Köşe Yazıları Haber Girişi: 22.05.2021 - 13:47, Güncelleme: 22.05.2021 - 18:08

1915 VAN İSYANI

 

1915 VAN İSYANI

Mehmet Arif Demirer
TÜRKİYE’NİN BİR TÜRK MİLLİ ERMENİ TEZİ YOK  “… Ermeni tezlerine karşı bir ‘Türk Tezinden’ bahsetmek son derece zordur. Gelişigüzel ortaya konan tepkisel yaklaşımlar Türk tarafı açısından adeta bir zaafa dönüşmüş, hatta kendi içinde tutarsızlıklar barındırarak, bazen Ermeni iddialarını farkına varmaksızın kabullenme noktasına gelinmiştir.” Mithat Kadri Vural, 2018, 9 Eylül Üniversitesi öğretim üyesi  15 Nisan 2021 tarihinde AVİM ÖMER ENGİN LÜTEM KONFERANSI kapsamında yapacağım konuşma ve sunacağım belgeler ile Soykırım İddialarına girmeden 1914-1921 yılları arasındaki Türk – Ermeni İlişkilerini ele alarak ve bu dönemde Trakya ve Anadolu’da yaşayan 1 586 000 Ermeni’nin Hayatta kaldığını vurgulayarak bir TÜRK MİLLİ ERMENİ TEZİ çalışmasının uzmanlar (akademisyenler – diplomatlar – askerler) tarafından başlatılmasını öneriyorum.  VERİLER  1 – Hristiyan egemenliğinde bulunan bir dünyada yaşıyoruz. Bu dünyada, Hristiyan Ermenilerin Müslüman Türkler tarafından soy kırımına uğratıldıklarına ilişkin iddialarının gerçekdışı olduğunu Müslüman Türklerin Hristiyanlara kabul ettirmeleri adeta imkansız.  2 – Parlamentolarında (veya eş düzeyde kurullarında) Türklerin 1915 yılında Ermeni vatandaşlarına soykırım uyguladıkları yönünde karar alan ülkelerin sayısı 31 (+ Vatikan yönetimi) olup 28’i Hristiyan’dır, EK- 1. Rusya, Almanya, Fransa ve ABD (12.12.2019 Senato Kararı oybirliği ile alınmıştır.) bu konuda ön planda gelen ülkelerdir.  Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu Kararları kınamış ve/veya “YOK HÜKMENDEDİR” beyanları ile karşılamıştır. Oysa hiç olmazsa, bkz. Ocak 2020 tarihli Derginin kapağı. EK – 2.  3 – Türk araştırmacıların Ermeniler konusundaki yayınlarının (kitap, makale, tez vd.) % 90’ı Türkçedir Ermeni iddiaları ise % 95 Oxford İngilizcesi ile yayımlanmaktadır.  4 – Türk resmi kuruluşları ile araştırmacıların Ermeniler konusundaki çalışmaları 1915 Olayları üzerinde savunma konumunda yoğunlaşmıştır.  Örnek: T. C. Dışişleri Bakanlığı resmi web-sitesi ana sayfası: ‘Ermeni Uyuşmazlığı’ konusu sayfanın en altında ve önemsizleştirilmiş bir görünümde şu başlıkla yer bulmuştur:  5 – Türk – Ermeni İlişkileri 1915 yılında; Sarıkamış Milli Faciasında sonra düşman Rus askeri ile iş birliği içinde ve ayrıca İngilizlerin-Fransızların Çanakkale saldırıları eş zamanlı, başlatılan Ermeni İsyanları ve “zarureti harbiye” sonucu alınan Geçici Sevk ve İskan Kanunu ile başlamamış Kanunun 7 aylık uygulama süresi sonunda da kesilmemiş devam etmiştir.  Örnek: Türkler ve Ermeniler, 1918 yılında Batum, 1920 yılında Sevr ve Gümrü BARIŞ Antlaşmalarını imzalamışlardır. Bu antlaşmalarda, Sevr’de bile, Soykırım sözcüğü yoktur.  Türk – Ermeni İlişkileri 1915’ten önce, 1914 Ağustos ayında, İttihat ve Terakki – Taşnak partileri arasında başlamış ve Osmanlı Devleti’nin ültimatomu ile 1918 yılında kurulan Ermenistan Cumhuriyeti’nin 1921 yılında Bolşevik işgali sonucu ortadan kalkması ile sona ermiştir. 7 yıl süren ve en az 7 önemli olayı bulunan bir ilişki. Şimdi, bu 7 yıl ve 7 olaya birlikte bakacağız.  BİR –   ERMENİLERE YAPILAN TEKLİFLER (1914)  “Ermenilere 1914’te Türklerin ve Rusların Yaptığı Teklifler  “Rusya; Kont Varantzoff - Daşkoff vasıtasıyla, o zamanlar Tiflis’te bulunan Ermeni Milli Konsülüne (yani ANC’ye) eğer Ermeniler savaş süresince kayıtsız şartsız Rus ordularını desteklerlerse, 6 Ermeni vilayetine özerklik vereceklerini duyurdular...  “1914 Ağustos’unun son günlerinde, 28 kişilik bir Türk heyeti Konstantinopol’dan Ermenistan’a hareket etti. Bu özel heyetin liderleri İttihat ve Terakki Partisinin önde gelenlerinden Ömer Naci Bey, Dr. Bahattin Şakir ve Teğmen Hilmi idi…  “Ermeni Milli Örgütü aynı günlerde Erzurum’da, yıllık kongre toplantısı yapmaktaydı. Bu Ermeni kongresine, Türk hükümeti adına, yukarıda söz edilen heyet şu öneriyi sundu:  “Eğer Türk ve Rus Ermenileri hep birlikte, aktif olarak Türk ordularını desteklerlerse, Türk Hükümeti Alman garantisi altında savaş bitiminde (Rus Ermenistan’ı ve üç Türk vilayeti Erzurum, Van ve Bitlis’ten müteşekkil bölgede) Ermenilere, Osmanlı yönetimi altında özerklik vermeyi taahhüt eder.”  “Ermeniler, uzun süren önemli danışmaları sonunda, ümitlerini Fransa ve İngiltere’ye bağlamış olarak, mümkün olan her şekilde Rus ordularına yardım etmeye karar verdiler.”  Kaynak: Pastırmacıyan 1918 ve Ermenilerin Yalan(cı)ları ve İtiraf(çı)ları, sayfa 126-127  Van İsyanı için bkz. McCarthy ve diğerleri, 1915 Van’da Ermeni İsyanı  İKİ    ERMENİ İSYANLARI – VAN’IN İŞGALİ – SEVK ve İSKAN KANUNU  GUSE’DEN ALINTI:  “Henüz daha savaşın başlangıcında, 1914 Kasım’ında, Ruslar Bayezid ve çevresini işgal ettiler. Fırsattan yararlanılarak Türklerin büyük çoğunluğu hunharca katledildi. Tamamen insanlığa karşı yapılmış olan bu tecavüz ilk girişimdi. Bu çirkin girişim, Rusların tarafında yer alan ve aralarında Pastırmacıyan’ın da bulunduğu Ermeni çetelerince gerçekleştirilmişti…  “1915’te, yeni yılda, savaşın seyri değişti, talih artık Türklerden yana değildi ve Ermenilerin Türklere karşı günden güne şiddetlenerek devam eden aleyhte davranışları 20 Nisan 1915’te Van’da açıkça isyana dönüştü…  “Van’daki isyan büyük Rus taarruzu ile aynı güne rastlamıştı. Ruslar, Erzurum’un kuzeydoğusundaki dağlık bölgelerden üstün kuvvetlerle Türk ordusuna saldırdılar. Aynı zamanda Van’a doğru da ilerlemeye başlayan Ruslar 18 Mayıs’ta burayı ele geçirdiler ve buradan batıya doğru ilerleyişlerini sürdürdüler…  “Ermeni ayaklanmasının büyüklüğü ve ciddiyeti yeterli derecede bilinmiyor ve tanınmıyordu. Ordunun genel durumu, karşılaşılan güçlükler ve Ermeni ayaklanmasının Türklere karşı organize edildiği de yeterince kavranamadı.  “Tüm bunların yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarında Türk Kafkas Ordusu’nda ağır bir kriz yaşandı. Bu ordunun takviye edilmesi söz konusu değildi, çünkü, İmparatorlukta elde avuçta ne varsa hepsi çok kritik günlerin yaşandığı Çanakkale Cephesi’ne gönderilmişti. Bu yüzden Ermenilerin çıkardığı huzursuzluk, son derece ürkütücü ve korkunç bir tehlike arz etmekteydi.  İhtiyaç üzerine daha şimdiden jandarma birlikleri cepheye nakledilmişti ve artık ordunun hinterlandında birkaç acemi eğitim karargâhından fazla bir şey bulunmuyordu. Doğaldır ki bu kuvvetler genel bir ayaklanmaya karşı oldukça yetersiz kalıyordu…  “Bu durumda ne yapılabilirdi?”  GEÇİCİ SEVK VE İSKAN KANUNU, 27 Mayıs 1915  KANUN, bu koşullar altında askeri bir zorunluluk (Talat Paşa: “zaruret-i harbiye”) nedeniyle çıkarıldı. Osmanlıca metin:  “Vakt-i seferde ordu ve kolordu ve fırka (tümen) kumandanları ve bunlarin vekilleri ve müstakil mevki kumandanlari ahâli tarafından herhangi bir suretle evamir-i hükûmete (hükûmetin emirlerine) ve müdafaa-i memlekete (ülkenin savunmasına) ve muhafaza-i asayişe müteallik (ilişkin) icraat ve tertibata karşı muhalefet ve silâhla tecavüz mukavemet görürlerse, derakap (hemen) kuvve-i askeriye (askerî güçler) ile en şiddetli surette te'dibat yapmağa (akıllarını başlarına getirmeye) ve tecavüz ve mukavemeti (direnmeyi) esasından imha etmeye (yok etmeye) mezun (görevli) ve mecburdurlar.”  “Ordu ve müstakil kolordu ve fırka kumandanları, icabat-i askeriyeye (askerliğin gerektirdiği kurallara) mebnî (dayanarak) veya casusluk ve hıyanetlerini hissettikleri kurâ (köyler) ve kasabat (kasabalar) ahâlisini münferiden (tek olarak) veya müctemi'an (toplu olarak) diğer mahallere sevk ve iskân ettirebilirler” Kaynak: Vikipedi  Uygulama; 1 Haziran 1915 – 15 Mart 1916 arasında 9 ay 15 gün idi ancak, kış koşulları nedeniyle yoldakiler dışında 25 Kasım 1915 tarihinde durduruldu. Kaynak: A. Altıntaş  Bu durumda uygulama süresi, 5 ay (1.6.1915 – 25.11.1915) ile 9.5 ay ortalaması, 7 ay olarak kabul edilebilir. 7 yıllık (84 ay) bir dönemin başlarında 7 ay, % 8.3 !  Ermeniler ve İngiliz Lord Bryce, Amerikalı Yahudi Henry Morgenthau ve Alman Papaz Lepsiuus gibi Türk düşmanı yandaşları; yüz yıldır, dünya kamuoyunun dikkatlerini, Türk – Ermeni ilişkilerinin 84 aylık dönemin (1. Dünya Savaşı’nın başlangıcından Sovyet Ermenistan’ının oluşumuna kadar) tamamı yerine 7 aylık küçük bir bölümüne çekmeyi başarmışlardır. Bu yanılsamaya, maalesef, Türk kamuoyu da dahildir.  HAYATTA KALAN ERMENİLER  Osmanlı Devleti’nin Irak ve Suriye Ermenileri dışındaki Trakya ve Anadolu Ermenilerinin Savaş’ın başındaki sayısı ile 1915 – 1921 tarihleri arasında Hayatta Kalan 1 586 000 Ermeni için bkz. EK-3.  MUSTAFA KEMAL’NIN HAYATTA KALAN ERMENİLER hakkında AÇIKLAMASI  Bu, Hayatta Kalan Ermeniler, konuda 26 Şubat 1921 günü Mustafa Kemal Paşa, Amerikalı gazeteci Clarence Streit’e şu açıklamayı yapmıştır:  “Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, TEHCİR EDİLMİŞ OLANLAR HAYATTADIR ve bunların çoğu şayet İtilaf Devletleri bizi tekrar savaşa zorlamasaydı evlerine dönmüş olurlardı.”  RUS İMPARATORLUK ARŞİV BELGESİ1 PRENS ŞAKHOVSKİY TELGRAFI, 8.10.1916  GAPPODAR. Fon 276. Sayı 8. Dosya 513. Sayfa 10-10 arkası, 11-11 arkası.  “Ekselansları Bay Kafkasya Ordusu Karargâh Amirine rapor  “Yaklaşık bir yıldır Van-Bitlis bölgesinde bulunuyorum2, işimin özelliği gereği, Ermeniler olsun, Müslümanlar olsun, halkın tüm tabakalarıyla kalıcı ve kapsamlı ilişkilerim var. Bana bunlardan gelen diğer bilgiler arasında, Ermenilerin faaliyetleri ve öngörülen planları hakkında bilgiler de ulaşıyor.  “Ermenilerden, öncelikle de köylülerden, Ermeniler hakkında çok fazla bilgi aldım ve alıyorum.  “Köylüler, Ermeni komitelerini, Ermeni halkının felaketine sebep olmak hatta sonunu getirecek olmakla, suçluyorlar, Ermeni Komitelerinin eğilimleri ve faaliyetlerinden hoşnut değiller. Köylü halkın çoğunluğu Ermeni Komitelerin gizli faaliyetlerine katılmıyor ve sadece çalışmak için rahat bırakılmak istiyorlar. Ancak Ermeni Komitelerin, halkı terör boyunduruğu altında tutması ve isyanları acımasızca bastırması nedeniyle seslerini yükseltemiyorlar…  Kaynak: Ermenilerin Yalan(cı)ları ve İtiraf(çı)ları, sf. 29 – 33  SONUÇ: Ekim 1915 – Ekim 1916 tarihleri arasında Van-Bitlis’te Ermeni halkı var. Nasıl var? Rus işgali olan bölgelerde Sevk ve İskan Kanunu uygulaması yok.  ÜÇ    RUS İŞGALİ (1915 – 1917)  Doğu Anadolu, Rus işgali altında, 1915/1916 – Ekim 1917. Bu dönemde ve bu bölgede Sevk ve İskan Kanunu uygulaması yok.  Nedense bu bölgedeki Ermeni nüfusunu araştırmamışız. Sayısını bilmiyoruz. Zincirin çok önemli bir halkası eksik.  İŞGAL TARİHLERİ  1915: Van (18 Mayıs), Bitlis, Muş  1916: Erzurum (16 Şubat), Erzincan (13 Temmuz), Trabzon (18 Nisan)  Yaklaşık 130 000 km2 olan bu bölge 14 ayda (Mayıs 1915 – Temmuz 1916) Ruslar tarafında işgal ediliş ve 1917 yılının Ekim sonuna kadar işgal altında kalmıştır.  