Güncel (Vansesi) - Vansesi Haber Merkezi | Haber Girişi: 10.02.2021 - 15:06, Güncelleme: 10.02.2021 - 15:11

Emekli Dr. Süheyla Dabbağoğlu her şeyi İkram Kali'ye anlattı: Vanlılar sevgiyle, şefkatle beni bağırlarına bastı

 

Emekli Dr. Süheyla Dabbağoğlu her şeyi İkram Kali'ye anlattı: Vanlılar sevgiyle, şefkatle beni bağırlarına bastı

Bir dönemin yakın tanığı emekli Doktor Süheyla Dabağoğlu, Elazığ Keban'da başlayan Van'da devam eden çarpıcı olaylarla geçen hayat hikâyesini Vansesi ile paylaştı. İlk tanıdığı Vanlıyı… İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden öğrenci arkadaşı Tayyar Dabbağoğlu ile evliliklerini… Eşine verdiği sözü... Tayyar Dabbağoğlu'nun bağımsız Van Belediye Başkanı seçilmesindeki rolünü… Van siyasetinde 11'ler oluşumunu… Eşinin sır perdesi vefatını… Tek başına yaptığı eylemleri… Kendisini Vanlı yapan ve Van'a bağlayan nedenleri… Üzüntülerini, sevinçlerini, sitemlerini, kırgınlıklarını ve daha birçok şeyi Vansesi Gazetesi Yazı İşleri Müdürü İkram Kali'ye anlattı.
  Röportaj İkram Kali Cesaretli çıkışlarıyla,  fark yaratan eylem kadını, Vanlıların Süheyla ablası emekli Dr. Süheyla Dabbağlu kimdir?   5 Kasım 1938'de Denizli Sarayköy'de dünyaya geldim. Babam Elazığlı, annem Denizli Çal'dan.   7 yaşında babamı kaybettim Denizli'ye geldik.  Darülfünun diplomaları iptal edilince mezunların hâkimlik yapmaları son buldu, mağdur olmamaları için hapishane müdürü yapıldı. Babamın ölümünden dolayı Darülfünun mezunu Amasya Cezaevi Müdürü dedemin yanına gittik. 1945'de Elazığ Keban'da birinci sınıfa başladım Amasya'da bitirdim. Üçüncü sınıfı İstanbul'da Okmeydanı Piyale Paşa'da okudum. Kasımpaşa Ortaokulu'nun ardından İstanbul Fındıklı Atatürk Kız Lisesi'nden bitirdim. Milli Savunma Bakanlığı bursuyla İstanbul Tıp Fakültesi'ni yatılı okudum. Tayyar Dabbağoğlu ile okulda tanıştım ve evlendim. Öcal olan soyadım Dabbağoğlu oldu. Tıbbiyeden mezun oldum.  Büyük oğlum Prof. Dr. Abdullah Kadir Dabbağoğlu, İstanbul'da özel bir üniversitede rektör yardımcısı olarak görev yapıyor. İkinci oğlum Çağrı emeklidir. Küçük oğlum Afşin ise 23 yaşında vefat etti.  Okul arkadaşınız, eşiniz, çocuklarınızın babası, Van'ın efsane belediye başkanı Tayyar Dabbağoğlu kimdir?  Rahmetli eşim Tayyar Dabbağoğlu, Konya Karaman beyliğinden gelerek Muradiye'nin Sor köyüne yerleşmiş Dabbağoğlu ailesinin ferdidir. Beş soy ötesine kadar şeceresini kaleme almıştır. Babası Abdullah Efendi Kâzım Karabekir Paşanın ordusunda jandarma çavuşu olarak görev yapmış. Annesi Ahlatlı Fatma Hanımdır. 9 Şubat 1933 yılında Van'da dünyaya gelmiş. 3 yaşına geldiğinde babasını kaybetmiş. Ailesi ile beraber uzun yıllar babasından kalma tarlalar ile geçimini sağlamış ve ilkokul, ortaokul, lise eğitimini Van'da tamamlamış. Van Atatürk Lisesi'nden mezun olduktan sonra öğretmen olmak idealiyle İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen okuluna başvurmuş ama henüz lise öğrenimini yeni tamamlayan genç olduğu için fakülteye kayıt işlemindeki hatasından dolayı başvurusu geçersiz sayılmış. Milli Savunma Bakanlığı bursuyla İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne yatılı olarak kayıt yaptırmış. Lise döneminde hayalinizdeki meslek neydi?  Hayatınızda ik tanıdığınız Vanlı kimdi? Tayyar Bey ile tanışmanız, duygusal yakınlaşmanız  nasıl oldu?   Ben öğretmen olmak istiyordum, annem de doktor, dişçi ya da eczacı olmamı istiyordu. Annemin isteğini kıramadım. İstanbul Üniversitesi (İÜ)Tıp Fakültesi'ne girdim ama senin paranla okumayacağım dedim ve 1956 Milli Savunma Bakanlığı bursuyla okudum.  İlk tanıdığım Vanlı Aydın Konakçı idi. Orman Fakültesinde okuyordu. Aydın Konakçı tıbbiyede Vanlı bir abimiz var Tayyar Dabbağoğlu, onunla tanıştırayım okulda rahat edersin dedi. Ben de amcamın oğlu var orada teşekkür ederim dedim. 1956'da İÜ Tıp Fakültesi öğrencisi Vanlı Tayyar Dabbağoğlu'nu tanıdım.  Kısmet bizi Tayyar ile tıbbiyede karşılaştırdı. Okul arkadaşlığı devam ederken evliliğe nasıl karar verdiniz? Sosyal faaliyetlerde, boş zamanlarda Tayyar ile hep aynı ortamlardaydık.  Düşüncelerimiz, hayata bakışımız ve birçok yönümüz örtüşüyordu. Sohbetlerimiz sırasında duygusal yakınlaşma, şimdiki tabir ile elektriklenme oldu. Arkadaşlığımız ilerledi.1960'da ihtilal oldu. İhtilalde kadınların asker olabileceğine dair Kanun Hükmünde Kararname kaldırılınca benim askeri tabip olma şansım kalmadı. Bizde evlenme kararı aldık. Allah rahmet eylesin eski CHP Senatörü Gevaşlı Mehmet Feyyat o zaman Eyüp Savcısı idi, yanına gittik evlenmek istediğimizi söyledik. Nikâh şahidimiz oldu. Evlendik ama düğün yapmadık. Kocamustafapaşa, Fatih ve Beyazıt'ta oturduk. Evli öğrenci olarak üniversiteyi okudum. Mezun olduğumda iki çocuğum vardı.   Evli ve çocuklu öğrenci olarak eşinizle gelecekle ilgili ortak kararlar aldığınız olur muydu?  Kararlarımızı tartışırdık. Mesela Tayyar ben tıbbiyeyi bırakıyorum, sevmiyorum dedi.  Ben de dedim ki tamam senin kendi tercihin ama ben tıbbiyi bitirmek mecburiyetiyim, anneme söz verdim. Yarın hayata atıldığımız zaman doktor hanımın beyi Tayyar Bey ifadesi seni rahatsız etmeyecekse ayrıl dedim.6 yıl olan Tıbbiyenin 4'üncü sınıfından ayrıldı. Ayrılınca okulda iki Vanlı arkadaşı " asker kaçağıdır" diye ihbar eti. Tayyar da tecilini alamadığı için askere gitti. Konya'da Yedek Subay olarak askerliğini yaptı. Askerlik dönüşü 1962'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümüne kayıt yaptırarak birinci sınıftan okumaya başladı. O yıl fakülte öğrenci işleri şefliği için sınav açtı.  150 kişi müracaat etti. Süheyla ya kısmet dedi.  Tayyar sınavı kazanınca şefliğe atadılar. Sınava girdiği zaman kimse Vanlı olduğuna inanmamıştı Türkçesi çok düzgündü.  Fakültenin hem öğrencisi hem de personeli oldu. Millet Dergisi'nin yöneticiliğini de yapıyordu.  Mezun olduktan sonra genç bir doktor olarak ilk görev yeriniz neresiydi? Tayyar İstanbul'da şeflikte kaldı. Benim tayinim Van'a çıktı. İki çocuğum ile birlikte hiç tanımadığım Van'a 1967'de Şığ Münir Özen'in kiralan tek katlı evinde hizmet veren 3 No.lu Sağlık Ocağı doktoru olarak göreve v başladım. Bahçıvan Mahallesinde Sağlık Müdürlüğünün rahmetli Zeki Güzel'den kiraladıkları evler vardı. Lojman 2 katlı 4 daireydi. Sobalı olan lojmanı tercih ettim. Kayın validemle birlikte lojmana yerleştik. Vanlılar beni sevgiyle, şefkatle bağırlarına bastı. Tayyar İstanbul'da görev yaptığı iki buçuk sene boyunca kayınvalidemle birlikte çocuklarımla oturdum.  Tayyar Bey mezun olduktan sonra Van'da görev yapmak için başvuruda bulunmadı mı? Tayyar'ın tayini tarih öğretmeni olarak Erciş'e çıktı ama o Van merkezi istiyordu. O arada TRT Van İl Radyosu Müdürlüğü açıldı. Van Radyosuna yaptığı başvuru kabul edildi ama göreve başlayamadı. Çünkü Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi kurucusu, Van bölgesi arkeolojik kazı çalışmaları başkanı Prof. Dr. Afif Erzen edebiyat hocası ve fakülte dekanıydı. Tayyar'a ben iki kaset çalasın diye seni mezun etmedim diyerek TRT Van İl Radyosu'nda çalışmasına izin vermeyince şeflik görevine devam etti. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde hocası olan Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Müdürü olmuştu. Dekana Tayyar'ı bana müdür muavini vereceksiniz dedi.  Tayyar'ı 1966'da Sakarya Lisesi'ne tarih öğretmeni olarak atadılar. Görevlendirmeyle Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Müdür Muavini oldu. Kafesoğlu'nun kurumdan ayrılması üzerine gelen yeni müdürle anlaşamayınca istifa ederek Van'a döndü.  Van Kız Öğretmen Okulu Müdürü olarak göreve başladı. Biz geldiğine sevinirken 1970'in sonlarında İstanbul İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı olarak İstanbul'a tayini çıktı. Tabi biz yine yalnız kaldık.  Tayyar beyin başkan olmadan önce  Van için yaptığı ilk çalışmalar nelerdi?  Atatürk Lisesi'ni bitirip yedek öğretmenlik yaptığı 1950'li yıllarda memleketi Van'ın refahı ve kalkınması için genç yaşta hizmette bulunmuştu. Van Valisi İlhan Engin  Van'ın sorunları ile ilgili rapor hazırlaması için Tayyar'ı daha lise çağında görevlendirmiş.  Tayyar da Van'ın sosyal, kültürel, ekonomik alanlarda eksiklerini belirleyerek devlet ricaline sunulmak üzere  "Van'ın Meseleleri" adlı rapor hazırlamış. Raporda Van ilinin kalkınması ve büyümesi için önemli noktalara, eğitim ve öğretim alanında Van'da Üniversite kurulması bunun yanı sıra İmam Hatip Ortaokulu, Yüksek İslam Enstitüsü, Eğitim Enstitüsü, Teknik Okul, Yapı Usta Okulu gibi taleplere yer vermiş. Van'ın ekonomik kalkınmasının önündeki engelleri ve yapılması gerekenleri belirttiği raporda Van'ın ve Vanlıların yararına olacak kalkınma modelleri önerisinde bulunmuş. Şeker Fabrikası, Yün Yıkama ve İplik Fabrikası, Soda Fabrikası kurulması, hayvancılığın geliştirilmesi, Sosyal Sigortalar Hastanesi, kurulması, Halk Evinin istekleri, Hayvan Kaçakçılığı ve Hudut Nizamnamesinin hazırlanması, DSİ'nin Bölge olması, Çocuk Yuvası ve Yetiştirme Yurdu açılması, Geniş ana caddelerin açılması, Şoför ve Otomobilciler Derneğinin taleplerine raporda yer vermiş. STK'ların katkılılarıyla hazırlanan rapor, dönemin Başbakanı başta olmak üzere çeşitli bakanlıklara sunularak ilgilerinin Van üzerine çekilmesine çalışmış.   Heyecanla başladığınız doktorluk görevinizde unutmadığınız olay yaşadınız mı?   1969 senesinde Sağlık Bakanı Vedat Ali Özkan gelmişti, onunla bir çatışmam oldu. Ocağı ziyaretinde aşı durumunu sordu, ben de 0-6 yaş çocuklarından ancak 0-4 yaş olanlara aşı yapabiliyorum. Yetişemiyorum;  çünkü sağlık ocağında buzdolabı yok, arabam yok. Sağlık müdürlüğünden araç alıyorum dedim. Ne biçim doktorsun dedi bana. Çağırdım sekteri giden gelen evrak defterini getir dedim. Bakın ben sağlık müdürlüğüne 3 ayda bir gerekçeli ihtiyacımı yazmışım bir kere cevap alamamışım, ben öyle bir doktorum dedim. O kavga üzerine istifa ettim. Vali Mahmut Polat çağırdı niçin istifa ediyorsun, yapamazsın dedi. Ben de neden yapamayayım dedim ve ayrıldım. Beklenmedik istifa sonrası neler yaşandı.  1970'de hemen muayenehane açtım. Muayenehanem Nevzat Soydan'ın iş yerinin üstüydü. İlaç alacak parası olmayan, il dışına gidecek imkânı ve sosyal güvencesi bulunmayan hastalarıma Vanlı iş insanı rahmetli Erol Kuralkan gizliden çok destek oluyordu. Sosyal sigortalar müdürü geldi,  bizimle çalışır mısın dedi. Tabii çalışırım dedim. Benden önce iki katlı toprak İş ve İşçi Bulma Kurumu binasında Doktor İzzettin Mungan SSK'lı hastalara hizmet vermiş. Bir süre burada hizmet verdikten sonra Başhekim olarak Kız Meslek Lisesi karşısında Kalelioğlu apartmanında SSK Dispanseri açtık. O zaman Van SSK Hastanesi olmadığından hastaları uçakla Diyarbakır'a veya karayoluyla Tatvan SSK Hastanesi'ne sevk ediyorduk. Sevkler SSK'ya pahalı oluyordu.   Tatvan'da SSK hastanesi var ama Van gibi bir şehirde yok! O güne kadar hastane açılması için hiçbir girişim yapılmamış mı?    Girişimler olmuş ama sonuç alınamamış. Yataklı SSK sağlık kurumu lazım Van'a. Beni Doğu Anadolu SSK Hastaneleri Temsilcisi seçtiler. Yazdık çizdik. Çalışma Bakanına başhekim olarak dosyayla gittim. Konuyu bilen rahmetli Fevzi Kartal da işi takip etti ve 100 yataklı Van SSK Hastanesi projelendirilerek ihaleye çıktı. Hastanenin inşaatı başladı ama yüklenici kaba inşaat sonrası işi bırakıp kaçtı. SSK müdürüne dedim ki 5 katlı küçük daireler şeklinde lojman yapalım hem hemşireler hem de doktorlar kalsın.  Lojman ihalesine yarım kalan hastane projesini ekleyebilirsek bu şekilde hastaneyi kurtarırız. Genel müdürlüğe onu da kabul ettirdik. İhale açıldı ihaleyi rahmetli Özdemir Yeğinaltay aldı. Lojman ve hastane inşaatı zamanında bitti. Hastane açıldı biz de hastaneye taşındık. Muş, Bitlis, Hakkâri'den hastalar gelmeye başladı. Sonraki yıllarda Bağ-Kur  güvencesi olan hastalarda kabul edildi.   Belediye başkanı olmadan önce Van için Tayyar beyin yaptığı çalışmalar var mıydı?    Atatürk Lisesi'ni bitirip yedek öğretmenlik yaptığı 1950'li yıllarda memleketi Van'ın refahı ve kalkınması için genç yaşta hizmette bulunmuştu. Van Valisi İlhan Engin Van'ın sorunları ile ilgili rapor hazırlaması için Tayyar'ı daha lise çağında görevlendirmiş.  Tayyar Bey İstanbul'da şeflikten ayrılarak Van'a geldi. Kamu görevinin olmadığı bu dönemde Van Valisi Tekin Alp Van'ın sosyal, kültürel, ekonomik alanlarda eksiklerini belirleyerek devlet ricaline sunulmak üzere  kendisinden rapor hazırlamasını istedi. Tayyar da  "Van'ın Meseleleri" adlı rapor hazırladı. Raporda Van ilinin kalkınması ve büyümesi için önemli noktalara, eğitim ve öğretim alanında Van'da Üniversite kurulması bunun yanı sıra İmam Hatip Ortaokulu, Yüksek İslam Enstitüsü, Eğitim Enstitüsü, Teknik Okul, Yapı Usta Okulu gibi taleplere yer verdi. Van'ın ekonomik kalkınmasının önündeki engelleri ve yapılması gerekenleri belirttiği raporda Van'ın ve Vanlıların yararına olacak kalkınma modelleri önerisinde bulundu. Şeker Fabrikası, Yün Yıkama ve İplik Fabrikası, Soda Fabrikası kurulması, hayvancılığın geliştirilmesi, Sosyal Sigortalar Hastanesi, kurulması, Halk Evinin istekleri, Hayvan Kaçakçılığı ve Hudut Nizamnamesinin hazırlanması, DSİ'nin Bölge olması, Çocuk Yuvası ve Yetiştirme Yurdu açılması, Geniş ana caddelerin açılması, meslek odalarının taleplerini raporda anlattı. STK'ların gündeminde olan konuları içeren rapor dönemin Başbakanı başta olmak üzere çeşitli bakanlıklara sunularak ilgilerinin Van üzerine çekilmesine çalışıldı.        Belediye başkan adaylığı ilk defa nerde ve nasıl gündeme geldi,  sizin tavrınız ne oldu?   Ben sigorta da çalışıyorum,  işçiler de doktor hanım seni belediye başkanı, Tayyar beyi milletvekili yapacağız diyorlardı. Tayyar Bey Kurban Bayramı için İstanbul'dan uçakla gelecekti, o zaman hafta da bir gün uçak geliyordu ama hava şartları nedeniyle gelemedi. Tren gelirken Elazığ da tren kara saplanmış. Aradı Süheyla gelemiyorum, beni merak etmeyin dedi. Ben de o zaman Cumartesi yarım gün çalışıyordum.  Karayollarından işçi hastalarım beni durgun görünce abla neyin var dediler Tayyar Elazığ'dan gelemedi dedim. Allah büyüktür canını sıkma dediler gittiler.  Gece vakti saat 11'de kapı çaldı. Kayınvalidem rahmetli Fatma Hanım dedi ki Süheyla kızım kapı çalındı herhalde acil hasta için geldiler. Kapıyı açtık Van Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü bir pikap ve içinde Tayyar Bey. Van'dan Elazığ'a Karayolları araba gönderiyor ve Tayyar'ı alıp geliyorlar. Bu benim hayatımda unutamayacağım (duygulanıyor) kadirşinaslıktır. Karayolucu olmak mücadele, dostluk,  dayanışma kimliğidir, ben onu gördüm ve yaşadım. Neyse. Kayınvalidem vefat etti. 1973 yılının Temmuz ayında genel seçimler yapılacaktı. Eski Milli Savunma Bakanı, Van Milletvekili rahmetli Ferit Melen,  petrol istasyonları sahibi Ali Kurdoğlu, peynirci Niyazi Aras başsağlığına geldiler eve. Niyazi Bey, dedi ki  "Mustafa Altaylı bize gücenmiş" Ferit Bey "neden" dedi.  Biz belediye başkan adaylığını Tayyar beye teklif etmişiz bu da Mustafa Altaylı'nın kulağına gitmiş. Tayyar Bey de "Mustafa Altaylı benim akrabamdır ben adaylık düşünmüyorum" dedi. Ferit Melen de bunları konuşmanın daha çok erken olduğunu belirtti.  Ben de kahve ikram ediyordum. Dedim ki Beyefendi erkeklerin oyu sizin olsun, kadınların oylarıyla Tayyar beyi reis seçtireceğim, bu ayrılık benim canıma tak etti. Misafirler gitti. Sonra Tayyar Bey geldi şimdi bu nereden çıktı dedi. Ben de biz artık çocuk değiliz seçime gireceksek gireriz. Adaylık bu şekilde ilk defa evimizdeki taziye ziyaretinde gündeme geldi.       Bağımsız belediye başkan adaylığına giden yolda daha sonra ne gibi gelişmeler yaşandı?       Van'ın eşraflarından oluşan 11'ler evimize geldi. Elektrik-elektronik mağaza sahibi rahmetli Mehmet Kuralkan, inşaat malzemeleri iş yeri sahibi Turan Haydaroğlu,  kereste ve inşaat demiri iş yeri sahibi rahmetli Halil Kırmızıtaş,  yaş sebze ve meyve komisyoncusu rahmetli Cevdet Baba,   mühendis Ahmet Yurtsever, müteahhit Rahmetli Sülhattin Umman,   İkinisan Gazetesi sahibi rahmetli Nail Başıbüyük, gazeteler başbayii rahmetli Alaattin Şen,  ev ürünleri mağazası sahibi  Burhan Sofuoğlu, muhasebeci Zekai Dağtekin, şair yazar rahmetli Servet Mehterbaşıoğlu Tayyar beye Belediye Başkan adayı olması için    teklifte bulundular.  