyecanın şuan olmadığını görüyorum” dedi. “Van’ın kalkınması için herkes elinden gelen çabayı sarf etmeli” Van’ın eski tarlaları, bağları, bahçeleri, bostanları, buğday, yonca, ekilen arsaların yerine bina yapıldığını belirten Kayaçelebi, “Bütün şehirlerde çok güzel festivaller düzenleniyor ama ne hikmetse bizim Van’da yok. Erciş ilçemiz olmasına rağmen bu işi çok güzel yapıyor. Gelenekselleştirdiğimiz bir festival muhakkak yapmalıyız. Batı illerinde şehir tanıtım günleri yapıyorlar. Bakın bunun Van’a çok faydası olur. Yetkililerin bu konuda gereken adımları atması gerekmektedir. Van’ın kalkınması için herkes elinden gelen çabayı sarf etmeli. Van kendi kendine yeten bir ildir. Tarım ve hayvancılıkta ülkemizin en önemli illerinden biridir. Tarıma elverişli topraklara sahiptir. Eski tarlaların, bağların, bahçelerin, bostanların buğday, yonca, ekilen arazilere bina diktiler” şeklinde konuştu. “Damın üstünden Emek Sinemasının yazlığında film izlerdik” Geçmişte Van’da sinemaya önemli bir ilginin olduğunu söyleyen Kayaçelebi, “Çocukluğum eski Ziraat Bankası Sokağında (bugünkü Bahçıvan Mahallesi) geçti. Banka 2 katlı toprak bir binadan oluşuyordu. 1990’lı yıllara kadar o bina ayaktaydı. Orada 9 ev vardı, hepsi de iki katlı, yan yanaydı. Van’da hiçbir sokakta, hiçbir mahallede 9 ev bulunmazdı ama Ziraat Bankası Sokağında yan yana 9 ev vardı. O yıllarda iki katlı yüksek evlerden başka bir şey yok. Bazen canımız sinemaya gitmek isterdi ailemiz gece bırakmazdı dışarıya çıkalım. Evin damına çıkardık, oradan da bankanın olduğu yere giderdik. Damın üstünden Emek Sinemasının yazlığında film izlerdik. Cumhuriyet Caddesinden sonra Van’ın en meşhur caddesi eski banka sokağıydı. Geçmiştekiler iyi bilir. O zaman insanlar birbirine karşı aidiyet duygusuyla hareket ederdi. Emek Sineması Sanat Sokağındaydı. Yakınlarında Şehir Sineması vardı. Türkiye’nin en güzel sinemalarından biri olan Emek Sineması Remzi Perihan’ındı. Şehir Sineması da Şefik Saydan’a aitti. Birgün bir misafirimiz geldi. Birlikte sinemaya gittik. Orada buz gibi gazoz diye satış yapan biri vardı. Misafirim bana burada buzdolabı var mı diye sordu ben dışarıda olduğunu söyledim. Bana nasıl dışarıda olduğunu söyledi. Bende kendisine yakında kehriz suyumuzun olduğunu söyledim. O dönem rahmetli Enver Perihan İstanbul’a buzdolabı almaya gitmiş, Tatvan’a kadar 3 tane buzdolabı getirmiş ama karşılaştığı zengin biri Enver beyden bir tane buzdolabı istiyor. Rahmetli Enver bey her ne kadar Van’da satacağını söylese de iki taneyi orada satıyor. Bir tane de evine getiriyor. Van’da eski çarşı polis karakolunun yanında bulunan şimdiki Yıldız İş Merkezinin yerinde Karadenizli bir hemşehrimiz Yakup Sandıkçı Uludağ isminde gazoz üretirdi. Biz gider gazoz alırdık. Sinemada film izlediğimiz zaman gazoz lükstü. Televizyon Van’a 1975 yılında geldi. Ondan sonra da insanlar sinemaya gitmekten vazgeçti. Tabi ki sonra farklı filmler çıkınca da aileler sinemadan çekildi. Van’da sinema kadınlara mahsus birşeydi. Emek ve Şehir sineması her zaman aynı saatte başlardı. Kadınlar geçmişte sinemaya çok büyük ilgi gösterirdi. Gülşen Bubikoğlu, Türkan Şoray, Filiz Akın, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik, Belgin Doruk gibi ünlü oyuncular o zaman stardı. Filmleri çok izlenirdi. 