DÖRT BOLŞEVİK İHTİLALİ, RUS İŞGAL BÖLGESİNDE BEŞ AYLIK ERMENİ YÖNETİMİ VE MEZALİMİ  Bolşevik ihtilali sonucu Ruslar işgal ettikleri Doğu Anadolu ve Güney Kafkasya’yı terk ettiler. Bölgenin yönetimi ve Ruslardan kalan silah, cephane ve erzak depoları Ermenilere kaldı (Kasım 1917 – Mart 1918. Beş ay.):  “1917 Ekim İhtilalinden sonra Bolşeviklerin Kafkasya’ya olan ilgileri azaldı ve bölgeden çekildiler. Çekilirken, cephanelerini Ermenilere bıraktılar. Böylece Trabzon, Muş3 ve Erzurum vilayetleri ile Kars, Ardahan, Karabağ ve Nahçıvan’ı içeren (daha sonra Wilson Ermenistan’ı olarak tanımlanan) geniş4 bir bölgenin yönetimi Ermenilere kalmış oldu.5” A. Derounian Kaynak: Kaçaznuni, 1955, Appendix V, New York: (DİYASPORA Yayını)  12.9.1961 İLE 24.4.1965 ARASINDA ERİVAN ÇOK DEĞİŞMİŞ7  11 Eylül 1961 saat 21:00’de Tiflis – Erivan – Culfa – Bakü trenine bindik, İngiliz arkadaşım Nigel Robertson ile. Artık Sovyetler Birliği’nden çıkmak üzere idik. Tren 12 Eylül sabahı Erivan’a varacak, 6 saatlik bir duraklamadan sonra akşam saatlerinde Culfa yönünde hareket edecekti.  Culfa’da bizim yataklı vagonumuzu bırakıp Bakü’ye doğru devam edecekti. Bir gün sonra İran’dan gelecek bir lokomotif bizim vagonu alıp Tebriz’e götürecekti.  11 Eylül gecesi midesinden rahatsız Nigel’ı kompartımanımızda bırakıp çok kalabalık olan Yemekli Vagon’a geçtim. Yolcular Ermeni ve Nahçivanlı Türklerdi. İçlerinden Ali adlı bir Türk ile ahbap oldum ve uzun uzun Sovyetler Birliği’ni konuştuk.  12 Eylül günü Ali ile Erivan’ı gezdik, yorulana kadar. Yolda benim “İstanbul şivesi” konuştuğumu duyan Erivanlılar, “Hoş geldin” diyerek boynuma sarılıyorlar ve “hasret kaldık, biraz daha konuş da İstanbul’u duyalım sesinde” gibi sözlerle dostluk gösteriyorlardı. O gün Erivan’da gördüklerimi çeşitli makale ve kitaplarımda yayımladım.  1961 yılında Sovyetler Birliğinde her türlü miting çok katı bir şekilde yasaktı. Değil kalabalık bir miting Kızıl Meydan’da yirmi otuz kişi bir araya gelse polis yerden bitiverir ve dağıtır, itiraz eden olursa alır götürürdü. Bunları o yaz üç ay boyunca gördüm, yaşadım ve yazdım.  Bu nedenlerle dört yıl sonra 24 Nisan 1965 günü Erivan’da aynı meydanda DİYASPORA’nın aldığı özel izinle yaklaşık yüz bin Erivanlının Sovyetler Birliğindeki ilk mitingde bir araya gelip 1915 olaylarını Jenosit olarak tanımlayarak 50. Yıl’da Türklere nefret sloganları atmış olmalarını havsalam almıyor. Bu olayın o tarihte Türk kamuoyuna yansımamış olmasını ise hiç mi hiç anlamıyorum.  Bolşevik Rusya ile Savaş’ı sonlandıran Brest-Litovsk Antlaşması imzalandı, 3 Mart 1918. Bu antlaşmaya göre Kars, Ardahan ve Batum Osmanlı Devleti’ne iade edilecekti. Gürcüler, Batum’dan Ermeniler Kars ve Ardahan’dan çıkmayı kabul etmediler.  Güney Kafkasyalılar (aralarında Ermeniler de dahil) ile Trabzon’da Osmanlı Devleti heyetiyle barış görüşmeleri yapıldı (14 Mart – 14 Nisan 1918), antlaşmaya varılamadı. Trabzon görüşmelerinde Güney Kafkasyalıların, Osmanlı Devleti’nden dört talebi oldu. Dördüncü talep Ermenilerin talebi idi:  Doğu Anadolu’daki Ermeniler için, Osmanlı sınırları içinde kalmak koşulu ile özerklik. Bu talep reddedilince 25 Mart günü Hatisyan, Rauf Bey ile ikili bir görüşmede, Türkiye’den Rusya’ya kaçan 400 bin Ermeni için geri dönüş izni talep etti.  Her iki talep de reddedildi. (Kaynak: R. Hovannisian, 1967, E. Şahin, 2002)  BEŞ ERMENİSTAN CUMHURİYETİ VE BATUM BARIŞ VE DOSTLUK ANTLAŞMASI  Osmanlı Devleti’nin; Barış antlaşması için Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan’ın kendi bağımsız devletlerini kurmaları koşulunu dayatması sonunda ilan edilen Ermenistan Cumhuriyeti ile 4 Haziran 1918 tarihinde ayrıntılı (ekleriyle birlikte 26 sayfa) Barış ve Dostluk Antlaşması imzalandı. İlk Ermenistan devleti kuruldu, büyüklüğü 10 000 Km2  ALTI  SEVR ANTLAŞMASI ve WILSON HARİTASI 30 Ekim 1918. Osmanlı Devleti Savaş’tan yenik çıktı ve Mondros Mütarekesini imzaladı. Ermeniler, 4 Haziran’da imzaladıkları Barış Antlaşmasını çöpe atarak Paris’te toplanan Barış Konferansına katılan İngiliz ve Fransız heyetleri ile ABD Başkanı Wilson’u etkilemek için çok yoğun çalışmalar yaptılar.  O tarihte toprakları sadece 10 000 Km2 olan Ermenistan’ın talebi, Deniz’den Deniz’e Büyük Ermenistan idi: 320 000 Km2.  (Kaynak: The Armenian Question Before The Peace Conference, A Memorandum. Presented Officially by the Representatives (Avetis Aharonyan ve Boghos Nubar) of Armenia to the Peace Conference at Versailles on February, 26th 1919)  Muhtıranın girişinde Türkiye’den alınarak Ermenistan’a bırakılacak 320 bin Km2 alanın haritası verilmişti: 1917’de Ruslardan kalan bölge artı Çukurova.  NOT: ‘Deniz’den Deniz’e Ermenistan’ ilk kez Pastırmacıyan’ın anılan kitabının önsözünün yazarı tanınmış Amerikalı barış lobicisi George Nasmyth’in önsözünde ortaya atılmıştır:  “Yeni Ermeni ulusunun sınırları nerelerden çizilmeli? Önümde, en dikkatli bilimsel araştırma ve vicdani bilgiye dayanarak çizilmiş Stanford’un Avrupa Dilleri Atlası var.  “Bu atlas Ermenice konuşan milletlerin hâkim olduğu yerlerin Akdeniz’de Adana ve İskenderun’a kadar uzandığını, Trabzon yakınında neredeyse Karadeniz’e, Kafkas dağlarında Tiflis’e, ve doğuda İran’ın Batı sınırında Urumiye gölüne kadar uzandığı bir bölgeyi gösteriyor.”  Böylelikle, Amerikalının 1918 yılı Aralık ayının sonunda Boston’da basılan Pastırmacıyan kitabının önsözünde bir atlasa bakarak sözcüklerle belirlediği bu alan 26 Şubat 1919’da Barış Konferansı’na sunulan muhtırada profesyonelce çizilmiş haritayı oluşturmuştur. Bu, Mondros  Mütarekesi’nden sonra Sevr ile Türkiye’den koparılacak toprakların hayali ile heyecanlanan Ermenilerin o günün sınırlı iletişim olanaklarına rağmen son derece hızlı ve koordineli çalıştıklarını göstermektedir.  