Köşe Yazıları Haber Girişi: 12.04.2022 - 09:17, Güncelleme: 12.04.2022 - 09:17

HAYALİ HASAN YAVAŞ'I YARENLİKTE ASTILAR

 

HAYALİ HASAN YAVAŞ'I YARENLİKTE ASTILAR

Ümit Kayaçelebi yazdı...
Tarsusluların yakından tanıdığı eski gazeteci ve yazarlardan Hayali Hasan Yavaş’ı unutmam mümkün değil.  1977-1980 yılları arasında tanıdığım ve üç yıl hemen hemen hergün gördüğüm bu değerli gazeteci abimizi 2 Ağustos 1980 tarihinde terör olaylarında kaybettik.  İlk bakışta isim bile bazılarının garibine gelebilir.. Hayali derken bu değerli fahri hemşehrimiz hayal gibi değil dimdik duruşuyla, efendiliği, vatan, millet sevgisiyle tanınmıştır.  Şöyle bir geçmişi düşünüyorum da...  Tarsus’ta uzun yıllar gazetecilik ve köşe yazarlığı yapan Hayali Hasan Yavaş Ağustos’un en sıcak günlerinden birinde kahpe kurşunlara hedef yapılmış ve 2 Ağustos 1980 tarihinde aramızdan ayrılmıştır. Oysa Vatanını, milletini çok seven bir şahsiyetti Hayali abimiz... Bugünkü nesil kendisini pek tanımaz.   Hayali Hasan Yavaş 1933 yılında Van ilinde dünyaya gelmiştir. İlk orta, lise tahsilini Van’da yapmıştır. Erkek Sanat Okulu mezunudur.. İlk yazısı 28.12.1948 tarihinde Van Sesi gazetesinde yayımlanmıştır.  Tarsus’la ilgisine gelince.. Devlet Memuru olarak bölgemizde görev yaparken Tarsus gazetesinde NOKTA sütununda günlük yazılar yazmış, aynı zamanda Yurt Şairleri ve Gönülden sesler"   köşesini yönetmiştir. O da yaşımı süresince evli kalmış, üç çocuğu olmuştur. Mersin’ de 1980 yılına kadar Ticaret Bakanlığı Bölge Ticaret Müdür Muavinliği,   Müdür vekilliği ve son olarak da Bölge Müdürlüğü görevini başarı ile yürütmekte olan Hayali Hasan Yavaş,  memuriyetindeki hizmet süresini doldurarak kendi isteği ile emekliye ayrılmıştır. Tarsus’ta basının duayenlerinden üstadımız Tevfik Urbay tarafından 1980’li yıllarda yayımlanan Zafer gazetesi,   Hayali Hasan Yavaş emekliye ayrıldığında  "Yıllardan beri gazetemizin ilk yayın hayatına atıldığı günlerde Hayali Hasan Yavaş,   "Kalemin Ucundan"   başlığı altında bir süre günlük yazılar, "noktacık" sütunundan hicivler yazmıştır. " diye bahseder.  Aslen Van’lı olmasına rağmen bir Tarsus’ludan daha çok Tarsus sevgisiyle dolu olan Şair ve yazar Hayali Hasan Yavaş 1980 döneminin kargaşalı dönemlerinde ve hergün siyasi cinayetlerin işlendiği bir anda evine giderken öldürülmüştür.  Katiller olaydan sonra firar etmiştir.  Oysa Hayali’nin kimseyle bir düşmanlığı yoktu.  Ne acıdır ki,  Hayali Hasan Yavaş,   evine giderken,   evine kısa bir mesafe kala silahlı kişilerin saldırısına uğramış ve aldığı kurşun yaralarıyla ağır yaralanmış, Tarsus Devlet Hastanesi’nde doktor olmadığı için Adana Tıp Fakültesi Numune Hastanesi’ne götürülmüşse de orada hayatını kaybetmiştir.  2 Ağustos 1980 ‘de öldürülen Hayali Hasan Yavaş’ın kabri de Tarsus Şehir mezarlığındadır.  Geçtiğimiz yıllarda mezarı gazeteci yazar ağabeyimiz olan Orhan Kır, Abdullah Tufan, Mehmet Örsel, Halil Aksoy gibi şair dostları ve Mermerciler, Briketçiler Odası başkanı Mehmet Sorar’ın desteğiyle mermerden yaptırılmış, temizlenmiş, ortaya çıkarılmıştır.  İşte bu değerli basın şehidi abimizi ben 14 - 15’li yaşlarda tanımıştım. Kendisine o zamanki Tarsus gazetesinin kapısında hergün gazetesini verir, hal hatır sorardım.  Kahpece öldürüldüğünü duyduğumda ne kadar üzülmüş, gözlerimden yaşlar süzülmüştü.  Bugün aradan 42 yıl geçmiş. Nerdeyse bir ömrün yarısı.. Ama biz Hayali abimizi unutmadık.  Geçen hafta Kütüphaneler ve Kitap haftası nedeniyle Hayali abimin hayali yine gözlerimin önüne geldi.  Gece yarısı bir arkadaşım aradı.  “Hayali Hasan Yavaş’ı Yarenlik alanında asmışlar” dedi.  Önce şaşırdım, sonra ağzımdan “Nasıl.” diye hayret uyandıran bir soru çıktı.  Arkadaşım telefonda anlatmaya başladı.  ‘Belediyeden itfaiyeciler gelmiş. Ağaçlara ipler asıyorlar. Ağaçtan sarkan iplerin ucunda da değişik değişik insanlar var!  Yine “Nasıl anlamadım” diye hayretle tekrar sordum.  “Kardeşim Hayali Hasan Yavaş’ın kitabı varya? Hani sizin TAŞYAD başkanı Halil Aksoy derlemiş. Hayali Hasan’ın şiirlerinin yer aldığı “SEVDA ATEŞTEN GÖMLEK” adlı kitabını ağaçtan sarkan ipin ucundaki poşete koymuşlar. Hemde bir sürü. Senin ilgini çeker diye aradım” dedi.  Teşekkür edip hemen Yarenlik alanına gittim. Gerçekten de ağaçlara birçok yazar ve şairin kitaplarını asmışlardı.  PTT mevkiindeki ağaçlarda ise Hayali Hasan Yavaş’ın şiir kitapları vardı.  Kütüphanecilik Haftası münasebetiyle Tarsus Belediyesinin halka kitap hediye etme ve kitap okutma alışkanlığı kazandırmak için hediyesi olan kitaplardan bende birini ipinden koparıp aldım. Zaten benim istediğim Hayali Hasan Yavaş”ın kitabı idi. Yıllar sonra tekrar Hayali Hasan ile buluştum. O güzel şiirlerini okudum,  kütüphanemde eksik olan bir kitabı daha tamamlamış oldum.  Bu nedenle Tarsus Belediyesine ve Halil Aksoy’a teşekkür ediyorum. *******  BİR HAYALİ HASAN YAVAŞ VARDI. ‘ Al gör meşe odunu, eğerki paran yoksa Yak sen çalı çırpıyı evinde tezek yoksa Ekşilinin, cılbırın tadı burnunda tütse Ver elini elime sallanma ürke ürke Çal davulu zurnayı Oynıyağ lorke lorke’ Hayali Hasan Yavaş İnsanı insan yapan özeliklerden belki de en önemli olanlardan biriside vefa duygusudur. Vefa duygusuna sahip olmak, insanlara toplum içerisinde saygınlık kazandırır. Ne yazık ki, böylesine gerekli bir duyguyu gittikçe kaybediyoruz. İnsanların vefalı dostlarının olması ne kadar mutluluk vericiyse, sevdiği kişilerin vefasızlığı karşı karşıya kalması da bir o kadar üzücüdür. Vefasızlık, insanların güvenirliğini de tartışılır hale getiren bir olgudur. Vefa duygumuzda ki aşınmanın son yıllarda giderek arttığını söylerken, bunun daha az oranda olsa da, geçmişimizin her döneminde de yaşandığı gerçeğini göz ardı edemeyiz. Vefa kaybı öylesine kişisel zayıflık göstergesidir ki, zamanla unutulamaz ve unutturulamaz. Özellikle de ülkesine mal olmuş ve toplumun sevgi ve saygısını kazanmış insanlardan esirgenen vefa, onu seven geniş kesimlerin de vicdanını yaralar. Vefa dost ikliminde yetişen güllerdendir. Onu düşmanlık atmosferinde görmek nadiratdan ve hatta, mümkün değildir. Vefa, duyguda, düşüncede, tasavvurda aynı şeyleri paylaşanların etrafında üfül üfül eser durur. Kinler, nefretler, kıskançlıklar ise, onu bir lahza iflah etmez öldürür. Evet o, sevginin, mürüvvetin bağrında boy atar gelişir, düşmanlık ikliminde ise, bir anda söner gider. Vefa'yı; insanın, gönlüyle bütünleşmesi şeklinde tarif edenler de olmuştur. Eksik olsa bile yerindedir. Doğrusu, kalbî ve ruhî hayatı olmayanlarda vefa'dan bahsetmek bir hayli zordur. Vefa derken aklıma Tarsuslu Yazar Yakup Boncuk geldi. Ben kendisiyle sadece birkaç kez telefonda görüştüm. Van’a da bir kez Tarsus sporla gelmişti ancak görüşmemde mümkün olmadı. Kendisi gazetecidir, yazardır. Bende onu bu vesileyle tesadüfen tanıştım. Ben Rahmetli Hayali Hasan Yavaş’tan bahsettiğimde tanıdığını ve kendisin her ölüm yıldönümünde andıklarını söyledi! Bunu duyunca doğrusu hem gururlandım ve bir o kadarda üzüldüm. Vanda onun adını kimseler bilmezken Tarsus’ta adına anma geceleri yapılırken biz onun ismini daha bilmiyoruz! Onu gelecek kuşaklara aktaramamış ve tanıtamamışız. Ne kadar kötü ve ne kadar utanılacak bir durum. Yukarıda biz vefadan bahsederken tabii ki şükürler olsun kadir kıymet bilen ve vefalı insanlar da var tıpkı Yakup Boncuk gibi. Allah böyle insanlardan razı olsun ve adedini artırsın. Bu gün bende bu değerli hemşerimizi rahmetle ve minnetle anarken Yakup Boncuk beyefendinin onunla ilgili yazısını da sizlere arz ediyorum.
Ümit Kayaçelebi yazdı...

