Köşe Yazıları (İHA) - İhlas Haber Ajansı | Haber Girişi: 20.05.2013 - 08:18, Güncelleme: 15.10.2020 - 08:18

Ankara'da yaşanan gerçekler

 

Ankara'da yaşanan gerçekler

Van muhtarları olarak merkez ve ilçe muhtar dernek başkanları,  30 merkez mahalle muhtarı, 7 ilçe muhtar dernek başkanları, 2 valilik görevlisi olmak üzere 39 kişilik bir grup, Van Valiliği tarafından düzenlenen Çanakkale ve Ankara'yı kapsayan gezi programına katıldık.  Gezi dönüşü yerel basında bazı gazeteci arkadaşlarımızın yanlış bilgilendirilmesi sonucu,  yalan yanlış haber yapılarak, insanların zan altında bırakılması,  inancımıza, ahlakımıza ve insanlık adına etik olmamıştır.  Doruları aktarmak, muhtarları ve muhatapları zan altında bırakmamak, kamuoyunu doğru bilgilerle bilgilendirmeyi ahlaki bir görev sayarak gezide olup bitenlerin tamamını köşemde harfiyen yazmaya karar verdim. Bu yazıyı okurken lütfen, kendinizi ev sahibi ve kapınıza gelen misafiri nasıl karşılayacağınız ve misafirliğin başkaları tarafından algılanmasını sizler de ahlaki kurallar çerçevesinde değerlendirin lütfen. 11 mayıs  günü Ferit Melen Havalimanı'ndan saat 12 30 uçağı ile İstanbul Sabiha Gökçen havalimanına uçtuk. Hava alanında bizleri bekleyen tur firması tarafından karşılandık. Öğle yemeğinden sonra, otobüs ile Gebze'den vapurla,  Yalova'ya geçtikten sonra, Bursa üzerinden, gece saat 22 30 civarlarında Çanakkale'ye vardık. Geceyi Assos denilen, denize sıfır bir otelde geçirdikten sonra, sabah tarihi yerleri gezmeye başladık. Assos, diğer adıyla, Troya, Türkçesi Truva, MÖ 3000'li yıllara dayanan, kaz dağı (ida dağı) eteklerine kurulmuş, tarihi antik bir kent. İlk buradan başladık, daha sonra, Çanakkale.  Burada bir çay molası, öğle namazı ve yemeği ardından şehitliğe gittik. Şehitlikteki izlenimlerimi, bundan sonrasını yerel halktan ve rehberimizin söylemlerini kısaca belirtmek isterim.  Yereldeki halktan dinlediğimiz ve gördüğümüz kadarı ile aslında Çanakkale'nin her karışı birer şehitliktir. Bu şehitliğin aslında, sembolik olduğunu, burada şehit olan, insanların hatırlanması amacı ile şehitliğin buraya yapıldığını, farklı yerlerde hala kemiklerin çıkarıldığını belirtiler.  Burada her yer şehitliktir söylemleri, doğrulanır nitelikteydi. Anlattıklarının içerisinde ilginç bir konu dikkatimi çekti, büyükçe bir anıt yapılmış, söylediklerine göre, şehitlik anıtının yapımında, ihaleye fesat, sahtekarlık bedeniyle yıllarca bitirilememiştir. 50- 60'lı yıllarda başlatılan bir kampanya ile halk tarafından toplanan paralar ile bitirilmiş bir anıt, şehitlik.  Burada yatan yüz binler, her dinden, her milletten insan vardı.  Yüz binlerce Müslüman gibi, yüz binlerce gayri Müslim yatıyordu.  İşin aslı Çanakkale gibi yurdun her karesinde şehitler yatmakta ve tüm ülke toprakları için ortak mücadele verilmiştir. Sadece Çanakkale'de değil ülkemizin her köşesinde omuz, omuza vatan uğruna mücadele verilmiştir.  Kan bağı ile birbirine bağlı iki halkı bu topraklarda, otuz yıldır bir birimizi inkâr ederek, boğazlayarak, kardeşi, kardeşe düşman yaptık. Yeter artık. Bu ülke hepimize yeter. Çanakkale şehitliği bizlere şu mesajı veriyordu; Vanlı Hasan oğlu Kasım'ın ve diğer şehitlerin sembolik bile olsa, mezarının başında anılarına, Fatiha ve Yasin okurken;  Bizler bu ülkeyi birlikte kurtardık,  ecdadımız 1071 de birbirine omuz verdi, bizlere miras bıraktı, bizde size emanet bıraktık. Sizler Türkiye halkları beraber yaşatın diyordu.  Tüm şehitleri rahmetle anıyoruz.