Köşe Yazıları Haber Girişi: 12.05.2022 - 10:36, Güncelleme: 12.05.2022 - 10:36

BİLGE İLE ÇOCUKLARI SOBELEDİK

 

BİLGE İLE ÇOCUKLARI SOBELEDİK

Mustafa M. Atilla yazdı...
Bir rastlantı sonucu çokta kitap okuyasım olmadığı, sadece bakınmak için girdiğim alışveriş merkezinin kitap reyonunda elime aldığım kitabın önsözüne bakınırken gözüme kısa hikayelerden oluşan kitabın orta sayfalarından birinde ‘’HUZURU ARIYORUM’’ başlıklı yazıyı görünce dikkatimi ona yoğunlaştırdım, okumaya başladım. Aklıma huzurlu olmayla ilgili değişik senaryolar geldi fakat galiba tutturamamıştım. Bazı yazarlar yaşanmış hayat hikayelerini belki kendileri belki çevresindeki insanlardan veya bulundukları ortamlar dan, etrafta konuşulanlardan bir çıkarım yaparak yazabilirler. Bu yazılanlar kulaktan kulağa yazıdan yazıya geçebilir veya makalelere bile konu olabilir bu aktarımlarda hiçbir sakınca olmadığını düşünen biriyim. Her şeyi kendimiz yaşayacak yaşadığımızı yazacak değiliz elbet. Bu kısa hikaye den neden bahsetmek istedim, çünkü bana yaşamım içindeki olayları, sorunların çözümünde aklın kullanılmasının ne kadar önemli ve kazançlı olduğunu hafızamın bir kenarına kazımama vesile oldu. Hikaye şöyle; Yaşlı bir bilge emekliye ayrılır ve lisenin yakınından bir yerde ev alır. Emekliliğinin bir kısmını huzurlu geçirir. Daha sonra ders yılı başlar okulun açılmasından birkaç gün sonrası okuldan çıkan üç delikanlı öğrenci, ders bitiminin verdiği neşe ile evlerine giderken her çöp bidonuna tekmeler atıyor ve gürültü çıkarıyorlarmış bu çekilmez tutum bilgeye bir önlem alması için çözüm üretmesi gerektiğini fısıldıyormuş. Ertesi gün çocuklar gürültü ile yaklaşırken kapısının önüne çıkar onları durdurur ve şunları söyler çok akıllı ve neşeli çocuklarsınız bu neşenizi sürdürmenizi istiyorum, bende gençlik yıllarımda sizin gibiydim bana gençlik yıllarımı hatırlatıyorsunuz. Bana bir iyilik yapar mısınız? Eğer her gün buradan geçer, gürültü yaparsanız her birinize her gün 1 dolar veririm. Çocukların çok hoşuna gider, kabul ederler birkaç gün 1 dolar karşılığında gürültü yapıp çöp bidonunu tekmelemeyi sürdürürler ertesi gün bilge yine çocukların önlerine çıkar ve şöyle der. Çocuklar enflasyon beni de çok etkiledi onun için size bundan böyle 50 sent verebileceğim, bizimkiler pek hoşlanmazlar; fakat teklif tekliftir der yaparlar gürültüyü. Aradan birkaç gün daha geçer yaşlı adam yine karşılar onlarla ‘’Bakın’’ der henüz maaşımı alamadım bu yüzden size günde sadece 25 sent verebilirim tamam mı der. Öyle şey olur mu der liderleri 25 sent için zamanımızı bu iş için harcayacağımızı zannediyorsanız yanılıyorsunuz olanaksız bayım, biz işi bırakıyoruz. Her geçişte para almadıkları için ne gürültü nede bidona tekme atma olmadığından emekliliğinin kalan kısmını huzur içinde geçirmiş. Ben bu hikayeyi okuduktan sonra bazı zamanlar sorunlarla başa çıkma yönteminin yolu kaba kuvvet, bazı durumlarda kolluk kuvvetleri veya güç kullanma değil de aklın yaratıcılığını kullanmanın sorunların büyümeden, belki de daha başında iken iyi sonuçlar vereceğini düşünüyorum. Bu çıkarımla tereyağından kıl çeker gibi bu yolla çözüme kavuşturduğum hikayemi belki zihinlerde kalır düşüncesi ile yazıyorum. Sokak kapısının dışına, yol kenarına hem gelen geçen hem de kurt kuş ve de kalırsa bizimde toplayacağımız karadut ağacı diktim. Daha önce ağaç küçük olduğu ve fazla meyve vermediği için dikkat çekmemiş olabilir ki sorun çıkmamıştı. Geçen sene ağaç gelişti, büyüdü hem de meyveyi bereketle döktü. Gelen geçen topluyor, mahallenin çocukları ağacın üstünden inmiyorlar adeta. Bereket olacak ki bir yandan yeniyor ve toplanıyor bir yandan da ağaç gün gün dal gözlerinden dut döküyordu. Eşimin dut reçelini sevdiğini bildiğim için reçel yapmak için dutu ne zaman ne kadar ve en önemlisi mahalle çocuklarından nasıl bir müddet korur da biriktirip yaparız diye düşünürken bizim bilgenin yöntemine benzer bir fikirle sorunu sobeledim. Su pompasına sarı gıda boyasını koyduktan sonra eklediğim suyu sığırcıklar gibi duta saldıran çocukların gelmesine yakın, kapı kenarında beklerken seslerin gittikçe çoğaldığı, yaklaştıkları hissi ile ağacın yanına çıktım ve ilaçlama yapıyor izlenimi oluşturma fikri tutmuştu ki çocuklar amca biz dut yemeye gelmiştik dediler. Elbette yemelerini canı gönülden istiyordum fakat karadut reçelinin tadına da doyum olmaz düşüncesi ile çocuklara 5 günlük dut yemeye ara verdirtmiştim artık. Çocuklar bu günden itibaren 5 günlük etkisi geçinceye kadar koparıp yememelisiniz derken biraz ayrılık üzmüştü ama olsun dediler günleri sayıp gittiler. 5 gün toplanmadığı için biriken olgunlaşmış dutları çocuklardan esirgeme hissi doğsa da içime bilgenin taktiğinin bir benzeri işe yaradığı için reçel ufuktaydı artık. Sonuç: Bu gibi veya aile içi ilişkiler de, Komşuluk ilişkilerin de, okullar da vs. Çözüm gerektiren olaylara ve sorunlara basit gibi görünse de çözümü ayrıntı da saklı fikirlerle yaklaşımımız belki her zaman böyle olmayabilir, zaman zaman kızgınlıklarında yaşandığı anlar gerçekleşebilir o nedenle sakin olmanın durgunluğunda işi akıllıca çözebildiğimiz her şeyin yönü her zaman dediğim gibi aydınlık olacaktır.
Mustafa M. Atilla yazdı...