Tarsusluların yakından tanıdığı eski gazeteci ve yazarlardan Hayali Hasan Yavaş’ı unutmam mümkün değil.

 1977-1980 yılları arasında tanıdığım ve üç yıl hemen hemen hergün gördüğüm bu değerli gazeteci abimizi 2 Ağustos 1980 tarihinde terör olaylarında kaybettik.

 İlk bakışta isim bile bazılarının garibine gelebilir.. Hayali derken bu değerli fahri hemşehrimiz hayal gibi değil dimdik duruşuyla, efendiliği, vatan, millet sevgisiyle tanınmıştır.

 Şöyle bir geçmişi düşünüyorum da...  Tarsus’ta uzun yıllar gazetecilik ve köşe yazarlığı yapan Hayali Hasan Yavaş Ağustos’un en sıcak günlerinden birinde kahpe kurşunlara hedef yapılmış ve 2 Ağustos 1980 tarihinde aramızdan ayrılmıştır. Oysa Vatanını, milletini çok seven bir şahsiyetti Hayali abimiz... Bugünkü nesil kendisini pek tanımaz. 

 Hayali Hasan Yavaş 1933 yılında Van ilinde dünyaya gelmiştir. İlk orta, lise tahsilini Van’da yapmıştır. Erkek Sanat Okulu mezunudur.. İlk yazısı 28.12.1948 tarihinde Van Sesi gazetesinde yayımlanmıştır.

