Erdemir: Anarşist çocuklar yetiştirmek isteyen çevreler var
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta gerçekleşen okul saldırılarını değerlendiren Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi akademisyeni, Hak ve Kardeşlik Hareketi Genel Başkanı Naki Erdemir, sosyal medya ve televizyon içeriklerinin gençler üzerindeki etkisine dikkat çekerek, bu platformların çocukları 'anarşist' bir anlayışa yönlendirdiğini öne sürdü.
Türkiye, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan iki ayrı okul saldırısının acısını yaşıyor. Art arda gelen bu trajik olaylar, eğitim kurumlarındaki güvenlik, toplumsal değerler ve gençlerin psikolojik durumu üzerine tartışmaları yeniden alevlendirdi.
İlk saldırı 14 Nisan Salı günü Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede meydana geldi. Silahlı saldırıda aralarında öğrencilerin de bulunduğu 16 kişi yaralandı. Bu olayın şoku henüz atlatılamamışken, ertesi gün Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde bulunan Ayser Çalık Ortaokulu’nda çok daha ağır sonuçlar doğuran bir saldırı gerçekleşti. Saldırıda bir öğretmen ve 8 öğrenci hayatını kaybetti, 16 öğrenci de yaralandı. Hastanede tedavi altına alınan yaralılardan bir öğrencinin daha hayatını kaybetmesiyle can kaybı 10’a yükseldi.
HAYATINI KAYBEDENLER KİMLER?
Hayatını kaybedenler arasında, öğrencilerini korumak için kendini siper eden matematik öğretmeni Ayla Kara ile öğrenciler; Furkan Sancak Balal, Bayram Nabi Şişik, Belinay Poyraz, Zeynep Kılıç, Şuranur Sevgi Kazıcı, Kerem Erdem Gürgör ve Adnan Göktürk Yeşil yer aldı. Ayrıca Yusuf Tarık Gül de hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Saldırıyı gerçekleştiren Emekli 1. Sınıf Emniyet Müdürü Uğur Mersinli'nin oğlu İsa Aras Mersinli’nin de olay yerinde intihar ettiği bildirildi.
ERDEMİR: HEPİMİZ SUÇLUYUZ
Yaşanan bu iki saldırı, kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, farklı kesimlerden değerlendirmeler gelmeye devam ediyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi akademisyeni ve aynı zamanda Hak ve Kardeşlik Hareketi Genel Başkanı Naki Erdemir, olaylara ilişkin yaptığı açıklamada dikkat çekici ifadeler kullandı.
Erdemir, yaşanan trajedilerden toplumun tüm kesimlerinin sorumlu olduğunu belirterek, “Suçlu kim? Hepimiz suçluyuz” dedi.
Eğitim sistemine yönelik eleştirilerde bulunan Erdemir, öğretmenlerin ve okul yönetimlerinin otoritesinin zayıflatıldığını savundu. Disiplin mekanizmalarının işlevsiz hale geldiğini öne süren Erdemir, başarısız öğrencilerin sınıfta kalmasının kaldırılması gibi uygulamaların eğitim kalitesini düşürdüğünü ifade etti.
“OKULLAR, REHABİLİTASYON MERKEZİNE DÖNÜŞTÜ”
Okulların eğitim kurumundan çok birer rehabilitasyon merkezine dönüştüğünü iddia eden Erdemir, öğretmenlik mesleğinin de değersizleştirildiğini dile getirerek, "Öğretmeni ve idareyi itibarsızlaştırdık, hiçbir yaptırım güçleri kalmadı. Başarısız ve dengesi bozuk olan öğrencilerin dahi sınıfda kalması kaldırıldı. Nerdeyse okullar eğitim yuvasından rehabilitasyon merkezine döndü. Okullarda az da olsa var olan ahlak ve maneviyatı yok ettik. Ahlaki açıdan sıkıntılı kişileri öğretmen yaptık. Öğretmenlik sıradan bir meslek değildir. Zorunlu eğitimi, 12 yıl yaparak halkın başına bela yaptık. Öğretmenler ve okul idaresi öğrencilere bir şey söyleyemez hale geldi. Öğrenci velileri, okulu basarak öğretmeni dövdü" şeklinde konuştu.
ERDEMİR, SOSYAL MEDYA VE DİZİLERE DİKKAT ÇEKTİ
Ayrıca sosyal medya ve televizyon içeriklerinin gençler üzerindeki etkisine dikkat çeken Erdemir, bu platformların çocukları 'anarşist' bir anlayışa yönlendirdiğini öne sürdü.
Toplumsal değerlerin zayıfladığını savunan Erdemir, uzun yıllardır süren kültürel etkilerin gençleri kendi değerlerinden uzaklaştırdığını iddia etti.
Prof. Dr. Erdemir açıklamasında, son dönemde yaşanan olayların sadece ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal bir kriz olduğuna işaret ederek, çözümün eğitim, adalet, şeffaflık ve güçlü toplumsal değerlerin yeniden inşa edilmesinden geçtiğini belirtti.
SALDIRILAR ÇOK YÖNLÜ ARAŞTIRILMALI
Öte yandan uzmanlar, bu tür saldırıların tek bir nedene indirgenemeyeceğini, bireysel, psikolojik, sosyal ve çevresel birçok faktörün birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Eğitim kurumlarında güvenlik önlemlerinin artırılması, öğrencilerin psikolojik destek mekanizmalarına erişiminin güçlendirilmesi ve toplumsal kutuplaşmanın azaltılması gerektiği yönünde çağrılar yapılıyor.
Ülkeyi derinden sarsan bu olayların ardından gözler, hem güvenlik önlemlerine hem de gençlerin geleceğini şekillendiren eğitim politikalarına çevrildi.