Bir rastlantı sonucu çokta kitap okuyasım olmadığı, sadece bakınmak için girdiğim alışveriş merkezinin kitap reyonunda elime aldığım kitabın önsözüne bakınırken gözüme kısa hikayelerden oluşan kitabın orta sayfalarından birinde ‘’HUZURU ARIYORUM’’ başlıklı yazıyı görünce dikkatimi ona yoğunlaştırdım, okumaya başladım. Aklıma huzurlu olmayla ilgili değişik senaryolar geldi fakat galiba tutturamamıştım. Bazı yazarlar yaşanmış hayat hikayelerini belki kendileri belki çevresindeki insanlardan veya bulundukları ortamlar dan, etrafta konuşulanlardan bir çıkarım yaparak yazabilirler.

Bu yazılanlar kulaktan kulağa yazıdan yazıya geçebilir veya makalelere bile konu olabilir bu aktarımlarda hiçbir sakınca olmadığını düşünen biriyim. Her şeyi kendimiz yaşayacak yaşadığımızı yazacak değiliz elbet.

Bu kısa hikaye den neden bahsetmek istedim, çünkü bana yaşamım içindeki olayları, sorunların çözümünde aklın kullanılmasının ne kadar önemli ve kazançlı olduğunu hafızamın bir kenarına kazımama vesile oldu.

Hikaye şöyle;

Yaşlı bir bilge emekliye ayrılır ve lisenin yakınından bir yerde ev alır. Emekliliğinin bir kısmını huzurlu geçirir. Daha sonra ders yılı başlar okulun açılmasından birkaç gün sonrası okuldan çıkan üç delikanlı öğrenci, ders bitiminin verdiği neşe ile evlerine giderken her çöp bidonuna tekmeler atıyor ve gürültü çıkarıyorlarmış bu çekilmez tutum bilgeye bir önlem alması için çözüm üretmesi gerektiğini fısıldıyormuş. Ertesi gün çocuklar gürültü ile yaklaşırken kapısının önüne çıkar onları durdurur ve şunları söyler çok akıllı ve neşeli çocuklarsınız bu neşenizi sürdürmenizi istiyorum, bende gençlik yıllarımda sizin gibiydim bana gençlik yıllarımı hatırlatıyorsunuz. Bana bir iyilik yapar mısınız? Eğer her gün buradan geçer, gürültü yaparsanız her birinize her gün 1 dolar veririm. Çocukların çok hoşuna gider, kabul ederler birkaç gün 1 dolar karşılığında gürültü yapıp çöp bidonunu tekmelemeyi sürdürürler ertesi gün bilge yine çocukların önlerine çıkar ve şöyle der. Çocuklar enflasyon beni de çok etkiledi onun için size bundan böyle 50 sent verebileceğim, bizimkiler pek hoşlanmazlar; fakat teklif tekliftir der yaparlar gürültüyü.

