Şeref Koç: Van'da yaşayanlar Van'ın kıymetini bilsinler

Şüphesiz şehirleri şehir yapan esas unsur insanlardır. İnsanlar yaşadıkları şehirleri, şehirlerde insanları şekillendirir. Zamanlı zamansız vefat ederek şehirlerden çekip gidenlerin anıları, anlatımları zamanında yazıya, sese, görüntüye alınmamış ise kendileriyle birlikte toprağa gömülüyor. Yaşadığı şehirle ilgili sözü, izi bulunan ve halen hayatta olan insanlarımızla konuşarak birikimlerini ölümün elinden almaya çalışıyoruz. Vanlı esnaflardan Şeref Koç ile esnaflık, anıları ve özlemi duyulan Van üzerine konuştuk. (1)

Röportaj: İkram Kali 

Uzun yıllar esnaflık yaptınız kendinizi tanıtır mısınız?   

1935 yılında Van’ın eski banka sokağında doğdum. Babamın adı Telli, annemin adı Aliye’dir. İlkokulu İnönü İlköğretim Okulunda okudum.  Öğretmenlerim rahmetli Dursun Uzel, Kerim Tuncer’di. Okulumuzda ismini hatırlayamadığım birçok öğretmenimiz vardı. 3 kardeşiz, abim Mevlüt Koç öğretmen, kardeşim Selahattin Koç gözlükçüdür. Babam 94 harbinde Rusya’da Bediüzzaman Said Nursi Hazretleriyle 7 yıl esir kalmış. Daha sonra gelip 7 yıl da askerlik yapmış. Babamın ömründen 14 yıl böyle geçmiş. Babam möhre (çamurdan duvar) işi yapardı. Van’da o zamanlar işler genelde el emeğine dayalıydı. 3 erkek, 3 kız çocuğum, 6 tane torunum var.     

Van muhacirlik, yokluk, deprem gibi zor günler geçirdi.  Siz de bu zor günleri yaşadınız mı? 

Yokluk, kıtlık, deprem dönemlerini yaşadım. Eskiden kimsede yoktu, fakirlik yaygındı. Varlıklı aile sayısı sayılıydı. Herkesin aşağı yukarı ekonomik durumu aynıydı. 1945 yılında kıtlık yaşandı. İnsanlar ekmek dahi bulamıyordu. Rahmetli babam işten gelirken askerlerden simit alır suya batırıp yerdik. O zamanlar çay yerine ayva yaprağı ile çay yapılır içilir, şeker yerine üzüm kullanırdık. Çerez olarak da kavurga, ceviz, kuru meyve yenilirdi. Yokluk had safhadaydı. Ben okula ablamın bezle diktiği pantolonu giyer giderdim. Van'da herkesin yamalı elbisesi vardı. Bu durum yaşandığı zamanlar kimse kimseyi hakir görmezdi. İnsanların kişiliğine, sözüne güvenine değer verilirdi.  

İş hayatınıza ne zaman başladınız?   

Gültepelerin babaları rahmetli Ömer Gültepe odun sobası, semaver,  şoratan (dam oluğu), ibrik, hamam sobası işi yapardı, bende onun yanında çocuk sayılacak yaşta çalışma hayatına atıldım. 1950 yılında terzilik öğrenmeye başladım. Ustalarım terzi Şamil Perihanoğlu, Cafer Usta, Baki Ukay’dı. O dönemler hatırladığım meşhur terzileri bunlardı. 1966 yılına kadar terzilik yaptım.   

Van’ın ilk pasajı olan Alçekiç/Arslan Pasajı’nda ne zaman iş yeri sahibi oldunuz?    

Alçekiç/Arslan Pasajı’nın yeri 1965 yılında Dava Vekili Köse Mehmet Efendi tarafından Akköprülü Mehmet Alçekiç’e satıldı. Mehmet Alçekiç ve Siirtli Halef Arslan pasajı birlikte yaptılar.  Büyük ortak ve pay sahibi Mehmet Alçekiç Cumhuriyet Caddesi’nde İzmir kundura mağazasının sahibiydi. El yapımı kundura yapar, ayakkabı tamir ederdi.  Ortaklık nedeniyle pasaj Alçekiç ve Arslan isimleriyle anılıyor. İlk yapıldığında pasaj tek katlıydı. Pasajda işyeri kiralamak isteyenler dükkân kiralayarak esnaflık yapmaya başladı.  Pasajın Cumhuriyet Caddesi girişinin üst katında sanatçıların sahne aldığı içkili restoran vardı. Pasajda hazır giyim dükkânım vardı. Müşterilerimiz Van’ın yerlileriydi. Gençler bize büyük ilgi gösterirdi. Kız Meslek Lisesi ve Kız Öğretmen Okulu öğrencileri sürekli bizi tercih ederlerdi. Düğme, dikiş nakış, kolye, yüzük, toka gibi alışverişlerini güvenle bizden yaparlardı. O zamanlar kredi kartı yoktu, ödemler peşin parayla yapılırdı. Mehmet Alçekiç kendisine ait olan dükkânları satıp İstanbul’da ayakkabı fabrikası kurdu. Halef Arslan da hissesini Doktor İzzettin Mungan’a sattı. Mungan da dükkânları oturan esnaflara sattı. Pasaj şimdi elektronikçiler pasajı olarak hizmet veriyor.  