1960’lı yılların starı Ayhan Işık’tı. Ondan sonra çirkin kral Yılmaz Güney gelince insanlar ona rağbet göstermeye başladı. Ülkemizde sinemanın taçsız kralı Ayhan Işık, Çirkin Kral Yılmaz Güney’di. Sinemayı iyi bilenlerdenim. Bir gün yönetmen Hakan Tunga Kalkan beni aradı ve Milyon Dolarlık Afiş isminde belgesel hazırladığını söyledi. Bunun içinde sinema konusunda benden destek istedi. Hakan beye Van’da sinemaları gösterdim, fotoğraf, video çekti bilgi aldı. Belgesel hala yayına girmedi” ifadelerini kullandı. “Bilgilerimi gelecek nesillere aktarmak istiyorum” Van ile ilgili bilgileri gelecek kuşaklara aktarmak istediğini belirten Kayaçelebi, “Ekrem Ataer’in programında benim sinemayla ilgili bir şiirim okundu. Şiirimi dinleyen Ülkü Erakalın Van’da sinemayı bu kadar seven insan var mı? diye sormuş, daha sonra Van’a gelmek istedi ancak ben organizasyon yapabilecek gücümün olmadığını söyledim. Aradan iki yıl geçti Ülkü Erakalın Van’a geldi. Bende o günkü programın ses kaydını alıp kendisiyle görüşmeye gittim. Ses kaydını dinlettirip kendisiyle tanıştım. Benim hayatımda ekonomi hariç herşey var. Şuan bende 300 GB Van arşivi var. Hayatımın her safhasını fotoğraflaştırdım. Kaset, DVD, CD kayıtlarım var. Gelecekte bizden sonraki kuşaklara aktarma adına bir yerlere vermemiz gerekiyor ama kimse talip çıkmıyor. Benden sonra kim yazar, ne olur bilemem, ben bilgilerimi gelecek nesillere aktarmak istiyorum” diye konuştu. “Van’da eskiden çok güzel insanlar vardı” Geçmişte Van’da çok değerli insanların olduğunu söyleyen Kayaçelebi, “1915 yılından önce Van’da Yahudiler, Ermeniler varmış. 1950’den sonra ben Van’da iki Yahudi gördüm. Rahmetli dedemle kahve almaya gittik. Dedem Yahudi Muşe efendiden 100 gram kahve istedi, Muşe efendi terazinin üzerine 100 gram kahve bıraktı. Diğer tarafına da hak geçmesin diye kahveyi bıraktığı kese kağıdını koydu.  Bu dedemin dikkatini çekti. Muşe efendi neden o kağıdı bıraktın. Muşe efendi dedeme kimsenin hakkı kimseye geçmesin dedi. Şimdi burada çıkaracağımız en önemli ders doğruluk ve dürüstlüktür. Çok düzgün bir esnaftı. Bir gün biri beni aradı ve geçmişte Muşe efendinin alacağının olduğunu söyledi. Oğluyla helalleşmek istediğini belirtti. Bende oğlu İbrahim ile görüşüyorum. İstanbul’da esnaflık yapıyor. Hemen aradım ve durumu kendisine izah ettim. Helallik almak isteyen kişiye Muşe efendinin oğlunun numarasını verdim helalleştiler. Yahudi diye kimseyi dışlamadık. Van’da eskiden çok güzel insanlar vardı. Her biri birinden değerliydi” dedi. “Van’da hiçbir zaman bir tarafın insanı olmadım” Duayen araştırmacı, gazeteci, yazar, şair, halk bilimci Ümit Kayaçelebi, “Rahmetli Mevlüt Okayer’de Van’ın çok iyi arşivi vardı ama vefat edince arşivi de kendisiyle birlikte toprağa götürdü. Şuan Mevlüt Okayer’in edindiği ne resim ne yazı hiçbir şey yok. Mevlüt Okayer’den belli bilgileri aldım ama tamamını alamadım. Bendeki resimler Van’ındır. Benden sonra alıp yayınlasınlar. Şuan 70 yaşındayım sağlığım elveriyor ama yarın sağlığım el vermezse Van’a yazık olur. Van’ın kültür, sanat, hafızasına sahip çıkın. Van’daki bütün kurumlarıyla irtibata geçtim. Van’ın arşivini sahiplenin, faydalanan diye ama kimse yanaşmadı. Değerimin karşılığını alamadığım zaman kendini değersiz hissediyorum. Bugüne kadar 5 tane kitap yazdım. Şuanda 4 kitabım hazırda bekliyor. Ben Van’da hiçbir zaman bir tarafın insanı olmadım. Van’ın ortak değeri olarak davrandım. Bugün ben Van’ın sesiyim, Van’ın gururuyum. 1964 yılından beri şiir yazıyorum, 1967 yılından bu yana gazetecilik yapıp köşe yazıyorum. Van’ın hafızasını marketten almadım, bunu bana halk verdi” şeklinde sözlerini bitirdi.
Van’ın kültür, sanat, hafızasını gelecek kuşaklara aktarmak için yetkililerin kayıt altına alması gerektiğini söyleyen duayen araştırmacı, gazeteci, yazar, şair, halk bilimci Ümit Kayaçelebi, “1964 yılından beri şiir yazıyorum, 1967 yılından bu yana gazetecilik yapıp köşe yazıyorum. Şuan 70 yaşındayım sağlığım elveriyor ama yarın sağlığım el vermezse Van’a yazık olur. Van’ın kültür, sanat, hafızasına sahip çıkın” dedi.