Tayyar bana elkızı derdi. Bu elkızının çıkardığı şey, benim niyetim de yok param da yok dedi.  O zaman dediler ki sen parayı düşünme maddi manevi destek bizden. Tayyar da dedi ki benim arkadaşım da olsanız başkasının parasıyla seçime girerek gebe kalmak istemem. Yani hareket kısıtlaması olmamalı. Milli Selamet Partisi'nden, Demokrat Parti'den aday olması yönünde öneriler konuşuldu. Ben de dedim ki bana da söz hakkı verir misiniz, tek kadın benim burada. Mehmet Bey konuş yenge dedi.  Eğer aday olacaksa bağımsız olur, en uygun budur dedim. Kıymetli kader arkadaşlarımız teklifimi uygun bulunca bağımsız aday olması kesinlik kazandı. Ancak 11'ler aylar önce Ferit Melen ile görüşerek bir aday çıkaracaklarını söylemişler. Ferit Melen de demokratik hakkınızdır demiş. Bu olayı yıllar sonra Turan Haydaroğlu'nun size verdiği röportajda okudum. Söz konusu görüşmeden benim haberim hiç olmadı.   Tayyar beyin bağımsız  aday gösterilmesinde, seçimin kazanılmasında 11'lerin  büyük emeği var. Kentimizin siyasi tarihine iz bırakan bu hareketin ortaya çıkış  felsefesi ve özü neydi? 11'ler dönemin herhangi bir siyasi partisi çatısı altında bulunmadan, Van'ın gelişmesini, kalkınmasını, çağdaş yaşanılabilir marka bir şehir olmasını arzu ederek özgür iradeleriyle bir araya gelerek sorumluluk alan hareketti. Toplumda tanınan, sevgi ve saygınlık gören bu insanların tek derdi memleketleri Van'dı. 11'ler siyasetin içinde olmamış, kişisel beklentileri bulunmayan Van sevdalısı 11 Vanlının gönüllü, bağımsız oluşumuydu. Özünde birlik, beraberlik, ortak amaç ve inanç vardı.  Yürekli ve özverili seçim çalışmalarıyla 11'ler 1973 yerel seçim sonucunu kendi lehlerine çevirmeyi başarmış Van'ın bağrından çıkan sivil demokratik harekettir.  Tayyar Bey seçimi kazandıktan sonra  11 hemşehrimiz işlerinin başına döndü. Belediyeden ihale almak, belediyeye iş yaptırmak,  belediyeye mal satmak, Tayyar beyin işlerine karışmak gibi işlere asla girmediler. Yalnız halkın beklentilerini iletmekle, takip etmekle yetindiler.  Ferit Melen, Kinyas Kartal gibi dönemin güçlü siyasi portrelerine, kentteki etkin ailelere rağmen Van halkının teveccühünü alan Tayyar beyin belediye başkanı seçilmesi de,  11'ler hareketi de Van'ın siyasi ve sosyal tarihi açısından iyi incelenmesi gereken olgudur.   Seçime girecek, kampanya yapacak kadar birikiminiz hiç yok muydu?   Hayır. Paramız hiç yoktu. Allah büyüktür dedim. Hastaneye gittim birden haber geldi benim hesabıma 4 milyon lira yatmış. Bu nereden geldi dedim kendime.  Çünkü böyle bir para beklemiyorum.  Tayyar'ın Van'a er geç geleceğini tahmin ettiğim için hep işçi sigortalısı olarak çalıştım. Yani 657'ye tabi doktor olmadım. Sigortada 657'ye tabii olanlara senede iki kez iki maaş ikramiye veriliyordu. Biz sigortalı doktor olduğumuz için vermiyorlardı. Çifte standart. Bu durumda olan bir arkadaşımız Danıştay'a dava açmış kazanmış meğerse. Bizim hesaba toplu yatan 4 milyon buymuş. Tayyar'a dedim ki para geldi gözün aydın bu iş olacak. Tebessümle karşılayarak hayırlısı olsun dedi.     Başkan adaylığı kesinleştikten sonra seçim çalışmalarında beklediğiniz desteği gördünüz mü?   Van'da 1948'de lise açılmış. Hüsnü Ayhan Bey Tayyar Bey ile Atatürk Lisesi'nde sınıf arkadaşıydı ve çok iyi bir avukattı. Eski Van Senatörü Fevzi Kartal da sınıf arkadaşıydı yaşça büyük olmalarına rağmen.  Avukat Hüsnü Ayhan'ın bize çok önemli iyiliği oldu. Bağımsız aday seçim pusulalarını İkinisan Gazetesi Matbaasında bastırdık. Pusulaya " Bağımsız belediye başkan adayı" ifadesini yazdırmıştık. Hüsnü Ayhan pusulayı matbaada görünce eve telefon açtı. Dedi yenge Tayyar beye söyle Van ibaresi koysun, seçimi kazanırsanız itiraz sebebi olabilir. Hangi şehrin olduğu belirsiz derler dedi. Biz de pusulaları iptal ederek yenisini bastırdık. Van halkından büyük destek gördük.  Seçim bürosu açacaktık. Rahmetli Hacı Cevdet Yörük demiş ki; Yıldıray'ın orada bir dükkân var onu yapın.  Muhasebecisi Yıldıray Bey de; Cevdet Yörük'e "Vallah defterler kaybolursa olmaz, ben orayı veremem" demiş. O sırada rahmetli Yalçın Kitapçı'nın Cumhuriyet Caddesi'ndeki kırtasiye dükkânı açılmaya hazırlanıyordu ama boş haldeydi. Yalçın Bey muayenehaneme gelerek "anahtarı al abla telefonu da var dükkan sizin" dedi. Biz seçim bürosunu açtık Nevzat Soydan masa sandalye yolladı. Mehmet Kuralkan nur için de yatsın gaz sobasını kurdu. 11'ler görev bölümü yaptı. Seçim ofisimiz açıldı.  Turan Haydaroğlu seçim koordinatörü oldu. Canla başla seçim çalışmasına başlayınca ofisimiz dolup taştı.       9 Aralık 1973 yerel seçimlerinde Van belediye başkanlığı için hangi isimler yarıştı?   11 Kasım tarihinde adaylar açıklandı. CHP’den Kaya Kayaçelebi, Adalet Partisi’nden (AP) eski belediye başkanlarından Şükrü Kösereisoğlu, Güven Partisi’nden (GP) mevcut belediye başkanı Mustafa Altay, Milli Selamet Partisi’nden (MSP) Bahattin Kavasoğlu, Demokratik Parti’den (DP) Hikmet Tekbudak, bağımsız aday olarak Tayyar Dabbağoğlu, Demiray Şaşıhüseyinoğlu ve Halit Suvar seçime katıldı.     Güçlü ve etkili adayların olduğu yarışta siz nasıl bir seçim kampanyası stratejisi yürüttünüz?  Numune Sokakta Burhan Sofuoğlu’nun evinin birinci katında kirada oturuyorduk. Yani halkın içindeydik. Tayyar Bey konuşmalarında, sohbetlerinde hiçbir zaman rakiplerini, partilerini kötülemedi. İnsanların dini inancı ve duygularını oy uğruna asla istismar etmedi.  Yapamayacağı vaatlerde bulunmadı. Hep yapacaklarını anlattı. Yapacaklarını anlattıkça halk da yapılmayanları, eksikleri gördü. Sokaktaki adama, mahalledeki teyzeye, çalışana, çalışmayana, esnafa ulaşarak halkın gönlüne dokundu.  Seçim gününe kadar Tayyar, 11’ler ve ekibi sokaklardan, mahallelerden, esnafların arasından hiç çıkmadı, vatandaştan hiç uzaklaşılmadık.  Van halkı da inandığı ve güvendiği Tayyar’ı sahiplendi.    İlk seçim konuşmasını hatırlıyor musunuz?    Kura sonucu ilk konuşma sırası Tayyar’a verildi. Beşyol da eski vilayetin arkasında rahmetli Necdet Ağansoy'un fırının yanındaki meydanda kamyonun üstünde konuştu.  Mitinge katılım çok yüksekti.  Rakipleri dahil söyleyeceklerini herkes merak ediyordu.  Tayyar yapacaklarını  anlattı. Hitabetiyle katılanların yüreğine dokunan, zihinlerinde yer eden etkileyici konuşma yaptı. Bizde Adnan Özen İş Han'ının üstünde Avukat, CHP’li Mustafa Timurhan, Tevfik Doğuşker, Diş Doktoru Lütfü Pazarbaşı ile birlikte izliyoruz. Tayyar Bey konuşması alkışlarla bitti. Kamyondan indirmeden halk ‘Küçük Melen, Küçük Melen’ sloganlarıyla omuzlara aldı.  Tayyar uğraşıyor indirin diye, ama dinleyen kim.  Kalabalık eşliğinde omuzlarda seçim bürosuna kadar taşıdılar. Tayyar ile arabaya bindik ancak biz arabadayken bu kez arabayı havaya kaldırdılar. Kazanma inancı coşkuyla birlikte güçleniyordu.    Seçimin sonucuna etki eden bir gelişme oldu mu?  Biz Van’a geldiğimiz zaman iki seçimde de Şükrü Kösereisoğlu ve Mustafa Altay adaydı. Şamranaltı Mahallesi seçmeni sandığa gitmeyerek seçimleri boykot etmiş. Çünkü söz verdiğiniz hizmetleri yapmıyorsunuz demişler. Çalışmalar sürüyor. Şamranaltı’nda gece bir bahçede fener ışıklarının altında tüm adayların temsilcilerinin gözetiminde sandık konularak oy kullanılarak nabız yoklaması yapıldı.  Burada büyük farkla oy alan Tayyar’ın seçimi kazanacağı o gece kendini belli etti.  Nitekim Şamranaltı’nda tutulum çıkardık Seçimi kazanmamızda Şamranaltı seçmeni çok mühim rol oynadı o bakımdan.  Çekinerek içimize girmeyen, ortalıkta rengini belli etmeyen ama bizi destekleyenler de çoktu.    Yoğun seçim çalışma sonrası Vanlıların tercihi sandığa rakamlarla nasıl yansıdı?    1973’de şehir merkezinin 100 bin civarında bir nüfusu vardı.   1973 Temmuz genel seçiminde 2 milletvekili bir senatör çıkaran Ferit Melen'in partisi CGP 2206,  Kinyas Kartal'ın partisi AP 1832, CHP 790, Demiray Şaşıhüseyinoğlu 731, MSP 453, Halit Suvar 239, DP 225 ve MHP 126 oy aldı. Bağımsız başkan adayı Tayyar Dabbağoğlu  rekor sayılacak 3749 oyla Van Belediye Başkanı seçildi.  Belediye Meclisinin 30 sandalyesi CGP 10, AP 9, CHP 6, MHP 2, MSP 2, DP 1 şeklinde dağıldı. Tayyar seçimi kazanınca halk caddede davul zurna çalıp halay çekmeye başladı. Gece 12’den sonra Vali Tekin Alp telefon açtı. Lütfen adamlarınıza söyleyin davul zurnayı sustursunlar, ofisi kapatsınlar dedi. O gece başka bir şey daha oldu. Ev hanımı olan rahmetli annem İstanbul Kasımpaşa Asmalı Mescit' de muhtar adayı olmuştu ama 17 yıl muhtarlık yaptıktan sonra seçimi kaybetmişti. Bağımsız belediye başkanlığı Tayyar beyin hükümet ve kurumlarla ilişkilerine nasıl yansıdı?    Tayyar Bey bağımsız belediye başkanı konumunu Van’ın yararına avantaja dönüştürdü. Bağımsız başkan olması birçok kapının açılmasını sağladı.  Hükümet ile olan temaslarını her daim Van’ın çıkarları doğrultusunda başarıyla yönetti. Disiplinli, ileri görüşlü, insan ilişkileri ve ikna gücü çok yüksekti. Görevine, işine çok iyi hazırlanırdı. Meclis üyesi yoktu ama 30 üyenin desteğini almayı başarmıştı. Valilik, resmi kurumlar, meslek odaları, STK’lar, kentin ileri gelenleri ile koordinasyon ve uyum içindeydi. Önceliği Van olduğu için duygusal, siyasal tavır almaz, kavga, küskünlük yapmazdı.  Göreve başladıktan sonra seçim defterini kapatarak herkesi kucakladı.  Tayyar’ın Van merkezli yapısını belediye başkanı olmadan önce genç yaşında valilik için hazırladığı, hükümete sunulacak raporlarda görmek mümkündür. Başkan olduktan hemen sonra  “Doğu’nun İncisi Van’ın Sorunları” ve “Van İlinin İstekleri” adlı iki adet rapor hazırlayarak dönemin Başbakanına ve Bakanlıklarına verdi. Raporlar hazırlayarak Van’ın yol, su elektrik, istimlâk ve temizlik, eğitim ve öğretim, alt yapı, tarım ve hayvancılık sorunları başta olmak üzere, sosyal, kültürel, ekonomik isteklerini Ankara’ya taşıdı.    Başkan seçilip makama oturduktan sonra hayata geçirdiği ilk proje hangisiydi?     Tayyar başkan olduktan sonra insan merkezli ve sosyal belediyecilik anlayışıyla hizmet etti. İlk projesi 5 Yol Hz. Ömer Camisinin önünü park yapmak oldu. Camiler kentin ortasında, meydanda yapılmalı, etrafında park, bahçe, şadırvan dışında hiçbir şey olmamalı derdi. Camilerin etrafını binalarla kapatmak Yahudi taktiğidir. Havralar genelde etrafı binalarla kapalıdır. Camiler açıkta, meydanda, mimarisiyle ihtişamlı, bahçeli, yürüyerek kolay ulaşılır olmalı İstanbul camileri hep böyledir derdi. Hz. Ömer Camisi yapılırken önünde Terzi Baki Okay’ın evleri vardı, İskele Caddesi’ne bakardı.  Sıhke Caddesi’nde de İzzetin abinin 2 katlı topraklı evi vardı.  Taksiler, paytonlar durur, kehriz kanalından su akardı. Park için ev ve dükkânları istimlâk etti. Terzi Baki belediyeyi mahkemeye verdi. Tayyar ben gireceğim mahkemeye, çünkü avukatlar belediyeye kaybettiriyor dedi. Mahkemeye girdi ve davayı kazandı. Sonunda caminin önünü park yaptı. Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü sahasında ek bina yapılacak yerdeki bulunan 15-20 yıllık dikili çam ağaçlarını kökünden sökerek parkın yapıldığı alana diktirdi. Mezbahaneden getirttiği hayvan kanlarını ağaçların köklerine döktürdü. Bu güzel park sonradan kesip biçilerek küçültüldü ve bakımsız hale geldi.      Kültür ve sanata önem veri miydi?    Şair yazardı. Van’ın kültürel zenginliğini, tarihini çok iyi bilirdi.  Yazmayı, okumayı severdi. Güzel sanatları önemle desteklerdi. Gerek belediye başkanı olmadan evvel gerekse olduktan sonra halkı bilinçlendirmek adına önemli konferanslar ve toplantılar tertip etti. Van halkını ayrıştırmaktan ziyade birleştirmek adına önemli çalışmalar yaptı. Şairlere, yazarlara, sanatçılara destek verdi.   Çaldıran Muradiye depreminde başkan olan Tayyar Bey depremde neler yaptı?   Belediyenin tüm imkânları ve halktan aldığı destekle gece gündüz yaraları sarmak için insanlarımıza yardımcı oldu. Çaldıran ve Muradiye’den ayrılmadı. Aylarca depremzedelerin sorunlarıyla ilgilendi. Depremden zarar gören Van’ın inşaat ruhsat vergisinden muaf tutulması için Ankara’da girişimlerde bulundu. Deprem çalışmaları sırasında unutamadığım olay yaşandı. Depremde yaptığı fazla mesai karşılığında Tayyar’a valilik 17.340.000 lira ödeneceğini bildirildi ama Tayyar kabul etmedi. Vilayet Makamına 21 Ekim 1977’de dilekçe yazarak “ Ben seçimle iş başına gelmiş bir devlet görevlisiyim. Ne memur ne de işçi sayılırım. Bu nedenle mesaim saatle sınırlandırılmış sayılmaz. Halkın temsilcisi konumunda olan birinin halkı için verdiği fazla mesainin ücreti olamaz. Deprem sırasında fazla mesai yapan herkese bir miktar ücretin verilmesi yerinde bir harekettir ve hizmet verenlerin hakkıdır. Ancak, benim durumumda olan biri için durum değişiktir. Bu nedenle fazla mesai ücreti olarak tarafıma tahakkuk edilen 17.340.000 lirayı kabul etmeyeceğimi arz ederim” dedi. Vali Ahmet Tosun da dilekçesini kabul etti. Van’a hizmete kendisini adayan,  paraya pula tenezzül etmeyen Tayyar’ın bu onurlu örnek hareketini de unutmak mümkün değil tabi. Cesur, kararlı ve vizyon sahibi kişiliğiyle bugün dahi başarılması çok zor hizmetleri hem de risk alarak gerçekleştiren Tayyar beyin hizmetlerinden bir kısmını anlatır mısınız?    Dabbağoğlu dönemi Van’da belediyecilik anlayışında bir dönüm noktasıdır, milattır. Hiçbir zaman şu sorun, şu iş benim görevim değil demedi.  Belediye başkanının kentin her sorunuyla ilgilenmek zorunda olduğunu belirtirdi. Tayyar Bey 30 yılda yapılacak önemli belediyecilik hizmetlerini yokluklar imkânsızlıklar içinde çok kısa sürede başarıyla gerçekleştirdi. İşini ciddiyetle, kararlılıkla takip eder, sorumluluk ve risk almaktan çekinmezdi. Van’ın sosyal, kültürel, ekonomik, eğitim alanlarında geri kaldığının farkındaydı. Bu geri kalmışlığı hükümet yetkililerine her fırsatta aktararak gereken girişimlerde bulunurdu. Başkanlığı dönemde Van’ın eksikliklerini gidererek gerçek bir şehir kimliğine kavuşması için çok çabaladı. Bunun yanı sıra çeşitli fikirler ortaya koyarak bunları devletin üst kademelerindeki yetkililere rapor olarak sundu. Rahmetli Ali Kurdoğlu’nun Beşyol da petrol istasyonunu park için istimlâk etti. Van Kalesi’ne giden bugünkü yolu açacaktı. Ali Kurdoğlu’nun ikinci petrolü yolun geçeceği yerdeydi.  O petrol yerini de istimlâk ederek Van Kalesi’ne giden yolu açtı. Bugün hangi belediye başkanı ticari arsa değeri çok yüksek olan iki petrol istasyonunu istimlâk ederek birini park birini yol yapabilir?  Van için Tayyar yaptı ama. Şehrin planlı dengeli bir gelişme ile kalkınmasını hep esas aldı.  Şehre, insanlara yararı olmayan makyaj türü geçici işlerle halkın gözünü boyamadı.  Gürpınar Mejingir’den Van’a su getirilmesi için İller Bankası ile çalışma yürüttü.  Kurtuluş Parkı, Şehir Parkı, Dabbağolu Parkı, Van Kalesi yanındaki Atatürk Kültür Parkı onun eseridir. Van Kalesi güneyindeki Eski Van Şehri Milli Parkının kurulması için çalışma başlattı. 1974 yılında Şengençler ve Van Gençlikspor futbol takımlarının birleşmesiyle Vanspor’un kuruluşunu gerçekleştirdi. Çevre yolunun imar planına işlenmesi konusunda karar aldı. Van Gölü Belediyeler Birliğini kurdu. Üniversitenin kuruluşunu gerçekleştirmek için 1976 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesine bağlı Van Fen- Edebiyat Fakültesinin açılmasını sağladı. Otogar projesini hazırlayarak yerini tahsis etti. Belediyeye ilk asfalt tesislerini ve otobüsler kazandırdı, makina parkına yeni araçlar aldı.  Dar gelirli aileler için toplu konut projesini yaşama geçirdi. Van’ın o zaman yedi olan ilçesine birer spor sahası kazandırmak üzere proje hazırladı. Kayak Evi, Adliye Sarayı ve Adliye Sarayı arşivi yapılması için çalışma başlattı. SSK Hastanesi’nin 200 yataklı hastane haline getirilmesi ve personel ihtiyacının giderilmesi için girişimlerde bulundu. Van Kedisi üreme istasyonu kurulması, kayak sporunun teşviki, Bölge Turizm Müdürlüğü kurulması, TRT ve Van il radyosunun aktif ve verimli şekilde bölgeye hizmet edecek şekilde TRT Van Bölge Müdürlüğü olarak dizayn edilmesi, turistik sahil yolu yapımı ile sahilin sivrisineklerden arındırılması çalışmalarında bulundu.  Turizm ve Tanıtma Bakanlığına 100 yataklı zincir bir otel yaptırması için 145 bin metrekare yer tahsisi yaptı.  