Şehitlik ziyaretimizden sonra, yolcu yolunda gerek şiarı ile Tekirdağ üzerinden, İstanbul ve nihayetinde sabah saat saatlerinde yorucu, bir o kadarda, neşeli bir yolculuktan sonra Ankara'ya ulaştık. Tarih 13 mayıs, bu günü dinlenerek geçirdikten sonra, akşam saatlerinde önce kendi aramızda, daha sonra milletvekillerimiz ile 2-3 saat süren bir toplantı yaptık. Toplantıda milletvekillerimiz, Burhan Kayatürk, Mustafa Bilici ve Fatih Çiftçi ile ilimizin sorunları hakkında bilgi alış verişinde bulunduk. İlimizin sorunlar kendilerine ileterek, barış ve kardeşlik projesi kapsamında dört parti liderini ziyaret edeceğimizi ve sürece katkı sunanlara teşekkür ve halkın selamını ileteceğimizi, sürecin dışında kalanlara ise sürece dahil olmaları konusunda ricada bulunacağımızı belirttik. İlimiz ve bölge sorunlarının, başbakana iletilmek üzere kendilerine bazı taleplerde bulunarak toplantımızı bitirdik. Neticede Ankara'ya gidiş gayemiz, barış süreci olduğu için il sorunlarını doğrudan sn. başbakana sunmak,  takdir ederseniz yakışık kalmazdı. "Muhtarlar başbakanla görüşmeden geri döndüler" diye yazan bazı gazeteci arkadaşlarımızın bu konuda yanlış bilgilendirildiği kanaatindeyim.  Gazetecilik etiği gereği haber yapmadan önce gelen bilgileri araştırarak doğrulamaları gerekirdi. Toplumsal değer ve etik kuralları çerçevesinde empati yaparak bir kez daha düşünmelerini öneririm. Gidiş gayemiz,  görüşme sürelerimiz ve halkın barış ve huzura olan özlemini liderlere iletmek, çözüme katkı sunmak ve siyasetçilerimize mesaj vermekti.      Türkiye'de ilk kez böylesi bir girişimde bulunan, biz Van muhtarları olarak sürecin devamı için, elimizden gelen her şeyi sonuna kadar yapacağız. Bundan elbette ki rahatsız olanlar olacaktır, bu düşünceyi taşıyanlar tarih boyunca hep var oldular ve olmaya devam edecekler.   Meslek odaları, dernekler, barışa gönül verenler ve sivil toplum kuruluşları siyasi partileri, siyasetçilerimizi ayrım yapmaksızın ziyaret ederek süreç içerisindeki siyasetçilerimize yanlarında olduklarının mesajını vermelidirler.  Bunun yanı sıra süreç dışında kalanlarında sürece dahil olmaları konusunda, aynı zamanda, tabanlarının aslında aynı şeyi düşünmediğini kendilerine hatırlatmamız gerekir. Türkiye'de İlk defa biz muhtarların bu davranış ve girişimi Sayın Selahattin Demirtaş'ın dediği gibi alkışlanacak ve takdir edilecek bir davranıştır. Özellikle yerel basında çıkan gerçek dışı, olumsuz spekülasyona dayalı haberleri değer verdiğimiz gazeteci arkadaşların yeterince bilgi almadan yazdıkları kanaatindeyiz. Biz kan akmasın diye sürece bir nebze olsun katkı sunmak istedik, faydamız olmuşsa ne mutlu bize. Biz Vanlı muhtarlar bir ilki gerçekleştirdik ve öncü olduk, sizler daha iyisini yapın, biz alkışlayalım.  Neyse. Siyasi partilerin grup toplantılarına katılmak üzere meclise gittik. İşin doğrusu grup toplantılarında konuşma sırası bakımından çok fazla bilgi sahibi değildik. Sonradan öğrendik ki, bir gruba katılmamız durumunda diğer grupları kaçıracaktık. Bizler de kendi aramızda, iki gruba katılma kararı aldık.  Dernek başkanım ve bir grup arkadaşım, AK Parti grubuna, bendeniz Van Muhtarlar Derneği genel sekreteri olarak, bir grup arkadaşım ile beraber BDP grubuna katıldık. Sayın Başbakanımıza süreci başlatan ve başarısı için çaba sarf eden lider olarak, bizzat dernek başkanımız Temez Demez tarafından bir plaket sunularak teşekkürlerimiz iletildi. Başkanımız Van halkının selamlarını ileterek yanlarında olduklarını belirtmiş. Sayın Van Valimiz Münir Karaloğlu tarafından gönderilen,  ilimizin sembol ve değerlerini yansıtan bazı hediyeler diğer muhtar arkadaşlarımız tarafından Başbakanımıza takdim edilmiştir. Sayın Başbakanımız da ziyaretten çok memnun kaldığını ve bu davranışın diğer muhtarlar ve sivil toplum kuruluşlarınca örnek alınması gerektiğini belirtmiştir. Kendisine sonsuz teşekkür ediyorum.  