10 Ağustos 1920 tarihinde Osmanlı Devleti ile Sevr Barış Antlaşması imzalandı. Osmanlı’dan alınarak Ermenistan’a verilecek toprakları belirlemek işi Başkan Wilson’a bırakıldı,  YEDİ – ERMENİLER ile 2. BARIŞ ANTLAŞMASI ve VRATSIYAN’ın MEKTUBU  Ermeniler, Sevr Antlaşmasının coşkusu ile ve Başkan Wilson’u etkilemek için Eylül ayında başlattıkları savaşta (EK – 5) yenildiler ve ateşkes koşullarını kabul ettiler, 18 Kasım 1920:  Kazım Karabekir Paşa ile Gümrü’de yapılan görüşmelerin (25 Kasım – 2 Aralık arasında) sonunda 2 – 3 Aralık 1920 gecesi Gümrü Barış Antlaşması imzalandı. Bu Antlaşma ile Wilson’un 10 gün önce (22 Kasım 1920) ilan ettiği Ermenistan haritası çöpe gitmiştir. Sınır aşağıdaki haritada görülmektedir.  Antlaşmanın 10’uncu maddesinde Ermenilerin, Sevr Antlaşmasını “YOK” hükmünde olduğunu kabul ettikleri belirtilmiştir. Hatisyan’ın Kitabı’nda bu madde hakkında ayrıntılı bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgiler başka hiçbir kaynakta yoktur.  Ermenistan Cumhuriyeti’nin, ülkenin Bolşevikler tarafından işgal edildiği 2.12.1920 tarihine kadar son Başbakanı olan Simon Vratsiyan, 18 Mart 1921’de, Gümrü Antlaşmasına gönderme yaparak yazdığı bir mektupla (EK – 6) TBMM Hükümetinden asker, silah ve cephane talep etmiştir, işgalci Bolşevik Ruslara karşı kullanılmak üzere.   ÖZET  OLAY – 1  “Eğer Türk ve Rus Ermenileri…Türk ordularını desteklerlerse, Türk Hükümeti… Ermenilere, Osmanlı yönetimi altında özerklik vermeyi taahhüt eder.” Ağustos, 1914  “Ermeniler, uzun süren önemli danışmaları sonunda… mümkün olan her şekilde Rus ordularına yardım etmeye karar verdiler.” (Pastırmacıyan 1918)  OLAY – 2  “Ermenilerin Türklere karşı… aleyhte davranışları, 20 Nisan 1915’te Van’da açıkça isyana dönüştü…Ruslar 18 Mayıs’ta burayı (Van’ı) ele geçidiler.” (Guse 1925)  OLAY – 3  Doğu Anadolu’nun Ruslar tarafından işgali, 1915 – 1916.  OLAY – 4  Rus İhtilali, 1917. Ruslardan sonra işgal bölgesinde Ermeni yönetimi/mezalimi.  OLAY – 5  Trabzon Barış Konferansı, Savaş ve Batum Barış ve Dostluk Antlaşması, 1918.  OLAY – 6  Sevr’e yönelik Ermeni talepleri. Sevr Barış (!) Antlaşması, 1919-1920.  OLAY – 7  Türk – Ermeni Savaşı ve Gümrü Barış Antlaşması, 1920. Mektup, 18 Mart 1921  SONUÇ  Ermeniler;  · Türklerin Ağustos 1914 teklifini kabul etmemiş ve düşman ile iş birliği yapmışlardır.  · Doğu Anadolu’nun Ruslar tarafından işgaline “her şekilde” yardımcı olmuşlardır.  · Mondros’tan sonra 26 sayfalık Batum BARIŞ VE DOSTLUK Antlaşmasını unutarak Sevr için uğraşmış ve Sevr Antlaşmasını imzalamışlardır  · 1920 Savaşı’nı başlatmış ve yenilerek Gümrü Barış Antlaşmasını imzalamışlar, bu Antlaşma (Madde 10) ile Sevr’i YOK saymışlardır.  · 7 yıl önce RUS AŞKI ile yanıp tutuşurken ihanet ettikleri Türk’e (Mustafa Kemal Paşaya) bir Mektup yazıp RUS’a karşı askeri yardım istemek noktasına geldikten sonra İNTİHAR ederek, ülkelerini Stalin’in cezaevine sokmuşlardır.  · İSYAN karar ve eylemlerinden (Olay 1 & 2) İNTİHAR’a (Olay-7) sürüklenmişlerdir.  1 & 2) İNTİHAR’a (Olay-7) sürüklenmişlerdir.  ÖNERİ  Savaşta da Barışta da son derece beceriksiz ve başarısız olan Ermeniler, dezenformasyonda dünya şampiyonudurlar: Tam 100 yıldır dünya kamuoyunu, 7 yıllık (84 ay) ‘İsyandan-İntihara’ sürecinin 7 aylık Sevk ve İskan uygulamasına hapsetmişlerdir, gerçekleri çarpıtarak, sayıları abartarak.  İki çok önemli hususa ise hiç değinmemişlerdir:  · 7 aylık (Sevk&İskan) dönemden sonra 1 586 000 Ermeni’nin hayatta kaldığına,  · Ruslar gittikten sonra bıraktıkları silah ve cephane ile gerçekleştirdikleri Mezalime.  Önemli olan 7 yılın gerçeklerinin; aleyhimize parlamento kararı almış, kulakları tıkalı, 28’i Hristiyan, 31 ülkeye ve Vatikan’a anlatılması ve kararlarının iptalinin sağlanmasıdır.  Bu hedefe; itiraz edemeyecekleri yabancı (tercihan Ermeni ve ABD) kaynaklara dayalı, kısa, yalın (kolay anlaşılabilen) İNGİLİZCE ve İSPANYOLCA kaleme alınmış (sonradan çeviri değil) uzmanların (tarihçilerin, diplomatların, askerlerin vd.) birlikte çalışarak oluşturacakları bir TÜRK ERMENİ TEZİ ile ulaşılabilir.  Bu tez, soykırım iddialarına karşı bir yanıt olmamalı, burada yapmaya çalıştığım gibi, yedi yıllık Türk – Ermeni İlişkilerinin gerçeklerini belgeleyerek ortaya koymalıdır.   MEHMET ARİF DEMİRER KİMDİR?  1957’de Ankara Koleji, 1961’de, Üniversite: Lisans, Cambridge Mühendislik Fakültesi, 1979’da İleri Mühendislik Diploması, Cambridge Mühendislik Fakültesi, 1964 MBA, Gazi Üniversitesi’ni bitirdi.  1961-62 yıllarında Cambridge Afro – Asian Expedition Başkanlığı yaptı.   363 gün süren 45 bin km’lik tetkik gezisinde Sovyetler Birliği dahil, seçilmiş 11 ülkede karşılaştırmalı eğitim sistemleri (Comparative Education) çalışması yapıldı. Sovyetler Birliğinde Ermenistan ve Özbekistan dahil 7 Sovyet Cumhuriyeti ziyaret etti. Teknoloji Transferi dersi, ODTÜ, Endüstri Mühendisliği Fakültesi, 1983 - Taşıt sanayi A. Ş. (Leyland Kamyon Fabrikası Müdürü, 1966 – 1972 (İsrail’den Fiberglass konusunda teknoloji transferi gerçekleştirildi) 2009 – 2013’de TÜBİTAK Projesi, Proje Yürütücülüğü, Siyasi  çalışmalarda bulunan Mehmet Arif Demirer’in  Anayurt Gazetesi’nde ve çeşitli  dergilerde köşe yazarlığı devam ediyor. Yayımlanmış 66 kitap (2015 – 2018 yıllarında 17 kitap) bulunuyor. 
Mehmet Arif Demirer