Van Kanalizasyon Artıma Tesisi yapımı için İmar ve İskân Bakanlığı’ndan ödenek talebinde bulunarak Van Gölü’nün kirlenmesini önlemek için ilk adımı attı. Teknik okul kurulması, hayvancılık alanında yapılacak yeni atılımlar, sağlık meseleleri, yetiştirme yurdu yapılması gibi sosyal, kültürel, ekonomik girişimleri oldu. Şehir merkezinde ilk modern yer altı tuvaletini Akbank yanındaki belediye arsasına Tayyar Bey yaptı ama sonradan yıktılar!  Belediye başkanı olduğu 1973 yılından vefat ettiği 1977 yılına kadar her yıl belediye bütçesini denk bütçeyle kapatmayı başararak güvenilir, şeffaf ve halka hesap veren belediyecilik örneği sergiledi.          Van’a üniversite kurulması için yürütülen mücadelenin her aşamasında gördüğümüz Tayyar Bey başkan olduktan sonra üniversite kurulması ve eğitim hayatı için neler yaptı?    Atatürk’ün 1930’lu yıllarda Van’ın okulları üniversitesi nihayet her yönüyle modern şehir yapılması yönündeki talimatının hayata geçirilmesi için mücadele verdi. Üniversite kurulması ve sahil yolu en büyük hayaliydi. Başkan olduğunda İskele’den Edremit girişine kadar uzanan kıyı bandında sahili korumak amacıyla yapılaşmaya izin vermedi. Belediye başkanı seçildiği dönemden görevinin ölüm nedeniyle son bulduğu tarihe kadar üniversite ve eğitim konusunda eksikleri gidermek için yorulmadan çaba gösterdi. Üzerinde durduğu en önemli konu üniversite oldu. Kentin kalkınması için üniversitenin önemli olduğunu söylerdi. Benim kuşağımın çoğu gençleri okuyamadı ama bizden sonraki genç nesiller Van üniversitesinde okusun derdi. Bu doğrultuda önemli çalışmalar yaptı. Daha öğrenciyken İstanbul‘da Van Öğrenci Derneği başkanlığı yaptı. Öğrenci işleri şefiyken Vanlı öğrencilere çok destek oldu. İstanbul Samatya’da binlerce Vanlı öğrencinin yüksek tahsil görmesine imkân sağlayan Van Öğrenci Yurdu’nun yapımı için canla başla çalıştı. Van Vakfı kurucusu eski vali ve emniyet genel müdürü Celalettin Tüfekçi, Fatih Kaymakamı iken Samatya’daki arsayı tahsis etmişti. Yurt yapılması için para lazımdı. Celalettin Bey Tayyar’ı para toplamak için Van’a gönderdi. Tayyar Vanlı üniversite ve lise talebeleriyle tiyatro ekibi kurdu Erciş, Özalp, Gevaş, Gürpınar da temsiller verdi. Temsillerden topladığı parayı yurt yapımı için İstanbul’a gönderdi.  Yurt için para toplamak üzere Van’a gelmesi tıbbiyeyi bırakmasının gerçek sebebidir, onu da söyleyeyim. Belediye başkanı seçilmeden önce Van’da Üniversite ve Yüksekokullar Kurma Derneği kurucu üyesiydi. Heyet halinde Ecevit hükümetini ziyaret ederek sundukları raporda “Doğu Üniversitesi” isteğini tekrarlamışlardı. Herhangi bir cevap alamayınca Başbakan ile Milli Eğitim Bakanına birer mektup göndererek Atatürk’ün Van Gölü kenarında Şark Üniversitesi hakkındaki talimatlarını hatırlatarak “Atatürk Türkiye’sinde hakkımızı teslim, Atatürk’e gerçek bağlılığın ve saygının ifadesi olacaktır ”demişlerdi.  20 Ocak 1974’te kongresi gerçekleştirilen derneğin birinci genel kurul toplantısında başkanlığa Tayyar Bey, yönetim kurulu üyeliklerine Ali Laleci, Mehmet Türkoğlu, Güngör Töre, Necdet Erdinç, Servet Mehterbaşıoğlu ve Ferit Taş seçilmişti. Van’da üniversite kurulmasını adeta boynunun borcu ve görev olarak gördü. Nitekim Van Üniversitesi talebi, son yıllarda Tayyar beyin  öncülüğünde güçlü toplumsal kampanya haline dönüştü.  Milli Eğitim Bakanı 23 Mayıs 1974 tarihinde beraberindeki grupla Van’a gelmişti. Hükümet Konağı önündeki kısa konuşması Vanlılar tarafından, “Üniversite isteriz, Atatürk’ün yolunda olanlar Atatürk’ün vasiyetini yerine getirir” sözleriyle kesildi. Dönemin Bakanları ve Başbakanı ile üniversite kurulmasını görüşmek için her fırsatta Ankara’ya giderek istişarelerde bulundu. Van’ın diğer eğitim sorunlarına da ilgi gösteren Tayyar Bey, Milli Eğitim Bakanlığına gönderdiği telgrafta şöyle demişti:  “İlimizde orta dereceli okullarda büyük ölçüde öğretmen açığı bulunmakta. Çocuklarımız bilgisiz kalmanın ve başıboşluğun pençesindedir. Yarının ümidi vatan evlatlarının içinde bulunduğu bu imkânsız durum ve şansızlık ana ve babaları haklı olarak endişe ve üzüntüye sevk etmektedir.” 1975 yılında Atatürk Üniversitesi heyetiyle istişarelerde bulunarak Erzurum’a bağlı Van’da Fen ve Edebiyat fakültesinin kurulmasını sağladı. Her ne kadar ömrü Van’da bir üniversite kurulmasına yetmese de yaptığı önemli girişim ve istişareler hayattayken sonuç vermemiş olsa da 1982 yılında üniversitenin kurulmasında rolü ve emeği çok büyük oldu.       Adanmışlık ruhuyla memleketinin her türlü sorununu sahiplenerek çözümü için çalışan Tayyar Bey nasıl bir Van hayal ediyordu?    Van’ın şehir merkezinin, ilçelerinin ve köylerinin her anlamda ilerlemesini, gelişmesini çok isterdi. Van’ı ekonomik ve sosyal açıdan kalkınan, büyüyen kültür kenti yapmak istiyordu.  Üniversitesi okulları, planlı gelişen, kültürünü, doğasını, kent kimliğini ve mimarisini koruyan huzurlu, güvenli bir Van hayal ederdi.  Bunun için mücadele etmekten, çalışmaktan,  sorumluluk almaktan asla kaçınmadı. Mesela Van’ın sahip olduğu şeker pancarı potansiyelinin doğru değerlendirilmesinin istihdam ve ticaret açısından faydalı olabileceğini düşünür, memleketinin iktisaden kalkınmasında en başta gelen hususun hayvancılığın ıslahı olduğunu belirtirdi. Nitekim Hükümetin Doğu ve Batı arasındaki dengesizliği önlemesi kapsamında, Başbakandan Van’da bir şeker fabrikası ve soda fabrikasının kurulmasını istedi. Çünkü fabrikalar sayesinde Van’ın ekonomik ve istihdam açısından kalkınacağına, toplumun refah düzeyinin yükseleceğine inanırdı.   Van Gölü’nün sodalı ve tuzlu suyunun etütlerini yaptırdı. İl özelinde sonuçların olumlu çıkması üzerine Van’da soda Fabrikası kurulması için girişimler başlattı. Fabrikanın Van dışında bir yere kurulacağı haberi üzerine hükümete sunduğu raporda şunları ifade etti: “Van’da bir soda fabrikası kurulması yolunda hükümetimizin etütler yaptırdığı, teşebbüse geçtiği ve plânlamanın da öngördüğü ve yakın bir zamanda tesisi cihetine gidileceği memnuniyetle haber alınmıştır. Bu hususta hükümetimize minnet ve şükranlarımızı arz etmek borcumuzdur. Ancak bu fabrikanın Van’ın haricinde herhangi bir yerde kurulması fabrikanın inkişafına mani olacağı gibi, Vanlıları de tedirgin edecektir. Bu bakımdan bu işe önem verilmesini ve Van’da kurulacağına dair Sayın Başbakanımızın kendi ağızlarından tebşir edilmesini sabırsızlıkla beklemekteyiz.”     El uzatmadığı alan ilgilenmediği sorun kalmayan Tayyar Bey sağlık ve sosyal hizmetler alanlarında üzerinde durduğu konu var mıydı?    Üzerinde durduğu önemli konulardan biri de Van’ın sağlık ve sosyal meseleleriydi. Devlet yetkilileriyle görüşmelerinde sağlık alanındaki fiziki (hastane, sağlık ocağı, dispanser) yapıları ile laboratuvar ve sağlık personeli eksiklikleri konusunda sorunları aktararak isteklerde bulunurdu. Devlet korumasına ve sosyal desteğe muhtaç (yetim, öksüz, terk edilmiş) çocukların sahipsiz kalmamaları, sokaklarda ahlaki erozyona uğramamaları ve iş sahibi olmaları için devlet yurtlarının etkisi ve faydasını çok önemserdi.  Bunun içinde şehirde yetiştirme yurdunun açılmasının zaruri olduğunu gündeme getirerek bu yönde girişimlerde bulundu ve sonuçta ilk olarak kız öğrenci yurt açıldı.     Belediye çalışmalarını evde konuşup tartışır mıydınız?    Tayyar Bey seçimlerden sonra Ezberciler iş hanında kiralanan katta belediye olarak göreve başladı. Çünkü yeni belediye hizmet binası yapılıyordu.  Belediye hizmet binası projesi rahmetli Mustafa Altay zamanında hazırlanmıştı. Tayyar’ın tüm çabası Van’ı yaşanılabilir, kimliğini, mimarisini, kültürünü koruyan çağdaş bir şehir yapmaktı.  Yılmadan çok çalıştı ve mücadele etti. Çok erken kalkardı. Sabah namazını kılar, kahvaltısını yapar saat 5 sularında işine gitmek için evinden çıkararak önce saha çalışmalarını, temizlik hizmetlerini denetler, çarşıda gezer esnafla selamlaşır sonra makamına geçerdi. Ben belediyen çok fazla kimseyi tanımazdım. Özel Kalem Müdürü vardı onu tanırdım. O da evimize gelip Tayyar Bey ile zaman zaman beraber çalışırlardı. Birde rahmetli Hamdi Uzel Çavuş ile belediye zabıtasından Herkül Mustafa Hepkul ve Şoför Nurettin’i tanıyordum bu kadar. Evde konuştuğumuz, tartıştığımız mesele neydi? Sokakta mahallelerde aksayan konular, halkın istekleri ne varsa onu iletirdim. Ben halkın içindeydim ama kendi işimi yapardım. Van kokan şiirlerini, köşe yazılarını gazete arşivleri, dergi ve kitaplarda okuduğumuz şair yazar Tayyar Dabbağoğlu’nu edebi yönüyle anlatır mısınız?    Kaderinde hep memleket meseleleriyle uğraşmak vardı. Van’a, hemşerilerine adeta âşıktı.  Sanata, kültüre çok düşkündü. Gençliğinde n itibaren çok güzel şiirle, yazılar yazmıştı. Çeşitli dergilerde şiirleri yazıları yer aldı. 17 yaşında ilk şiir kitabını çıkarmıştı. 1954 yılında Vansesi Gazetesi’nin Yeni Van Matbaasında çıkan “Kader” adlı şiir kitabının giriş kısmında şiirlerle olan dostluğunu “Tamamıyla on yedi yirmi yaş arası, yani hayatımın son üç yılının mahsulü olan bu şiirlerimi, şairlik iddiasında olduğum için değil, bu kitapçığın bana hayatım boyunca kamçı olmasını beklediğim için neşrediyorum” ifadeleriyle anlatmıştı. Yüreklere dokunan şiirleri var ama “Sen de benim gibi Vanlısın ama Van’a gidecek yolların yok mu” dizelerinin olduğu şiiri çok etkileyicidir.  Şiirlerinde Allah, vatan, Van ve doğa sevgisini memleketinin güzelliklerini, sorunlarını konu etmiştir.   Başkan olduğu dönemde milli bayramlar ve 2 Nisan Van’ın kurtuluş günü etkinliklerine çok önem verirdi. 1915’te Van’dan Hoy’a cephane taşırken yolda donarak şehit düşen 120 Vanlı kahraman çocuklar ve 30 bin Vanlı şehit anısına Kurtuluş Parkı’na anıt yaptırdı.  Kahraman çocukların ruhlarının yâd edilmeleri için 10 km’lik kır koşusu tertipledi.  Zeve Şehitliğine sahip çıkarak çevre düzenlemesi yaptırdı. Tayyar Bey’in bir şiirini okurlarımızla paylaşır mısınız?    1955 yılında Vansesi Gazetesi’nde yayınlanan “Van” adlı şiiri…    “Mavi gölün kıyısıdır    Gezile gezile bitmez    Yeşil Van’ın meziyetleri    Sayıla sayıla bitmez    **    Anamdan oldum olası    Buna şahittir kalesi    Altın başaklı yaylası    Biçile biçile bitmez.    **    Ereği diktir ezelden    Süphan’a bakar gönülden    Türküleri bin bir telden     Deyile deyile bitmez.      **    Erleri var erler eri    Çağlar akar dereleri    Şen kırlarda sürüleri    Yayıla yayıla bitmez.      **    Tayyar söyler ey vatanım    Uğruna kurbandır canım    Senin güzel ismin Van’ım    Anıla anıla bitmez”      Tayyar Bey özel hayatında nasıl bir kişiliğe sahipti?    Eğitim öğretim ve mesleki hayatında vefat edinceye kadar doğruluk ve dürüstlükten taviz vermeden inandıkları uğruna gözünü budaktan sakınmayan özelliğe sahipti. Milliyetçi, demokrat kimliğiyle doğuştan lider, öncü olma vasıfları vardı. Makam mevki, varlık sahibi olmaktan ziyade, milletine, memleketine ve inandığı düşüncelere hizmet etme aşkıyla doluydu. Memleketinin dertliyle dertlenirdi.  İyi bir eş, şefkatli yol gösteren aile reisi,  güvenilir arkadaş ve dosttu. Hemşehrisine, komşusuna, dostuna düşkündü. Sadece resmi hayatında değil özel hayatında da özenli, düzenli bir kişiliğe sahipti. Giyim kuşam konusunda titizdi. Genel olarak klasik giyinmeyi seven biriydi. Ev içerisinde ailesiyle birlikte olduğu zamanlar dahi pijama ile dolaşmamaya özen gösterdi. Ev içerisinde pantolon ve süveter giyerek otururdu. Öğrencilik dönemimizde Tıbbiye ’de sahur zamanları olurdu, beraber sahur yapmaya giderdik. Kız arkadaşlarımız ve erkek arkadaşlarımız eşofmanları ile gelirken Tayyar gecenin bir yarısı kalkıp kıyafetlerini giyer öyle inerdi sahura. Özenli duruşunu dışarıda ve iş hayatında da gösterirdi. Herhangi bir toplantıya, iş görüşmesine tıraş olmadan, takım elbise giymeden, kravat takmadan gitmezdi. Randevu konusunda aşırı titizdi.  Belirttiği saatte hazır olurdu. Beklemeyi de bekletmeyi de saygısızlık kabul ederdi. Az yemek yerdi. İsrafı sevmez ölçüsünde tasarrufu önemserdi. Bu alışkanlıklarını ve titizliğini Atatürk Lisesi yıllarında kazanmıştı. Kitaplığında lise yıllarından kalma Adab-ı Muaşeret kitabı da bulunurdu. İkinci kez belediye başkanlığı seçimine girme düşünesi var mıydı?    1977 yerel seçimlerine bir ay kalmıştı. O zaman üç oğlumuz vardı. Dedim ki Tayyar ya ben ya da seçim. Bizim ayrılıklarla geçen aile hayatımız kaydı, çocuklarımız var, onlara anne baba olarak zaman ayırmamız lazım. İkinci kez belediye başkanlığını sakın düşünme dedim.   Seçime tekrar girme konusunda bir şey söylemedi fakat başlattığı projelerini, yarım kalan eserlerini tamamlayarak hayalindeki Van’ı oluşturmak düşüncesiyle ikinci kez aday olmayı düşünüyordu. Üniversite yıllarında yazdığı, benim bir yerde okuduğum “Ömür” adlı Necip Fazıl Kısakürek'in etkisini gördüğümüz şiirinin dizilerinde ömür ve ölümü Tayyar Bey bakın nasıl anlatıyor. Allah’a yönelen sevgiler aziz, Yılların umutlu gelişi güzel. Duraksız bir yol, bu, ömür denilen; İnişli, yokuşlu oluşu güzel. Ne gamdan şikayet, ne hazdan  sarhoş;  Tutabilen elin alışı güzel. Alında hayatın çizgilenişi, Nihayet insanın ölüşü güzel…   Vefatının üzerinden yarım asır geçti ama sanki bir sır varmış konuşuluyor hala. Van’ı, siz ailesini yasa boğan acı olayı anlatır mısınız?  Tayyar Bey’in ölümü gerçekten bir sır gibi oldu? Şu an Selimbey Mahallesinde bugün bulunduğumuz ev tek o zaman katlı toprak evdi. 1976’da yıktık çatılı ev yaptık. Kıştı. Evin yanında çatıdan su damlıyordu. Çatıya dışarıdan çıkılırdı. Tayyar ben bir bakıp geleyim dedi. Kar olan yeri temizlerken çatıdan kayıp düşüyor. Düşerken bahçeden eve girilen merdiven demirine kafa ve omzunu çarpıyor.  Ses gelince hemen dışarı koştum, kendisini ayakta buldum. Makam şoförü de almaya gelmişti. Hemen aldık arabayla hastaneye kaldırdık ama kanama vardı kulağında. Burundan hafif kan gelmişti. Hastanede bizi Ankara’ya havale etti arkadaşlar.  Ben de Ankara’ya gitmeyelim dedim çünkü Tayyar Bey’in durumu kötüydü. Daha sonra Ankara’dan bir uçak geldi11’ler, belediye çalışanları ve sevenleri biz yolcu etti.  Saat 13.30 da Ankara’ya gittik. Saat 17.30 gibi Ankara’ya vardık. Numune Hastanesin de çalışan Beyin Cerrahı Vanlı Hızır Alp bizi karşıladı. Tayyar Bey’in liseden sınıf arkadaşıydı. Biz hastanede beklerken Ferit Melen ve hanımı hemen geldiler. Saat 19.00 da Hızır beye ben Tayyar’ı görmek istiyorum dedim. Süheyla görme dedi. Yok, görmek istiyorum dedim. Yoğun bakıma gittim baktım vefat etmişti. Vefat haberi üzerine hastaneye akın akın insanlar gelmeye başladı.  Van’a getireceğiz ama her zaman uçak yok. Görümcemin eşi rahmetli Coşkun Okultaş Ferit Melen’in de teyzesinin çocuğuydu.  Dedi ki yenge bir telefon açalım Ferit Bey bir uçak temin etsin, çünkü Pazartesi uçak yok, Çarşamba gününü bekleyeceğiz. Ferit Melen’e ulaşmada sanırım bir sorun yaşandı o ara. Ben de hemen rehberime baktım Gümrük Bakanı Gün Sazak Bey’in evini aradım. Hanımı açtı. Tayyar Bey’in hanımı Süheyla, Gün Bey ile görüşmek istiyorum dedim. Eşinden hemen aldı telefonu dedim ki beyim vefat etti. Çarşamba günü için uçak var ama ben hemen götürmek istiyorum yardım edebilir misiniz? Hemen ben size döneceğim dedi. Yarım saat sonra telefon açtı kaç kişisiniz ben de 17 kişiyiz dedim. Ben Adana’da çok acil toplantıya gideceğim için bulunamıyorum size Müsteşarımın numarasını veriyorum, uçak Diyarbakır’a gidecek sonra Van’a devam edecek bir sorun çıkarsa şu numarayı arayacaksınız dedi. Sabah biz hastaneden cenazemizi alarak Diyarbakır üzerinden Van’a havaalanına geldik.   Van'da nasıl bir karşılama, cenaze töreni ve taziye oldu?    Değerli, cesur bir evladını kaybeden Vanlılar üzgün, şehir yasa bürünmüştü. Havaalanında Vali Ahmet Tosun başta olmak üzere çok büyük kalabalık bizi karşıladı. Vali Bey’e dedim ki Tayyar Bey’i son kez evine götürelim geleneğimizde var. Vali Bey de eve götürmeyelim, senin küçük çocukların var ( yutkunuyor, gözleri doluyor), camiye götürelim deyince camiye götürdük. Maaş günü olduğu için bütün köy imamları şehirde bulunuyorlardı hepsi camide hatim indirdiler onların hakkı ödenmez. Hazreti Ömer Camiinde kılınan cenaze namazı sonrası Tayyar’ı son yolculuğunda askeri bando eşliğinde İskele Caddesinde bir süre omuzlarda yürüttükten sonra tabutu cenaze aracıyla Van Kalesi önünde bulunan Osmanlı döneminden kalma ailesinin olduğu Eski Şehir Mezarlığı’na getirilerek dua ve gözyaşlarıyla toprağa verdik. Taziye Selimbey Mahallesi’ndeki evimizin önünde oldu. Her şey dini inancımızın emirleri, Van’ımızın gelenek ve göreneklerine göre yapıldı. Kur’anı Kerim okundu, hatimler indirildi, dualar edildi. Erkekler için berber eve geldi.  