Barış ve Demokrasi Partisi'nin grup toplantısına ben ve diğer arkadaşlarım katılarak, Sayın eş başkan Selahattin Demirtaş'a çözüm sürecine olan katkı ve çabalarından dolayı şahsında, tüm partililerin ve Öcalan'ın çabasının takdirle karşılandığını, halkın ve barış annelerinin selamını getirerek, Van halkı adına bir plaket verdim. Sayın Demirtaş ayrıca bizleri makam odasına davet ederek 20 dakikalık kendisiyle bir görüşme yaptık. Demirtaş bu davranışımızdan dolayı son derece memnun olduklarını ve takdir edilecek bir davranış olduğunu,  bundan dolayı hepinizi ayrı, ayrı kutluyorum dedi. Sayın milletvekillerimiz, Özdal Üçer, Aysel Tuğluk ve Nazmi Gür ayrı, ayrı ilgilendiler, sağ olsunlar.   Hatta ve hatta eş genel başkan tarafından, öğle yemeğine bizleri davet ederek nezaket gösterdiler. Programımız olduğundan dolayı yemeğe katılamadık. Kendilerine sonsuz teşekkür ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi ziyaretimizde Genel Başkan Sayın Kemal Kılıçtaroğlu,  Sayın Sezgin Tanrıkulu, Emine Ülker Tarhan, Muharrem İnce ve Akif Hamzaçebi bizleri kapıda karşılayarak, çok büyük nezaket gösterdiler. Sağ olsunlar, çay ikram ettiler ve samimi bir sohbet ortamı hakimdi. Dernek başkanımız tarafından kendilerini sürecin içinde görmek istediğimizi ve halkın kendilerinden bunu beklediğini belirterek, halkın selamını söylendi.  Kendilerine halkımız sizlerin barış ve çözüm sürecine destek vermenizi istiyorlar diyerek bu doğrultuda kendilerine plaket takdim ettik. Kılıçdaroğlu,  barış kadar güzel bir şeyin olmadığını bu konuda önümüzde ki günlerde barış sürecine yönelik paketleri olduğunu ve meclise sunacaklarını belirtti. Son derece içten ve naziktiler. kendilerine çok teşekkür ediyorum.  En çok etrafta tepkiye sebep olan ve sözde güzel karşılanmamışız söylemlerin yayıldığı Milliyetçi Hareket Partisi'ni ziyaret ettik.  Şunu tüm samimiyetimle belirtmek isterim ki, son derece olumlu, nazik ve sıcak karşılandık. Sayın Devlet Bahçeli toplantıdaydı. Bizler grup toplantı odasında beklerken, çay ikram edildi.  Hatta görevli misafirlerimizden çay içmeyen olabilir, soğuk içecekler getir ( kola, fanta vb.) diyerek çay servisi yapan personeli ikaz etti. Henüz çaylarımız tam olarak bitmeden, Sayın . Bahçeli'nin bizi beklediği söylendi. Ve makam odasına geçtik, bizleri kapıda Sayın Oktay Vural ve Sayın Devlet Bahçeli karşıladı. İnsanlarda kimi zaman sempatinin, samimiyetin söz ve minikleri olur ya Sayın Vural'da o sıcak ifadeyle tebessüm ederek "Sayın muhtarlarım hayırdır inşallah" diyerek gülümseme yaptı. Bizde kendisine "sizleri Van'dan ziyaret etmeye geldik" dedik. Vural'da "şeref verdiniz, hoş geldiniz" dedi. Kesinlikle bunun haricinde Sayın Oktay Vural'ın ağzından tek bir olumsuz kelime çıkmamıştır. Kendisini sevmek mecburiyetinde değiliz, ama iftira atmakta ne dini, ne insani nede ahlakidir. 5-10 dakikalık çok sıcak bir sohbet yaşandı.Sayın dernek başkanımız Temez Demez; Sen Devlet'sin soy ismin Bahçeli, siz büyük bir Devlet adamısınız. Siz Osmanlı figürlerini taşıyorsunuz, odanızda Fatih Sultan Mehmet'in resmi var. Biz Malazgirt ten beri, omuz, omuzayız. Kesinlikle bölünme gibi bir kaygımız yoktur. Çözüm ve barış sürecinde halk sizden de destek bekliyor dedi. Bunun üzerine Sayın Bahçeli; Biz içeriğini bilmediğimiz bir süreci destekleyemeyiz, sürecin ülkede bölünmeye yol açacağını belirterek, "değerli muhtarlarım; sizin kutsal bir işiniz var.  İşiniz (akilleri kast ederek) onların yaptığı gibi olmasın sakın. Siz önemli işinizi yapın. Zaten bu çözüm dedikleri de neyin nesidir bilen yok. Bizler birbirimize kız alıp vermişiz, dediğiniz gibi Malazgirtlerden beri geçmiş bir tarihimiz var diyerek ziyaretten dolayı duyduğu memnuniyeti belirterek, "şeref verdiniz yine bekleriz" dedi. Tam odadan çıkarken Erciş Dernek başkanımız Yahya Bey Sayın Genel Başkanım zamanınız varsa, size başımdan geçen bir olayı anlatayım, (birebir aktardıklarımın tamamı şakavari ve tebessüm diyalogu içinde geçmiştir.) Sayın Bahçeli'de; "buyurun muhtarım" dedi.  