Pasajın geçmişte daha renkli ve hareketli olduğu biliniyor. Eski dükkân komşularınız kimlerdi?   

Pasajda hazır giyim,  plakçı, radyocu, berber, kunduracı, mobilya mağazası, av malzemeleri mağazası, elektrikçi, terzi, lokanta gibi esnaflar vardı. Komşularımdan terzi Mehmet Ali Dalkıran,  Van’ın ilk plakçılarından ve radyo tamircilerinden Mehmet Bağdatlı, Cahit Kırcan, Kayserili Yılmaz vardı. Aşağıda terzi Burhan Binici, Edremitli Pertev Edremit, kunduracı Selahattin, mobilyacı Turgut Yergin ve Bayram Öner’in lokantası vardı. Çok güzel esnaf komşuluğumuz olurdu. Her zaman dükkânımızı Bismillah diyerek açarak işe başlardık. İşimiz hareketli, kazancımız bereketli olurdu. Esnaflar kanaatkâr, dürüsttü.    

Mağazanızda sattığınız ürünleri hangi şehirden alıyordunuz?   

1960-70’li yıllarda Van şehir merkezinin o günkü nüfusu 20-30 bin, İstanbul’un nüfusu ise 1,5-2 milyon kadardı. Bugünkü gibi ürünlerimizi genelde sanayi ve ticaret merkezi İstanbul’dan alıyorduk. Van’dan İstanbul’a karayoluyla gider eşyalarımızı alır Van’a dönerdik. Eşyalar daha sonra ambarlar tarafından kamyonlarla Van’a gönderilirdi. Esnaf olarak İstanbul Sirkeci’de Şehir Oteli’nde konaklıyorduk. Vanlı esnafların genelde kaldığı semt ve otel orasıydı. Vahdettin Dalgın, Şahin Türkmenoğlu, Alaattin Şen ile gider birlikte kalır ve beraber dönerdik.  Sabah kalkar Sirkeci’de kahvaltımızı yapar ardından esnaflardan alışverişimizi yapardık. Ayrım yapmadan Müslüman, Gayri Müslim esnaflardan alışveriş yapardık. Ermeni, Yahudi tüccarlarla ticaret yaparken kimse kimsenin inancıyla,  ırkıyla, diliyle, sosyal yaşantısıyla asla ilgilenmezdi. Farklılıklarımız insanlığa ve ticarete engel değil aksine zenginlikti. Esas olan güven, dürüstlük, samimiyet ve üründe kaliteydi. Vanlı esnaflara Yahudilerin ve Ermenilerin sonsuz güvenleri vardı. Çoğu kez senet, çek almadan ve istemeden mal gönderirlerdi. Biz de mal satılmazsa dahi ödemelerini zamanından önce yapardık. Çünkü Vanlı esnaflar kendinden utanan, Allah’tan korkan sözünün eri dürüst insanlardır. 

Şehrin en önemli ticaret merkezi olan Cumhuriyet Caddesinde esnaf olarak kimler vardı?    