TÜRKİYE’NİN BİR TÜRK MİLLİ ERMENİ TEZİ YOK 

“… Ermeni tezlerine karşı bir ‘Türk Tezinden’ bahsetmek son derece zordur. Gelişigüzel ortaya konan tepkisel yaklaşımlar Türk tarafı açısından adeta bir zaafa dönüşmüş, hatta kendi içinde tutarsızlıklar barındırarak, bazen Ermeni iddialarını farkına varmaksızın kabullenme noktasına gelinmiştir.” Mithat Kadri Vural, 2018, 9 Eylül Üniversitesi öğretim üyesi 

15 Nisan 2021 tarihinde AVİM ÖMER ENGİN LÜTEM KONFERANSI kapsamında yapacağım konuşma ve sunacağım belgeler ile Soykırım İddialarına girmeden 1914-1921 yılları arasındaki Türk – Ermeni İlişkilerini ele alarak ve bu dönemde Trakya ve Anadolu’da yaşayan 1 586 000 Ermeni’nin Hayatta kaldığını vurgulayarak bir TÜRK MİLLİ ERMENİ TEZİ çalışmasının uzmanlar (akademisyenler – diplomatlar – askerler) tarafından başlatılmasını öneriyorum. 

VERİLER 

1 – Hristiyan egemenliğinde bulunan bir dünyada yaşıyoruz. Bu dünyada, Hristiyan Ermenilerin Müslüman Türkler tarafından soy kırımına uğratıldıklarına ilişkin iddialarının gerçekdışı olduğunu Müslüman Türklerin Hristiyanlara kabul ettirmeleri adeta imkansız. 

2 – Parlamentolarında (veya eş düzeyde kurullarında) Türklerin 1915 yılında Ermeni vatandaşlarına soykırım uyguladıkları yönünde karar alan ülkelerin sayısı 31 (+ Vatikan yönetimi) olup 28’i Hristiyan’dır, EK- 1. Rusya, Almanya, Fransa ve ABD (12.12.2019 Senato Kararı oybirliği ile alınmıştır.) bu konuda ön planda gelen ülkelerdir. 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu Kararları kınamış ve/veya “YOK HÜKMENDEDİR” beyanları ile karşılamıştır. Oysa hiç olmazsa, bkz. Ocak 2020 tarihli Derginin kapağı. EK – 2. 

3 – Türk araştırmacıların Ermeniler konusundaki yayınlarının (kitap, makale, tez vd.) % 90’ı Türkçedir Ermeni iddiaları ise % 95 Oxford İngilizcesi ile yayımlanmaktadır. 

4 – Türk resmi kuruluşları ile araştırmacıların Ermeniler konusundaki çalışmaları 1915 Olayları üzerinde savunma konumunda yoğunlaşmıştır. 

Örnek: T. C. Dışişleri Bakanlığı resmi web-sitesi ana sayfası: ‘Ermeni Uyuşmazlığı’ konusu sayfanın en altında ve önemsizleştirilmiş bir görünümde şu başlıkla yer bulmuştur: 

5 – Türk – Ermeni İlişkileri 1915 yılında; Sarıkamış Milli Faciasında sonra düşman Rus askeri ile iş birliği içinde ve ayrıca İngilizlerin-Fransızların Çanakkale saldırıları eş zamanlı, başlatılan Ermeni İsyanları ve “zarureti harbiye” sonucu alınan Geçici Sevk ve İskan Kanunu ile başlamamış Kanunun 7 aylık uygulama süresi sonunda da kesilmemiş devam etmiştir. 

Örnek: Türkler ve Ermeniler, 1918 yılında Batum, 1920 yılında Sevr ve Gümrü BARIŞ Antlaşmalarını imzalamışlardır. Bu antlaşmalarda, Sevr’de bile, Soykırım sözcüğü yoktur. 

Türk – Ermeni İlişkileri 1915’ten önce, 1914 Ağustos ayında, İttihat ve Terakki – Taşnak partileri arasında başlamış ve Osmanlı Devleti’nin ültimatomu ile 1918 yılında kurulan Ermenistan Cumhuriyeti’nin 1921 yılında Bolşevik işgali sonucu ortadan kalkması ile sona ermiştir. 7 yıl süren ve en az 7 önemli olayı bulunan bir ilişki. Şimdi, bu 7 yıl ve 7 olaya birlikte bakacağız. 

BİR –  

ERMENİLERE YAPILAN TEKLİFLER (1914) 

“Ermenilere 1914’te Türklerin ve Rusların Yaptığı Teklifler 

“Rusya; Kont Varantzoff - Daşkoff vasıtasıyla, o zamanlar Tiflis’te bulunan Ermeni Milli Konsülüne (yani ANC’ye) eğer Ermeniler savaş süresince kayıtsız şartsız Rus ordularını desteklerlerse, 6 Ermeni vilayetine özerklik vereceklerini duyurdular... 

“1914 Ağustos’unun son günlerinde, 28 kişilik bir Türk heyeti Konstantinopol’dan Ermenistan’a hareket etti. Bu özel heyetin liderleri İttihat ve Terakki Partisinin önde gelenlerinden Ömer Naci Bey, Dr. Bahattin Şakir ve Teğmen Hilmi idi… 

“Ermeni Milli Örgütü aynı günlerde Erzurum’da, yıllık kongre toplantısı yapmaktaydı. Bu Ermeni kongresine, Türk hükümeti adına, yukarıda söz edilen heyet şu öneriyi sundu: 

“Eğer Türk ve Rus Ermenileri hep birlikte, aktif olarak Türk ordularını desteklerlerse, Türk Hükümeti Alman garantisi altında savaş bitiminde (Rus Ermenistan’ı ve üç Türk vilayeti Erzurum, Van ve Bitlis’ten müteşekkil bölgede) Ermenilere, Osmanlı yönetimi altında özerklik vermeyi taahhüt eder.” 

“Ermeniler, uzun süren önemli danışmaları sonunda, ümitlerini Fransa ve İngiltere’ye bağlamış olarak, mümkün olan her şekilde Rus ordularına yardım etmeye karar verdiler.” 

Kaynak: Pastırmacıyan 1918 ve Ermenilerin Yalan(cı)ları ve İtiraf(çı)ları, sayfa 126-127 

Van İsyanı için bkz. McCarthy ve diğerleri, 1915 Van’da Ermeni İsyanı 

İKİ  

 ERMENİ İSYANLARI – VAN’IN İŞGALİ – SEVK ve İSKAN KANUNU 

GUSE’DEN ALINTI: 

“Henüz daha savaşın başlangıcında, 1914 Kasım’ında, Ruslar Bayezid ve çevresini işgal ettiler. Fırsattan yararlanılarak Türklerin büyük çoğunluğu hunharca katledildi. Tamamen insanlığa karşı yapılmış olan bu tecavüz ilk girişimdi. Bu çirkin girişim, Rusların tarafında yer alan ve aralarında Pastırmacıyan’ın da bulunduğu Ermeni çetelerince gerçekleştirilmişti… 

“1915’te, yeni yılda, savaşın seyri değişti, talih artık Türklerden yana değildi ve Ermenilerin Türklere karşı günden güne şiddetlenerek devam eden aleyhte davranışları 20 Nisan 1915’te Van’da açıkça isyana dönüştü… 

“Van’daki isyan büyük Rus taarruzu ile aynı güne rastlamıştı. Ruslar, Erzurum’un kuzeydoğusundaki dağlık bölgelerden üstün kuvvetlerle Türk ordusuna saldırdılar. Aynı zamanda Van’a doğru da ilerlemeye başlayan Ruslar 18 Mayıs’ta burayı ele geçirdiler ve buradan batıya doğru ilerleyişlerini sürdürdüler… 

“Ermeni ayaklanmasının büyüklüğü ve ciddiyeti yeterli derecede bilinmiyor ve tanınmıyordu. Ordunun genel durumu, karşılaşılan güçlükler ve Ermeni ayaklanmasının Türklere karşı organize edildiği de yeterince kavranamadı. 