Burhan Ergin

Kanal 65 ekranlarında Osman Nuri Yıldız'ın hazırlayıp sunduğu Van Gölü Ekspresi programına konuk olan duayen araştırmacı, gazeteci, yazar, şair, halk bilimci gazetemiz köşe yazarı Ümit Kayaçelebi önemli açıklamalarda bulundu.

Kayaçelebi, “Van’da eskiden herkes temizliğe çok dikkat ederdi. İnsanlar evlerinin, dükkanlarının önünü kendi temizlerdi. Belediyeye iş kalmazdı ama günümüzde maalesef temizliğe dikkat edilmiyor. İnsanlar atıklarını sokağa saçıyor. Haliyle Van kirleniyor. Eskiden temizliğe nasıl dikkat ettiysek günümüzde de dikkat etmeliyiz” ifadelerini kullandı.

“Bizim dönemimizdeki heyecanın şuan olmadığını görüyorum”

Vanspor’un 1. Ligde mücadele ettiği yıllarda yakından takip ettiğini belirten Kayaçelebi, “Vanspor’un forma rengi Terfi Ligi ve 2. Ligde mücadele ederken kırmızı siyahtı. Ömer Gülüştür döneminde Erek Dağı’nın beyazını, Van Gölü’nün mavisini alarak forma rengini mavi ve beyaz renge dönüştürdüler. Fatih Tekbudak’ın başkanlığını yaptığı taraftarlar derneğinde yönetim kurulu üyesiydim. Şafak Önay tarafından kurulan 65 Vanspor Derneği’nin Basın Sözcülüğünü yaptım. Geçmişte biz Vanspor’un deplasman maçlarına çok gider elimizden gelen her türlü desteği sunardık. Vanspor’u yazılarımla desteklerdim. Şuan maçları takip etmiyorum ama bizim dönemimizdeki heyecanın şuan olmadığını görüyorum” dedi.

“Van’ın kalkınması için herkes elinden gelen çabayı sarf etmeli”

Van’ın eski tarlaları, bağları, bahçeleri, bostanları, buğday, yonca, ekilen arsaların yerine bina yapıldığını belirten Kayaçelebi, “Bütün şehirlerde çok güzel festivaller düzenleniyor ama ne hikmetse bizim Van’da yok. Erciş ilçemiz olmasına rağmen bu işi çok güzel yapıyor. Gelenekselleştirdiğimiz bir festival muhakkak yapmalıyız. Batı illerinde şehir tanıtım günleri yapıyorlar. Bakın bunun Van’a çok faydası olur. Yetkililerin bu konuda gereken adımları atması gerekmektedir. Van’ın kalkınması için herkes elinden gelen çabayı sarf etmeli. Van kendi kendine yeten bir ildir. Tarım ve hayvancılıkta ülkemizin en önemli illerinden biridir. Tarıma elverişli topraklara sahiptir. Eski tarlaların, bağların, bahçelerin, bostanların buğday, yonca, ekilen arazilere bina diktiler” şeklinde konuştu.