Evde tütsü yakıldı,  pabuçlar ters çevrildi sonra kapının önüne bırakıldı. Su kaynatılan kazan ters çevrildi,  helva dağıtıldı, mevlit okundu. Hayır, hasenatta bulunduk. Taziyemiz bitmesine rağmen arkadaşlarımız, dostlarımız ve vefalı Vanlılar bizi aylarca hiç yalnız bırakmadı.    Beklenmedik sarsıcı vefat olayından sonra aile ve özel yaşamınızda neler değişti?    Tayyar’ı zamansız kaybetmek Van kadar benim ve çocuklarım için de çok büyük  yıkım oldu tabi. Gözyaşlarımı kimi zaman (duygulanıyor) sakladım, kimi zaman tek başıma döktüm. Eşimi kaybettikten sonra hekimlik mesleğime, annelik görev ve sorumluluğuma derin acıyı içimde yaşayarak devam ettim.  Ev yapmış büyük borç içindeydik. Kırmıztaşlara borcumuz vardı. SSK’ da sigortalı doktor olarak çalışıyorum ama 4 bin lira maaş alıyordum. Tayyar’ın maaşı daha bağlanmamıştı. Allah rahmet eylesin eski Devlet Bakanı Vanlı Salih Yıldız hastaneye geldiğinde bana bir isteğiniz var mı dedi. Var dedim. Beni 657’tabi doktor olarak atar mısınız? Olur dedi.  3. derce 3 kademe kadro, 16 bin lira maaşla atamam yapılınca ekonomik olarak rahatladık. Cumhuriyet kadını olarak özel hayatımda, sosyal yaşamımda radikal değişiklik olmadı.   Siyasete girmeniz için teklif geldi mi?    1980 ihtilalinden sonra İsmail Selen Paşa makamına çağırarak belediye başkanı olmam     için teklifte bulundu. Sahil yolu ve diğer projeler tamamlanmalı dedi.  Bende çocuklarım var ayrıca ağzımla kuş tutsam Tayyar Bey’in yanına yaklaşamam mümkün değil. Bu durum hem onun aziz hatırasını hem de beni yıpratır diyerek kabul etmedim. Seçim dönemlerinde belediye başkan adaylığı için başka teklifler geldi ama istemedim.        Eşinizi kaybettikten sonra çocuklarınızla başka bir şehirde yeni bir hayata başlamak üzere Van’dan ayrılmayı düşündünüz mü?   Memleketim Van’dan hiçbir yere gitmedim, gitmeyi de hiç düşünmedim, düşünmüyorum.  Beş dakikada gidiyorsun göl kıyısında hava alabiliyorsun, mutlu oluyorsun.  Bundan daha güzel ne olabilir? Van’ın yerli oturmuş aileleri çekip gittiler. Ben mahallemi dahi değiştirmedim. Mahallemde herkesle konuşuyorum, taziyesi olunca yemek yapıp götürüyorum, çocuklarla sohbet ediyorum,  onlara kitaplar veriyorum. Çok sayıda çocuk okuttum ben.  Mahalleye göçle gelenler de oldu. Onlarla 45 senedir komşuyuz. Sohbet ederken memleket bilerek yaşadığınız yere uyacaksınız diyorum. Evime Türk bayrağını asıyorum bugüne kadar da bir engel görmedim. Çünkü ben herkesi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak görüyorum. Şimdi rızık, nasip meselesidir, ona bir şey demiyorum ama gereği yokken bu güzel memleketi terk edenleri (sinirleniyor) anlamıyorum. Sevdiğim Vanlı bir arkadaşım var burada oturuyordu, Van’ı terk etti gitti. Giderken ağlıyordu. Kızdım. Dedim ki niye ağlıyorsun tayinin çıkmadı, seni bu güzel şehirden veto edip (gülüyor)  kovmadık. Sen kendi isteğinle gidiyorsun bu ağlamak niye? Timsah gözyaşlarına inanmıyorum.  Bak gelirsen benim evim sana kapalı, otele gidip yatarsın. Van’a da para bırakırsın, bana da çay içmeye gelirsin dedim.  Gittiğinden beri ben aramıyorum ama sağ olsun o beni hep arar.    Elazığ, Denizli, Amasya, İstanbul ve Van’da geçen bir ömür var. Kendinizi nereye ait hissediyorsunuz?     Anne memleketim Denizli, Baba memleketim Elazığ’dan kimseyi tanımam bilmem, kimsede beni tanımaz bilmez. Çünkü ben kültürüyle, sosyal yaşamıyla, çevresiyle Vanlıyım. Bir soyadı geçsin Van’ın hangi mahallesinden, köyünden, aşiretinden, ailesinden kimlerden olduğunu bilirim. Vanlılar da beni iyi tanır bilir. Kendimi her zaman Vanlı hissettim. Evlendiğimizde Tayyar Bey bana şart olarak Van'da oturursan seninle evlenirim dedi. Ona 18 yaşında söz verdim. Şimdi 82 yaşındayım ve Van’dayım. Hiç de pişman değilim aksine çok mutluyum. İnsanıyla, doğasıyla, tarihiyle, kültürüyle,  havasıyla Van çok güzel, yaşanılacak bir şehirdir. Van’da yaşayanlar bu şehrin kıymetini bilmesi gerekir.     İstanbul Kasımpaşa semtinin kabadayı havasını soluyan bir kadın olarak Cumhuriyet Caddesi’nde tek başınıza bayrakla yürüdüğünüz bir eyleminiz var.  Tek kişilik bu eylemi niçin yaptınız? Kasımpaşa’da kaldık. O nedenle biraz  (gülüyor) Kasımpaşalılık var. Türk bayrağı her ülkenin bayrağı gibi kutsaldır.  Mersin’de Türk Bayrağı’nın çiğnenerek yakılmak istenmesini vicdanım, onurum, imanım kabul etmedi.  Çok kızdım ve üzüldüm. Bayrağımızı hiç kimse çiğneyemez, indiremez. O durumlara asla bizi kimse  düşüremez. Bu saygısızlık kimsenin haddine de değil.   Türk bayrağına yapılan çirkin saldırı Türkiye’yi ayağa kaldırmıştı. Ben de vatanını, bayrağını seven Türk kadınıyım, tepkimi göstermeliyim.  Hiçbir kurum, kuruluş ve siyasi gruba sığınmadan, kimseyi yanıma almadan üzerime örttüğüm koca Türk Bayrağı’yla kentimizin sokaklarında yürüyüş yaparak saldırıyı protesto ettim. Kış günü kar yağışı altında yaklaşık 2 kilometre yürüyerek Valilik Atatürk Anıtı önüne geldim. Saygı duruşunda bulunarak demokratik tepkimi sergiledim. Eylemi inanarak yaptım, bugün olsa bugün de aynısını yaparım.    Bir de yarım kalan mevlit okutma girişiminiz var. Mevlidi neden düzenlediniz, okutulmasına niçin izin verilmedi?    Van 1915’te Rus işgaline uğramış, Ermeni isyanına maruz kalmış, 30 bin şehit vermiş, yakılmış yıkılmış sivil halkı muhacir olmuş aziz bir şehirdir. Van kadar çile çekmiş, Vanlılar kadar acı görmüş başka bir Anadolu şehri yoktur. O nedenle Van’a “Şehit Van” deniliyor. 24 Mart 2005 tarihinde Akdamar Kilisesi Anıt Müzesi'nin açılış tarihi Van'ın Ermeni ve Rus işgalinden kurtarılışının yıldönümü olan 2 Nisan tarihinden birkaç gün öncesine denk getirilmesine tepki olarak Hz. Ömer Camii’nde şehitler için Kur'an-ı Kerim ve Mevlid'i Şerif programı düzenledim. Gerekli tüm hukuki işlemleri tamamlayarak hocaları buldum, şekerleri aldım, duyurusunu yaptım ama izin verilmedi. Van İl Müftülüğü bana Kur'an-ı Kerim ve Mevlid'i Şerif'i 29 Mart Perşembe günü öğlen namazından sonra Hz. Ömer Camii'nde okutamayacağımı, 2 Nisan 2007 tarihinde okutmamı dikte eden bir yazı gönderdi. Bu şekilde inanç ve ibadet özgürlüğümüz kısıtlandı tabi ki. Zorlama öneriyi kabul etmedim. Çünkü Şehit Van’da kilisede ayin yapılırken bizim kendi topraklarımızda camide Kur’an-ı Kerim ve Mevlid'i Şerif okutmamızın sakıncalı görülerek engellenmesi kanıma dokundu. Kilisenin açıldığı günde aziz şehitlerimizi anmak istemiştim olmadı. Elimde olmayan sebeplerden dolayı Vanlı hemşehrilerimden özür dileyerek, üzgün olduğumu belirttim. Fakat Allah katında niyetimin kabul edildiğine bugünde inanıyorum.    Van’da 70’li yıllarda çok az sayıda araba kullanan kadınlarından biriydiniz, ne zaman ehliyet aldınız?    O yıllar çok güzel dönemlerdi. 70 yıllarım güzel geçti o zaman. Kadın olarak araba kullanan pek yoktu.  Eski Van Milletvekili Fuat Türkoğlu’nun hanımı bizim mahalleliydi. İzmir’den Van’a geldiği zaman arabayla gelirlerdi o araba kullanırdı. Birde Dr. İzzettin Mungan’ın eşi ve ben araba kullanırdım.  Ehliyete müracaat ettim ve yazılı sınavı kazandım. Karayolları trafikten Okan Durmaz, trafikten bir kişi, şoförler cemiyetinden bir kişi emniyetten bir kişi sınav heyeti oluşturuyordu.  Özalp yolu üzerinde Akköprü Keklik Bulağı‘nda sınav tepeleri yapılmıştı orada sınava girdik rampadan indik ve çıktık ehliyetimi aldım. Genel Cerrah Özer Bozkurt arabasını değiştirmişti onun arabasını biz satın aldık. Araba sürmeyi Van’ın ünlü tamir ustası rahmetli Mustafa Ertan abimiz öğretti. Havaalanın da araç sürerek acemiliğimi gidererek sürücü oldum.     Sosyal medyada eleştirilerde, yorumlarda bulunup, paylaşımlar yapıyorsunuz. Sosyal medya ortamında bulunmaktan memnun musunuz?    Sosyal medya çok iyi çok da kötü. Bilgilenmek ve bilgilendirmek için doğru kullanırsan çok iyidir. Ben ihtiyacım olduğu kadarıyla kullanıyorum. Sosyal medyayı doğru kullanan çok az kişi var.  Makale, haber okumaktan üşeniyorlar. Başkalarına saygısızlık, hakaret ediyorlar, algı yaratıyorlar, okumadıkları anlamadıkları yazı ve paylaşımlara beğeni ve yorum yapıyorlar.  Diyorum ki sen bunu nasıl beğendin? Herkes beğendi bende beğendim diyor. Böyle bir zihniyet olabilir mi? Ben gereksizleri arada bir temizliyorum.     Çeşit çeşit çiçeklerle, meyve ağaçlarıyla bezeli Van’ın eski bahçeli evlerini yaşatan şirin evinizde zamanınız nasıl geçiyor?    SSK hastanesinde 14 yıl çalıştıktan sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi rektörünün teklifi ile ayrılarak mediko-sosyal daire başkanlığını kurdum.1990 yılında emekli oldum. Ardından rahmetli Dr. Talat Yüzbaşıoğlu ile birlikte Kızılay dispanserini ve kan merkezini kurduk. Aile planlaması ve üreme sağlığı projesini yürüttüm. Sonra da Selimbey’deki bahçeli yuvama çekildim.  Sabah namazıma kalkarım daha da yatmam. Ğıri (Hatmi), zeringadek, itburnu, kişmili gül, mellaki armut daha birçok yerli meyvenin olduğu dört dönüm bahçemle uğraşırım. Yazın kitabımı okur, örgü yaparım. Dostlarım, arkadaşlarım gelir sohbet eder yemek yeriz. Çarşıya haftada bir kere çıkar tandık esnafı dolaşırım. Babalarını tanıdığım esnaf gençleri ziyaret eder çaylarını içerim. Davet edildiğim sosyal kültürel etkinlilere katılırım. Genç üniversite öğrencileri araştırma için gelirler onlara yardımcı olmaya çalışırım. Saygınlık gören ülkesine aşık tutarlı duruşum için bir gayret sarf etmedim, aldığım terbiye icabı devlet millete borcunu ödemeye çalıştım. Benim doğal halim budur Musiki yönüm yok ama iyi bir dinleyiciyim. Van Türk Musiki Derneği ilk kurulduğu zaman Atatürk Kültür Merkezi bünyesinde bir oda vermişlerdi derneğimize. Şimdi vatandaş kızını akşam çalışmalarına pek göndermiyordu. Ben de teşvik olsun, ailelere güven versin diye giderdim.  Kekler, pastalar, poğaçalar götürerek lojistik destek sağlıyordum. Koronavirüs salgınından dolayı musiki çalışmalarımız aksadı maalesef.  Kadınlara, genç kızlara ne gibi önerilerde bulunmak istersiniz?    Bilgili kendini geliştiren bir kadın iyi anne, iyi eş, aynı zamanda vatanına milletine yararlı vatandaştır. Toplumu kadınlar şekillendiriyor. Kadın emeğinin olduğu elinin değdiği her yer gelişir güzelleşir. Kadınların öncelikle idealist olmaları, okumaları kendilerine güvenmeleri, kendilerini her anlamda geliştirmeleri, risk almaktan korkmamaları ve cesur olmaları gerekir. Kadınlar ekonomik, sosyal, kültürel ve sanat hayatının içinde olması lazım.  Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu konuda şöyle der: “Dünyada her şey kadının eseridir. Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.” Kadınlar eşlerine destek olsunla ama olmuyorlar.  Eşlerinin gerisinde duruyorlar.   Kadınlar gölgede kalmamalı eşlerine canla başla destek olmaları gerekir. Babalar kızlarını,  beyler de hanımlarını desteklemeli.   Çocuklarınız, torunlarınız sizi görmek, memleket özlemi gidermek üzere Van’a gelirler mi?    Çocuklarım, torunlarım geliyorlar memleketlerinin havasını soluyup suyunu içip yemeğini yiyorlar. Bazen de arkadaşları eş dostlarıyla birlikte grup olarak geliyorlar. Ben çocuklarıma diyorum bak eğer siz buradan bir şey seviyorsanız gelin burada yiyin diyorum. Soğuk ev yoğurdu, üstünde bir kaşık Van'ın meşhur gül reçeli rayihası, aroması ve albenisiyle orijinal bir ikram oldu. Elinize sağlık, teşekkür ederim.  Van mutfağıyla aranız nasıl, en sevdiğiniz Van yemeği hangisidir?    Yaz günlerinde soğuk yoğurt üzerinde bir miktar Van’ın gül reçeli harika olur,  size de afiyet olsun. Van mutfağı gerçekten çok zengindir. Van yemeklerini orijinal tarifleriyle yaparım. Tuzlu balık, mercimekli bulgur pilavı kuru soğan, kavurmalı eşgili, sengeser ve Kürt köftesini çok severim. Misafirlerime Van çorbaları, yemekleri, pastaları, tatlıları ve içecekleri sunarım. Oğlum Kadir geldiği zaman Kürt köftesi mutlaka yaparım çok sever.   Van yemeklerini yapmayı gelinlerime de öğrettim, onlar da severek yapar ve yerler. Son dönemlerde yemeklerimiz de yozlaştırılmaya başlandı maalesef. Buna çok kızıyorum. Yemek tarifini, kahvaltıyı bilmeyenler sormak, öğrenmek yerine kendilerince uyduruyorlar ve sözde tanıtıyorlar. Yemek yapmak sanattır. Van’ın mutfak ve sofra kültürüne özen gösterilmeli.  Van’ın kent kimliğinin, kültürel yapısının erozyona uğramasına üzülüyorum. Göç bir olgudur ama göçle gelenler Van’ın kültürüne, tarihine sahip çıkmıyorlar. Ben de dışarıdan geldim ama benim memleketim artık Van ve kültürüdür. Van’da yaşayıp Denizli, Elazığ kültürünü dayatmam çok yanlış olur.   Kurumların, yöneticilerin duyarsızlığı yoz bir kültür oluşmasına imkan tanıyor. Van’daki yozlaşma ne Diyarbakır’da, ne Elazığ’da ne de başka bir şehirde var. Van’ı tüm değerleriyle birlikte korumak, sahiplenmek lazım.        Allah gecinden versin;  “benden sonra şunu yapın, bunu edin” gibi vasiyetiniz oldu mu çocuklarınıza?    Havası suyu insanları harika bir şehirdir Van. Van’ın en güzel günlerini gördüm, yaşadım.  Sonuçta hayat bir senaryodur, bu senaryoda herkese bir rol veriliyor, verilen rolü oynuyor ve sonra çekip gidiyorsunuz. Bir idealiniz varsa ve inandığınız ile yaşadığınız birbirini tutuyorsa mihenk taşı oluyorsunuz. Geride eserlerinizle, hizmetlerinizle ve insanlığınızla iz bırakmışsanız saygıyla anılıyorsunuz. Sıradan biriyseniz Allah rahmet eylesin diyorlar geçiyorlar. Van’a riyasız çıkarsız aşkla bağlı olan Dabbağoğlu ailesi geride eser ve iz bırakan ailelerdendir. Eser ve hizmetleriyle Dabbağoğlu ismi tarihteki yerini altın harflerle aldı. Vefat ettiğimde beni şuraya gömün diye bir vasiyetim olmadı. Bu nasip kısmet işidir. Mal ve mezarlık derdine çok düşmemek lazım. Ama nasip olursa Van Kalesi önündeki Eski Şehir Mezarlığı’nda eşim Tayyar Bey’in yanına gömülmek isterim. Çocuklara benden sonra bahçeyi koruyun, 180 yıllık bir ailenin geçmişi var burada, satarak toprağınızla bağınızı koparmayın dedim.     Vansesi Gazetesi okurlarına, sizi seven ve tanıyanlara son olarak neler söylemek istersiniz?    Van’a özveriyle emek vermiş, mücadele etmiş bu memleketin kıymetli insanları artık hak ettikleri değeri görmeleri gerekir.   Bu kentin çocuklarına ve gençlerine şehrin başarılı insanlar örnek rol model gösterilmelidir.  Maalesef öyle olmuyor. Bakıyorsunuz Van’da emeği, izi olmayan birilerinin ismi oraya buraya veriliyor. Bu riyakârlık, vefasızlık beni çok üzüyor.  Yeter artık, Vanlının öz yurdunda söz hakkı olmasını, hakkettiği değeri görmesini istiyorum. Seçilmişler ve atanmışlar isim verirken buna özen göstersinler lütfen.  Vanlı hemşehrilerimiz de memleketlerini şuurla sahiplenerek sevsinler, tanıtsınlar, korusunlar ve duyarlı olsunlar. Gittikleri hiçbir şehir Van’dan daha güzel daha huzurlu değil.  Yerlerini yurtlarını satarak Van ile tüm bağlarını koparmasınlar. Toprak satıldı mı insanın bağı kopar, sevgisi azalır. Hatıralarını ve büyüklerden duyduklarını gördüklerini yazsınlar. Güzel söyleyişi için size teşekkür ederim İkram Bey.    Tayyar Bey ve 11’ler Vanlıların bir araya geldiklerinde neleri başarabileceklerinin canlı örneğidir. Başarıda eşi olarak sizin büyük emeğiniz var.  Kentimizin yakın tarihine, siyasi hafızasına sohbetimizle önemli not düştüğümüze inanıyorum. Bende size  teşekkür eder, sağlıklı uzun ömürler dilerim.     
Bir dönemin yakın tanığı emekli Doktor Süheyla Dabağoğlu, Elazığ Keban'da başlayan Van'da devam eden çarpıcı olaylarla geçen hayat hikâyesini Vansesi ile paylaştı. İlk tanıdığı Vanlıyı… İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden öğrenci arkadaşı Tayyar Dabbağoğlu ile evliliklerini… Eşine verdiği sözü... Tayyar Dabbağoğlu'nun bağımsız Van Belediye Başkanı seçilmesindeki rolünü… Van siyasetinde 11'ler oluşumunu… Eşinin sır perdesi vefatını… Tek başına yaptığı eylemleri… Kendisini Vanlı yapan ve Van'a bağlayan nedenleri… Üzüntülerini, sevinçlerini, sitemlerini, kırgınlıklarını ve daha birçok şeyi Vansesi Gazetesi Yazı İşleri Müdürü İkram Kali'ye anlattı.

