301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
17 Temmuz 2019 - Çarşamba 16:59
 
Zübeyde Hanım
Dr. Muhammet Veysel Zortul
 
 

Yıl 1919, aylardan Mayıs'tı. Şişli'deki evde, yatağına uzanmış, eskileri düşünüyor, 'Ne de güzel günlerdi.' diyerek iç çekiyordu. Babası Hacı Sofulardan Feyzullah Ağa ve annesi Ayşe Hanımla beraber Langaza'daki çiftliklerinde güzelce yaşıyorlardı. Büyümüş, genç ve güzel bir kız olmuştu. Bir gün annesiyle yorgan kaplarken ayağına kocaman bir yorgan iğnesi batmıştı. Ne yaparlarsa yapsınlar çıkaramamışlardı. Hemen bir arabaya bindirilip Selanik'e götürülmüş ve koca iğne ancak hastanede çıkarılabilmişti. Birkaç gün Selanik'te kalınca şehrin havasını sevmiş ve çiftliğe dönmek istememişti. Tam da o günler evleneceği adamla dar bir sokakta karşılaşmış, azıcık bakışmışlardı. Ali Rıza Bey, birkaç gündür rüyasına giren kızı sokakta görünce şaşırmış, yıldırım aşkıyla tutulmuştu. Hemen takip edip evlerini öğrenmiş ve Allah'ın emri diyerek talip olmuştu.

 

Ayşe Hanım 'kız evi naz evi' kaidesine uygun olarak nazlanmış, vermek istememiş, 'Sırmalı kaftan, sırmalı fotin isterim!' diyerek işi yokuşa sürmüştü. Sonra sonra yelkenleri suya indirmiş ve 'evet' demişti. Evlenmişlerdi. İlk çocukları Fatma'yı kucaklarına aldıklarında takvim yaprakları 1872'yi gösteriyordu. Sonra Ömer, Ahmet, Mustafa… Ancak ilk üçü, çocuk yaşta ölmüşlerdi. Çocuklarının ölümleriyle deliye dönmüş, acılarını Mustafa'sını bağrına basarak teskin edebilmişti.

 

Mustafa'sı onu hayata bağlayan tek rabıta, tek teselli olmuştu. İlkokula giderken tam iki yıl boyunca sımsıkı elinden tutmuş, kendisi götürmüş, kendisi getirmişti. Ona da bir şey olursa çıldıracağını biliyordu çünkü. Sonra Makbule olmuştu, ardından da Naciye. Tam saadete erdim derken Ali Rıza Bey bağırsak veremi olmuş ve üç yıl çektikten sonra vefat etmişti. Ölen üç çocuğunun acısı yüreğinde, yaşayan üç çocuğu kucağında, hayata bir başına tutunmaya çalışmıştı. Kardeşinin çiftliğinde bir ölü gibi yaşıyor, uykularında sayıklıyor, her sofraya oturduğunda tatsız ve buruk oturuyor, lokmalar boğazına düğümlenirken,'Nerede benim kocam! Nerede saltanatım, saadetim! Nerede çocuklarım! Ömer'im, Ahmet'im, Fatma'm!..'diyerek feryat ediyordu.

 

Avurtları çökmüş, yere düşen elmaların darbe alıp ezilmesi gibi yanakları ezilmişti Zübeyde Hanımın. Fakat hala genç bir kız gibi çok güzeldi. Çehresinde, bütün bir hayatı çilelerle ancak dolu dolu yaşamış insanların dingin hali, Rabbine yakınlığın verdiği tevekkül vardı. Çocuklarının ve eşinin peş peşe ölümlerinin ruhunda oluşturduğu acı, kırış kırış olmuş göz kenarlarından okunsa da okuduğu ve her satırından keyif aldığı ömür kitabını, gönül rahatlığıyla kapatmışçasına huzur içerisindeydi.

