BURSA'DA BİR VAN- İ MEHMET EFENDİ

Erdal Şahin yazdı...

Bursa’nın şirin ilçesi Kestel, e ilk gittiğimde vakit bir akşamüstüydü. Metrodan inip bu ilçede ikamet eden amcamların evine doğru yürürken bilmediğim yabancısı olduğum sokaklardan geçiyordum. Fazla da uzun sürmeyen bir yürüyüşün ardından ilçenin tam ortasında bulunan büyükçe bir meydana çıkmıştı yolumuz. Kardeşim buranın Kestel Meydanı olduğunu söylemişti. Meydanın etrafında kamu kurum kuruluşları dükkânlar mağazalar ve asırlık çınar ağaçlarının içerisinde bulunduğu şirin çay bahçeleri vardı. Konumuyla bu meydan ilçenin adeta kalbinin attığı bir yerdi. Bütün bu özelliklerinden ziyade bu meydanın tam ortasında bulunan ve tarihi bir yapı olduğu anlaşılan küçük şirin bir cami dikkatimi çekmişti. Zira etrafı çevrili caminin bahçesinde birkaç kabir vardı bu kabirlerden buranın tarihi bir cami olduğunu çıkarmıştım. Ve burayı sorduğumda bura ile ilgili bana anlatılanlar dikkat çekiciydi ve özellikle caminin ismini duyduğumda buraya dair merakım daha çok artmıştı. Bu caminin isminin Van-i Mehmet Camisi olduğu ve bu ilçedeki büyük bir mahallenin isminin de Van-i Mehmet isminde olduğu bana söylendiğinde bu isme karşı merakım biraz daha artmıştı. Sonradan araştırdığımda İstanbul boğaz içinde bir semtin isminin de Van-i köy olarak ismini bu zattan aldığını öğrendim. Bu zatın türbesi kabri bu küçük caminin içinde olduğunu öğrendiğimde özellikle ziyaret etmek istedim ancak gece olduğundan burası kapalıydı. Sabah mutlaka gelip araştırmalı ziyaret etmeliyim deyip buradan ayrıldım. Bir sonraki gün doğrudan bu meydana gelip bu küçük cami ve içindeki türbe ve ismini bu camiye veren şahsı araştırmaya başladım.

İlmin insanı nasılda yüceltildiğinin ölümsüzleştirdiğinin somut bir örneğidir. Van-i Mehmedin hayatı. Van’ın ücra bir köşesinde doğmuş büyümüş biri belki o durumda onunla birlikte yaşayan insanların hiçbirini şimdi kimse bilmez tanımaz adlarını bile anmazken Van-i Mehmet ilim yoluna girmiş bir insan olduğu için ona sarıldığı için ilim onu yüceltmiş ve hala insanlar onu bilmeye tanımaya devam ediyor. O sahip olduğu ilim bilgi ve birikim sayesinde Osmanlı sarayına girmiş padişaha yakın olmuş hatta hünkâr şeyhi olarak nam salmış ve İstanbul’un önemli camilerinden yeni camide ilk kürsü vaizi olarak da görev yapmış, sefere çıkan orduyla birlikte seferlere çıkmış ve pek çok önemli görevler icra etmiş bir kişi.

 Şimdi kaynaklarda geçtiği kadarıyla Van-i Mehmet efendinin kısa bir biyografisine bakalım. Van -i Mehmet Efendi 4. Mehmet zamanında hünkâr şeyhi sanıyla sarayda büyük nüfuz kazanan bir din ve devlet adamıdır. Peygamber efendimiz soyundan geldiği ve Seyyid olduğu söylenir. Aslen Van’ın Hoşap Güzelsu kasabasındandır. Van-i denmesinin sebebi Vanlı olmasından ileri gelir. Boğaz içindeki Van-i Köy semti de adını Van-i Mehmet efendiden almıştır.

Van-i Mehmet Efendi ilk eğitimini Van’da gördü, doğunun belli başlı ilim merkezlerini dolaştı ilim tahsil etti. Gence, Karabağ ve Tebriz gibi bazı beldelerde ilim tahsil etti, daha çok tefsir hadis ve tarih dalları üzerine çalışan edebiyat ve belagatte yükselen Mehmet efendi daha sonra Erzurum’a yerleşti.

Bilgisi ve hitabetiyle herkesi ve bilhassa o dönemin Erzurum beylerbeyi köprülü zade Fazıl Ahmet Paşanın hayranlığını kazandı. Fazıl Ahmet Paşa İstanbul’a çağırılıp sadrazam tayin edildikten sonra Van-i Mehmet efendiyi İstanbul’a davet etti ve padişah sultan dördüncü Mehmet’e tanıttı.

Saraya giren Van-i Mehmet Efendi padişah tarafından çok sevildi. Ve Van-i Mehmet efendinin namı İstanbul'da da duyulmaya başladı. Padişah tarafından çok sevilen Van-i Mehmet Efendi sarayda padişaha vaaz ederdi. Daha sonra ikinci Mustafa hanında hocası oldu.

Padişah hocası yani hünkâr şeyhi olan Van-i Mehmet Efendi İstanbul Yeni camide ilk kürsü vaizi oldu, kürsü vaizi olarak büyük şöhret kazandı. Ve bu sebeple şeyh diye anıldı. Burada şeyh unvanı tarikat büyüğü anlamında değil âlim üstat anlamındadır. Yüksek ikbalinin sağladığı imkânlarla hayır ve bayındırlık eserleri yaptırmaktan geri kalmamıştır. İstanbul da Van-i köyde ve Bursa Kestel’de birer cami yaptırmıştır. Pek çok talebe yetiştiren Van-i Mehmet Efendi birçok eser de kaleme almıştır. Van-i Mehmet Efendi Medine kadılığı görevinde iken Sıhhai cevheri adlı lügati Türkçeye çevirmiştir. İmkân ve gayretiyle Kestel’de adına izafeten Van-i Mehmet cami şerifi 1 hamam 1 büyük han 6 dükkân ve bahçeli olarak büyük aş evi yedi hücreli ilim zaviyesi meydana getirmiştir. Padişah sultan İbrahim tarafından Kestel, susığırlık, ada köy, kazıklı ve beş köy ile Yenişehir, Koyunhisar, İnegöl ve Bengi köylerini dağları tepeleri meraları ormanları ve suları ile hicri 1081 senesinde temlik etmiştir, yani kendisine verilmiştir hibe edilmiştir.

1682 yılında sadrazam Merzifonlu kara Mustafa Paşa viyandaki haçlı orduları karşısında yenildiğinde Van-i Mehmet Efendi ordu şeyhi idi, ordu Viyana seferinden İstanbul’a döndüğünde Mehmet efendi padişahın kendisine verdiği Bursa yakınlarındaki Kestel köyündeki çiftliğine çekildi ve vefatına kadar burada yaşadı. Osmanlı devlet kademelerinde önemli görevler icra eden ve meşhur olan Mehmet Efendi 10 Ekim 1685 h.1096 tarihinde Bursa da Kestel köyünde vefat etti ve burada yaptırdığı caminin girişine defnedildi. Halen türbesinin de içerisinde bulunduğu cami dimdik ayakta ve Kestel ilçesinin en merkezi yeri olan Kestel meydanında bulunmakta, hergün yüzlerce insanın ziyaretine uğranmakta.

Bakmadan Geçme