 

Röportaj İkram Kali

Cesaretli çıkışlarıyla,  fark yaratan eylem kadını, Vanlıların Süheyla ablası emekli Dr. Süheyla Dabbağlu kimdir? 

 5 Kasım 1938'de Denizli Sarayköy'de dünyaya geldim. Babam Elazığlı, annem Denizli Çal'dan.   7 yaşında babamı kaybettim Denizli'ye geldik.  Darülfünun diplomaları iptal edilince mezunların hâkimlik yapmaları son buldu, mağdur olmamaları için hapishane müdürü yapıldı. Babamın ölümünden dolayı Darülfünun mezunu Amasya Cezaevi Müdürü dedemin yanına gittik. 1945'de Elazığ Keban'da birinci sınıfa başladım Amasya'da bitirdim. Üçüncü sınıfı İstanbul'da Okmeydanı Piyale Paşa'da okudum. Kasımpaşa Ortaokulu'nun ardından İstanbul Fındıklı Atatürk Kız Lisesi'nden bitirdim. Milli Savunma Bakanlığı bursuyla İstanbul Tıp Fakültesi'ni yatılı okudum. Tayyar Dabbağoğlu ile okulda tanıştım ve evlendim. Öcal olan soyadım Dabbağoğlu oldu. Tıbbiyeden mezun oldum.  Büyük oğlum Prof. Dr. Abdullah Kadir Dabbağoğlu, İstanbul'da özel bir üniversitede rektör yardımcısı olarak görev yapıyor. İkinci oğlum Çağrı emeklidir. Küçük oğlum Afşin ise 23 yaşında vefat etti.

 Okul arkadaşınız, eşiniz, çocuklarınızın babası, Van'ın efsane belediye başkanı Tayyar Dabbağoğlu kimdir?

 Rahmetli eşim Tayyar Dabbağoğlu, Konya Karaman beyliğinden gelerek Muradiye'nin Sor köyüne yerleşmiş Dabbağoğlu ailesinin ferdidir. Beş soy ötesine kadar şeceresini kaleme almıştır. Babası Abdullah Efendi Kâzım Karabekir Paşanın ordusunda jandarma çavuşu olarak görev yapmış. Annesi Ahlatlı Fatma Hanımdır. 9 Şubat 1933 yılında Van'da dünyaya gelmiş. 3 yaşına geldiğinde babasını kaybetmiş. Ailesi ile beraber uzun yıllar babasından kalma tarlalar ile geçimini sağlamış ve ilkokul, ortaokul, lise eğitimini Van'da tamamlamış. Van Atatürk Lisesi'nden mezun olduktan sonra öğretmen olmak idealiyle İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen okuluna başvurmuş ama henüz lise öğrenimini yeni tamamlayan genç olduğu için fakülteye kayıt işlemindeki hatasından dolayı başvurusu geçersiz sayılmış. Milli Savunma Bakanlığı bursuyla İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne yatılı olarak kayıt yaptırmış.

Lise döneminde hayalinizdeki meslek neydi?  Hayatınızda ik tanıdığınız Vanlı kimdi? Tayyar Bey ile tanışmanız, duygusal yakınlaşmanız  nasıl oldu? 

 Ben öğretmen olmak istiyordum, annem de doktor, dişçi ya da eczacı olmamı istiyordu. Annemin isteğini kıramadım. İstanbul Üniversitesi (İÜ)Tıp Fakültesi'ne girdim ama senin paranla okumayacağım dedim ve 1956 Milli Savunma Bakanlığı bursuyla okudum.  İlk tanıdığım Vanlı Aydın Konakçı idi. Orman Fakültesinde okuyordu. Aydın Konakçı tıbbiyede Vanlı bir abimiz var Tayyar Dabbağoğlu, onunla tanıştırayım okulda rahat edersin dedi. Ben de amcamın oğlu var orada teşekkür ederim dedim. 1956'da İÜ Tıp Fakültesi öğrencisi Vanlı Tayyar Dabbağoğlu'nu tanıdım.  Kısmet bizi Tayyar ile tıbbiyede karşılaştırdı.

Okul arkadaşlığı devam ederken evliliğe nasıl karar verdiniz?

Sosyal faaliyetlerde, boş zamanlarda Tayyar ile hep aynı ortamlardaydık.  Düşüncelerimiz, hayata bakışımız ve birçok yönümüz örtüşüyordu. Sohbetlerimiz sırasında duygusal yakınlaşma, şimdiki tabir ile elektriklenme oldu. Arkadaşlığımız ilerledi.1960'da ihtilal oldu. İhtilalde kadınların asker olabileceğine dair Kanun Hükmünde Kararname kaldırılınca benim askeri tabip olma şansım kalmadı. Bizde evlenme kararı aldık. Allah rahmet eylesin eski CHP Senatörü Gevaşlı Mehmet Feyyat o zaman Eyüp Savcısı idi, yanına gittik evlenmek istediğimizi söyledik. Nikâh şahidimiz oldu. Evlendik ama düğün yapmadık. Kocamustafapaşa, Fatih ve Beyazıt'ta oturduk. Evli öğrenci olarak üniversiteyi okudum. Mezun olduğumda iki çocuğum vardı. 

 Evli ve çocuklu öğrenci olarak eşinizle gelecekle ilgili ortak kararlar aldığınız olur muydu? 

Kararlarımızı tartışırdık. Mesela Tayyar ben tıbbiyeyi bırakıyorum, sevmiyorum dedi.  Ben de dedim ki tamam senin kendi tercihin ama ben tıbbiyi bitirmek mecburiyetiyim, anneme söz verdim. Yarın hayata atıldığımız zaman doktor hanımın beyi Tayyar Bey ifadesi seni rahatsız etmeyecekse ayrıl dedim.6 yıl olan Tıbbiyenin 4'üncü sınıfından ayrıldı. Ayrılınca okulda iki Vanlı arkadaşı " asker kaçağıdır" diye ihbar eti. Tayyar da tecilini alamadığı için askere gitti. Konya'da Yedek Subay olarak askerliğini yaptı. Askerlik dönüşü 1962'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümüne kayıt yaptırarak birinci sınıftan okumaya başladı. O yıl fakülte öğrenci işleri şefliği için sınav açtı.  150 kişi müracaat etti. Süheyla ya kısmet dedi.  Tayyar sınavı kazanınca şefliğe atadılar. Sınava girdiği zaman kimse Vanlı olduğuna inanmamıştı Türkçesi çok düzgündü.  Fakültenin hem öğrencisi hem de personeli oldu. Millet Dergisi'nin yöneticiliğini de yapıyordu.

 Mezun olduktan sonra genç bir doktor olarak ilk görev yeriniz neresiydi?

Tayyar İstanbul'da şeflikte kaldı. Benim tayinim Van'a çıktı. İki çocuğum ile birlikte hiç tanımadığım Van'a 1967'de Şığ Münir Özen'in kiralan tek katlı evinde hizmet veren 3 No.lu Sağlık Ocağı doktoru olarak göreve v başladım. Bahçıvan Mahallesinde Sağlık Müdürlüğünün rahmetli Zeki Güzel'den kiraladıkları evler vardı. Lojman 2 katlı 4 daireydi. Sobalı olan lojmanı tercih ettim. Kayın validemle birlikte lojmana yerleştik. Vanlılar beni sevgiyle, şefkatle bağırlarına bastı. Tayyar İstanbul'da görev yaptığı iki buçuk sene boyunca kayınvalidemle birlikte çocuklarımla oturdum. 

Tayyar Bey mezun olduktan sonra Van'da görev yapmak için başvuruda bulunmadı mı?

Tayyar'ın tayini tarih öğretmeni olarak Erciş'e çıktı ama o Van merkezi istiyordu. O arada TRT Van İl Radyosu Müdürlüğü açıldı. Van Radyosuna yaptığı başvuru kabul edildi ama göreve başlayamadı. Çünkü Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi kurucusu, Van bölgesi arkeolojik kazı çalışmaları başkanı Prof. Dr. Afif Erzen edebiyat hocası ve fakülte dekanıydı. Tayyar'a ben iki kaset çalasın diye seni mezun etmedim diyerek TRT Van İl Radyosu'nda çalışmasına izin vermeyince şeflik görevine devam etti. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde hocası olan Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Müdürü olmuştu. Dekana Tayyar'ı bana müdür muavini vereceksiniz dedi.  Tayyar'ı 1966'da Sakarya Lisesi'ne tarih öğretmeni olarak atadılar. Görevlendirmeyle Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Müdür Muavini oldu. Kafesoğlu'nun kurumdan ayrılması üzerine gelen yeni müdürle anlaşamayınca istifa ederek Van'a döndü.  Van Kız Öğretmen Okulu Müdürü olarak göreve başladı. Biz geldiğine sevinirken 1970'in sonlarında İstanbul İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı olarak İstanbul'a tayini çıktı. Tabi biz yine yalnız kaldık.

 Tayyar beyin başkan olmadan önce  Van için yaptığı ilk çalışmalar nelerdi?

 Atatürk Lisesi'ni bitirip yedek öğretmenlik yaptığı 1950'li yıllarda memleketi Van'ın refahı ve kalkınması için genç yaşta hizmette bulunmuştu. Van Valisi İlhan Engin  Van'ın sorunları ile ilgili rapor hazırlaması için Tayyar'ı daha lise çağında görevlendirmiş.  Tayyar da Van'ın sosyal, kültürel, ekonomik alanlarda eksiklerini belirleyerek devlet ricaline sunulmak üzere  "Van'ın Meseleleri" adlı rapor hazırlamış. Raporda Van ilinin kalkınması ve büyümesi için önemli noktalara, eğitim ve öğretim alanında Van'da Üniversite kurulması bunun yanı sıra İmam Hatip Ortaokulu, Yüksek İslam Enstitüsü, Eğitim Enstitüsü, Teknik Okul, Yapı Usta Okulu gibi taleplere yer vermiş. Van'ın ekonomik kalkınmasının önündeki engelleri ve yapılması gerekenleri belirttiği raporda Van'ın ve Vanlıların yararına olacak kalkınma modelleri önerisinde bulunmuş. Şeker Fabrikası, Yün Yıkama ve İplik Fabrikası, Soda Fabrikası kurulması, hayvancılığın geliştirilmesi, Sosyal Sigortalar Hastanesi, kurulması, Halk Evinin istekleri, Hayvan Kaçakçılığı ve Hudut Nizamnamesinin hazırlanması, DSİ'nin Bölge olması, Çocuk Yuvası ve Yetiştirme Yurdu açılması, Geniş ana caddelerin açılması, Şoför ve Otomobilciler Derneğinin taleplerine raporda yer vermiş. STK'ların katkılılarıyla hazırlanan rapor, dönemin Başbakanı başta olmak üzere çeşitli bakanlıklara sunularak ilgilerinin Van üzerine çekilmesine çalışmış.

  Heyecanla başladığınız doktorluk görevinizde unutmadığınız olay yaşadınız mı?

  1969 senesinde Sağlık Bakanı Vedat Ali Özkan gelmişti, onunla bir çatışmam oldu. Ocağı ziyaretinde aşı durumunu sordu, ben de 0-6 yaş çocuklarından ancak 0-4 yaş olanlara aşı yapabiliyorum. Yetişemiyorum;  çünkü sağlık ocağında buzdolabı yok, arabam yok. Sağlık müdürlüğünden araç alıyorum dedim. Ne biçim doktorsun dedi bana. Çağırdım sekteri giden gelen evrak defterini getir dedim. Bakın ben sağlık müdürlüğüne 3 ayda bir gerekçeli ihtiyacımı yazmışım bir kere cevap alamamışım, ben öyle bir doktorum dedim. O kavga üzerine istifa ettim. Vali Mahmut Polat çağırdı niçin istifa ediyorsun, yapamazsın dedi. Ben de neden yapamayayım dedim ve ayrıldım.

Beklenmedik istifa sonrası neler yaşandı. 

1970'de hemen muayenehane açtım. Muayenehanem Nevzat Soydan'ın iş yerinin üstüydü. İlaç alacak parası olmayan, il dışına gidecek imkânı ve sosyal güvencesi bulunmayan hastalarıma Vanlı iş insanı rahmetli Erol Kuralkan gizliden çok destek oluyordu. Sosyal sigortalar müdürü geldi,  bizimle çalışır mısın dedi. Tabii çalışırım dedim. Benden önce iki katlı toprak İş ve İşçi Bulma Kurumu binasında Doktor İzzettin Mungan SSK'lı hastalara hizmet vermiş. Bir süre burada hizmet verdikten sonra Başhekim olarak Kız Meslek Lisesi karşısında Kalelioğlu apartmanında SSK Dispanseri açtık. O zaman Van SSK Hastanesi olmadığından hastaları uçakla Diyarbakır'a veya karayoluyla Tatvan SSK Hastanesi'ne sevk ediyorduk. Sevkler SSK'ya pahalı oluyordu. 

 Tatvan'da SSK hastanesi var ama Van gibi bir şehirde yok! O güne kadar hastane açılması için hiçbir girişim yapılmamış mı?  

 Girişimler olmuş ama sonuç alınamamış. Yataklı SSK sağlık kurumu lazım Van'a. Beni Doğu Anadolu SSK Hastaneleri Temsilcisi seçtiler. Yazdık çizdik. Çalışma Bakanına başhekim olarak dosyayla gittim. Konuyu bilen rahmetli Fevzi Kartal da işi takip etti ve 100 yataklı Van SSK Hastanesi projelendirilerek ihaleye çıktı. Hastanenin inşaatı başladı ama yüklenici kaba inşaat sonrası işi bırakıp kaçtı. SSK müdürüne dedim ki 5 katlı küçük daireler şeklinde lojman yapalım hem hemşireler hem de doktorlar kalsın.  Lojman ihalesine yarım kalan hastane projesini ekleyebilirsek bu şekilde hastaneyi kurtarırız. Genel müdürlüğe onu da kabul ettirdik. İhale açıldı ihaleyi rahmetli Özdemir Yeğinaltay aldı. Lojman ve hastane inşaatı zamanında bitti. Hastane açıldı biz de hastaneye taşındık. Muş, Bitlis, Hakkâri'den hastalar gelmeye başladı. Sonraki yıllarda Bağ-Kur  güvencesi olan hastalarda kabul edildi. 

 Belediye başkanı olmadan önce Van için Tayyar beyin yaptığı çalışmalar var mıydı?  

 Atatürk Lisesi'ni bitirip yedek öğretmenlik yaptığı 1950'li yıllarda memleketi Van'ın refahı ve kalkınması için genç yaşta hizmette bulunmuştu. Van Valisi İlhan Engin Van'ın sorunları ile ilgili rapor hazırlaması için Tayyar'ı daha lise çağında görevlendirmiş.  Tayyar Bey İstanbul'da şeflikten ayrılarak Van'a geldi. Kamu görevinin olmadığı bu dönemde Van Valisi Tekin Alp Van'ın sosyal, kültürel, ekonomik alanlarda eksiklerini belirleyerek devlet ricaline sunulmak üzere  kendisinden rapor hazırlamasını istedi. Tayyar da  "Van'ın Meseleleri" adlı rapor hazırladı. Raporda Van ilinin kalkınması ve büyümesi için önemli noktalara, eğitim ve öğretim alanında Van'da Üniversite kurulması bunun yanı sıra İmam Hatip Ortaokulu, Yüksek İslam Enstitüsü, Eğitim Enstitüsü, Teknik Okul, Yapı Usta Okulu gibi taleplere yer verdi. Van'ın ekonomik kalkınmasının önündeki engelleri ve yapılması gerekenleri belirttiği raporda Van'ın ve Vanlıların yararına olacak kalkınma modelleri önerisinde bulundu. Şeker Fabrikası, Yün Yıkama ve İplik Fabrikası, Soda Fabrikası kurulması, hayvancılığın geliştirilmesi, Sosyal Sigortalar Hastanesi, kurulması, Halk Evinin istekleri, Hayvan Kaçakçılığı ve Hudut Nizamnamesinin hazırlanması, DSİ'nin Bölge olması, Çocuk Yuvası ve Yetiştirme Yurdu açılması, Geniş ana caddelerin açılması, meslek odalarının taleplerini raporda anlattı. STK'ların gündeminde olan konuları içeren rapor dönemin Başbakanı başta olmak üzere çeşitli bakanlıklara sunularak ilgilerinin Van üzerine çekilmesine çalışıldı. 

 

    Belediye başkan adaylığı ilk defa nerde ve nasıl gündeme geldi,  sizin tavrınız ne oldu?  

Ben sigorta da çalışıyorum,  işçiler de doktor hanım seni belediye başkanı, Tayyar beyi milletvekili yapacağız diyorlardı. Tayyar Bey Kurban Bayramı için İstanbul'dan uçakla gelecekti, o zaman hafta da bir gün uçak geliyordu ama hava şartları nedeniyle gelemedi. Tren gelirken Elazığ da tren kara saplanmış. Aradı Süheyla gelemiyorum, beni merak etmeyin dedi. Ben de o zaman Cumartesi yarım gün çalışıyordum.  Karayollarından işçi hastalarım beni durgun görünce abla neyin var dediler Tayyar Elazığ'dan gelemedi dedim. Allah büyüktür canını sıkma dediler gittiler.  Gece vakti saat 11'de kapı çaldı. Kayınvalidem rahmetli Fatma Hanım dedi ki Süheyla kızım kapı çalındı herhalde acil hasta için geldiler. Kapıyı açtık Van Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü bir pikap ve içinde Tayyar Bey. Van'dan Elazığ'a Karayolları araba gönderiyor ve Tayyar'ı alıp geliyorlar. Bu benim hayatımda unutamayacağım (duygulanıyor) kadirşinaslıktır. Karayolucu olmak mücadele, dostluk,  dayanışma kimliğidir, ben onu gördüm ve yaşadım. Neyse. Kayınvalidem vefat etti. 1973 yılının Temmuz ayında genel seçimler yapılacaktı. Eski Milli Savunma Bakanı, Van Milletvekili rahmetli Ferit Melen,  petrol istasyonları sahibi Ali Kurdoğlu, peynirci Niyazi Aras başsağlığına geldiler eve. Niyazi Bey, dedi ki  "Mustafa Altaylı bize gücenmiş" Ferit Bey "neden" dedi.  Biz belediye başkan adaylığını Tayyar beye teklif etmişiz bu da Mustafa Altaylı'nın kulağına gitmiş. Tayyar Bey de "Mustafa Altaylı benim akrabamdır ben adaylık düşünmüyorum" dedi. Ferit Melen de bunları konuşmanın daha çok erken olduğunu belirtti.  Ben de kahve ikram ediyordum. Dedim ki Beyefendi erkeklerin oyu sizin olsun, kadınların oylarıyla Tayyar beyi reis seçtireceğim, bu ayrılık benim canıma tak etti. Misafirler gitti. Sonra Tayyar Bey geldi şimdi bu nereden çıktı dedi. Ben de biz artık çocuk değiliz seçime gireceksek gireriz. Adaylık bu şekilde ilk defa evimizdeki taziye ziyaretinde gündeme geldi.  

   

Bağımsız belediye başkan adaylığına giden yolda daha sonra ne gibi gelişmeler yaşandı?   