“Damın üstünden Emek Sinemasının yazlığında film izlerdik”

Geçmişte Van’da sinemaya önemli bir ilginin olduğunu söyleyen Kayaçelebi, “Çocukluğum eski Ziraat Bankası Sokağında (bugünkü Bahçıvan Mahallesi) geçti. Banka 2 katlı toprak bir binadan oluşuyordu. 1990’lı yıllara kadar o bina ayaktaydı. Orada 9 ev vardı, hepsi de iki katlı, yan yanaydı. Van’da hiçbir sokakta, hiçbir mahallede 9 ev bulunmazdı ama Ziraat Bankası Sokağında yan yana 9 ev vardı. O yıllarda iki katlı yüksek evlerden başka bir şey yok. Bazen canımız sinemaya gitmek isterdi ailemiz gece bırakmazdı dışarıya çıkalım. Evin damına çıkardık, oradan da bankanın olduğu yere giderdik. Damın üstünden Emek Sinemasının yazlığında film izlerdik. Cumhuriyet Caddesinden sonra Van’ın en meşhur caddesi eski banka sokağıydı. Geçmiştekiler iyi bilir. O zaman insanlar birbirine karşı aidiyet duygusuyla hareket ederdi. Emek Sineması Sanat Sokağındaydı. Yakınlarında Şehir Sineması vardı. Türkiye’nin en güzel sinemalarından biri olan Emek Sineması Remzi Perihan’ındı. Şehir Sineması da Şefik Saydan’a aitti. Birgün bir misafirimiz geldi. Birlikte sinemaya gittik. Orada buz gibi gazoz diye satış yapan biri vardı. Misafirim bana burada buzdolabı var mı diye sordu ben dışarıda olduğunu söyledim. Bana nasıl dışarıda olduğunu söyledi. Bende kendisine yakında kehriz suyumuzun olduğunu söyledim. O dönem rahmetli Enver Perihan İstanbul’a buzdolabı almaya gitmiş, Tatvan’a kadar 3 tane buzdolabı getirmiş ama karşılaştığı zengin biri Enver beyden bir tane buzdolabı istiyor. Rahmetli Enver bey her ne kadar Van’da satacağını söylese de iki taneyi orada satıyor. Bir tane de evine getiriyor. Van’da eski çarşı polis karakolunun yanında bulunan şimdiki Yıldız İş Merkezinin yerinde Karadenizli bir hemşehrimiz Yakup Sandıkçı Uludağ isminde gazoz üretirdi. Biz gider gazoz alırdık. Sinemada film izlediğimiz zaman gazoz lükstü. Televizyon Van’a 1975 yılında geldi. Ondan sonra da insanlar sinemaya gitmekten vazgeçti. Tabi ki sonra farklı filmler çıkınca da aileler sinemadan çekildi. Van’da sinema kadınlara mahsus birşeydi. Emek ve Şehir sineması her zaman aynı saatte başlardı. Kadınlar geçmişte sinemaya çok büyük ilgi gösterirdi. Gülşen Bubikoğlu, Türkan Şoray, Filiz Akın, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik, Belgin Doruk gibi ünlü oyuncular o zaman stardı. Filmleri çok izlenirdi. 1960’lı yılların starı Ayhan Işık’tı. Ondan sonra çirkin kral Yılmaz Güney gelince insanlar ona rağbet göstermeye başladı. Ülkemizde sinemanın taçsız kralı Ayhan Işık, Çirkin Kral Yılmaz Güney’di. Sinemayı iyi bilenlerdenim. Bir gün yönetmen Hakan Tunga Kalkan beni aradı ve Milyon Dolarlık Afiş isminde belgesel hazırladığını söyledi. Bunun içinde sinema konusunda benden destek istedi. Hakan beye Van’da sinemaları gösterdim, fotoğraf, video çekti bilgi aldı. Belgesel hala yayına girmedi” ifadelerini kullandı.