“Tüm bunların yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarında Türk Kafkas Ordusu’nda ağır bir kriz yaşandı. Bu ordunun takviye edilmesi söz konusu değildi, çünkü, İmparatorlukta elde avuçta ne varsa hepsi çok kritik günlerin yaşandığı Çanakkale Cephesi’ne gönderilmişti. Bu yüzden Ermenilerin çıkardığı huzursuzluk, son derece ürkütücü ve korkunç bir tehlike arz etmekteydi. 

İhtiyaç üzerine daha şimdiden jandarma birlikleri cepheye nakledilmişti ve artık ordunun hinterlandında birkaç acemi eğitim karargâhından fazla bir şey bulunmuyordu. Doğaldır ki bu kuvvetler genel bir ayaklanmaya karşı oldukça yetersiz kalıyordu… 

“Bu durumda ne yapılabilirdi?” 

GEÇİCİ SEVK VE İSKAN KANUNU, 27 Mayıs 1915 

KANUN, bu koşullar altında askeri bir zorunluluk (Talat Paşa: “zaruret-i harbiye”) nedeniyle çıkarıldı. Osmanlıca metin: 

“Vakt-i seferde ordu ve kolordu ve fırka (tümen) kumandanları ve bunlarin vekilleri ve müstakil mevki kumandanlari ahâli tarafından herhangi bir suretle evamir-i hükûmete (hükûmetin emirlerine) ve müdafaa-i memlekete (ülkenin savunmasına) ve muhafaza-i asayişe müteallik (ilişkin) icraat ve tertibata karşı muhalefet ve silâhla tecavüz mukavemet görürlerse, derakap (hemen) kuvve-i askeriye (askerî güçler) ile en şiddetli surette te'dibat yapmağa (akıllarını başlarına getirmeye) ve tecavüz ve mukavemeti (direnmeyi) esasından imha etmeye (yok etmeye) mezun (görevli) ve mecburdurlar.” 

“Ordu ve müstakil kolordu ve fırka kumandanları, icabat-i askeriyeye (askerliğin gerektirdiği kurallara) mebnî (dayanarak) veya casusluk ve hıyanetlerini hissettikleri kurâ (köyler) ve kasabat (kasabalar) ahâlisini münferiden (tek olarak) veya müctemi'an (toplu olarak) diğer mahallere sevk ve iskân ettirebilirler” Kaynak: Vikipedi 

Uygulama; 1 Haziran 1915 – 15 Mart 1916 arasında 9 ay 15 gün idi ancak, kış koşulları nedeniyle yoldakiler dışında 25 Kasım 1915 tarihinde durduruldu. Kaynak: A. Altıntaş 

Bu durumda uygulama süresi, 5 ay (1.6.1915 – 25.11.1915) ile 9.5 ay ortalaması, 7 ay olarak kabul edilebilir. 7 yıllık (84 ay) bir dönemin başlarında 7 ay, % 8.3 ! 

Ermeniler ve İngiliz Lord Bryce, Amerikalı Yahudi Henry Morgenthau ve Alman Papaz Lepsiuus gibi Türk düşmanı yandaşları; yüz yıldır, dünya kamuoyunun dikkatlerini, Türk – Ermeni ilişkilerinin 84 aylık dönemin (1. Dünya Savaşı’nın başlangıcından Sovyet Ermenistan’ının oluşumuna kadar) tamamı yerine 7 aylık küçük bir bölümüne çekmeyi başarmışlardır. Bu yanılsamaya, maalesef, Türk kamuoyu da dahildir. 

HAYATTA KALAN ERMENİLER 

Osmanlı Devleti’nin Irak ve Suriye Ermenileri dışındaki Trakya ve Anadolu Ermenilerinin Savaş’ın başındaki sayısı ile 1915 – 1921 tarihleri arasında Hayatta Kalan 1 586 000 Ermeni için bkz. EK-3. 

MUSTAFA KEMAL’NIN HAYATTA KALAN ERMENİLER hakkında AÇIKLAMASI 

Bu, Hayatta Kalan Ermeniler, konuda 26 Şubat 1921 günü Mustafa Kemal Paşa, Amerikalı gazeteci Clarence Streit’e şu açıklamayı yapmıştır: 

“Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, TEHCİR EDİLMİŞ OLANLAR HAYATTADIR ve bunların çoğu şayet İtilaf Devletleri bizi tekrar savaşa zorlamasaydı evlerine dönmüş olurlardı.” 

RUS İMPARATORLUK ARŞİV BELGESİ1 PRENS ŞAKHOVSKİY TELGRAFI, 8.10.1916 

GAPPODAR. Fon 276. Sayı 8. Dosya 513. Sayfa 10-10 arkası, 11-11 arkası. 

“Ekselansları Bay Kafkasya Ordusu Karargâh Amirine rapor 

“Yaklaşık bir yıldır Van-Bitlis bölgesinde bulunuyorum2, işimin özelliği gereği, Ermeniler olsun, Müslümanlar olsun, halkın tüm tabakalarıyla kalıcı ve kapsamlı ilişkilerim var. Bana bunlardan gelen diğer bilgiler arasında, Ermenilerin faaliyetleri ve öngörülen planları hakkında bilgiler de ulaşıyor. 

“Ermenilerden, öncelikle de köylülerden, Ermeniler hakkında çok fazla bilgi aldım ve alıyorum. 

“Köylüler, Ermeni komitelerini, Ermeni halkının felaketine sebep olmak hatta sonunu getirecek olmakla, suçluyorlar, Ermeni Komitelerinin eğilimleri ve faaliyetlerinden hoşnut değiller. Köylü halkın çoğunluğu Ermeni Komitelerin gizli faaliyetlerine katılmıyor ve sadece çalışmak için rahat bırakılmak istiyorlar. Ancak Ermeni Komitelerin, halkı terör boyunduruğu altında tutması ve isyanları acımasızca bastırması nedeniyle seslerini yükseltemiyorlar… 

Kaynak: Ermenilerin Yalan(cı)ları ve İtiraf(çı)ları, sf. 29 – 33 

SONUÇ: Ekim 1915 – Ekim 1916 tarihleri arasında Van-Bitlis’te Ermeni halkı var. Nasıl var? Rus işgali olan bölgelerde Sevk ve İskan Kanunu uygulaması yok. 

ÜÇ  

 RUS İŞGALİ (1915 – 1917) 

Doğu Anadolu, Rus işgali altında, 1915/1916 – Ekim 1917. Bu dönemde ve bu bölgede Sevk ve İskan Kanunu uygulaması yok. 

Nedense bu bölgedeki Ermeni nüfusunu araştırmamışız. Sayısını bilmiyoruz. Zincirin çok önemli bir halkası eksik. 

İŞGAL TARİHLERİ 

1915: Van (18 Mayıs), Bitlis, Muş 

1916: Erzurum (16 Şubat), Erzincan (13 Temmuz), Trabzon (18 Nisan) 

Yaklaşık 130 000 km2 olan bu bölge 14 ayda (Mayıs 1915 – Temmuz 1916) Ruslar tarafında işgal ediliş ve 1917 yılının Ekim sonuna kadar işgal altında kalmıştır. 