 Tarsus’la ilgisine gelince.. Devlet Memuru olarak bölgemizde görev yaparken Tarsus gazetesinde NOKTA sütununda günlük yazılar yazmış, aynı zamanda Yurt Şairleri ve Gönülden sesler"   köşesini yönetmiştir. O da yaşımı süresince evli kalmış, üç çocuğu olmuştur. Mersin’ de 1980 yılına kadar Ticaret Bakanlığı Bölge Ticaret Müdür Muavinliği,   Müdür vekilliği ve son olarak da Bölge Müdürlüğü görevini başarı ile yürütmekte olan Hayali Hasan Yavaş,  memuriyetindeki hizmet süresini doldurarak kendi isteği ile emekliye ayrılmıştır. Tarsus’ta basının duayenlerinden üstadımız Tevfik Urbay tarafından 1980’li yıllarda yayımlanan Zafer gazetesi,   Hayali Hasan Yavaş emekliye ayrıldığında  "Yıllardan beri gazetemizin ilk yayın hayatına atıldığı günlerde Hayali Hasan Yavaş,   "Kalemin Ucundan"   başlığı altında bir süre günlük yazılar, "noktacık" sütunundan hicivler yazmıştır. " diye bahseder.

 Aslen Van’lı olmasına rağmen bir Tarsus’ludan daha çok Tarsus sevgisiyle dolu olan Şair ve yazar Hayali Hasan Yavaş 1980 döneminin kargaşalı dönemlerinde ve hergün siyasi cinayetlerin işlendiği bir anda evine giderken öldürülmüştür.  Katiller olaydan sonra firar etmiştir.  Oysa Hayali’nin kimseyle bir düşmanlığı yoktu.

 Ne acıdır ki,  Hayali Hasan Yavaş,   evine giderken,   evine kısa bir mesafe kala silahlı kişilerin saldırısına uğramış ve aldığı kurşun yaralarıyla ağır yaralanmış, Tarsus Devlet Hastanesi’nde doktor olmadığı için Adana Tıp Fakültesi Numune Hastanesi’ne götürülmüşse de orada hayatını kaybetmiştir.

 2 Ağustos 1980 ‘de öldürülen Hayali Hasan Yavaş’ın kabri de Tarsus Şehir mezarlığındadır.

 Geçtiğimiz yıllarda mezarı gazeteci yazar ağabeyimiz olan Orhan Kır, Abdullah Tufan, Mehmet Örsel, Halil Aksoy gibi şair dostları ve Mermerciler, Briketçiler Odası başkanı Mehmet Sorar’ın desteğiyle mermerden yaptırılmış, temizlenmiş, ortaya çıkarılmıştır.

 İşte bu değerli basın şehidi abimizi ben 14 - 15’li yaşlarda tanımıştım. Kendisine o zamanki Tarsus gazetesinin kapısında hergün gazetesini verir, hal hatır sorardım.

 Kahpece öldürüldüğünü duyduğumda ne kadar üzülmüş, gözlerimden yaşlar süzülmüştü.  Bugün aradan 42 yıl geçmiş. Nerdeyse bir ömrün yarısı.. Ama biz Hayali abimizi unutmadık.

 Geçen hafta Kütüphaneler ve Kitap haftası nedeniyle Hayali abimin hayali yine gözlerimin önüne geldi.

 Gece yarısı bir arkadaşım aradı.

 “Hayali Hasan Yavaş’ı Yarenlik alanında asmışlar” dedi.

 Önce şaşırdım, sonra ağzımdan “Nasıl.” diye hayret uyandıran bir soru çıktı.

 Arkadaşım telefonda anlatmaya başladı.

 ‘Belediyeden itfaiyeciler gelmiş. Ağaçlara ipler asıyorlar. Ağaçtan sarkan iplerin ucunda da değişik değişik insanlar var!

 Yine “Nasıl anlamadım” diye hayretle tekrar sordum.

 “Kardeşim Hayali Hasan Yavaş’ın kitabı varya? Hani sizin TAŞYAD başkanı Halil Aksoy derlemiş. Hayali Hasan’ın şiirlerinin yer aldığı “SEVDA ATEŞTEN GÖMLEK” adlı kitabını ağaçtan sarkan ipin ucundaki poşete koymuşlar. Hemde bir sürü. Senin ilgini çeker diye aradım” dedi.