 

Mustafa'sı Dokuzuncu Ordu Müfettişi olarak Samsun'a çıkacaktı. Müsaade isteyip elini öperken, metaneti sarsılır gibi olmuştu. Her iki eliyle oğlunun yüzünü yakalamış ve tüm gücüyle sinesine bastırmıştı. Eğer o an için seçme şansı olsa ölümü tercih edecek yine de evladını bırakmayacaktı. Makbule Hanım kapının pervazına yapışmış ağlıyor, ana oğul somyanın üzerinde ağlıyordu. Bir daha hiç buluşmayacak, hiç aynı sofrada oturmayacak, aynı çanağa kepçe sallamayacak, çocukluklarını anlatmayacak, geçmişlerini yâd etmeyecek, birlikte gülmeyecek, beraber ağlamayacak gibi ağlıyorlardı.

 

Mustafa Kemal, emrine tahsis edilen araba ile evden ayrılırken, Makbule Hanım cama koşmuş, hıçkıra hıçkıra ağlamış, toz bulutunun içinde kaybolan arabaya çaresiz gözlerle bakmıştı. Yığıldığı karyolasında, kaşlarını çatan Zübeyde Hanım "Sen bir asker kardeşisin Makbule! Ayıp! Ayıp! Ağlanır mı hiç böyle!" diyor fakat kendisi de ağlıyordu.

 

Mustafa Kemal gider gitmez "Samsun'a çıktım, sıhhatteyim, sakın darlık çekmeyin. Bankadaki paranız biterse evdeki halıları satarsınız…"diye telgraf çekmişti. Bu kez ana kız sevinçten ağlıyorlardı. O günden sonra 'belki de bu akşam döner' diye hep bekledi Zübeyde Hanım, bu ayrılığın çok uzun süreceğini bilmeden…

 
Etiketler: Zübeyde, Hanım,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Şu boğaz harbi nedir
Kurtuluş Savaşı
Mustafa Kemal Niçin Büyük Bir Liderdi?
Bekârlık sultanlık mıdır?
ERKEK ADAM KÜPE TAKAR MI?
Kıyamet ne zaman kopacak?
Hezarfen çelebi uçtu mu?
Hz. İsa gelecek mi?
V. Murad Deli Miydi?
Kahve içmek caiz midir?
Vampir Drakula yaşadı mı?
Halide Edip Adıvar Mandacı Mıydı?
Baltacı Mehmet Paşa Katerina ile aşk yaşadı mı?
Mustafa Kemal'in Aşkı
Vesikalı Vatan 14
Vesikalı Vatan 13
Vesikalı Vatan 12
Vesikalı Vatan 11
Vesikalı Vatan 10
Vesikalı Vatan 9
Vesikalı Vatan 8
Vesikalı Vatan 7
Vesikalı Vatan 6
Vesikalı Vatan 5
Vesikalı Vatan 4
Vesikalı Vatan 3
Vesikalı Vatan 2
Vesikalı Vatan 1
Erkeklere ölüm
Çirkinler de Sever
Ertuğrul
Kerem Aslı(sı)nı Arıyor
Selanik Vakası
Bilmece
Beşiktaş Karakolu
Yabancı
Memnu Meyve
Aşkla Savaşmak
Bir Mutsuzluk Öyküsü
Yırtık Gömlek
Stratenice
Sular Yükselirken
Dünya Vanlılar Günü
Yasak Aşkın Savaşı Truva
Güleç Kız
Yıldırım düşerken
Bir Amazon Kadınının Günlüğü
Kösem'in düşü(şü)
Zengin koca
Tekfurun kızı
Bit
Leylekleri öldürmek
Dünyada Van ahirette iman
Asırlık gazetenin aziz okuyucuları
Dua et ki orucum
Araftaki Vanlılar
Tatil
Doktor Civanım
Servet Aydınoğlu
Sucuklu yumurta
Misafir
Renkli Televizyon
İlk Aşk
Parayı kim buldu
Kaçak
Sınav
Cesim Abi De Bizi Görecek Mi
Ranza
Acı Şeker
İzdivaç
Karne
Minel Aşk
Aşçı
BABAM ve oğlu
Babalar Ağlamaz mı Anne?
Home
Işkın değil muz
Nasıl Zengin Oldum
Buzdolabı
Ankara-Van
İki Nisan/İki Bebek
Merhaba
Haber Yazılımı