Köşe Yazıları Haber Girişi: 12.04.2022 - 11:19, Güncelleme: 12.04.2022 - 11:19

ÇAĞDAŞLIK DİYE SÖYLENİRKEN

 

ÇAĞDAŞLIK DİYE SÖYLENİRKEN

Mustafa M. Atilla yazdı...
Kendime ara sıra suya sabuna, siyasete dokunmayayım diyorum veya göl kıyısındaki taşlık çakıllık alanda lepik taşlarını su yüzünde kaydırmak istemeyeyim diye kendimi yatıştırdığım zamanlar oluyor. Fakat her geçen zaman diliminde çoğalıp büyüyen arkaya yağlı kırbaç diyeceğim ayva ağacı çubuklarının da olmadığı bugünlerde çaresizce isabetinden emin olduğum canımın da acıdığı zihnimde reset atamadığım çok da önemsediğim mevzu. Zaman zaman dokun be kardeşim dediğim oluyor sonra vazgeçiyorum. Bana mı kalmış dediğimde oluyor, yine vazgeçiyorum. Belki bir kesim insanımızı üzerim diye kalemimi masaya bırakıyorum. Bu sabah uyandım ve şöyle dedim dokunacaktır. Okurların bir kısmı yüzünü ekşiteceklerdir. Olsun! Tekrar çıkardığım gözlüğümü takıp dokunursa dokunsun yanlışı doğru söylemek veya yanlışı doğruya yüklemek erdemsizlik değil mi diye söylenirken doğruya doğru demek, doğruyu doğru bir dille anlatmak er geç birçok manayı faziletle yoğurduğunun kararını verirken tercihimi yanlışları doğru ile yer değiştirebilecek zihinlerde iz bırakmaya kullandım. Bugün bir araya gelen Van insanı hep eski günleri konuşur halde! Neydi o günler diye başlanır daha sonra arkadaşlık, komşuluk, anılar derken o günleri yaşar gibi birbirimize anlatır sonra diğeri başlar yaşam tarzı, yemekler, kanallar, kehrizler, dolmuş ve kamyonla gidilen piknikler, Edremitler, iskeleler, bitmez tükenmez konular, mevzular. Bunlar unutulmaz değerler, kazanımlar. Yaşadığımız mutlu olduğumuz o yıllar Van’ın kurtuluşundan itibaren bu günlere çok iyi geldiğimizin kararında tüm insanımız hem fikir ayrıca bu zamanda yolculuk bitmeyecek gibi. Bizler bu zaman tünelinde beklerken küresel ekonomi devleri insanlık ve ülkeler üzerinde oynadıkları ve oynayacakları oyunların ince ayrıntılarını tasarlamaya hız verdikleri dönemin içinde bizleri oyalamaya çalışırken tünelin açılacağı ümidi ile bir kısım insan iyi Müslüman, cennet, cehennem, bir kısım insan çağdaşlık ve rahat yaşam profili çizerken bizleri dürtüp de uyandıracak olan sadece rabbimiz, O’da bizi mütemadiyen şimdilik depremlerle, virüslerle ikaz ediyor fakat bizler yaşamın sabah uykusunun ağırlığı ile ezana cevap vermediğimiz gibi hayatı kazaya bırakma gayreti ile nemelazımlık içinde yaşıyoruz. Bizlerden sizlerden kimi çok derin uyuyor kimi hafif, kimisi de sırt üstü bu uyku öyle bir uyku ki çalar saatler bile uyandıramıyor. Derin uyuyan ağır meşrep insanlar şehrimizin karakter zenginliğinden nasip alamamış, doğruluktan pay koparamamış mal biriktirme sevdasının arkasında uzun insan kuyrukları oluşturmuş gibi dururken hafif uyku modunda yıllarını tamamlayanlar gösterişe azami önem göstererek çılgınlığın boyutlarını yoklar halde sırt üstü yatanlar gibi her zaman sel gelip kütük getirecek diye ileriyi, gençleri, çocukları ve nesilleri düşünmeden aşık atacak bayramları bekler haldeler. Dokun be kardeşim dedim ya işte asıl canımı acıtan içimi sızlatan hiç kimsenin özel yaşamına, yaşam tarzına karışmadan kendimce keşke yaşlı nüfus sonuçlu aile birliğinde istense de geri gelinmeyecek yalnızlık kışını bahara çevirecek bir annenin on çocuğa baktığı on çocuğun bir anneye bakamadığı aile içi eğitimin sokakta trend yaptığı birbiriyle yarışırcasına vücutlarına yaptırdıkları dövme, erkeklerde kadınlaşmaya giden saç topuzu, küpe, parmak arası terlik, kadın ve kızlarda göbek teşhiri ile başlayan yeni dünya düzenini batı baharı gibi görmeyip mücadeleyi çağdaşlık adına ailede başlatmayı ne kadar isterdim. Antalya ve Alanya başta olmak üzere güzel ülkemizin her köşesine bilhassa Avrupa’dan çocuğunu adeta kaçırıp, kurtarıp gelen, yerleşen on binlerce ailenin varlığı, konuştuğunuz zaman yüzlerindeki mutluluğun kaynağının çocuklarını kurda kuşa yem etmedikleri çıkıyor. Vakti ve nakdi bu gibi yanlışlarımızı düzeltmede kullanmayı oto yola çıkışta son rampa olarak görüyor dikkatleri toplamayı görev addediyorum.  
Mustafa M. Atilla yazdı...