 Teşekkür edip hemen Yarenlik alanına gittim. Gerçekten de ağaçlara birçok yazar ve şairin kitaplarını asmışlardı.  PTT mevkiindeki ağaçlarda ise Hayali Hasan Yavaş’ın şiir kitapları vardı.  Kütüphanecilik Haftası münasebetiyle Tarsus Belediyesinin halka kitap hediye etme ve kitap okutma alışkanlığı kazandırmak için hediyesi olan kitaplardan bende birini ipinden koparıp aldım. Zaten benim istediğim Hayali Hasan Yavaş”ın kitabı idi. Yıllar sonra tekrar Hayali Hasan ile buluştum. O güzel şiirlerini okudum,  kütüphanemde eksik olan bir kitabı daha tamamlamış oldum.

 Bu nedenle Tarsus Belediyesine ve Halil Aksoy’a teşekkür ediyorum.

*******

 BİR HAYALİ HASAN YAVAŞ VARDI.

‘ Al gör meşe odunu, eğerki paran yoksa

Yak sen çalı çırpıyı evinde tezek yoksa

Ekşilinin, cılbırın tadı burnunda tütse

Ver elini elime sallanma ürke ürke

Çal davulu zurnayı Oynıyağ lorke lorke’

Hayali Hasan Yavaş

İnsanı insan yapan özeliklerden belki de en önemli olanlardan biriside vefa duygusudur. Vefa duygusuna sahip olmak, insanlara toplum içerisinde saygınlık kazandırır.

Ne yazık ki, böylesine gerekli bir duyguyu gittikçe kaybediyoruz. İnsanların vefalı dostlarının olması ne kadar mutluluk vericiyse, sevdiği kişilerin vefasızlığı karşı karşıya kalması da bir o kadar üzücüdür. Vefasızlık, insanların güvenirliğini de tartışılır hale getiren bir olgudur.

Vefa duygumuzda ki aşınmanın son yıllarda giderek arttığını söylerken, bunun daha az oranda olsa da, geçmişimizin her döneminde de yaşandığı gerçeğini göz ardı edemeyiz. Vefa kaybı öylesine kişisel zayıflık göstergesidir ki, zamanla unutulamaz ve unutturulamaz. Özellikle de ülkesine mal olmuş ve toplumun sevgi ve saygısını kazanmış insanlardan esirgenen vefa, onu seven geniş kesimlerin de vicdanını yaralar.

Vefa dost ikliminde yetişen güllerdendir. Onu düşmanlık atmosferinde görmek nadiratdan ve hatta, mümkün değildir. Vefa, duyguda, düşüncede, tasavvurda aynı şeyleri paylaşanların etrafında üfül üfül eser durur. Kinler, nefretler, kıskançlıklar ise, onu bir lahza iflah etmez öldürür. Evet o, sevginin, mürüvvetin bağrında boy atar gelişir, düşmanlık ikliminde ise, bir anda söner gider.

Vefa'yı; insanın, gönlüyle bütünleşmesi şeklinde tarif edenler de olmuştur. Eksik olsa bile yerindedir. Doğrusu, kalbî ve ruhî hayatı olmayanlarda vefa'dan bahsetmek bir hayli zordur.

Vefa derken aklıma Tarsuslu Yazar Yakup Boncuk geldi. Ben kendisiyle sadece birkaç kez telefonda görüştüm. Van’a da bir kez Tarsus sporla gelmişti ancak görüşmemde mümkün olmadı. Kendisi gazetecidir, yazardır. Bende onu bu vesileyle tesadüfen tanıştım. Ben Rahmetli Hayali Hasan Yavaş’tan bahsettiğimde tanıdığını ve kendisin her ölüm yıldönümünde andıklarını söyledi! Bunu duyunca doğrusu hem gururlandım ve bir o kadarda üzüldüm. Vanda onun adını kimseler bilmezken Tarsus’ta adına anma geceleri yapılırken biz onun ismini daha bilmiyoruz! Onu gelecek kuşaklara aktaramamış ve tanıtamamışız. Ne kadar kötü ve ne kadar utanılacak bir durum.

Yukarıda biz vefadan bahsederken tabii ki şükürler olsun kadir kıymet bilen ve vefalı insanlar da var tıpkı Yakup Boncuk gibi. Allah böyle insanlardan razı olsun ve adedini artırsın.

Bu gün bende bu değerli hemşerimizi rahmetle ve minnetle anarken Yakup Boncuk beyefendinin onunla ilgili yazısını da sizlere arz ediyorum.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.