   Van'ın eşraflarından oluşan 11'ler evimize geldi. Elektrik-elektronik mağaza sahibi rahmetli Mehmet Kuralkan, inşaat malzemeleri iş yeri sahibi Turan Haydaroğlu,  kereste ve inşaat demiri iş yeri sahibi rahmetli Halil Kırmızıtaş,  yaş sebze ve meyve komisyoncusu rahmetli Cevdet Baba,   mühendis Ahmet Yurtsever, müteahhit Rahmetli Sülhattin Umman,   İkinisan Gazetesi sahibi rahmetli Nail Başıbüyük, gazeteler başbayii rahmetli Alaattin Şen,  ev ürünleri mağazası sahibi  Burhan Sofuoğlu, muhasebeci Zekai Dağtekin, şair yazar rahmetli Servet Mehterbaşıoğlu Tayyar beye Belediye Başkan adayı olması için    teklifte bulundular.  Tayyar bana elkızı derdi. Bu elkızının çıkardığı şey, benim niyetim de yok param da yok dedi.  O zaman dediler ki sen parayı düşünme maddi manevi destek bizden. Tayyar da dedi ki benim arkadaşım da olsanız başkasının parasıyla seçime girerek gebe kalmak istemem. Yani hareket kısıtlaması olmamalı. Milli Selamet Partisi'nden, Demokrat Parti'den aday olması yönünde öneriler konuşuldu. Ben de dedim ki bana da söz hakkı verir misiniz, tek kadın benim burada. Mehmet Bey konuş yenge dedi.  Eğer aday olacaksa bağımsız olur, en uygun budur dedim. Kıymetli kader arkadaşlarımız teklifimi uygun bulunca bağımsız aday olması kesinlik kazandı. Ancak 11'ler aylar önce Ferit Melen ile görüşerek bir aday çıkaracaklarını söylemişler. Ferit Melen de demokratik hakkınızdır demiş. Bu olayı yıllar sonra Turan Haydaroğlu'nun size verdiği röportajda okudum. Söz konusu görüşmeden benim haberim hiç olmadı.  

Tayyar beyin bağımsız  aday gösterilmesinde, seçimin kazanılmasında 11'lerin  büyük emeği var. Kentimizin siyasi tarihine iz bırakan bu hareketin ortaya çıkış  felsefesi ve özü neydi?

11'ler dönemin herhangi bir siyasi partisi çatısı altında bulunmadan, Van'ın gelişmesini, kalkınmasını, çağdaş yaşanılabilir marka bir şehir olmasını arzu ederek özgür iradeleriyle bir araya gelerek sorumluluk alan hareketti. Toplumda tanınan, sevgi ve saygınlık gören bu insanların tek derdi memleketleri Van'dı. 11'ler siyasetin içinde olmamış, kişisel beklentileri bulunmayan Van sevdalısı 11 Vanlının gönüllü, bağımsız oluşumuydu. Özünde birlik, beraberlik, ortak amaç ve inanç vardı.  Yürekli ve özverili seçim çalışmalarıyla 11'ler 1973 yerel seçim sonucunu kendi lehlerine çevirmeyi başarmış Van'ın bağrından çıkan sivil demokratik harekettir.  Tayyar Bey seçimi kazandıktan sonra  11 hemşehrimiz işlerinin başına döndü. Belediyeden ihale almak, belediyeye iş yaptırmak,  belediyeye mal satmak, Tayyar beyin işlerine karışmak gibi işlere asla girmediler. Yalnız halkın beklentilerini iletmekle, takip etmekle yetindiler.  Ferit Melen, Kinyas Kartal gibi dönemin güçlü siyasi portrelerine, kentteki etkin ailelere rağmen Van halkının teveccühünü alan Tayyar beyin belediye başkanı seçilmesi de,  11'ler hareketi de Van'ın siyasi ve sosyal tarihi açısından iyi incelenmesi gereken olgudur.  

Seçime girecek, kampanya yapacak kadar birikiminiz hiç yok muydu?  

Hayır. Paramız hiç yoktu. Allah büyüktür dedim. Hastaneye gittim birden haber geldi benim hesabıma 4 milyon lira yatmış. Bu nereden geldi dedim kendime.  Çünkü böyle bir para beklemiyorum.  Tayyar'ın Van'a er geç geleceğini tahmin ettiğim için hep işçi sigortalısı olarak çalıştım. Yani 657'ye tabi doktor olmadım. Sigortada 657'ye tabii olanlara senede iki kez iki maaş ikramiye veriliyordu. Biz sigortalı doktor olduğumuz için vermiyorlardı. Çifte standart. Bu durumda olan bir arkadaşımız Danıştay'a dava açmış kazanmış meğerse. Bizim hesaba toplu yatan 4 milyon buymuş. Tayyar'a dedim ki para geldi gözün aydın bu iş olacak. Tebessümle karşılayarak hayırlısı olsun dedi.   

 Başkan adaylığı kesinleştikten sonra seçim çalışmalarında beklediğiniz desteği gördünüz mü?  

Van'da 1948'de lise açılmış. Hüsnü Ayhan Bey Tayyar Bey ile Atatürk Lisesi'nde sınıf arkadaşıydı ve çok iyi bir avukattı. Eski Van Senatörü Fevzi Kartal da sınıf arkadaşıydı yaşça büyük olmalarına rağmen.  Avukat Hüsnü Ayhan'ın bize çok önemli iyiliği oldu. Bağımsız aday seçim pusulalarını İkinisan Gazetesi Matbaasında bastırdık. Pusulaya " Bağımsız belediye başkan adayı" ifadesini yazdırmıştık. Hüsnü Ayhan pusulayı matbaada görünce eve telefon açtı. Dedi yenge Tayyar beye söyle Van ibaresi koysun, seçimi kazanırsanız itiraz sebebi olabilir. Hangi şehrin olduğu belirsiz derler dedi. Biz de pusulaları iptal ederek yenisini bastırdık. Van halkından büyük destek gördük.  Seçim bürosu açacaktık. Rahmetli Hacı Cevdet Yörük demiş ki; Yıldıray'ın orada bir dükkân var onu yapın.  Muhasebecisi Yıldıray Bey de; Cevdet Yörük'e "Vallah defterler kaybolursa olmaz, ben orayı veremem" demiş. O sırada rahmetli Yalçın Kitapçı'nın Cumhuriyet Caddesi'ndeki kırtasiye dükkânı açılmaya hazırlanıyordu ama boş haldeydi. Yalçın Bey muayenehaneme gelerek "anahtarı al abla telefonu da var dükkan sizin" dedi. Biz seçim bürosunu açtık Nevzat Soydan masa sandalye yolladı. Mehmet Kuralkan nur için de yatsın gaz sobasını kurdu. 11'ler görev bölümü yaptı. Seçim ofisimiz açıldı.  Turan Haydaroğlu seçim koordinatörü oldu. Canla başla seçim çalışmasına başlayınca ofisimiz dolup taştı.      

9 Aralık 1973 yerel seçimlerinde Van belediye başkanlığı için hangi isimler yarıştı?  

11 Kasım tarihinde adaylar açıklandı. CHP’den Kaya Kayaçelebi, Adalet Partisi’nden (AP) eski belediye başkanlarından Şükrü Kösereisoğlu, Güven Partisi’nden (GP) mevcut belediye başkanı Mustafa Altay, Milli Selamet Partisi’nden (MSP) Bahattin Kavasoğlu, Demokratik Parti’den (DP) Hikmet Tekbudak, bağımsız aday olarak Tayyar Dabbağoğlu, Demiray Şaşıhüseyinoğlu ve Halit Suvar seçime katıldı.    

Güçlü ve etkili adayların olduğu yarışta siz nasıl bir seçim kampanyası stratejisi yürüttünüz? 

Numune Sokakta Burhan Sofuoğlu’nun evinin birinci katında kirada oturuyorduk. Yani halkın içindeydik. Tayyar Bey konuşmalarında, sohbetlerinde hiçbir zaman rakiplerini, partilerini kötülemedi. İnsanların dini inancı ve duygularını oy uğruna asla istismar etmedi.  Yapamayacağı vaatlerde bulunmadı. Hep yapacaklarını anlattı. Yapacaklarını anlattıkça halk da yapılmayanları, eksikleri gördü. Sokaktaki adama, mahalledeki teyzeye, çalışana, çalışmayana, esnafa ulaşarak halkın gönlüne dokundu.  Seçim gününe kadar Tayyar, 11’ler ve ekibi sokaklardan, mahallelerden, esnafların arasından hiç çıkmadı, vatandaştan hiç uzaklaşılmadık.  Van halkı da inandığı ve güvendiği Tayyar’ı sahiplendi.   

İlk seçim konuşmasını hatırlıyor musunuz?   

Kura sonucu ilk konuşma sırası Tayyar’a verildi. Beşyol da eski vilayetin arkasında rahmetli Necdet Ağansoy'un fırının yanındaki meydanda kamyonun üstünde konuştu.  Mitinge katılım çok yüksekti.  Rakipleri dahil söyleyeceklerini herkes merak ediyordu.  Tayyar yapacaklarını  anlattı. Hitabetiyle katılanların yüreğine dokunan, zihinlerinde yer eden etkileyici konuşma yaptı. Bizde Adnan Özen İş Han'ının üstünde Avukat, CHP’li Mustafa Timurhan, Tevfik Doğuşker, Diş Doktoru Lütfü Pazarbaşı ile birlikte izliyoruz. Tayyar Bey konuşması alkışlarla bitti. Kamyondan indirmeden halk ‘Küçük Melen, Küçük Melen’ sloganlarıyla omuzlara aldı.  Tayyar uğraşıyor indirin diye, ama dinleyen kim.  Kalabalık eşliğinde omuzlarda seçim bürosuna kadar taşıdılar. Tayyar ile arabaya bindik ancak biz arabadayken bu kez arabayı havaya kaldırdılar. Kazanma inancı coşkuyla birlikte güçleniyordu.   

Seçimin sonucuna etki eden bir gelişme oldu mu? 

Biz Van’a geldiğimiz zaman iki seçimde de Şükrü Kösereisoğlu ve Mustafa Altay adaydı. Şamranaltı Mahallesi seçmeni sandığa gitmeyerek seçimleri boykot etmiş. Çünkü söz verdiğiniz hizmetleri yapmıyorsunuz demişler. Çalışmalar sürüyor. Şamranaltı’nda gece bir bahçede fener ışıklarının altında tüm adayların temsilcilerinin gözetiminde sandık konularak oy kullanılarak nabız yoklaması yapıldı.  Burada büyük farkla oy alan Tayyar’ın seçimi kazanacağı o gece kendini belli etti.  Nitekim Şamranaltı’nda tutulum çıkardık Seçimi kazanmamızda Şamranaltı seçmeni çok mühim rol oynadı o bakımdan.  Çekinerek içimize girmeyen, ortalıkta rengini belli etmeyen ama bizi destekleyenler de çoktu.   

Yoğun seçim çalışma sonrası Vanlıların tercihi sandığa rakamlarla nasıl yansıdı?   

1973’de şehir merkezinin 100 bin civarında bir nüfusu vardı.   1973 Temmuz genel seçiminde 2 milletvekili bir senatör çıkaran Ferit Melen'in partisi CGP 2206,  Kinyas Kartal'ın partisi AP 1832, CHP 790, Demiray Şaşıhüseyinoğlu 731, MSP 453, Halit Suvar 239, DP 225 ve MHP 126 oy aldı. Bağımsız başkan adayı Tayyar Dabbağoğlu  rekor sayılacak 3749 oyla Van Belediye Başkanı seçildi.  Belediye Meclisinin 30 sandalyesi CGP 10, AP 9, CHP 6, MHP 2, MSP 2, DP 1 şeklinde dağıldı. Tayyar seçimi kazanınca halk caddede davul zurna çalıp halay çekmeye başladı. Gece 12’den sonra Vali Tekin Alp telefon açtı. Lütfen adamlarınıza söyleyin davul zurnayı sustursunlar, ofisi kapatsınlar dedi. O gece başka bir şey daha oldu. Ev hanımı olan rahmetli annem İstanbul Kasımpaşa Asmalı Mescit' de muhtar adayı olmuştu ama 17 yıl muhtarlık yaptıktan sonra seçimi kaybetmişti.

Bağımsız belediye başkanlığı Tayyar beyin hükümet ve kurumlarla ilişkilerine nasıl yansıdı?   

Tayyar Bey bağımsız belediye başkanı konumunu Van’ın yararına avantaja dönüştürdü. Bağımsız başkan olması birçok kapının açılmasını sağladı.  Hükümet ile olan temaslarını her daim Van’ın çıkarları doğrultusunda başarıyla yönetti. Disiplinli, ileri görüşlü, insan ilişkileri ve ikna gücü çok yüksekti. Görevine, işine çok iyi hazırlanırdı. Meclis üyesi yoktu ama 30 üyenin desteğini almayı başarmıştı. Valilik, resmi kurumlar, meslek odaları, STK’lar, kentin ileri gelenleri ile koordinasyon ve uyum içindeydi. Önceliği Van olduğu için duygusal, siyasal tavır almaz, kavga, küskünlük yapmazdı.  Göreve başladıktan sonra seçim defterini kapatarak herkesi kucakladı.  Tayyar’ın Van merkezli yapısını belediye başkanı olmadan önce genç yaşında valilik için hazırladığı, hükümete sunulacak raporlarda görmek mümkündür. Başkan olduktan hemen sonra  “Doğu’nun İncisi Van’ın Sorunları” ve “Van İlinin İstekleri” adlı iki adet rapor hazırlayarak dönemin Başbakanına ve Bakanlıklarına verdi. Raporlar hazırlayarak Van’ın yol, su elektrik, istimlâk ve temizlik, eğitim ve öğretim, alt yapı, tarım ve hayvancılık sorunları başta olmak üzere, sosyal, kültürel, ekonomik isteklerini Ankara’ya taşıdı.   

Başkan seçilip makama oturduktan sonra hayata geçirdiği ilk proje hangisiydi?    

Tayyar başkan olduktan sonra insan merkezli ve sosyal belediyecilik anlayışıyla hizmet etti. İlk projesi 5 Yol Hz. Ömer Camisinin önünü park yapmak oldu. Camiler kentin ortasında, meydanda yapılmalı, etrafında park, bahçe, şadırvan dışında hiçbir şey olmamalı derdi. Camilerin etrafını binalarla kapatmak Yahudi taktiğidir. Havralar genelde etrafı binalarla kapalıdır. Camiler açıkta, meydanda, mimarisiyle ihtişamlı, bahçeli, yürüyerek kolay ulaşılır olmalı İstanbul camileri hep böyledir derdi. Hz. Ömer Camisi yapılırken önünde Terzi Baki Okay’ın evleri vardı, İskele Caddesi’ne bakardı.  Sıhke Caddesi’nde de İzzetin abinin 2 katlı topraklı evi vardı.  Taksiler, paytonlar durur, kehriz kanalından su akardı. Park için ev ve dükkânları istimlâk etti. Terzi Baki belediyeyi mahkemeye verdi. Tayyar ben gireceğim mahkemeye, çünkü avukatlar belediyeye kaybettiriyor dedi. Mahkemeye girdi ve davayı kazandı. Sonunda caminin önünü park yaptı. Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü sahasında ek bina yapılacak yerdeki bulunan 15-20 yıllık dikili çam ağaçlarını kökünden sökerek parkın yapıldığı alana diktirdi. Mezbahaneden getirttiği hayvan kanlarını ağaçların köklerine döktürdü. Bu güzel park sonradan kesip biçilerek küçültüldü ve bakımsız hale geldi.  

  

Kültür ve sanata önem veri miydi?   

Şair yazardı. Van’ın kültürel zenginliğini, tarihini çok iyi bilirdi.  Yazmayı, okumayı severdi. Güzel sanatları önemle desteklerdi. Gerek belediye başkanı olmadan evvel gerekse olduktan sonra halkı bilinçlendirmek adına önemli konferanslar ve toplantılar tertip etti. Van halkını ayrıştırmaktan ziyade birleştirmek adına önemli çalışmalar yaptı. Şairlere, yazarlara, sanatçılara destek verdi.  

Çaldıran Muradiye depreminde başkan olan Tayyar Bey depremde neler yaptı?  

Belediyenin tüm imkânları ve halktan aldığı destekle gece gündüz yaraları sarmak için insanlarımıza yardımcı oldu. Çaldıran ve Muradiye’den ayrılmadı. Aylarca depremzedelerin sorunlarıyla ilgilendi. Depremden zarar gören Van’ın inşaat ruhsat vergisinden muaf tutulması için Ankara’da girişimlerde bulundu. Deprem çalışmaları sırasında unutamadığım olay yaşandı. Depremde yaptığı fazla mesai karşılığında Tayyar’a valilik 17.340.000 lira ödeneceğini bildirildi ama Tayyar kabul etmedi. Vilayet Makamına 21 Ekim 1977’de dilekçe yazarak “ Ben seçimle iş başına gelmiş bir devlet görevlisiyim. Ne memur ne de işçi sayılırım. Bu nedenle mesaim saatle sınırlandırılmış sayılmaz. Halkın temsilcisi konumunda olan birinin halkı için verdiği fazla mesainin ücreti olamaz. Deprem sırasında fazla mesai yapan herkese bir miktar ücretin verilmesi yerinde bir harekettir ve hizmet verenlerin hakkıdır. Ancak, benim durumumda olan biri için durum değişiktir. Bu nedenle fazla mesai ücreti olarak tarafıma tahakkuk edilen 17.340.000 lirayı kabul etmeyeceğimi arz ederim” dedi. Vali Ahmet Tosun da dilekçesini kabul etti. Van’a hizmete kendisini adayan,  paraya pula tenezzül etmeyen Tayyar’ın bu onurlu örnek hareketini de unutmak mümkün değil tabi.

Cesur, kararlı ve vizyon sahibi kişiliğiyle bugün dahi başarılması çok zor hizmetleri hem de risk alarak gerçekleştiren Tayyar beyin hizmetlerinden bir kısmını anlatır mısınız?   

Dabbağoğlu dönemi Van’da belediyecilik anlayışında bir dönüm noktasıdır, milattır. Hiçbir zaman şu sorun, şu iş benim görevim değil demedi.  Belediye başkanının kentin her sorunuyla ilgilenmek zorunda olduğunu belirtirdi. Tayyar Bey 30 yılda yapılacak önemli belediyecilik hizmetlerini yokluklar imkânsızlıklar içinde çok kısa sürede başarıyla gerçekleştirdi. İşini ciddiyetle, kararlılıkla takip eder, sorumluluk ve risk almaktan çekinmezdi. Van’ın sosyal, kültürel, ekonomik, eğitim alanlarında geri kaldığının farkındaydı. Bu geri kalmışlığı hükümet yetkililerine her fırsatta aktararak gereken girişimlerde bulunurdu. Başkanlığı dönemde Van’ın eksikliklerini gidererek gerçek bir şehir kimliğine kavuşması için çok çabaladı. Bunun yanı sıra çeşitli fikirler ortaya koyarak bunları devletin üst kademelerindeki yetkililere rapor olarak sundu. Rahmetli Ali Kurdoğlu’nun Beşyol da petrol istasyonunu park için istimlâk etti. Van Kalesi’ne giden bugünkü yolu açacaktı. Ali Kurdoğlu’nun ikinci petrolü yolun geçeceği yerdeydi.  O petrol yerini de istimlâk ederek Van Kalesi’ne giden yolu açtı. Bugün hangi belediye başkanı ticari arsa değeri çok yüksek olan iki petrol istasyonunu istimlâk ederek birini park birini yol yapabilir?  Van için Tayyar yaptı ama. Şehrin planlı dengeli bir gelişme ile kalkınmasını hep esas aldı.  Şehre, insanlara yararı olmayan makyaj türü geçici işlerle halkın gözünü boyamadı.  Gürpınar Mejingir’den Van’a su getirilmesi için İller Bankası ile çalışma yürüttü.  Kurtuluş Parkı, Şehir Parkı, Dabbağolu Parkı, Van Kalesi yanındaki Atatürk Kültür Parkı onun eseridir. Van Kalesi güneyindeki Eski Van Şehri Milli Parkının kurulması için çalışma başlattı. 1974 yılında Şengençler ve Van Gençlikspor futbol takımlarının birleşmesiyle Vanspor’un kuruluşunu gerçekleştirdi. Çevre yolunun imar planına işlenmesi konusunda karar aldı. Van Gölü Belediyeler Birliğini kurdu. Üniversitenin kuruluşunu gerçekleştirmek için 1976 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesine bağlı Van Fen- Edebiyat Fakültesinin açılmasını sağladı. Otogar projesini hazırlayarak yerini tahsis etti. Belediyeye ilk asfalt tesislerini ve otobüsler kazandırdı, makina parkına yeni araçlar aldı.  Dar gelirli aileler için toplu konut projesini yaşama geçirdi. Van’ın o zaman yedi olan ilçesine birer spor sahası kazandırmak üzere proje hazırladı. Kayak Evi, Adliye Sarayı ve Adliye Sarayı arşivi yapılması için çalışma başlattı. SSK Hastanesi’nin 200 yataklı hastane haline getirilmesi ve personel ihtiyacının giderilmesi için girişimlerde bulundu. Van Kedisi üreme istasyonu kurulması, kayak sporunun teşviki, Bölge Turizm Müdürlüğü kurulması, TRT ve Van il radyosunun aktif ve verimli şekilde bölgeye hizmet edecek şekilde TRT Van Bölge Müdürlüğü olarak dizayn edilmesi, turistik sahil yolu yapımı ile sahilin sivrisineklerden arındırılması çalışmalarında bulundu.  Turizm ve Tanıtma Bakanlığına 100 yataklı zincir bir otel yaptırması için 145 bin metrekare yer tahsisi yaptı.  Van Kanalizasyon Artıma Tesisi yapımı için İmar ve İskân Bakanlığı’ndan ödenek talebinde bulunarak Van Gölü’nün kirlenmesini önlemek için ilk adımı attı. Teknik okul kurulması, hayvancılık alanında yapılacak yeni atılımlar, sağlık meseleleri, yetiştirme yurdu yapılması gibi sosyal, kültürel, ekonomik girişimleri oldu. Şehir merkezinde ilk modern yer altı tuvaletini Akbank yanındaki belediye arsasına Tayyar Bey yaptı ama sonradan yıktılar!  Belediye başkanı olduğu 1973 yılından vefat ettiği 1977 yılına kadar her yıl belediye bütçesini denk bütçeyle kapatmayı başararak güvenilir, şeffaf ve halka hesap veren belediyecilik örneği sergiledi.         