DÖRT

BOLŞEVİK İHTİLALİ, RUS İŞGAL BÖLGESİNDE BEŞ AYLIK ERMENİ YÖNETİMİ VE MEZALİMİ 

Bolşevik ihtilali sonucu Ruslar işgal ettikleri Doğu Anadolu ve Güney Kafkasya’yı terk ettiler. Bölgenin yönetimi ve Ruslardan kalan silah, cephane ve erzak depoları Ermenilere kaldı (Kasım 1917 – Mart 1918. Beş ay.): 

“1917 Ekim İhtilalinden sonra Bolşeviklerin Kafkasya’ya olan ilgileri azaldı ve bölgeden çekildiler. Çekilirken, cephanelerini Ermenilere bıraktılar. Böylece Trabzon, Muş3 ve Erzurum vilayetleri ile Kars, Ardahan, Karabağ ve Nahçıvan’ı içeren (daha sonra Wilson Ermenistan’ı olarak tanımlanan) geniş4 bir bölgenin yönetimi Ermenilere kalmış oldu.5” A. Derounian Kaynak: Kaçaznuni, 1955, Appendix V, New York: (DİYASPORA Yayını) 

12.9.1961 İLE 24.4.1965 ARASINDA ERİVAN ÇOK DEĞİŞMİŞ7 

11 Eylül 1961 saat 21:00’de Tiflis – Erivan – Culfa – Bakü trenine bindik, İngiliz arkadaşım Nigel Robertson ile. Artık Sovyetler Birliği’nden çıkmak üzere idik. Tren 12 Eylül sabahı Erivan’a varacak, 6 saatlik bir duraklamadan sonra akşam saatlerinde Culfa yönünde hareket edecekti. 

Culfa’da bizim yataklı vagonumuzu bırakıp Bakü’ye doğru devam edecekti. Bir gün sonra İran’dan gelecek bir lokomotif bizim vagonu alıp Tebriz’e götürecekti. 

11 Eylül gecesi midesinden rahatsız Nigel’ı kompartımanımızda bırakıp çok kalabalık olan Yemekli Vagon’a geçtim. Yolcular Ermeni ve Nahçivanlı Türklerdi. İçlerinden Ali adlı bir Türk ile ahbap oldum ve uzun uzun Sovyetler Birliği’ni konuştuk. 

12 Eylül günü Ali ile Erivan’ı gezdik, yorulana kadar. Yolda benim “İstanbul şivesi” konuştuğumu duyan Erivanlılar, “Hoş geldin” diyerek boynuma sarılıyorlar ve “hasret kaldık, biraz daha konuş da İstanbul’u duyalım sesinde” gibi sözlerle dostluk gösteriyorlardı. O gün Erivan’da gördüklerimi çeşitli makale ve kitaplarımda yayımladım. 

1961 yılında Sovyetler Birliğinde her türlü miting çok katı bir şekilde yasaktı. Değil kalabalık bir miting Kızıl Meydan’da yirmi otuz kişi bir araya gelse polis yerden bitiverir ve dağıtır, itiraz eden olursa alır götürürdü. Bunları o yaz üç ay boyunca gördüm, yaşadım ve yazdım. 

Bu nedenlerle dört yıl sonra 24 Nisan 1965 günü Erivan’da aynı meydanda DİYASPORA’nın aldığı özel izinle yaklaşık yüz bin Erivanlının Sovyetler Birliğindeki ilk mitingde bir araya gelip 1915 olaylarını Jenosit olarak tanımlayarak 50. Yıl’da Türklere nefret sloganları atmış olmalarını havsalam almıyor. Bu olayın o tarihte Türk kamuoyuna yansımamış olmasını ise hiç mi hiç anlamıyorum. 

Bolşevik Rusya ile Savaş’ı sonlandıran Brest-Litovsk Antlaşması imzalandı, 3 Mart 1918. Bu antlaşmaya göre Kars, Ardahan ve Batum Osmanlı Devleti’ne iade edilecekti. Gürcüler, Batum’dan Ermeniler Kars ve Ardahan’dan çıkmayı kabul etmediler. 

Güney Kafkasyalılar (aralarında Ermeniler de dahil) ile Trabzon’da Osmanlı Devleti heyetiyle barış görüşmeleri yapıldı (14 Mart – 14 Nisan 1918), antlaşmaya varılamadı. Trabzon görüşmelerinde Güney Kafkasyalıların, Osmanlı Devleti’nden dört talebi oldu. Dördüncü talep Ermenilerin talebi idi: 

Doğu Anadolu’daki Ermeniler için, Osmanlı sınırları içinde kalmak koşulu ile özerklik. Bu talep reddedilince 25 Mart günü Hatisyan, Rauf Bey ile ikili bir görüşmede, Türkiye’den Rusya’ya kaçan 400 bin Ermeni için geri dönüş izni talep etti. 

Her iki talep de reddedildi. (Kaynak: R. Hovannisian, 1967, E. Şahin, 2002) 

BEŞ

ERMENİSTAN CUMHURİYETİ VE BATUM BARIŞ VE DOSTLUK ANTLAŞMASI 

Osmanlı Devleti’nin; Barış antlaşması için Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan’ın kendi bağımsız devletlerini kurmaları koşulunu dayatması sonunda ilan edilen Ermenistan Cumhuriyeti ile 4 Haziran 1918 tarihinde ayrıntılı (ekleriyle birlikte 26 sayfa) Barış ve Dostluk Antlaşması imzalandı. İlk Ermenistan devleti kuruldu, büyüklüğü 10 000 Km2 

ALTI 

SEVR ANTLAŞMASI ve WILSON HARİTASI 30 Ekim 1918. Osmanlı Devleti Savaş’tan yenik çıktı ve Mondros Mütarekesini imzaladı. Ermeniler, 4 Haziran’da imzaladıkları Barış Antlaşmasını çöpe atarak Paris’te toplanan Barış Konferansına katılan İngiliz ve Fransız heyetleri ile ABD Başkanı Wilson’u etkilemek için çok yoğun çalışmalar yaptılar. 

O tarihte toprakları sadece 10 000 Km2 olan Ermenistan’ın talebi, Deniz’den Deniz’e Büyük Ermenistan idi: 320 000 Km2. 

(Kaynak: The Armenian Question Before The Peace Conference, A Memorandum. Presented Officially by the Representatives (Avetis Aharonyan ve Boghos Nubar) of Armenia to the Peace Conference at Versailles on February, 26th 1919) 

Muhtıranın girişinde Türkiye’den alınarak Ermenistan’a bırakılacak 320 bin Km2 alanın haritası verilmişti: 1917’de Ruslardan kalan bölge artı Çukurova. 

NOT: ‘Deniz’den Deniz’e Ermenistan’ ilk kez Pastırmacıyan’ın anılan kitabının önsözünün yazarı tanınmış Amerikalı barış lobicisi George Nasmyth’in önsözünde ortaya atılmıştır: 

“Yeni Ermeni ulusunun sınırları nerelerden çizilmeli? Önümde, en dikkatli bilimsel araştırma ve vicdani bilgiye dayanarak çizilmiş Stanford’un Avrupa Dilleri Atlası var. 

“Bu atlas Ermenice konuşan milletlerin hâkim olduğu yerlerin Akdeniz’de Adana ve İskenderun’a kadar uzandığını, Trabzon yakınında neredeyse Karadeniz’e, Kafkas dağlarında Tiflis’e, ve doğuda İran’ın Batı sınırında Urumiye gölüne kadar uzandığı bir bölgeyi gösteriyor.” 

Böylelikle, Amerikalının 1918 yılı Aralık ayının sonunda Boston’da basılan Pastırmacıyan kitabının önsözünde bir atlasa bakarak sözcüklerle belirlediği bu alan 26 Şubat 1919’da Barış Konferansı’na sunulan muhtırada profesyonelce çizilmiş haritayı oluşturmuştur. Bu, Mondros 

Mütarekesi’nden sonra Sevr ile Türkiye’den koparılacak toprakların hayali ile heyecanlanan Ermenilerin o günün sınırlı iletişim olanaklarına rağmen son derece hızlı ve koordineli çalıştıklarını göstermektedir. 