Hatırladığım kadarıyla; Cumhuriyet Caddesinde 1940-1980 yılları arasında pek fazla yabancı esnaf yoktu. Hepsi Van’ın yerlileriydi. Enver Perihanoğlu, Şengüller, Günerler, Bekiroğlu, Cengiz Çaldağ, Kuralkanlar, Mumcuoğlu, Yüzbaşıoğlu, Davutoğlu, Fevzi Gürpınar,  Vahdettin Dalgın, Selçuk Soydan, Bilal Türkmenoğlu, Soydanlar, Saydanlar,  Hacıoğlu Fikret Akyol, Akaylar, Mithat Bekiroğlu, Nevzat Amiklioğlu, Şahap Ergin, Bitlisli Abdülbari Güngörer, İsmet Yörük, Yaşar Doğu, Selahattin Aslanoğlu, Şekerci Şükrü Coşkun, Kent Kırtasiye Faruk Bekiroğlu, Hüsamettin Altay, Ahmet Güleryüz, Cemil Şenaras, Hacı Dodo, Kahveci Salman Usta, Rüşen Altay Petol,  Güven Taksi Fikret Coşkun, İlyas Kitapçı Remzi Perihan Vansesi Gazetesi, Şahap Ergin, Cavit Türkoğlu, Turgut Güldal, Ahmet Çelik, Şavurlar, Faik Akay, Alirıza Suruç, Şakir Önay, Leblebici Ömer İl, Kuaför Cemil Müngen, Saatçi Salih Saatçioğlu,  Kunduracı Fevzi Gürpınar, Fetih Sağal, Kunduracı Niyazi Aydın, İlhami Şengül, Sütçü Ömer, Hakkı Türkmenoğlu, Niyazi Türkmenoğlu, Yayınevi Muzaffer Oğuz, Yörük Petrol, Cumhuriyet Fırını, Erciş Oteli, Erek Oteli, Nuhpalas Oteli, Ada Palas Oteli, Altay Oteli, Beşkardeşler Oteli, Bayram Oteli,  Konak Oteli, Sema Pastanesi, Doğan Pasta Salonu Nuri Sönmez, Davutoğlu,  Oto Şark, Memduh Tomar, Cevdet Büyükbay, Kaya ve Ayhan Kayaçelebi, Mehmet Alçekiç, Döğenliler, Gayri Müslimlerden Yahudi Moşe ve Yahudi Rahmi gibi esnaflar, banka şubeleri, lokanta ve kulüp vardı.    

Gayri Müslim olmalarına karşın Van’ın sosyal tarihinde iz bırakan Yahudi Moşe ve Rahmi ile Van esnafı ve halkının ilişkisi nasıldı?   

Moşe ve Rahmi’nin esnaf ve müşteri olarak Vanlılarla her zaman ilişkileri çok iyiydi. İçimizden biri ve iyi esnaflardı. Vanlılar da bu iki aileyi sever ve sayarlardı. Bugünkü gibi ayrımcılık, ötekileştirme, dayatma mahalle baskısı asla yoktu.  Çok iyi anlaşırdık. Birbirimize çok düşkündük. 

 Yahudi Moşe ile ilgili hatırladığınız bir anınız var mı?   

Yahudi Moşe bugünkü Kahvaltıcılar Sokağı’na giderken mülkiyeti Bitlisli Abdülbari’ye ait köşede iş yeri vardı.  Mağazasında çividen toz boyaya, düğmeden gaz lambasına ne ararsanız satılırdı. Yahudi Rahmi’nin mağazası da vilayetin karşısındaydı. O da ev aletleri, dikiş makinası satardı. Bir gün radyomun pili bitmişti ama  o an üzerimde para yoktu. Yahudi Moşe’nin dükkânına girip pil istedim ama üzerimde para olmadığını söyledim.  Bana kaç tane pil ihtiyacım varsa alıp götürebileceğimi söyledi. Bende aldığım pillerin parasını aynı gün ödedim.  Terzi Abdullah ustanın dükkânında Moşe ile oturur sohbet ederdik.  

Pasajda esnaflar arasında sorun yaşanır mıydı?   

Benim karşımda plak ve bant stüdyosu olan, radyo ve pikap tamiri de yapan Mehmet Bağdatlı’nın dükkânı vardı. Ünlü sanatçıların yeni çıkan plakları geldiğinde plağı pikaba koyar sesini açar müzik sesi pasajdan duyulurdu. Esnaflardan kimse bu sesten rahatsız olmazdı. Çünkü komşumun mesleği oydu.  Mehmet Bağdatlı’nın babası sizin de dayınız olan Mecit Balak Hoca ile de çok iyi dostluğumuz vardı. Kendisi müezzinlik yapar, kuran dersleri verirdi.  Van’ın Cumhuriyet dönemi ilk ustalarından olan rahmetlinin elinden her türlü iş geliyordu. Kendisi çok iyi bir ustaydı.                 

Devamı yarın(2)

#

24 Ağu 2020 - 19:31 Van- Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Vansesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Vansesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Vansesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Vansesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

İlyas karayel - 40 senelik dükkan komşumuz Allah hayırlı ömürler versin

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Ağustos 19:31
01

Murat irak - Vanın yerli insanlarıyla yaptığınız söyleşiler çok güzel devamı gelir inş selamlar sevgiler

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Ağustos 19:31



Anket Van'da maske takmak zorunlu olsun mu?