Van’a üniversite kurulması için yürütülen mücadelenin her aşamasında gördüğümüz Tayyar Bey başkan olduktan sonra üniversite kurulması ve eğitim hayatı için neler yaptı?   

Atatürk’ün 1930’lu yıllarda Van’ın okulları üniversitesi nihayet her yönüyle modern şehir yapılması yönündeki talimatının hayata geçirilmesi için mücadele verdi. Üniversite kurulması ve sahil yolu en büyük hayaliydi. Başkan olduğunda İskele’den Edremit girişine kadar uzanan kıyı bandında sahili korumak amacıyla yapılaşmaya izin vermedi. Belediye başkanı seçildiği dönemden görevinin ölüm nedeniyle son bulduğu tarihe kadar üniversite ve eğitim konusunda eksikleri gidermek için yorulmadan çaba gösterdi. Üzerinde durduğu en önemli konu üniversite oldu. Kentin kalkınması için üniversitenin önemli olduğunu söylerdi. Benim kuşağımın çoğu gençleri okuyamadı ama bizden sonraki genç nesiller Van üniversitesinde okusun derdi. Bu doğrultuda önemli çalışmalar yaptı. Daha öğrenciyken İstanbul‘da Van Öğrenci Derneği başkanlığı yaptı. Öğrenci işleri şefiyken Vanlı öğrencilere çok destek oldu. İstanbul Samatya’da binlerce Vanlı öğrencinin yüksek tahsil görmesine imkân sağlayan Van Öğrenci Yurdu’nun yapımı için canla başla çalıştı. Van Vakfı kurucusu eski vali ve emniyet genel müdürü Celalettin Tüfekçi, Fatih Kaymakamı iken Samatya’daki arsayı tahsis etmişti. Yurt yapılması için para lazımdı. Celalettin Bey Tayyar’ı para toplamak için Van’a gönderdi. Tayyar Vanlı üniversite ve lise talebeleriyle tiyatro ekibi kurdu Erciş, Özalp, Gevaş, Gürpınar da temsiller verdi. Temsillerden topladığı parayı yurt yapımı için İstanbul’a gönderdi.  Yurt için para toplamak üzere Van’a gelmesi tıbbiyeyi bırakmasının gerçek sebebidir, onu da söyleyeyim. Belediye başkanı seçilmeden önce Van’da Üniversite ve Yüksekokullar Kurma Derneği kurucu üyesiydi. Heyet halinde Ecevit hükümetini ziyaret ederek sundukları raporda “Doğu Üniversitesi” isteğini tekrarlamışlardı. Herhangi bir cevap alamayınca Başbakan ile Milli Eğitim Bakanına birer mektup göndererek Atatürk’ün Van Gölü kenarında Şark Üniversitesi hakkındaki talimatlarını hatırlatarak “Atatürk Türkiye’sinde hakkımızı teslim, Atatürk’e gerçek bağlılığın ve saygının ifadesi olacaktır ”demişlerdi.  20 Ocak 1974’te kongresi gerçekleştirilen derneğin birinci genel kurul toplantısında başkanlığa Tayyar Bey, yönetim kurulu üyeliklerine Ali Laleci, Mehmet Türkoğlu, Güngör Töre, Necdet Erdinç, Servet Mehterbaşıoğlu ve Ferit Taş seçilmişti. Van’da üniversite kurulmasını adeta boynunun borcu ve görev olarak gördü. Nitekim Van Üniversitesi talebi, son yıllarda Tayyar beyin  öncülüğünde güçlü toplumsal kampanya haline dönüştü.  Milli Eğitim Bakanı 23 Mayıs 1974 tarihinde beraberindeki grupla Van’a gelmişti. Hükümet Konağı önündeki kısa konuşması Vanlılar tarafından, “Üniversite isteriz, Atatürk’ün yolunda olanlar Atatürk’ün vasiyetini yerine getirir” sözleriyle kesildi. Dönemin Bakanları ve Başbakanı ile üniversite kurulmasını görüşmek için her fırsatta Ankara’ya giderek istişarelerde bulundu. Van’ın diğer eğitim sorunlarına da ilgi gösteren Tayyar Bey, Milli Eğitim Bakanlığına gönderdiği telgrafta şöyle demişti:  “İlimizde orta dereceli okullarda büyük ölçüde öğretmen açığı bulunmakta. Çocuklarımız bilgisiz kalmanın ve başıboşluğun pençesindedir. Yarının ümidi vatan evlatlarının içinde bulunduğu bu imkânsız durum ve şansızlık ana ve babaları haklı olarak endişe ve üzüntüye sevk etmektedir.” 1975 yılında Atatürk Üniversitesi heyetiyle istişarelerde bulunarak Erzurum’a bağlı Van’da Fen ve Edebiyat fakültesinin kurulmasını sağladı. Her ne kadar ömrü Van’da bir üniversite kurulmasına yetmese de yaptığı önemli girişim ve istişareler hayattayken sonuç vermemiş olsa da 1982 yılında üniversitenin kurulmasında rolü ve emeği çok büyük oldu. 

    

Adanmışlık ruhuyla memleketinin her türlü sorununu sahiplenerek çözümü için çalışan Tayyar Bey nasıl bir Van hayal ediyordu?   

Van’ın şehir merkezinin, ilçelerinin ve köylerinin her anlamda ilerlemesini, gelişmesini çok isterdi. Van’ı ekonomik ve sosyal açıdan kalkınan, büyüyen kültür kenti yapmak istiyordu.  Üniversitesi okulları, planlı gelişen, kültürünü, doğasını, kent kimliğini ve mimarisini koruyan huzurlu, güvenli bir Van hayal ederdi.  Bunun için mücadele etmekten, çalışmaktan,  sorumluluk almaktan asla kaçınmadı. Mesela Van’ın sahip olduğu şeker pancarı potansiyelinin doğru değerlendirilmesinin istihdam ve ticaret açısından faydalı olabileceğini düşünür, memleketinin iktisaden kalkınmasında en başta gelen hususun hayvancılığın ıslahı olduğunu belirtirdi. Nitekim Hükümetin Doğu ve Batı arasındaki dengesizliği önlemesi kapsamında, Başbakandan Van’da bir şeker fabrikası ve soda fabrikasının kurulmasını istedi. Çünkü fabrikalar sayesinde Van’ın ekonomik ve istihdam açısından kalkınacağına, toplumun refah düzeyinin yükseleceğine inanırdı.   Van Gölü’nün sodalı ve tuzlu suyunun etütlerini yaptırdı. İl özelinde sonuçların olumlu çıkması üzerine Van’da soda Fabrikası kurulması için girişimler başlattı. Fabrikanın Van dışında bir yere kurulacağı haberi üzerine hükümete sunduğu raporda şunları ifade etti: “Van’da bir soda fabrikası kurulması yolunda hükümetimizin etütler yaptırdığı, teşebbüse geçtiği ve plânlamanın da öngördüğü ve yakın bir zamanda tesisi cihetine gidileceği memnuniyetle haber alınmıştır. Bu hususta hükümetimize minnet ve şükranlarımızı arz etmek borcumuzdur. Ancak bu fabrikanın Van’ın haricinde herhangi bir yerde kurulması fabrikanın inkişafına mani olacağı gibi, Vanlıları de tedirgin edecektir. Bu bakımdan bu işe önem verilmesini ve Van’da kurulacağına dair Sayın Başbakanımızın kendi ağızlarından tebşir edilmesini sabırsızlıkla beklemekteyiz.” 

  

El uzatmadığı alan ilgilenmediği sorun kalmayan Tayyar Bey sağlık ve sosyal hizmetler alanlarında üzerinde durduğu konu var mıydı?   

Üzerinde durduğu önemli konulardan biri de Van’ın sağlık ve sosyal meseleleriydi. Devlet yetkilileriyle görüşmelerinde sağlık alanındaki fiziki (hastane, sağlık ocağı, dispanser) yapıları ile laboratuvar ve sağlık personeli eksiklikleri konusunda sorunları aktararak isteklerde bulunurdu. Devlet korumasına ve sosyal desteğe muhtaç (yetim, öksüz, terk edilmiş) çocukların sahipsiz kalmamaları, sokaklarda ahlaki erozyona uğramamaları ve iş sahibi olmaları için devlet yurtlarının etkisi ve faydasını çok önemserdi.  Bunun içinde şehirde yetiştirme yurdunun açılmasının zaruri olduğunu gündeme getirerek bu yönde girişimlerde bulundu ve sonuçta ilk olarak kız öğrenci yurt açıldı. 

  

Belediye çalışmalarını evde konuşup tartışır mıydınız?   

Tayyar Bey seçimlerden sonra Ezberciler iş hanında kiralanan katta belediye olarak göreve başladı. Çünkü yeni belediye hizmet binası yapılıyordu.  Belediye hizmet binası projesi rahmetli Mustafa Altay zamanında hazırlanmıştı. Tayyar’ın tüm çabası Van’ı yaşanılabilir, kimliğini, mimarisini, kültürünü koruyan çağdaş bir şehir yapmaktı.  Yılmadan çok çalıştı ve mücadele etti. Çok erken kalkardı. Sabah namazını kılar, kahvaltısını yapar saat 5 sularında işine gitmek için evinden çıkararak önce saha çalışmalarını, temizlik hizmetlerini denetler, çarşıda gezer esnafla selamlaşır sonra makamına geçerdi. Ben belediyen çok fazla kimseyi tanımazdım. Özel Kalem Müdürü vardı onu tanırdım. O da evimize gelip Tayyar Bey ile zaman zaman beraber çalışırlardı. Birde rahmetli Hamdi Uzel Çavuş ile belediye zabıtasından Herkül Mustafa Hepkul ve Şoför Nurettin’i tanıyordum bu kadar. Evde konuştuğumuz, tartıştığımız mesele neydi? Sokakta mahallelerde aksayan konular, halkın istekleri ne varsa onu iletirdim. Ben halkın içindeydim ama kendi işimi yapardım.

Van kokan şiirlerini, köşe yazılarını gazete arşivleri, dergi ve kitaplarda okuduğumuz şair yazar Tayyar Dabbağoğlu’nu edebi yönüyle anlatır mısınız?   

Kaderinde hep memleket meseleleriyle uğraşmak vardı. Van’a, hemşerilerine adeta âşıktı.  Sanata, kültüre çok düşkündü. Gençliğinde n itibaren çok güzel şiirle, yazılar yazmıştı. Çeşitli dergilerde şiirleri yazıları yer aldı. 17 yaşında ilk şiir kitabını çıkarmıştı. 1954 yılında Vansesi Gazetesi’nin Yeni Van Matbaasında çıkan “Kader” adlı şiir kitabının giriş kısmında şiirlerle olan dostluğunu “Tamamıyla on yedi yirmi yaş arası, yani hayatımın son üç yılının mahsulü olan bu şiirlerimi, şairlik iddiasında olduğum için değil, bu kitapçığın bana hayatım boyunca kamçı olmasını beklediğim için neşrediyorum” ifadeleriyle anlatmıştı. Yüreklere dokunan şiirleri var ama “Sen de benim gibi Vanlısın ama Van’a gidecek yolların yok mu” dizelerinin olduğu şiiri çok etkileyicidir.  Şiirlerinde Allah, vatan, Van ve doğa sevgisini memleketinin güzelliklerini, sorunlarını konu etmiştir.   Başkan olduğu dönemde milli bayramlar ve 2 Nisan Van’ın kurtuluş günü etkinliklerine çok önem verirdi. 1915’te Van’dan Hoy’a cephane taşırken yolda donarak şehit düşen 120 Vanlı kahraman çocuklar ve 30 bin Vanlı şehit anısına Kurtuluş Parkı’na anıt yaptırdı.  Kahraman çocukların ruhlarının yâd edilmeleri için 10 km’lik kır koşusu tertipledi.  Zeve Şehitliğine sahip çıkarak çevre düzenlemesi yaptırdı.

Tayyar Bey’in bir şiirini okurlarımızla paylaşır mısınız?   

1955 yılında Vansesi Gazetesi’nde yayınlanan “Van” adlı şiiri…   

“Mavi gölün kıyısıdır   

Gezile gezile bitmez   

Yeşil Van’ın meziyetleri   

Sayıla sayıla bitmez   

**   

Anamdan oldum olası   

Buna şahittir kalesi   

Altın başaklı yaylası   

Biçile biçile bitmez.   

**   

Ereği diktir ezelden   

Süphan’a bakar gönülden   

Türküleri bin bir telden    

Deyile deyile bitmez.   

 

**   

Erleri var erler eri   

Çağlar akar dereleri   

Şen kırlarda sürüleri   

Yayıla yayıla bitmez.   

 

**   

Tayyar söyler ey vatanım   

Uğruna kurbandır canım   

Senin güzel ismin Van’ım   

Anıla anıla bitmez”   

 

Tayyar Bey özel hayatında nasıl bir kişiliğe sahipti?   

Eğitim öğretim ve mesleki hayatında vefat edinceye kadar doğruluk ve dürüstlükten taviz vermeden inandıkları uğruna gözünü budaktan sakınmayan özelliğe sahipti. Milliyetçi, demokrat kimliğiyle doğuştan lider, öncü olma vasıfları vardı. Makam mevki, varlık sahibi olmaktan ziyade, milletine, memleketine ve inandığı düşüncelere hizmet etme aşkıyla doluydu. Memleketinin dertliyle dertlenirdi.  İyi bir eş, şefkatli yol gösteren aile reisi,  güvenilir arkadaş ve dosttu. Hemşehrisine, komşusuna, dostuna düşkündü. Sadece resmi hayatında değil özel hayatında da özenli, düzenli bir kişiliğe sahipti. Giyim kuşam konusunda titizdi. Genel olarak klasik giyinmeyi seven biriydi. Ev içerisinde ailesiyle birlikte olduğu zamanlar dahi pijama ile dolaşmamaya özen gösterdi. Ev içerisinde pantolon ve süveter giyerek otururdu. Öğrencilik dönemimizde Tıbbiye ’de sahur zamanları olurdu, beraber sahur yapmaya giderdik. Kız arkadaşlarımız ve erkek arkadaşlarımız eşofmanları ile gelirken Tayyar gecenin bir yarısı kalkıp kıyafetlerini giyer öyle inerdi sahura. Özenli duruşunu dışarıda ve iş hayatında da gösterirdi. Herhangi bir toplantıya, iş görüşmesine tıraş olmadan, takım elbise giymeden, kravat takmadan gitmezdi. Randevu konusunda aşırı titizdi.  Belirttiği saatte hazır olurdu. Beklemeyi de bekletmeyi de saygısızlık kabul ederdi. Az yemek yerdi. İsrafı sevmez ölçüsünde tasarrufu önemserdi. Bu alışkanlıklarını ve titizliğini Atatürk Lisesi yıllarında kazanmıştı. Kitaplığında lise yıllarından kalma Adab-ı Muaşeret kitabı da bulunurdu.

İkinci kez belediye başkanlığı seçimine girme düşünesi var mıydı?   

1977 yerel seçimlerine bir ay kalmıştı. O zaman üç oğlumuz vardı. Dedim ki Tayyar ya ben ya da seçim. Bizim ayrılıklarla geçen aile hayatımız kaydı, çocuklarımız var, onlara anne baba olarak zaman ayırmamız lazım. İkinci kez belediye başkanlığını sakın düşünme dedim.   Seçime tekrar girme konusunda bir şey söylemedi fakat başlattığı projelerini, yarım kalan eserlerini tamamlayarak hayalindeki Van’ı oluşturmak düşüncesiyle ikinci kez aday olmayı düşünüyordu.

Üniversite yıllarında yazdığı, benim bir yerde okuduğum “Ömür” adlı Necip Fazıl Kısakürek'in etkisini gördüğümüz şiirinin dizilerinde ömür ve ölümü Tayyar Bey bakın nasıl anlatıyor.

Allah’a yönelen sevgiler aziz,

Yılların umutlu gelişi güzel.

Duraksız bir yol, bu, ömür

denilen;

İnişli, yokuşlu oluşu güzel.

Ne gamdan şikayet, ne hazdan

 sarhoş; 

Tutabilen elin alışı güzel.

Alında hayatın çizgilenişi,

Nihayet insanın ölüşü güzel…

 

Vefatının üzerinden yarım asır geçti ama sanki bir sır varmış konuşuluyor hala. Van’ı, siz ailesini yasa boğan acı olayı anlatır mısınız? 

Tayyar Bey’in ölümü gerçekten bir sır gibi oldu? Şu an Selimbey Mahallesinde bugün bulunduğumuz ev tek o zaman katlı toprak evdi. 1976’da yıktık çatılı ev yaptık. Kıştı. Evin yanında çatıdan su damlıyordu. Çatıya dışarıdan çıkılırdı. Tayyar ben bir bakıp geleyim dedi. Kar olan yeri temizlerken çatıdan kayıp düşüyor. Düşerken bahçeden eve girilen merdiven demirine kafa ve omzunu çarpıyor.  Ses gelince hemen dışarı koştum, kendisini ayakta buldum. Makam şoförü de almaya gelmişti. Hemen aldık arabayla hastaneye kaldırdık ama kanama vardı kulağında. Burundan hafif kan gelmişti. Hastanede bizi Ankara’ya havale etti arkadaşlar.  Ben de Ankara’ya gitmeyelim dedim çünkü Tayyar Bey’in durumu kötüydü. Daha sonra Ankara’dan bir uçak geldi11’ler, belediye çalışanları ve sevenleri biz yolcu etti.  Saat 13.30 da Ankara’ya gittik. Saat 17.30 gibi Ankara’ya vardık. Numune Hastanesin de çalışan Beyin Cerrahı Vanlı Hızır Alp bizi karşıladı. Tayyar Bey’in liseden sınıf arkadaşıydı. Biz hastanede beklerken Ferit Melen ve hanımı hemen geldiler. Saat 19.00 da Hızır beye ben Tayyar’ı görmek istiyorum dedim. Süheyla görme dedi. Yok, görmek istiyorum dedim. Yoğun bakıma gittim baktım vefat etmişti. Vefat haberi üzerine hastaneye akın akın insanlar gelmeye başladı.  Van’a getireceğiz ama her zaman uçak yok. Görümcemin eşi rahmetli Coşkun Okultaş Ferit Melen’in de teyzesinin çocuğuydu.  Dedi ki yenge bir telefon açalım Ferit Bey bir uçak temin etsin, çünkü Pazartesi uçak yok, Çarşamba gününü bekleyeceğiz. Ferit Melen’e ulaşmada sanırım bir sorun yaşandı o ara. Ben de hemen rehberime baktım Gümrük Bakanı Gün Sazak Bey’in evini aradım. Hanımı açtı. Tayyar Bey’in hanımı Süheyla, Gün Bey ile görüşmek istiyorum dedim. Eşinden hemen aldı telefonu dedim ki beyim vefat etti. Çarşamba günü için uçak var ama ben hemen götürmek istiyorum yardım edebilir misiniz? Hemen ben size döneceğim dedi. Yarım saat sonra telefon açtı kaç kişisiniz ben de 17 kişiyiz dedim. Ben Adana’da çok acil toplantıya gideceğim için bulunamıyorum size Müsteşarımın numarasını veriyorum, uçak Diyarbakır’a gidecek sonra Van’a devam edecek bir sorun çıkarsa şu numarayı arayacaksınız dedi. Sabah biz hastaneden cenazemizi alarak Diyarbakır üzerinden Van’a havaalanına geldik.  

Van'da nasıl bir karşılama, cenaze töreni ve taziye oldu?   