Yahya beyde "bundan iki ay önce Samsun'dan İstanbul'a geçerken birine adres sordum, adres sorduğum kişi nereli olduğumu sorunca Vanlıyım dedim. Oda siz teröristsiniz, ülkeyi bölmek istiyorsunuz diyerek tepki gösterdi. Bu arkadaşla biraz sohbet ettim. Malazgirt benzeri birkaç örnek verdim ve ön yargılarının biraz kırıldığını gördüm. Kendisine eğer bölünme olacaksa, biz İstanbul'dan bu tarafa istiyoruz dedim.  Sayın Devlet Bahçeli dinlediği olay üzerine gülerek "bölünmeyelim, İstanbul'un alası sizin olsun" dedi. Ve kapıya kadar gelerek tek, tek elimizi sıkarak bizleri uğurladı. Nezaketinden dolayı kendilerine derneğimiz adına çok teşekkür ediyorum. Bizler belki ateşi söndüremedik ama su serptik. Ve bir ilki gerçekleştirdik. Süreç dışında kalan iki partiyi samimi duygularımızla ziyaret ettik. Bize göre bu sürecin başında yapılması gerekirdi. Bundan sonra sadece Van'da değil, Türkiye'nin her tarafından,  sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve muhtarların siyasi partileri ziyaret etmeleri, süreç açısından ve Kürt sorunu çözüm açısından, demokratik bir Türkiye'yi inşa etme şiarı ile faydalı olacaktır. Aynı zamanda siyasetçilerin üslup ve bakış açılarının değişmesine etken olacaktır.  Nitekim Sayın Selahattin Demirtaş sizlerin bu davranışı takdire şayandır, bu tür davranışların, daha fazla ve Türkiye'nin her tarafından gerçekleşmesi gerekir diyordu. Ömrümde ilk kez bir insanın barış sürecine bu kadar istekli olduğunu gördüm. Hiç kimseyi zan altında bırakmadan yazdıklarım kelimesi, kelimesi yaşanan gerçeklerdir. Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Oktay Vural kesinlikle bizleri rencide edecek tek kelime kullanmamışlardır.  Basında çıkan gerçek dışı haberler üzerine; Sayın Oktay Vural, Dernek Başkanımız Sayın Temez Demez'i telefonla arayarak, yerel basında çıkan olumsuz haberlerden dolayı özgün olduğunu, böyle bir şey söylemediğini belirterek kendisinin de Siirt Tilo'lu olduğunu, barış ve kardeşlik ortamının oluşmasını herkesten çok istediğini belirtmiş, fakat işin içerisinde fitne, fesat olduğunu söyleyerek bir sürce ilişkin görüşme gerçekleştirmiştir. Evet, bu toplumun inancı, değerleri, örfi, âdeti, geleneği ve göreneği vardır. Kapımıza gelen düşmanımız bile olsa, misafir nasıl karşılanır, nasıl uğurlanır ve misafir de nasıl davranır? Bizler toplum olarak bunları çok iyi biliriz. Muhtarlar ve ziyaret hakkında çeşitli olumsuzluklar yazan değerli gazeteci arkadaşlarım, belki sürecin hassasiyetini tam olarak kavrayamayan kişilerle fikir alışverişinde bulunmuşlar. Takdir ederseniz insanlarda, toplumumuzda jest ve minikler denen sosyolojik olgular vardır. Bazen kendi aramızda bunu kullanır ve şakalaşırız. Ama bizler, kapısına gittiğimiz insanlar hakkında, karalayıcı cümleler kullanmamız insani olamaz, bu toplumsal olgu, etik ve ahlak kurallarına ve en önemlisi dinimize ters düşer. Kaldı ki güzel geçen bir ziyaretin tamamını ve amacını bir kenara bırakarak gerçek olmayan bir kelimden yola çıkarak toplumu germek ve karşındakine iftira atmak hoş olmamıştır. Ben tekrardan bizler üzerinden karalanmak istenen ve kapısına gitmiş bir misafir olarak yaşanan bu olumsuzluktan dolayı Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Oktay Vural'a derneğimiz adına üzüntü duyduğumuzu hasetsen belirtmek isterim. Sağlıcakla kalın.   vanhaber, van, haber, van haber çetin bilir, çanakkale gezisi, muhtarlar, bdp, ak parti, chp, mhp
Van muhtarları olarak merkez ve ilçe muhtar dernek başkanları,  30 merkez mahalle muhtarı, 7 ilçe muhtar dernek başkanları, 2 valilik görevlisi olmak üzere 39 kişilik bir grup, Van Valiliği tarafından düzenlenen Çanakkale ve Ankara'yı kapsayan gezi programına katıldık.