10 Ağustos 1920 tarihinde Osmanlı Devleti ile Sevr Barış Antlaşması imzalandı. Osmanlı’dan alınarak Ermenistan’a verilecek toprakları belirlemek işi Başkan Wilson’a bırakıldı, 

YEDİ – ERMENİLER ile 2. BARIŞ ANTLAŞMASI ve VRATSIYAN’ın MEKTUBU 

Ermeniler, Sevr Antlaşmasının coşkusu ile ve Başkan Wilson’u etkilemek için Eylül ayında başlattıkları savaşta (EK – 5) yenildiler ve ateşkes koşullarını kabul ettiler, 18 Kasım 1920: 

Kazım Karabekir Paşa ile Gümrü’de yapılan görüşmelerin (25 Kasım – 2 Aralık arasında) sonunda 2 – 3 Aralık 1920 gecesi Gümrü Barış Antlaşması imzalandı. Bu Antlaşma ile Wilson’un 10 gün önce (22 Kasım 1920) ilan ettiği Ermenistan haritası çöpe gitmiştir. Sınır aşağıdaki haritada görülmektedir. 

Antlaşmanın 10’uncu maddesinde Ermenilerin, Sevr Antlaşmasını “YOK” hükmünde olduğunu kabul ettikleri belirtilmiştir. Hatisyan’ın Kitabı’nda bu madde hakkında ayrıntılı bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgiler başka hiçbir kaynakta yoktur. 

Ermenistan Cumhuriyeti’nin, ülkenin Bolşevikler tarafından işgal edildiği 2.12.1920 tarihine kadar son Başbakanı olan Simon Vratsiyan, 18 Mart 1921’de, Gümrü Antlaşmasına gönderme yaparak yazdığı bir mektupla (EK – 6) TBMM Hükümetinden asker, silah ve cephane talep etmiştir, işgalci Bolşevik Ruslara karşı kullanılmak üzere.  

ÖZET 

OLAY – 1 

“Eğer Türk ve Rus Ermenileri…Türk ordularını desteklerlerse, Türk Hükümeti… Ermenilere, Osmanlı yönetimi altında özerklik vermeyi taahhüt eder.” Ağustos, 1914 

“Ermeniler, uzun süren önemli danışmaları sonunda… mümkün olan her şekilde Rus ordularına yardım etmeye karar verdiler.” (Pastırmacıyan 1918) 

OLAY – 2 

“Ermenilerin Türklere karşı… aleyhte davranışları, 20 Nisan 1915’te Van’da açıkça isyana dönüştü…Ruslar 18 Mayıs’ta burayı (Van’ı) ele geçidiler.” (Guse 1925) 

OLAY – 3 

Doğu Anadolu’nun Ruslar tarafından işgali, 1915 – 1916. 

OLAY – 4 

Rus İhtilali, 1917. Ruslardan sonra işgal bölgesinde Ermeni yönetimi/mezalimi. 

OLAY – 5 

Trabzon Barış Konferansı, Savaş ve Batum Barış ve Dostluk Antlaşması, 1918. 

OLAY – 6 

Sevr’e yönelik Ermeni talepleri. Sevr Barış (!) Antlaşması, 1919-1920. 

OLAY – 7 

Türk – Ermeni Savaşı ve Gümrü Barış Antlaşması, 1920. Mektup, 18 Mart 1921 

SONUÇ 

Ermeniler; 

· Türklerin Ağustos 1914 teklifini kabul etmemiş ve düşman ile iş birliği yapmışlardır. 

· Doğu Anadolu’nun Ruslar tarafından işgaline “her şekilde” yardımcı olmuşlardır. 

· Mondros’tan sonra 26 sayfalık Batum BARIŞ VE DOSTLUK Antlaşmasını unutarak Sevr için uğraşmış ve Sevr Antlaşmasını imzalamışlardır 

· 1920 Savaşı’nı başlatmış ve yenilerek Gümrü Barış Antlaşmasını imzalamışlar, bu Antlaşma (Madde 10) ile Sevr’i YOK saymışlardır. 

· 7 yıl önce RUS AŞKI ile yanıp tutuşurken ihanet ettikleri Türk’e (Mustafa Kemal Paşaya) bir Mektup yazıp RUS’a karşı askeri yardım istemek noktasına geldikten sonra İNTİHAR ederek, ülkelerini Stalin’in cezaevine sokmuşlardır. 

· İSYAN karar ve eylemlerinden (Olay 1 & 2) İNTİHAR’a (Olay-7) sürüklenmişlerdir. 

1 & 2) İNTİHAR’a (Olay-7) sürüklenmişlerdir. 

ÖNERİ 

Savaşta da Barışta da son derece beceriksiz ve başarısız olan Ermeniler, dezenformasyonda dünya şampiyonudurlar: Tam 100 yıldır dünya kamuoyunu, 7 yıllık (84 ay) ‘İsyandan-İntihara’ sürecinin 7 aylık Sevk ve İskan uygulamasına hapsetmişlerdir, gerçekleri çarpıtarak, sayıları abartarak. 

İki çok önemli hususa ise hiç değinmemişlerdir: 

· 7 aylık (Sevk&İskan) dönemden sonra 1 586 000 Ermeni’nin hayatta kaldığına, 

· Ruslar gittikten sonra bıraktıkları silah ve cephane ile gerçekleştirdikleri Mezalime. 

Önemli olan 7 yılın gerçeklerinin; aleyhimize parlamento kararı almış, kulakları tıkalı, 28’i Hristiyan, 31 ülkeye ve Vatikan’a anlatılması ve kararlarının iptalinin sağlanmasıdır. 

Bu hedefe; itiraz edemeyecekleri yabancı (tercihan Ermeni ve ABD) kaynaklara dayalı, kısa, yalın (kolay anlaşılabilen) İNGİLİZCE ve İSPANYOLCA kaleme alınmış (sonradan çeviri değil) uzmanların (tarihçilerin, diplomatların, askerlerin vd.) birlikte çalışarak oluşturacakları bir TÜRK ERMENİ TEZİ ile ulaşılabilir. 

Bu tez, soykırım iddialarına karşı bir yanıt olmamalı, burada yapmaya çalıştığım gibi, yedi yıllık Türk – Ermeni İlişkilerinin gerçeklerini belgeleyerek ortaya koymalıdır. 

 MEHMET ARİF DEMİRER KİMDİR? 

1957’de Ankara Koleji, 1961’de, Üniversite: Lisans, Cambridge Mühendislik Fakültesi, 1979’da İleri Mühendislik Diploması, Cambridge Mühendislik Fakültesi, 1964 MBA, Gazi Üniversitesi’ni bitirdi.  1961-62 yıllarında Cambridge Afro – Asian Expedition Başkanlığı yaptı.  

363 gün süren 45 bin km’lik tetkik gezisinde Sovyetler Birliği dahil, seçilmiş 11 ülkede karşılaştırmalı eğitim sistemleri (Comparative Education) çalışması yapıldı. Sovyetler Birliğinde Ermenistan ve Özbekistan dahil 7 Sovyet Cumhuriyeti ziyaret etti. Teknoloji Transferi dersi, ODTÜ, Endüstri Mühendisliği Fakültesi, 1983 - Taşıt sanayi A. Ş. (Leyland Kamyon Fabrikası Müdürü, 1966 – 1972 (İsrail’den Fiberglass konusunda teknoloji transferi gerçekleştirildi) 2009 – 2013’de TÜBİTAK Projesi, Proje Yürütücülüğü, Siyasi  çalışmalarda bulunan Mehmet Arif Demirer’in  Anayurt Gazetesi’nde ve çeşitli  dergilerde köşe yazarlığı devam ediyor. Yayımlanmış 66 kitap (2015 – 2018 yıllarında 17 kitap) bulunuyor. 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.