“Bilgilerimi gelecek nesillere aktarmak istiyorum”

Van ile ilgili bilgileri gelecek kuşaklara aktarmak istediğini belirten Kayaçelebi, “Ekrem Ataer’in programında benim sinemayla ilgili bir şiirim okundu. Şiirimi dinleyen Ülkü Erakalın Van’da sinemayı bu kadar seven insan var mı? diye sormuş, daha sonra Van’a gelmek istedi ancak ben organizasyon yapabilecek gücümün olmadığını söyledim. Aradan iki yıl geçti Ülkü Erakalın Van’a geldi. Bende o günkü programın ses kaydını alıp kendisiyle görüşmeye gittim. Ses kaydını dinlettirip kendisiyle tanıştım. Benim hayatımda ekonomi hariç herşey var. Şuan bende 300 GB Van arşivi var. Hayatımın her safhasını fotoğraflaştırdım. Kaset, DVD, CD kayıtlarım var. Gelecekte bizden sonraki kuşaklara aktarma adına bir yerlere vermemiz gerekiyor ama kimse talip çıkmıyor. Benden sonra kim yazar, ne olur bilemem, ben bilgilerimi gelecek nesillere aktarmak istiyorum” diye konuştu.

“Van’da eskiden çok güzel insanlar vardı”

Geçmişte Van’da çok değerli insanların olduğunu söyleyen Kayaçelebi, “1915 yılından önce Van’da Yahudiler, Ermeniler varmış. 1950’den sonra ben Van’da iki Yahudi gördüm. Rahmetli dedemle kahve almaya gittik. Dedem Yahudi Muşe efendiden 100 gram kahve istedi, Muşe efendi terazinin üzerine 100 gram kahve bıraktı. Diğer tarafına da hak geçmesin diye kahveyi bıraktığı kese kağıdını koydu.  Bu dedemin dikkatini çekti. Muşe efendi neden o kağıdı bıraktın. Muşe efendi dedeme kimsenin hakkı kimseye geçmesin dedi. Şimdi burada çıkaracağımız en önemli ders doğruluk ve dürüstlüktür. Çok düzgün bir esnaftı. Bir gün biri beni aradı ve geçmişte Muşe efendinin alacağının olduğunu söyledi. Oğluyla helalleşmek istediğini belirtti. Bende oğlu İbrahim ile görüşüyorum. İstanbul’da esnaflık yapıyor. Hemen aradım ve durumu kendisine izah ettim. Helallik almak isteyen kişiye Muşe efendinin oğlunun numarasını verdim helalleştiler. Yahudi diye kimseyi dışlamadık. Van’da eskiden çok güzel insanlar vardı. Her biri birinden değerliydi” dedi.

“Van’da hiçbir zaman bir tarafın insanı olmadım”

Duayen araştırmacı, gazeteci, yazar, şair, halk bilimci Ümit Kayaçelebi, “Rahmetli Mevlüt Okayer’de Van’ın çok iyi arşivi vardı ama vefat edince arşivi de kendisiyle birlikte toprağa götürdü. Şuan Mevlüt Okayer’in edindiği ne resim ne yazı hiçbir şey yok. Mevlüt Okayer’den belli bilgileri aldım ama tamamını alamadım. Bendeki resimler Van’ındır. Benden sonra alıp yayınlasınlar. Şuan 70 yaşındayım sağlığım elveriyor ama yarın sağlığım el vermezse Van’a yazık olur. Van’ın kültür, sanat, hafızasına sahip çıkın. Van’daki bütün kurumlarıyla irtibata geçtim. Van’ın arşivini sahiplenin, faydalanan diye ama kimse yanaşmadı. Değerimin karşılığını alamadığım zaman kendini değersiz hissediyorum. Bugüne kadar 5 tane kitap yazdım. Şuanda 4 kitabım hazırda bekliyor. Ben Van’da hiçbir zaman bir tarafın insanı olmadım. Van’ın ortak değeri olarak davrandım. Bugün ben Van’ın sesiyim, Van’ın gururuyum. 1964 yılından beri şiir yazıyorum, 1967 yılından bu yana gazetecilik yapıp köşe yazıyorum. Van’ın hafızasını marketten almadım, bunu bana halk verdi” şeklinde sözlerini bitirdi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.