 Gezi dönüşü yerel basında bazı gazeteci arkadaşlarımızın yanlış bilgilendirilmesi sonucu,  yalan yanlış haber yapılarak, insanların zan altında bırakılması,  inancımıza, ahlakımıza ve insanlık adına etik olmamıştır.  Doruları aktarmak, muhtarları ve muhatapları zan altında bırakmamak, kamuoyunu doğru bilgilerle bilgilendirmeyi ahlaki bir görev sayarak gezide olup bitenlerin tamamını köşemde harfiyen yazmaya karar verdim. Bu yazıyı okurken lütfen, kendinizi ev sahibi ve kapınıza gelen misafiri nasıl karşılayacağınız ve misafirliğin başkaları tarafından algılanmasını sizler de ahlaki kurallar çerçevesinde değerlendirin lütfen.
 11 mayıs  günü Ferit Melen Havalimanı'ndan saat 12 30 uçağı ile İstanbul Sabiha Gökçen havalimanına uçtuk. Hava alanında bizleri bekleyen tur firması tarafından karşılandık. Öğle yemeğinden sonra, otobüs ile Gebze'den vapurla,  Yalova'ya geçtikten sonra, Bursa üzerinden, gece saat 22 30 civarlarında Çanakkale'ye vardık. Geceyi Assos denilen, denize sıfır bir otelde geçirdikten sonra, sabah tarihi yerleri gezmeye başladık. Assos, diğer adıyla, Troya, Türkçesi Truva, MÖ 3000'li yıllara dayanan, kaz dağı (ida dağı) eteklerine kurulmuş, tarihi antik bir kent. İlk buradan başladık, daha sonra, Çanakkale.  Burada bir çay molası, öğle namazı ve yemeği ardından şehitliğe gittik.
Şehitlikteki izlenimlerimi, bundan sonrasını yerel halktan ve rehberimizin söylemlerini kısaca belirtmek isterim.  Yereldeki halktan dinlediğimiz ve gördüğümüz kadarı ile aslında Çanakkale'nin her karışı birer şehitliktir. Bu şehitliğin aslında, sembolik olduğunu, burada şehit olan, insanların hatırlanması amacı ile şehitliğin buraya yapıldığını, farklı yerlerde hala kemiklerin çıkarıldığını belirtiler.  Burada her yer şehitliktir söylemleri, doğrulanır nitelikteydi. Anlattıklarının içerisinde ilginç bir konu dikkatimi çekti, büyükçe bir anıt yapılmış, söylediklerine göre, şehitlik anıtının yapımında, ihaleye fesat, sahtekarlık bedeniyle yıllarca bitirilememiştir. 50- 60'lı yıllarda başlatılan bir kampanya ile halk tarafından toplanan paralar ile bitirilmiş bir anıt, şehitlik.  Burada yatan yüz binler, her dinden, her milletten insan vardı.  Yüz binlerce Müslüman gibi, yüz binlerce gayri Müslim yatıyordu.  İşin aslı Çanakkale gibi yurdun her karesinde şehitler yatmakta ve tüm ülke toprakları için ortak mücadele verilmiştir. Sadece Çanakkale'de değil ülkemizin her köşesinde omuz, omuza vatan uğruna mücadele verilmiştir.
 Kan bağı ile birbirine bağlı iki halkı bu topraklarda, otuz yıldır bir birimizi inkâr ederek, boğazlayarak, kardeşi, kardeşe düşman yaptık. Yeter artık. Bu ülke hepimize yeter. Çanakkale şehitliği bizlere şu mesajı veriyordu; Vanlı Hasan oğlu Kasım'ın ve diğer şehitlerin sembolik bile olsa, mezarının başında anılarına, Fatiha ve Yasin okurken;  Bizler bu ülkeyi birlikte kurtardık,  ecdadımız 1071 de birbirine omuz verdi, bizlere miras bıraktı, bizde size emanet bıraktık. Sizler Türkiye halkları beraber yaşatın diyordu.  Tüm şehitleri rahmetle anıyoruz.