Değerli, cesur bir evladını kaybeden Vanlılar üzgün, şehir yasa bürünmüştü. Havaalanında Vali Ahmet Tosun başta olmak üzere çok büyük kalabalık bizi karşıladı. Vali Bey’e dedim ki Tayyar Bey’i son kez evine götürelim geleneğimizde var. Vali Bey de eve götürmeyelim, senin küçük çocukların var ( yutkunuyor, gözleri doluyor), camiye götürelim deyince camiye götürdük. Maaş günü olduğu için bütün köy imamları şehirde bulunuyorlardı hepsi camide hatim indirdiler onların hakkı ödenmez. Hazreti Ömer Camiinde kılınan cenaze namazı sonrası Tayyar’ı son yolculuğunda askeri bando eşliğinde İskele Caddesinde bir süre omuzlarda yürüttükten sonra tabutu cenaze aracıyla Van Kalesi önünde bulunan Osmanlı döneminden kalma ailesinin olduğu Eski Şehir Mezarlığı’na getirilerek dua ve gözyaşlarıyla toprağa verdik. Taziye Selimbey Mahallesi’ndeki evimizin önünde oldu. Her şey dini inancımızın emirleri, Van’ımızın gelenek ve göreneklerine göre yapıldı. Kur’anı Kerim okundu, hatimler indirildi, dualar edildi. Erkekler için berber eve geldi.  Evde tütsü yakıldı,  pabuçlar ters çevrildi sonra kapının önüne bırakıldı. Su kaynatılan kazan ters çevrildi,  helva dağıtıldı, mevlit okundu. Hayır, hasenatta bulunduk. Taziyemiz bitmesine rağmen arkadaşlarımız, dostlarımız ve vefalı Vanlılar bizi aylarca hiç yalnız bırakmadı.   

Beklenmedik sarsıcı vefat olayından sonra aile ve özel yaşamınızda neler değişti?   

Tayyar’ı zamansız kaybetmek Van kadar benim ve çocuklarım için de çok büyük  yıkım oldu tabi. Gözyaşlarımı kimi zaman (duygulanıyor) sakladım, kimi zaman tek başıma döktüm. Eşimi kaybettikten sonra hekimlik mesleğime, annelik görev ve sorumluluğuma derin acıyı içimde yaşayarak devam ettim.  Ev yapmış büyük borç içindeydik. Kırmıztaşlara borcumuz vardı. SSK’ da sigortalı doktor olarak çalışıyorum ama 4 bin lira maaş alıyordum. Tayyar’ın maaşı daha bağlanmamıştı. Allah rahmet eylesin eski Devlet Bakanı Vanlı Salih Yıldız hastaneye geldiğinde bana bir isteğiniz var mı dedi. Var dedim. Beni 657’tabi doktor olarak atar mısınız? Olur dedi.  3. derce 3 kademe kadro, 16 bin lira maaşla atamam yapılınca ekonomik olarak rahatladık. Cumhuriyet kadını olarak özel hayatımda, sosyal yaşamımda radikal değişiklik olmadı.

 

Siyasete girmeniz için teklif geldi mi?   

1980 ihtilalinden sonra İsmail Selen Paşa makamına çağırarak belediye başkanı olmam   

 için teklifte bulundu. Sahil yolu ve diğer projeler tamamlanmalı dedi.  Bende çocuklarım var ayrıca ağzımla kuş tutsam Tayyar Bey’in yanına yaklaşamam mümkün değil. Bu durum hem onun aziz hatırasını hem de beni yıpratır diyerek kabul etmedim. Seçim dönemlerinde belediye başkan adaylığı için başka teklifler geldi ama istemedim.     

 

Eşinizi kaybettikten sonra çocuklarınızla başka bir şehirde yeni bir hayata başlamak üzere Van’dan ayrılmayı düşündünüz mü?  

Memleketim Van’dan hiçbir yere gitmedim, gitmeyi de hiç düşünmedim, düşünmüyorum.  Beş dakikada gidiyorsun göl kıyısında hava alabiliyorsun, mutlu oluyorsun.  Bundan daha güzel ne olabilir? Van’ın yerli oturmuş aileleri çekip gittiler. Ben mahallemi dahi değiştirmedim. Mahallemde herkesle konuşuyorum, taziyesi olunca yemek yapıp götürüyorum, çocuklarla sohbet ediyorum,  onlara kitaplar veriyorum. Çok sayıda çocuk okuttum ben.  Mahalleye göçle gelenler de oldu. Onlarla 45 senedir komşuyuz. Sohbet ederken memleket bilerek yaşadığınız yere uyacaksınız diyorum. Evime Türk bayrağını asıyorum bugüne kadar da bir engel görmedim. Çünkü ben herkesi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak görüyorum. Şimdi rızık, nasip meselesidir, ona bir şey demiyorum ama gereği yokken bu güzel memleketi terk edenleri (sinirleniyor) anlamıyorum. Sevdiğim Vanlı bir arkadaşım var burada oturuyordu, Van’ı terk etti gitti. Giderken ağlıyordu. Kızdım. Dedim ki niye ağlıyorsun tayinin çıkmadı, seni bu güzel şehirden veto edip (gülüyor)  kovmadık. Sen kendi isteğinle gidiyorsun bu ağlamak niye? Timsah gözyaşlarına inanmıyorum.  Bak gelirsen benim evim sana kapalı, otele gidip yatarsın. Van’a da para bırakırsın, bana da çay içmeye gelirsin dedim.  Gittiğinden beri ben aramıyorum ama sağ olsun o beni hep arar.   

Elazığ, Denizli, Amasya, İstanbul ve Van’da geçen bir ömür var. Kendinizi nereye ait hissediyorsunuz?    

Anne memleketim Denizli, Baba memleketim Elazığ’dan kimseyi tanımam bilmem, kimsede beni tanımaz bilmez. Çünkü ben kültürüyle, sosyal yaşamıyla, çevresiyle Vanlıyım. Bir soyadı geçsin Van’ın hangi mahallesinden, köyünden, aşiretinden, ailesinden kimlerden olduğunu bilirim. Vanlılar da beni iyi tanır bilir. Kendimi her zaman Vanlı hissettim. Evlendiğimizde Tayyar Bey bana şart olarak Van'da oturursan seninle evlenirim dedi. Ona 18 yaşında söz verdim. Şimdi 82 yaşındayım ve Van’dayım. Hiç de pişman değilim aksine çok mutluyum. İnsanıyla, doğasıyla, tarihiyle, kültürüyle,  havasıyla Van çok güzel, yaşanılacak bir şehirdir. Van’da yaşayanlar bu şehrin kıymetini bilmesi gerekir. 

  

İstanbul Kasımpaşa semtinin kabadayı havasını soluyan bir kadın olarak Cumhuriyet Caddesi’nde tek başınıza bayrakla yürüdüğünüz bir eyleminiz var.  Tek kişilik bu eylemi niçin yaptınız?

Kasımpaşa’da kaldık. O nedenle biraz  (gülüyor) Kasımpaşalılık var. Türk bayrağı her ülkenin bayrağı gibi kutsaldır.  Mersin’de Türk Bayrağı’nın çiğnenerek yakılmak istenmesini vicdanım, onurum, imanım kabul etmedi.  Çok kızdım ve üzüldüm. Bayrağımızı hiç kimse çiğneyemez, indiremez. O durumlara asla bizi kimse  düşüremez. Bu saygısızlık kimsenin haddine de değil.   Türk bayrağına yapılan çirkin saldırı Türkiye’yi ayağa kaldırmıştı. Ben de vatanını, bayrağını seven Türk kadınıyım, tepkimi göstermeliyim.  Hiçbir kurum, kuruluş ve siyasi gruba sığınmadan, kimseyi yanıma almadan üzerime örttüğüm koca Türk Bayrağı’yla kentimizin sokaklarında yürüyüş yaparak saldırıyı protesto ettim. Kış günü kar yağışı altında yaklaşık 2 kilometre yürüyerek Valilik Atatürk Anıtı önüne geldim. Saygı duruşunda bulunarak demokratik tepkimi sergiledim. Eylemi inanarak yaptım, bugün olsa bugün de aynısını yaparım.   

Bir de yarım kalan mevlit okutma girişiminiz var. Mevlidi neden düzenlediniz, okutulmasına niçin izin verilmedi?   

Van 1915’te Rus işgaline uğramış, Ermeni isyanına maruz kalmış, 30 bin şehit vermiş, yakılmış yıkılmış sivil halkı muhacir olmuş aziz bir şehirdir. Van kadar çile çekmiş, Vanlılar kadar acı görmüş başka bir Anadolu şehri yoktur. O nedenle Van’a “Şehit Van” deniliyor. 24 Mart 2005 tarihinde Akdamar Kilisesi Anıt Müzesi'nin açılış tarihi Van'ın Ermeni ve Rus işgalinden kurtarılışının yıldönümü olan 2 Nisan tarihinden birkaç gün öncesine denk getirilmesine tepki olarak Hz. Ömer Camii’nde şehitler için Kur'an-ı Kerim ve Mevlid'i Şerif programı düzenledim. Gerekli tüm hukuki işlemleri tamamlayarak hocaları buldum, şekerleri aldım, duyurusunu yaptım ama izin verilmedi. Van İl Müftülüğü bana Kur'an-ı Kerim ve Mevlid'i Şerif'i 29 Mart Perşembe günü öğlen namazından sonra Hz. Ömer Camii'nde okutamayacağımı, 2 Nisan 2007 tarihinde okutmamı dikte eden bir yazı gönderdi. Bu şekilde inanç ve ibadet özgürlüğümüz kısıtlandı tabi ki. Zorlama öneriyi kabul etmedim. Çünkü Şehit Van’da kilisede ayin yapılırken bizim kendi topraklarımızda camide Kur’an-ı Kerim ve Mevlid'i Şerif okutmamızın sakıncalı görülerek engellenmesi kanıma dokundu. Kilisenin açıldığı günde aziz şehitlerimizi anmak istemiştim olmadı. Elimde olmayan sebeplerden dolayı Vanlı hemşehrilerimden özür dileyerek, üzgün olduğumu belirttim. Fakat Allah katında niyetimin kabul edildiğine bugünde inanıyorum.   

Van’da 70’li yıllarda çok az sayıda araba kullanan kadınlarından biriydiniz, ne zaman ehliyet aldınız?  

 O yıllar çok güzel dönemlerdi. 70 yıllarım güzel geçti o zaman. Kadın olarak araba kullanan pek yoktu.  Eski Van Milletvekili Fuat Türkoğlu’nun hanımı bizim mahalleliydi. İzmir’den Van’a geldiği zaman arabayla gelirlerdi o araba kullanırdı. Birde Dr. İzzettin Mungan’ın eşi ve ben araba kullanırdım.  Ehliyete müracaat ettim ve yazılı sınavı kazandım. Karayolları trafikten Okan Durmaz, trafikten bir kişi, şoförler cemiyetinden bir kişi emniyetten bir kişi sınav heyeti oluşturuyordu.  Özalp yolu üzerinde Akköprü Keklik Bulağı‘nda sınav tepeleri yapılmıştı orada sınava girdik rampadan indik ve çıktık ehliyetimi aldım. Genel Cerrah Özer Bozkurt arabasını değiştirmişti onun arabasını biz satın aldık. Araba sürmeyi Van’ın ünlü tamir ustası rahmetli Mustafa Ertan abimiz öğretti. Havaalanın da araç sürerek acemiliğimi gidererek sürücü oldum.    

Sosyal medyada eleştirilerde, yorumlarda bulunup, paylaşımlar yapıyorsunuz. Sosyal medya ortamında bulunmaktan memnun musunuz?   

Sosyal medya çok iyi çok da kötü. Bilgilenmek ve bilgilendirmek için doğru kullanırsan çok iyidir. Ben ihtiyacım olduğu kadarıyla kullanıyorum. Sosyal medyayı doğru kullanan çok az kişi var.  Makale, haber okumaktan üşeniyorlar. Başkalarına saygısızlık, hakaret ediyorlar, algı yaratıyorlar, okumadıkları anlamadıkları yazı ve paylaşımlara beğeni ve yorum yapıyorlar.  Diyorum ki sen bunu nasıl beğendin? Herkes beğendi bende beğendim diyor. Böyle bir zihniyet olabilir mi? Ben gereksizleri arada bir temizliyorum.    

Çeşit çeşit çiçeklerle, meyve ağaçlarıyla bezeli Van’ın eski bahçeli evlerini yaşatan şirin evinizde zamanınız nasıl geçiyor?   

SSK hastanesinde 14 yıl çalıştıktan sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi rektörünün teklifi ile ayrılarak mediko-sosyal daire başkanlığını kurdum.1990 yılında emekli oldum. Ardından rahmetli Dr. Talat Yüzbaşıoğlu ile birlikte Kızılay dispanserini ve kan merkezini kurduk. Aile planlaması ve üreme sağlığı projesini yürüttüm. Sonra da Selimbey’deki bahçeli yuvama çekildim.  Sabah namazıma kalkarım daha da yatmam. Ğıri (Hatmi), zeringadek, itburnu, kişmili gül, mellaki armut daha birçok yerli meyvenin olduğu dört dönüm bahçemle uğraşırım. Yazın kitabımı okur, örgü yaparım. Dostlarım, arkadaşlarım gelir sohbet eder yemek yeriz. Çarşıya haftada bir kere çıkar tandık esnafı dolaşırım. Babalarını tanıdığım esnaf gençleri ziyaret eder çaylarını içerim. Davet edildiğim sosyal kültürel etkinlilere katılırım. Genç üniversite öğrencileri araştırma için gelirler onlara yardımcı olmaya çalışırım. Saygınlık gören ülkesine aşık tutarlı duruşum için bir gayret sarf etmedim, aldığım terbiye icabı devlet millete borcunu ödemeye çalıştım. Benim doğal halim budur Musiki yönüm yok ama iyi bir dinleyiciyim. Van Türk Musiki Derneği ilk kurulduğu zaman Atatürk Kültür Merkezi bünyesinde bir oda vermişlerdi derneğimize. Şimdi vatandaş kızını akşam çalışmalarına pek göndermiyordu. Ben de teşvik olsun, ailelere güven versin diye giderdim.  Kekler, pastalar, poğaçalar götürerek lojistik destek sağlıyordum. Koronavirüs salgınından dolayı musiki çalışmalarımız aksadı maalesef. 

Kadınlara, genç kızlara ne gibi önerilerde bulunmak istersiniz?   

Bilgili kendini geliştiren bir kadın iyi anne, iyi eş, aynı zamanda vatanına milletine yararlı vatandaştır. Toplumu kadınlar şekillendiriyor. Kadın emeğinin olduğu elinin değdiği her yer gelişir güzelleşir. Kadınların öncelikle idealist olmaları, okumaları kendilerine güvenmeleri, kendilerini her anlamda geliştirmeleri, risk almaktan korkmamaları ve cesur olmaları gerekir. Kadınlar ekonomik, sosyal, kültürel ve sanat hayatının içinde olması lazım.  Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu konuda şöyle der: “Dünyada her şey kadının eseridir. Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.” Kadınlar eşlerine destek olsunla ama olmuyorlar.  Eşlerinin gerisinde duruyorlar.   Kadınlar gölgede kalmamalı eşlerine canla başla destek olmaları gerekir. Babalar kızlarını,  beyler de hanımlarını desteklemeli. 

 Çocuklarınız, torunlarınız sizi görmek, memleket özlemi gidermek üzere Van’a gelirler mi?   

Çocuklarım, torunlarım geliyorlar memleketlerinin havasını soluyup suyunu içip yemeğini yiyorlar. Bazen de arkadaşları eş dostlarıyla birlikte grup olarak geliyorlar. Ben çocuklarıma diyorum bak eğer siz buradan bir şey seviyorsanız gelin burada yiyin diyorum.

Soğuk ev yoğurdu, üstünde bir kaşık Van'ın meşhur gül reçeli rayihası, aroması ve albenisiyle orijinal bir ikram oldu. Elinize sağlık, teşekkür ederim.  Van mutfağıyla aranız nasıl, en sevdiğiniz Van yemeği hangisidir?   

Yaz günlerinde soğuk yoğurt üzerinde bir miktar Van’ın gül reçeli harika olur,  size de afiyet olsun. Van mutfağı gerçekten çok zengindir. Van yemeklerini orijinal tarifleriyle yaparım. Tuzlu balık, mercimekli bulgur pilavı kuru soğan, kavurmalı eşgili, sengeser ve Kürt köftesini çok severim. Misafirlerime Van çorbaları, yemekleri, pastaları, tatlıları ve içecekleri sunarım. Oğlum Kadir geldiği zaman Kürt köftesi mutlaka yaparım çok sever.   Van yemeklerini yapmayı gelinlerime de öğrettim, onlar da severek yapar ve yerler. Son dönemlerde yemeklerimiz de yozlaştırılmaya başlandı maalesef. Buna çok kızıyorum. Yemek tarifini, kahvaltıyı bilmeyenler sormak, öğrenmek yerine kendilerince uyduruyorlar ve sözde tanıtıyorlar. Yemek yapmak sanattır. Van’ın mutfak ve sofra kültürüne özen gösterilmeli.  Van’ın kent kimliğinin, kültürel yapısının erozyona uğramasına üzülüyorum. Göç bir olgudur ama göçle gelenler Van’ın kültürüne, tarihine sahip çıkmıyorlar. Ben de dışarıdan geldim ama benim memleketim artık Van ve kültürüdür. Van’da yaşayıp Denizli, Elazığ kültürünü dayatmam çok yanlış olur.   Kurumların, yöneticilerin duyarsızlığı yoz bir kültür oluşmasına imkan tanıyor. Van’daki yozlaşma ne Diyarbakır’da, ne Elazığ’da ne de başka bir şehirde var. Van’ı tüm değerleriyle birlikte korumak, sahiplenmek lazım.  

    

Allah gecinden versin;  “benden sonra şunu yapın, bunu edin” gibi vasiyetiniz oldu mu çocuklarınıza?   

Havası suyu insanları harika bir şehirdir Van. Van’ın en güzel günlerini gördüm, yaşadım.  Sonuçta hayat bir senaryodur, bu senaryoda herkese bir rol veriliyor, verilen rolü oynuyor ve sonra çekip gidiyorsunuz. Bir idealiniz varsa ve inandığınız ile yaşadığınız birbirini tutuyorsa mihenk taşı oluyorsunuz. Geride eserlerinizle, hizmetlerinizle ve insanlığınızla iz bırakmışsanız saygıyla anılıyorsunuz. Sıradan biriyseniz Allah rahmet eylesin diyorlar geçiyorlar. Van’a riyasız çıkarsız aşkla bağlı olan Dabbağoğlu ailesi geride eser ve iz bırakan ailelerdendir. Eser ve hizmetleriyle Dabbağoğlu ismi tarihteki yerini altın harflerle aldı. Vefat ettiğimde beni şuraya gömün diye bir vasiyetim olmadı. Bu nasip kısmet işidir. Mal ve mezarlık derdine çok düşmemek lazım. Ama nasip olursa Van Kalesi önündeki Eski Şehir Mezarlığı’nda eşim Tayyar Bey’in yanına gömülmek isterim. Çocuklara benden sonra bahçeyi koruyun, 180 yıllık bir ailenin geçmişi var burada, satarak toprağınızla bağınızı koparmayın dedim.  

 

Vansesi Gazetesi okurlarına, sizi seven ve tanıyanlara son olarak neler söylemek istersiniz?   

Van’a özveriyle emek vermiş, mücadele etmiş bu memleketin kıymetli insanları artık hak ettikleri değeri görmeleri gerekir.   Bu kentin çocuklarına ve gençlerine şehrin başarılı insanlar örnek rol model gösterilmelidir.  Maalesef öyle olmuyor. Bakıyorsunuz Van’da emeği, izi olmayan birilerinin ismi oraya buraya veriliyor. Bu riyakârlık, vefasızlık beni çok üzüyor.  Yeter artık, Vanlının öz yurdunda söz hakkı olmasını, hakkettiği değeri görmesini istiyorum. Seçilmişler ve atanmışlar isim verirken buna özen göstersinler lütfen.  Vanlı hemşehrilerimiz de memleketlerini şuurla sahiplenerek sevsinler, tanıtsınlar, korusunlar ve duyarlı olsunlar. Gittikleri hiçbir şehir Van’dan daha güzel daha huzurlu değil.  Yerlerini yurtlarını satarak Van ile tüm bağlarını koparmasınlar. Toprak satıldı mı insanın bağı kopar, sevgisi azalır. Hatıralarını ve büyüklerden duyduklarını gördüklerini yazsınlar. Güzel söyleyişi için size teşekkür ederim İkram Bey.   

Tayyar Bey ve 11’ler Vanlıların bir araya geldiklerinde neleri başarabileceklerinin canlı örneğidir. Başarıda eşi olarak sizin büyük emeğiniz var.  Kentimizin yakın tarihine, siyasi hafızasına sohbetimizle önemli not düştüğümüze inanıyorum. Bende size  teşekkür eder, sağlıklı uzun ömürler dilerim. 

 

 

Habere ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.