Bilgisel: Enflasyon milletin huzurunu ve ahlakını bozan düşmandır
Eray Bilgisel, yaptığı kapsamlı açıklamada enflasyonun yalnızca ekonomik bir problem olmadığını, aynı zamanda toplumsal yapıyı ve ahlaki değerleri tehdit eden ciddi bir kriz haline geldiğini söyledi.
DEVA Partisi’nin ekonomi politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bilgisel, yüksek enflasyonun toplumun her kesimini etkileyen çok boyutlu bir yıkım oluşturduğunu ifade etti.
Bilgisel açıklamasında, ekonomik istikrarsızlığın sadece fiyat artışlarıyla sınırlı olmadığını belirterek, “Enflasyonun sadece ekonomik değil, toplumsal ahlakı ve güveni bozan en büyük sorunlardan biridir. Enflasyon, borçluyu ve alacaklıyı karşı karşıya getirir, ahlakı bozar ve toplumsal huzuru temelinden sarsarak ahlaki ve sosyal yozlaşmaya zemin hazırlar” dedi.
“Yüksek Enflasyon Güveni ve Adalet Duygusunu Zedeliyor”
Enflasyonun toplum üzerindeki etkilerini değerlendiren Bilgisel, yüksek fiyat artışlarının bireylerin geleceğe olan güvenini sarstığını kaydetti. İnsanların ekonomik belirsizlik nedeniyle uzun vadeli plan yapamaz hale geldiğini, adalet duygusunun da ciddi şekilde yara aldığını ifade etti.
Bilgisel açıklamasında şu ifadelere yer verdi;
“Yüksek enflasyon ortamında insanlar geleceğe güven duyamaz, adalet duygusu zedelenir. Toplumun temel değerlerini içten içe bozarak çeteleşme, tefecilik ve sahtekarlık gibi sorunları artırır. Halkın günlük yaşamını ve alım gücünü doğrudan vuran en büyük sorun haline gelir.”
“Enflasyon Sosyal İlişkileri ve Psikolojik Sağlığı da Etkiliyor”
Açıklamasında ekonomik sorunların yalnızca maddi kayıplara yol açmadığını belirten Bilgisel, sosyal ilişkilerin de bu süreçten olumsuz etkilendiğini dile getirdi. Geçim sıkıntısının aile içi huzursuzlukları artırdığını, bireylerin psikolojik olarak yıprandığını söyledi.
“Ekonomik huzursuzluk, aile içi ilişkilere ve bireylerin psikolojik sağlığına zarar verir. Gelir dağılımında ciddi uçurumlar yaratır” diyen Bilgisel, enflasyonun toplumda yalnızlaşma ve umutsuzluk hissini artırdığına dikkat çekti.
“Enflasyon Sessiz Bir Servet Transferidir”
Bilgisel, enflasyonun özellikle sabit gelirli vatandaşlar üzerinde büyük bir baskı oluşturduğunu belirterek, bunun toplumdaki gelir dağılımını daha da bozduğunu söyledi.
“Enflasyon, genellikle sabit gelirli kesimden zengin kesime servet transferi olarak adlandırılır” diyen Bilgisel, maaş ve ücretlerin fiyat artışlarının gerisinde kaldığını, bunun da vatandaşın alım gücünü her geçen gün düşürdüğünü ifade etti.
Bilgisel açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi:
“Alım gücü kaybı nedeniyle bireylerin reel geliri düşüyor. Aynı miktar parayla her ay daha az ürün alınabiliyor. Tasarrufu olan ve varlık sahibi kesim enflasyona karşı korunurken, birikimi olmayan dar gelirli vatandaşlar artan yaşam maliyetleri altında yoksullaşıyor.”
“Toplumsal Barış ve Güven Ortamı Zarar Görüyor”
Enflasyonun sosyal maliyetlerinin ekonomik maliyetlerden daha ağır olduğunu vurgulayan Bilgisel, toplumdaki güven ortamının ciddi biçimde zarar gördüğünü belirtti.
“İnsanlar arasında aldatılma duygusu yaygınlaşıyor. Sürekli değişen fiyatlar, satıcı ile alıcı arasındaki güveni zedeliyor. Bu durum toplumsal gerginliği artırıyor”, ekonomik krizlerin aile içi ilişkilerde de sorunlara yol açtığını ifade etti.
Geçim sıkıntısının bazı durumlarda suç oranlarını artırabileceğini de kaydeden Bilgisel, temel ihtiyaçlara erişimin zorlaşmasının toplumsal huzuru tehdit ettiğini söyledi.