Şehitlik ziyaretimizden sonra, yolcu yolunda gerek şiarı ile Tekirdağ üzerinden, İstanbul ve nihayetinde sabah saat saatlerinde yorucu, bir o kadarda, neşeli bir yolculuktan sonra Ankara'ya ulaştık. Tarih 13 mayıs, bu günü dinlenerek geçirdikten sonra, akşam saatlerinde önce kendi aramızda, daha sonra milletvekillerimiz ile 2-3 saat süren bir toplantı yaptık. Toplantıda milletvekillerimiz, Burhan Kayatürk, Mustafa Bilici ve Fatih Çiftçi ile ilimizin sorunları hakkında bilgi alış verişinde bulunduk. İlimizin sorunlar kendilerine ileterek, barış ve kardeşlik projesi kapsamında dört parti liderini ziyaret edeceğimizi ve sürece katkı sunanlara teşekkür ve halkın selamını ileteceğimizi, sürecin dışında kalanlara ise sürece dahil olmaları konusunda ricada bulunacağımızı belirttik.
 İlimiz ve bölge sorunlarının, başbakana iletilmek üzere kendilerine bazı taleplerde bulunarak toplantımızı bitirdik. Neticede Ankara'ya gidiş gayemiz, barış süreci olduğu için il sorunlarını doğrudan sn. başbakana sunmak,  takdir ederseniz yakışık kalmazdı.
"Muhtarlar başbakanla görüşmeden geri döndüler" diye yazan bazı gazeteci arkadaşlarımızın bu konuda yanlış bilgilendirildiği kanaatindeyim.  Gazetecilik etiği gereği haber yapmadan önce gelen bilgileri araştırarak doğrulamaları gerekirdi. Toplumsal değer ve etik kuralları çerçevesinde empati yaparak bir kez daha düşünmelerini öneririm. Gidiş gayemiz,  görüşme sürelerimiz ve halkın barış ve huzura olan özlemini liderlere iletmek, çözüme katkı sunmak ve siyasetçilerimize mesaj vermekti.     
Türkiye'de ilk kez böylesi bir girişimde bulunan, biz Van muhtarları olarak sürecin devamı için, elimizden gelen her şeyi sonuna kadar yapacağız. Bundan elbette ki rahatsız olanlar olacaktır, bu düşünceyi taşıyanlar tarih boyunca hep var oldular ve olmaya devam edecekler.   Meslek odaları, dernekler, barışa gönül verenler ve sivil toplum kuruluşları siyasi partileri, siyasetçilerimizi ayrım yapmaksızın ziyaret ederek süreç içerisindeki siyasetçilerimize yanlarında olduklarının mesajını vermelidirler.  Bunun yanı sıra süreç dışında kalanlarında sürece dahil olmaları konusunda, aynı zamanda, tabanlarının aslında aynı şeyi düşünmediğini kendilerine hatırlatmamız gerekir. Türkiye'de İlk defa biz muhtarların bu davranış ve girişimi Sayın Selahattin Demirtaş'ın dediği gibi alkışlanacak ve takdir edilecek bir davranıştır. Özellikle yerel basında çıkan gerçek dışı, olumsuz spekülasyona dayalı haberleri değer verdiğimiz gazeteci arkadaşların yeterince bilgi almadan yazdıkları kanaatindeyiz. Biz kan akmasın diye sürece bir nebze olsun katkı sunmak istedik, faydamız olmuşsa ne mutlu bize. Biz Vanlı muhtarlar bir ilki gerçekleştirdik ve öncü olduk, sizler daha iyisini yapın, biz alkışlayalım.
 Neyse. Siyasi partilerin grup toplantılarına katılmak üzere meclise gittik. İşin doğrusu grup toplantılarında konuşma sırası bakımından çok fazla bilgi sahibi değildik. Sonradan öğrendik ki, bir gruba katılmamız durumunda diğer grupları kaçıracaktık. Bizler de kendi aramızda, iki gruba katılma kararı aldık.  Dernek başkanım ve bir grup arkadaşım, AK Parti grubuna, bendeniz Van Muhtarlar Derneği genel sekreteri olarak, bir grup arkadaşım ile beraber BDP grubuna katıldık. Sayın Başbakanımıza süreci başlatan ve başarısı için çaba sarf eden lider olarak, bizzat dernek başkanımız Temez Demez tarafından bir plaket sunularak teşekkürlerimiz iletildi. Başkanımız Van halkının selamlarını ileterek yanlarında olduklarını belirtmiş. Sayın Van Valimiz Münir Karaloğlu tarafından gönderilen,  ilimizin sembol ve değerlerini yansıtan bazı hediyeler diğer muhtar arkadaşlarımız tarafından Başbakanımıza takdim edilmiştir. Sayın Başbakanımız da ziyaretten çok memnun kaldığını ve bu davranışın diğer muhtarlar ve sivil toplum kuruluşlarınca örnek alınması gerektiğini belirtmiştir. Kendisine sonsuz teşekkür ediyorum.