Aradan birkaç gün daha geçer yaşlı adam yine karşılar onlarla ‘’Bakın’’ der henüz maaşımı alamadım bu yüzden size günde sadece 25 sent verebilirim tamam mı der. Öyle şey olur mu der liderleri 25 sent için zamanımızı bu iş için harcayacağımızı zannediyorsanız yanılıyorsunuz olanaksız bayım, biz işi bırakıyoruz. Her geçişte para almadıkları için ne gürültü nede bidona tekme atma olmadığından emekliliğinin kalan kısmını huzur içinde geçirmiş.

Ben bu hikayeyi okuduktan sonra bazı zamanlar sorunlarla başa çıkma yönteminin yolu kaba kuvvet, bazı durumlarda kolluk kuvvetleri veya güç kullanma değil de aklın yaratıcılığını kullanmanın sorunların büyümeden, belki de daha başında iken iyi sonuçlar vereceğini düşünüyorum. Bu çıkarımla tereyağından kıl çeker gibi bu yolla çözüme kavuşturduğum hikayemi belki zihinlerde kalır düşüncesi ile yazıyorum.

Sokak kapısının dışına, yol kenarına hem gelen geçen hem de kurt kuş ve de kalırsa bizimde toplayacağımız karadut ağacı diktim. Daha önce ağaç küçük olduğu ve fazla meyve vermediği için dikkat çekmemiş olabilir ki sorun çıkmamıştı. Geçen sene ağaç gelişti, büyüdü hem de meyveyi bereketle döktü. Gelen geçen topluyor, mahallenin çocukları ağacın üstünden inmiyorlar adeta.

Bereket olacak ki bir yandan yeniyor ve toplanıyor bir yandan da ağaç gün gün dal gözlerinden dut döküyordu. Eşimin dut reçelini sevdiğini bildiğim için reçel yapmak için dutu ne zaman ne kadar ve en önemlisi mahalle çocuklarından nasıl bir müddet korur da biriktirip yaparız diye düşünürken bizim bilgenin yöntemine benzer bir fikirle sorunu sobeledim.

Su pompasına sarı gıda boyasını koyduktan sonra eklediğim suyu sığırcıklar gibi duta saldıran çocukların gelmesine yakın, kapı kenarında beklerken seslerin gittikçe çoğaldığı, yaklaştıkları hissi ile ağacın yanına çıktım ve ilaçlama yapıyor izlenimi oluşturma fikri tutmuştu ki çocuklar amca biz dut yemeye gelmiştik dediler. Elbette yemelerini canı gönülden istiyordum fakat karadut reçelinin tadına da doyum olmaz düşüncesi ile çocuklara 5 günlük dut yemeye ara verdirtmiştim artık. Çocuklar bu günden itibaren 5 günlük etkisi geçinceye kadar koparıp yememelisiniz derken biraz ayrılık üzmüştü ama olsun dediler günleri sayıp gittiler. 5 gün toplanmadığı için biriken olgunlaşmış dutları çocuklardan esirgeme hissi doğsa da içime bilgenin taktiğinin bir benzeri işe yaradığı için reçel ufuktaydı artık.

Sonuç:

Bu gibi veya aile içi ilişkiler de, Komşuluk ilişkilerin de, okullar da vs. Çözüm gerektiren olaylara ve sorunlara basit gibi görünse de çözümü ayrıntı da saklı fikirlerle yaklaşımımız belki her zaman böyle olmayabilir, zaman zaman kızgınlıklarında yaşandığı anlar gerçekleşebilir o nedenle sakin olmanın durgunluğunda işi akıllıca çözebildiğimiz her şeyin yönü her zaman dediğim gibi aydınlık olacaktır.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (5 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Serhat
(12.05.2022 15:00 - #72911)
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Serhat
(12.05.2022 15:00 - #72912)
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Serhat
(12.05.2022 15:00 - #72913)
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Serhat
(12.05.2022 15:00 - #72914)
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Serhat
(12.05.2022 15:00 - #72915)
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.