Köşe Yazıları Haber Girişi: 30.01.2020 - 14:35, Güncelleme: 15.10.2020 - 08:26

Ergenekon tertibinin ayakta kalan son mevzisi

 

Ergenekon tertibinin ayakta kalan son mevzisi

Elazığ Depremi ister istemez gündemin ilk sırasına oturdu. Ama aslında bugünlerde en önemli konu, Enver Altaylı hakkında hazırlanan iddianameyle ortaya çıkan gerçeklerdir.
Elazığ Depremi ister istemez gündemin ilk sırasına oturdu. Ama aslında bugünlerde en önemli konu, Enver Altaylı hakkında hazırlanan iddianameyle ortaya çıkan gerçeklerdir.   Enver Altaylı bilinmeyen bir kişilik değil. Kişisel hayatı bir bakıma, Türkiye'deki Konrtgerilla örgütlenmesinin tarihidir. Bu bakımdan 1960'lı yıllardan bu yana ülkemizde anti emperyalist mücadele verenler açısından tanıdık bir simadır.   II. Dünya Savaş'ında Nazilerle, ardından ABD ile çalışan Özbek Ruzi Nazar'la akrabalığı, Talat Aydemir darbe girişimine katılmasına rağmen 1968 - 73 yıllarında MİT'te çalışması, sonrasında MHP'de görev alması, Parti'nin gazetesinde genel yayın yönetmenliği, aynı Parti'nin Avrupa örgütlenmesinde üstlendiği görevler; Türkiye'yi 1980 Amerikancı darbesine götüren süreç gözönüne alındığında gerçek anlamını buluyor.   Enver Altaylı'nın 1980 sonrasındaki faaliyetleri ise Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecinde üstlendiği görevlerdir. 1990'la birlikte Sovyetler Birliği dağıldı. Altaylı sürece uygun olarak Özbekistan'da Cumhurbaşkanlığı danışmanı olarak görev yaptı. Sonrasında da FETÖ faaliyetleri içinde Türkiye'de üstlendiği görevler, işte şimdi hakkında hazırlanan iddianame ile ortaya konuyor.   Bütün bunların hepsi, bir istihbarat görevlisinin, "Süper Devlet"in Türkiye ve bölge politikasının gereği olarak üstlendiği görevlerdir.   Bununla birlikte hakkında hazırlanan iddianameyle ortaya dökülen kanıtlar, özellikle ABD'nin son yirmi yıl içinde Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde Türkiye'de sahneye koyduğu Ergenekon tertibinin hala "dokunulmayan ayağı"nı ortaya koyması bakımından çarpıcı olmuştur.   Sözünü ettiğimiz; arkada kalan yıllarda sahneye konan tertip kapsamında CHP'ye yapılan operasyondur. İddianame, Altaylı'nın Kemal Kılıçdaroğlu'nun başdanışmanı Rasim Bölücek'le yaptığı 1157 telefon konuşmasını gözler önüne serdi. Üstelik bu telefonlardan bazıları "0" sürelidir. Savcılık bunu, daha güvenli bir hattan görüşme yapılması için verilen bir işaret olarak değerlendiriyor.   YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ...
Elazığ Depremi ister istemez gündemin ilk sırasına oturdu. Ama aslında bugünlerde en önemli konu, Enver Altaylı hakkında hazırlanan iddianameyle ortaya çıkan gerçeklerdir.

Elazığ Depremi ister istemez gündemin ilk sırasına oturdu. Ama aslında bugünlerde en önemli konu, Enver Altaylı hakkında hazırlanan iddianameyle ortaya çıkan gerçeklerdir.

 

Enver Altaylı bilinmeyen bir kişilik değil. Kişisel hayatı bir bakıma, Türkiye'deki Konrtgerilla örgütlenmesinin tarihidir. Bu bakımdan 1960'lı yıllardan bu yana ülkemizde anti emperyalist mücadele verenler açısından tanıdık bir simadır.

 

II. Dünya Savaş'ında Nazilerle, ardından ABD ile çalışan Özbek Ruzi Nazar'la akrabalığı, Talat Aydemir darbe girişimine katılmasına rağmen 1968 - 73 yıllarında MİT'te çalışması, sonrasında MHP'de görev alması, Parti'nin gazetesinde genel yayın yönetmenliği, aynı Parti'nin Avrupa örgütlenmesinde üstlendiği görevler; Türkiye'yi 1980 Amerikancı darbesine götüren süreç gözönüne alındığında gerçek anlamını buluyor.

 

Enver Altaylı'nın 1980 sonrasındaki faaliyetleri ise Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecinde üstlendiği görevlerdir. 1990'la birlikte Sovyetler Birliği dağıldı. Altaylı sürece uygun olarak Özbekistan'da Cumhurbaşkanlığı danışmanı olarak görev yaptı. Sonrasında da FETÖ faaliyetleri içinde Türkiye'de üstlendiği görevler, işte şimdi hakkında hazırlanan iddianame ile ortaya konuyor.

 

Bütün bunların hepsi, bir istihbarat görevlisinin, "Süper Devlet"in Türkiye ve bölge politikasının gereği olarak üstlendiği görevlerdir.

 

Bununla birlikte hakkında hazırlanan iddianameyle ortaya dökülen kanıtlar, özellikle ABD'nin son yirmi yıl içinde Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde Türkiye'de sahneye koyduğu Ergenekon tertibinin hala "dokunulmayan ayağı"nı ortaya koyması bakımından çarpıcı olmuştur.

 

Sözünü ettiğimiz; arkada kalan yıllarda sahneye konan tertip kapsamında CHP'ye yapılan operasyondur. İddianame, Altaylı'nın Kemal Kılıçdaroğlu'nun başdanışmanı Rasim Bölücek'le yaptığı 1157 telefon konuşmasını gözler önüne serdi. Üstelik bu telefonlardan bazıları "0" sürelidir. Savcılık bunu, daha güvenli bir hattan görüşme yapılması için verilen bir işaret olarak değerlendiriyor.

 

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ...

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.