 Barış ve Demokrasi Partisi'nin grup toplantısına ben ve diğer arkadaşlarım katılarak, Sayın eş başkan Selahattin Demirtaş'a çözüm sürecine olan katkı ve çabalarından dolayı şahsında, tüm partililerin ve Öcalan'ın çabasının takdirle karşılandığını, halkın ve barış annelerinin selamını getirerek, Van halkı adına bir plaket verdim. Sayın Demirtaş ayrıca bizleri makam odasına davet ederek 20 dakikalık kendisiyle bir görüşme yaptık. Demirtaş bu davranışımızdan dolayı son derece memnun olduklarını ve takdir edilecek bir davranış olduğunu,  bundan dolayı hepinizi ayrı, ayrı kutluyorum dedi. Sayın milletvekillerimiz, Özdal Üçer, Aysel Tuğluk ve Nazmi Gür ayrı, ayrı ilgilendiler, sağ olsunlar.   Hatta ve hatta eş genel başkan tarafından, öğle yemeğine bizleri davet ederek nezaket gösterdiler. Programımız olduğundan dolayı yemeğe katılamadık. Kendilerine sonsuz teşekkür ediyoruz.
 Cumhuriyet Halk Partisi ziyaretimizde Genel Başkan Sayın Kemal Kılıçtaroğlu,  Sayın Sezgin Tanrıkulu, Emine Ülker Tarhan, Muharrem İnce ve Akif Hamzaçebi bizleri kapıda karşılayarak, çok büyük nezaket gösterdiler. Sağ olsunlar, çay ikram ettiler ve samimi bir sohbet ortamı hakimdi. Dernek başkanımız tarafından kendilerini sürecin içinde görmek istediğimizi ve halkın kendilerinden bunu beklediğini belirterek, halkın selamını söylendi.  Kendilerine halkımız sizlerin barış ve çözüm sürecine destek vermenizi istiyorlar diyerek bu doğrultuda kendilerine plaket takdim ettik. Kılıçdaroğlu,  barış kadar güzel bir şeyin olmadığını bu konuda önümüzde ki günlerde barış sürecine yönelik paketleri olduğunu ve meclise sunacaklarını belirtti. Son derece içten ve naziktiler. kendilerine çok teşekkür ediyorum.
 En çok etrafta tepkiye sebep olan ve sözde güzel karşılanmamışız söylemlerin yayıldığı Milliyetçi Hareket Partisi'ni ziyaret ettik.  Şunu tüm samimiyetimle belirtmek isterim ki, son derece olumlu, nazik ve sıcak karşılandık. Sayın Devlet Bahçeli toplantıdaydı. Bizler grup toplantı odasında beklerken, çay ikram edildi.  Hatta görevli misafirlerimizden çay içmeyen olabilir, soğuk içecekler getir ( kola, fanta vb.) diyerek çay servisi yapan personeli ikaz etti. Henüz çaylarımız tam olarak bitmeden, Sayın . Bahçeli'nin bizi beklediği söylendi. Ve makam odasına geçtik, bizleri kapıda Sayın Oktay Vural ve Sayın Devlet Bahçeli karşıladı. İnsanlarda kimi zaman sempatinin, samimiyetin söz ve minikleri olur ya Sayın Vural'da o sıcak ifadeyle tebessüm ederek "Sayın muhtarlarım hayırdır inşallah" diyerek gülümseme yaptı. Bizde kendisine "sizleri Van'dan ziyaret etmeye geldik" dedik. Vural'da "şeref verdiniz, hoş geldiniz" dedi. Kesinlikle bunun haricinde Sayın Oktay Vural'ın ağzından tek bir olumsuz kelime çıkmamıştır. Kendisini sevmek mecburiyetinde değiliz, ama iftira atmakta ne dini, ne insani nede ahlakidir. 5-10 dakikalık çok sıcak bir sohbet yaşandı.