Kendime ara sıra suya sabuna, siyasete dokunmayayım diyorum veya göl kıyısındaki taşlık çakıllık alanda lepik taşlarını su yüzünde kaydırmak istemeyeyim diye kendimi yatıştırdığım zamanlar oluyor. Fakat her geçen zaman diliminde çoğalıp büyüyen arkaya yağlı kırbaç diyeceğim ayva ağacı çubuklarının da olmadığı bugünlerde çaresizce isabetinden emin olduğum canımın da acıdığı zihnimde reset atamadığım çok da önemsediğim mevzu.

Zaman zaman dokun be kardeşim dediğim oluyor sonra vazgeçiyorum. Bana mı kalmış dediğimde oluyor, yine vazgeçiyorum. Belki bir kesim insanımızı üzerim diye kalemimi masaya bırakıyorum. Bu sabah uyandım ve şöyle dedim dokunacaktır. Okurların bir kısmı yüzünü ekşiteceklerdir. Olsun! Tekrar çıkardığım gözlüğümü takıp dokunursa dokunsun yanlışı doğru söylemek veya yanlışı doğruya yüklemek erdemsizlik değil mi diye söylenirken doğruya doğru demek, doğruyu doğru bir dille anlatmak er geç birçok manayı faziletle yoğurduğunun kararını verirken tercihimi yanlışları doğru ile yer değiştirebilecek zihinlerde iz bırakmaya kullandım.

Bugün bir araya gelen Van insanı hep eski günleri konuşur halde! Neydi o günler diye başlanır daha sonra arkadaşlık, komşuluk, anılar derken o günleri yaşar gibi birbirimize anlatır sonra diğeri başlar yaşam tarzı, yemekler, kanallar, kehrizler, dolmuş ve kamyonla gidilen piknikler, Edremitler, iskeleler, bitmez tükenmez konular, mevzular. Bunlar unutulmaz değerler, kazanımlar. Yaşadığımız mutlu olduğumuz o yıllar Van’ın kurtuluşundan itibaren bu günlere çok iyi geldiğimizin kararında tüm insanımız hem fikir ayrıca bu zamanda yolculuk bitmeyecek gibi.

Bizler bu zaman tünelinde beklerken küresel ekonomi devleri insanlık ve ülkeler üzerinde oynadıkları ve oynayacakları oyunların ince ayrıntılarını tasarlamaya hız verdikleri dönemin içinde bizleri oyalamaya çalışırken tünelin açılacağı ümidi ile bir kısım insan iyi Müslüman, cennet, cehennem, bir kısım insan çağdaşlık ve rahat yaşam profili çizerken bizleri dürtüp de uyandıracak olan sadece rabbimiz, O’da bizi mütemadiyen şimdilik depremlerle, virüslerle ikaz ediyor fakat bizler yaşamın sabah uykusunun ağırlığı ile ezana cevap vermediğimiz gibi hayatı kazaya bırakma gayreti ile nemelazımlık içinde yaşıyoruz.

Bizlerden sizlerden kimi çok derin uyuyor kimi hafif, kimisi de sırt üstü bu uyku öyle bir uyku ki çalar saatler bile uyandıramıyor. Derin uyuyan ağır meşrep insanlar şehrimizin karakter zenginliğinden nasip alamamış, doğruluktan pay koparamamış mal biriktirme sevdasının arkasında uzun insan kuyrukları oluşturmuş gibi dururken hafif uyku modunda yıllarını tamamlayanlar gösterişe azami önem göstererek çılgınlığın boyutlarını yoklar halde sırt üstü yatanlar gibi her zaman sel gelip kütük getirecek diye ileriyi, gençleri, çocukları ve nesilleri düşünmeden aşık atacak bayramları bekler haldeler.

Dokun be kardeşim dedim ya işte asıl canımı acıtan içimi sızlatan hiç kimsenin özel yaşamına, yaşam tarzına karışmadan kendimce keşke yaşlı nüfus sonuçlu aile birliğinde istense de geri gelinmeyecek yalnızlık kışını bahara çevirecek bir annenin on çocuğa baktığı on çocuğun bir anneye bakamadığı aile içi eğitimin sokakta trend yaptığı birbiriyle yarışırcasına vücutlarına yaptırdıkları dövme, erkeklerde kadınlaşmaya giden saç topuzu, küpe, parmak arası terlik, kadın ve kızlarda göbek teşhiri ile başlayan yeni dünya düzenini batı baharı gibi görmeyip mücadeleyi çağdaşlık adına ailede başlatmayı ne kadar isterdim.

Antalya ve Alanya başta olmak üzere güzel ülkemizin her köşesine bilhassa Avrupa’dan çocuğunu adeta kaçırıp, kurtarıp gelen, yerleşen on binlerce ailenin varlığı, konuştuğunuz zaman yüzlerindeki mutluluğun kaynağının çocuklarını kurda kuşa yem etmedikleri çıkıyor. Vakti ve nakdi bu gibi yanlışlarımızı düzeltmede kullanmayı oto yola çıkışta son rampa olarak görüyor dikkatleri toplamayı görev addediyorum.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (3 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yunus TÜRKOĞLU
(12.04.2022 12:55 - #72834)
Sayin Mustafa ATILLA kardesim, İçinde bulunduğumuz durumu çok net çizgilerle ufade etmissinizi. Bu konulara deginmeniz yerinde, güzel ve anlamli olmuştur. Gonlünüze kaleminize sağlık.Üstün başarılar dilerim.Selamlar...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Yaşar
(12.04.2022 14:38 - #72835)
Tebrikler günümüzün anlamını belirtenok güzel bir yazı olmuş
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Yaşar
(12.04.2022 14:38 - #72836)
Tebrikler günümüzün anlamını belirtenok güzel bir yazı olmuş
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.