Çevik: Zulüm altındaki halkların özgürlüğü için vahdet şart
'Dünya Kudüs Günü' dolayısıyla Van Filistin'e Destek Platformu öncülüğünde gerçekleşen basın açıklamasında, zulüm altındaki mazlum halkların özgürlüğü için vahdetin şart olduğu dile getirildi.
Van’da Yukarı Nurşin Camii’nde kılınan Cuma namazı sonrası bir araya gelen platform üyeleri basın açıklamasında İsrail’i kınadı ve Filistin’e destek mesajları verdi.
Van Filistin’e Destek Platformu Dönem Sözcüsü Ahmet Faruk Çevik, Kudüs ve Mescid-i Aksa başta olmak üzere İslam aleminde zulüm altındaki halkların özgürlüğü için vahdetin şart olduğuna dikkat çekti.
Çevik, “Bu beldeleri elde etme adına, Siyonist yayılmacılığın küresel barışı nasıl bir uçuruma sürüklediğine dikkat çekmek ve İslam coğrafyasının dört bir yanında yakılan fitne ateşine karşı vahdeti haykırmak için toplanmış bulunmaktayız. Kudüs, yalnızca Filistin halkının değil, bütün Müslümanların ve bütün insanlığın ortak mirasıdır. Mescid-i Aksa ise Müslümanların ilk kıblesi ve mukaddes mabetlerinden biridir. Ancak bugün Kudüs, Mescid-i Aksa ve Gazze; Siyonist işgal rejiminin sistematik saldırıları ve yayılmacı politikaları altında ağır bir kuşatma yaşamaktadır. İsrail’in Gazze’de başlattığı ve bugün Lübnan’a, Suriye’ye, Yemen’e ve İran’a yaydığı çatışma süreci, asla bir "güvenlik" meselesi değildir. Bu, "Arz-ı Mev'ud" hezeyanıyla bölge ülkelerini zayıflatma, parçalama ve köleleştirme operasyonudur. Siyonist akıl, kendi güvenliğini komşu ülkelerin yıkımında aramakta, attığı her adımda dünya barışının altına dinamit döşemektedir. Bu saldırganlık, “İsrail’in güvenliği” bahanesi altında bütün bölgeyi dizayn etmeyi hedefleyen emperyal bir projeye dönüşmüş ve dünya barışını doğrudan tehdit eden bir boyuta ulaşmıştır. Şurası açıktır ki mesele sadece Filistin meselesi değildir. Asıl mesele İslam coğrafyasının tüm direniş hatlarını kırmayı hedeflemektedir” dedi.
Gazze, Lübnan, Suriye, Yemen ve son olarak İran’ın küresel şer odaklarının hedef tahtasına oturtulduğunu söyleyen Çevik, “Bugün Ortadoğu, modern dünyanın gözleri önünde sistematik bir yok etme operasyonuna sahne olmaktadır. Sadece sınırların değil, vicdanların da tarumar edildiği bu süreçte; Gazze ve Kudüs’e sahip olma adına Lübnan, Suriye, Yemen ve İran, küresel şer odaklarının hedef tahtasına oturtulmuştur. Müslümanların ilk kıblesi Kudüs, Siyonist işgalin pençesinde kimliksizleştirilmeye çalışılırken; İsrail’in başlattığı saldırılarla Gazze, tarihin en büyük toplu mezarlığına dönüştürülmüştür. Bu, sadece bir toprak kavgası değil, bir inancın ve halkın kökünü kazıma girişimidir. Gazze’de taş üstünde taş bırakmayan, Kudüs’ün mahremiyetini çiğneyen bu terör mekanizmasının lokomotifi olan Amerika ve İsrail ikilisinin bölgedeki yayılmacı emelleri, bölgedeki kaosun ana kaynağıdır. Suriye’de yıllardır süren ve milyonlarca insanı yerinden eden savaş, emperyalist güçlerin bölgeyi parçalama planlarının bir parçasıdır. Lübnan ise, İsrail’in pervasız hava saldırıları ve ekonomik ambargolarla dize getirilmeye çalışılmakta, bir halkın geleceği sistematik olarak çalınmaktadır. Yemen, Amerika destekli operasyonlar ve bitmek bilmeyen ambargolar nedeniyle yüzyılın en büyük insani dramını yaşamaktadır. Çocukların açlıktan öldüğü, salgın hastalıkların pençesinde kıvranan bir halk, küresel güçlerin bölgedeki hakimiyet savaşlarına kurban edilmektedir. Emperyalist güçler ve onların bölgedeki karakolu olan İsrail, bugün İran’ı doğrudan hedef alarak bölgesel bir savaşı tetiklemekten, bölgeyi topyekûn bir yangın yerine çevirmekten çekinmemektedir” ifadelerini kullandı.
Çevik, konuşmasının sonunda dünyada 3. dünya savaşı çıkma riskinin olduğunu belirterek, “Üçüncü Dünya Savaşı riskini her geçen gün daha gerçekçi bir tehdit haline getirmektedir. Ancak bu saldırganlığın arkasında yalnızca İsrail ve Amerika yoktur, İngiltere de vardır. Özellikle Amerika ve İngiltere’nin siyasi, diplomatik, lojistik ve askeri desteğiyle yürütülen bu süreç, Filistin’deki zulmün sürmesine zemin hazırlamaktadır. Tarih bize bir kez daha göstermiştir ki; "Küfür tek bir millettir." Bu şer ittifakının içinde Amerika ön plana çıksa da İsrail’in arkasındaki en büyük destekçilerden biri de tarih sahnesindeki "fitneci" rolünü yeniden üstlenmiş olan İngiltere’dir. Emperyalist güçler kendi aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakıp İslam coğrafyasına karşı birleşmişken, bugün Müslümanlara düşen kendi aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakmaları, ümmet bilincini yeniden güçlendirmeleri, mazlumların yanında güçlü bir duruş sergilemeleri, vahdet içinde hareket etmeleri ve bu küresel kuşatmaya karşı sarsılmaz bir kale inşa etmektir. Gazze’de dökülen kan ile Yemen’de açlıktan can veren çocuğun feryadı birdir. Gazze’nin okullarında bombalanan çocuklarla Tahran’ın okullarında bombalanan kız çocukları birdir” şeklinde sözlerini tamamladı.
Açıklamanın ardından Filistin, Gazze ve dünyadaki tüm masumlar için dua edildi.