Sayın dernek başkanımız Temez Demez; Sen Devlet'sin soy ismin Bahçeli, siz büyük bir Devlet adamısınız. Siz Osmanlı figürlerini taşıyorsunuz, odanızda Fatih Sultan Mehmet'in resmi var. Biz Malazgirt ten beri, omuz, omuzayız. Kesinlikle bölünme gibi bir kaygımız yoktur. Çözüm ve barış sürecinde halk sizden de destek bekliyor dedi. Bunun üzerine Sayın Bahçeli; Biz içeriğini bilmediğimiz bir süreci destekleyemeyiz, sürecin ülkede bölünmeye yol açacağını belirterek, "değerli muhtarlarım; sizin kutsal bir işiniz var.  İşiniz (akilleri kast ederek) onların yaptığı gibi olmasın sakın. Siz önemli işinizi yapın. Zaten bu çözüm dedikleri de neyin nesidir bilen yok. Bizler birbirimize kız alıp vermişiz, dediğiniz gibi Malazgirtlerden beri geçmiş bir tarihimiz var diyerek ziyaretten dolayı duyduğu memnuniyeti belirterek, "şeref verdiniz yine bekleriz" dedi. Tam odadan çıkarken Erciş Dernek başkanımız Yahya Bey Sayın Genel Başkanım zamanınız varsa, size başımdan geçen bir olayı anlatayım, (birebir aktardıklarımın tamamı şakavari ve tebessüm diyalogu içinde geçmiştir.) Sayın Bahçeli'de; "buyurun muhtarım" dedi.  Yahya beyde "bundan iki ay önce Samsun'dan İstanbul'a geçerken birine adres sordum, adres sorduğum kişi nereli olduğumu sorunca Vanlıyım dedim. Oda siz teröristsiniz, ülkeyi bölmek istiyorsunuz diyerek tepki gösterdi. Bu arkadaşla biraz sohbet ettim. Malazgirt benzeri birkaç örnek verdim ve ön yargılarının biraz kırıldığını gördüm. Kendisine eğer bölünme olacaksa, biz İstanbul'dan bu tarafa istiyoruz dedim.  Sayın Devlet Bahçeli dinlediği olay üzerine gülerek "bölünmeyelim, İstanbul'un alası sizin olsun" dedi. Ve kapıya kadar gelerek tek, tek elimizi sıkarak bizleri uğurladı. Nezaketinden dolayı kendilerine derneğimiz adına çok teşekkür ediyorum.
Bizler belki ateşi söndüremedik ama su serptik. Ve bir ilki gerçekleştirdik. Süreç dışında kalan iki partiyi samimi duygularımızla ziyaret ettik. Bize göre bu sürecin başında yapılması gerekirdi. Bundan sonra sadece Van'da değil, Türkiye'nin her tarafından,  sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve muhtarların siyasi partileri ziyaret etmeleri, süreç açısından ve Kürt sorunu çözüm açısından, demokratik bir Türkiye'yi inşa etme şiarı ile faydalı olacaktır. Aynı zamanda siyasetçilerin üslup ve bakış açılarının değişmesine etken olacaktır.
 Nitekim Sayın Selahattin Demirtaş sizlerin bu davranışı takdire şayandır, bu tür davranışların, daha fazla ve Türkiye'nin her tarafından gerçekleşmesi gerekir diyordu. Ömrümde ilk kez bir insanın barış sürecine bu kadar istekli olduğunu gördüm. Hiç kimseyi zan altında bırakmadan yazdıklarım kelimesi, kelimesi yaşanan gerçeklerdir. Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Oktay Vural kesinlikle bizleri rencide edecek tek kelime kullanmamışlardır.
 Basında çıkan gerçek dışı haberler üzerine; Sayın Oktay Vural, Dernek Başkanımız Sayın Temez Demez'i telefonla arayarak, yerel basında çıkan olumsuz haberlerden dolayı özgün olduğunu, böyle bir şey söylemediğini belirterek kendisinin de Siirt Tilo'lu olduğunu, barış ve kardeşlik ortamının oluşmasını herkesten çok istediğini belirtmiş, fakat işin içerisinde fitne, fesat olduğunu söyleyerek bir sürce ilişkin görüşme gerçekleştirmiştir.
 Evet, bu toplumun inancı, değerleri, örfi, âdeti, geleneği ve göreneği vardır. Kapımıza gelen düşmanımız bile olsa, misafir nasıl karşılanır, nasıl uğurlanır ve misafir de nasıl davranır? Bizler toplum olarak bunları çok iyi biliriz. Muhtarlar ve ziyaret hakkında çeşitli olumsuzluklar yazan değerli gazeteci arkadaşlarım, belki sürecin hassasiyetini tam olarak kavrayamayan kişilerle fikir alışverişinde bulunmuşlar. Takdir ederseniz insanlarda, toplumumuzda jest ve minikler denen sosyolojik olgular vardır. Bazen kendi aramızda bunu kullanır ve şakalaşırız. Ama bizler, kapısına gittiğimiz insanlar hakkında, karalayıcı cümleler kullanmamız insani olamaz, bu toplumsal olgu, etik ve ahlak kurallarına ve en önemlisi dinimize ters düşer. Kaldı ki güzel geçen bir ziyaretin tamamını ve amacını bir kenara bırakarak gerçek olmayan bir kelimden yola çıkarak toplumu germek ve karşındakine iftira atmak hoş olmamıştır.
Ben tekrardan bizler üzerinden karalanmak istenen ve kapısına gitmiş bir misafir olarak yaşanan bu olumsuzluktan dolayı Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Oktay Vural'a derneğimiz adına üzüntü duyduğumuzu hasetsen belirtmek isterim.
Sağlıcakla kalın.
 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.