“Gençler Geleceğe Umutla Bakamıyor”
Ekonomik belirsizliğin özellikle gençler üzerinde derin etkiler bıraktığını, gençlerin çalışarak birikim yapamayacaklarına inanmaya başladığını belirtti.
“Fiyatların öngörülemediği bir ortamda bireyler evlilik, çocuk sahibi olma ve eğitim gibi uzun vadeli planlar yapamıyor. Yaşam standartlarının düşmesiyle insanlar sosyal hayattan uzaklaşıyor. Özellikle genç kesimde, çalışarak bir varlık sahibi olamayacağı düşüncesi geleceğe dair umutları tüketiyor” dedi.
“Yatırım ve Üretim de Büyük Darbe Alıyor”
Bilgisel, yüksek enflasyon ortamında yatırımcıların uzun vadeli üretim yerine kısa vadeli kazançlara yöneldiğini söyledi. Belirsizliğin ekonominin temel dinamiklerini bozduğunu, bunun işsizliği ve iflasları artırabileceğini dile getirdi.
“Sermaye sahipleri üretim ve istihdam yaratacak yatırımlar yerine hızlı getiri sağlayan araçlara yöneliyor. Fiyatlama yapılamayan bir ortamda firmalar ayakta kalmakta zorlanıyor. Bu da iflaslara ve işsizliğin artmasına yol açabiliyor” ifadelerini kullandı.
“200 Liralık Banknotun Alım Gücü Eriyor”
Enflasyonun somut etkilerine de değinen Bilgisel, 2009 yılında tedavüle çıkan 200 liralık banknotun yıllar içerisindeki değer kaybına dikkat çekti.
Bilgisel, “2009 yılında tedavüle giren en büyük banknot olan 200 liranın, Şubat 2025 itibarıyla aynı satın alma gücüne sahip olabilmesi için bugün yaklaşık 5 bin liralık bir banknota denk gelmesi gerektiği uzmanlarca ifade edilmektedir” dedi.
DEVA Partisi Ekonomi Eylem Planı
Açıklamalarda bulunan Bilgisel, fiyat istikrarının sağlanabilmesi için güçlü ve bağımsız kurumlara ihtiyaç olduğunu belirtti. Parti olarak 90 ve 360 günlük ekonomi eylem planlarını kamuoyuyla paylaştıklarını ifade eden Bilgisel, öncelikli hedeflerinin kurumsal yapıyı yeniden inşa etmek olduğunu söyledi.
Bilgisel’in açıklamalarına göre DEVA Partisi’nin ekonomi planında şu başlıklar yer aldı:
Uzun vadeli strateji, planlama ve koordinasyondan sorumlu yeni bir kurumsal yapı oluşturulacak.
Türkiye Varlık Fonu kapatılacak.
Hazine ve Maliye Bakanlığı iki ayrı yapıya dönüştürülecek.
TÜİK tam bağımsız hale getirilecek.
TÜİK verileri akademisyen ve uzmanlardan oluşan bağımsız komisyonlar tarafından düzenli olarak denetlenecek.
Düzenleyici ve denetleyici kurumlar tam bağımsız hale getirilecek.
Kamuda üst düzey atamalar liyakat esasına göre yapılacak.
Merkez Bankası ve TÜİK gibi kurumlara yapılacak atamalar TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kamuya açık şekilde değerlendirilecek.
Ekonomi yönetiminde koordinasyon güçlendirilecek.
TCMB ve BDDK başta olmak üzere finans kurumları arasındaki iş birliği artırılacak.
Finansal İstikrar Komitesi güçlendirilecek.
Fiyat İstikrarı Komitesi kaldırılacak.
Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki politika kurulları ve ofisler kapatılacak.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nun kurumsal kapasitesi artırılacak.
TBMM bünyesinde Kesin Hesap Komisyonu kurulacak.
Sayıştay denetimlerinin kapsamı genişletilecek.
“Ekonomik Güven Yeniden İnşa Edilecek”
Bilgisel, açıklamasının sonunda ekonomik güvenin yeniden sağlanabilmesi için şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız kurumların önemine dikkat çekti.
Türkiye’de fiyat istikrarının sağlanmasının yalnızca ekonomik değil, toplumsal huzurun korunması açısından da hayati önem taşıdığını belirten Bilgisel, “Enflasyon sadece rakamlardan ibaret teknik bir ekonomik terim değildir. Toplumun her katmanında sosyal ve psikolojik yaralar açan çok boyutlu bir süreçtir” ifadelerini kullandı.
Bilgisel, güçlü kurumlar, liyakat esaslı yönetim anlayışı ve bağımsız ekonomi politikalarıyla Türkiye’nin yeniden ekonomik istikrara kavuşabileceğini savundu.