Yunus Türkoğlu Oduncu Mustafa
Yazı Detayı
05 Ağustos 2020 - Çarşamba 18:37
 
Oduncu Mustafa
Yunus Türkoğlu
 
 

“Oduncu” tiplemesinin filmlerde, romanlarda, şiirlerde veyahut masallarda kaldığını biliyorum. Böyle bir meslek yok artık! Oduncu sözcüğü ısınmayı hatırlattığından mıdır yoksa geçmişten tatlı hatıralar getirdiğinden midir bilinmez ama hep içimizi ısıtmıştır!

Bu yazımda mahallemizin hatırşinas ve değerli bir büyüğü olan merhum Oduncu Mustafa ağabeyin hayatına kısaca değinip geçmek, geçerken de onu rahmetle yâd etmek istiyorum.

Yaz bitmek üzeredir, Ağustos ayının sonlarıdır. Havalar yavaş yavaş soğuyoır artık. Van’da kış hazırlıklarına başlanmıştır; Peynirler küplerde yere gömülmüştür! Erişteler kesilmiş, turşular tutulmuş, Van balığı tuzlanıp basılmış, kavurmalar kavrulup tenekelere doldurulup ağızları hava almayacak bir şekilde sıkıca kapatılmıştır. Toprak damlar gerekiyorsa sıvanmış ve şuratanların bakımı yapılmıştır. En önemlisi uzun kış boyunca yakılacak odunların tedarik edilip kırma işinin bir an önce halledilmesi gerekmektedir!

Kalorifer, kömür, klima ve elektrikli odun kesme testerelerinin henüz hayatımıza girmediği günlerdi! Hayatımızda odun sobaları, dallı budaklı odunlar, girdebiller birde unutamadığımız oduncu veya baltacılar vardı! Daha yazın ortasında Van, Bitlis ve Hakkâri’nin dağlarından pelit ve meşe ağaçları kesilir yakacak olmak üzere odunculara getirilir satışa sunulurdu. İhtiyacı olanlar gider alır evlerinin bahçelerine dökerlerdi. Şimdi oduncu gelip bunlar güzelce kıracak ev sahibi içeriye çekip istif edecek, sonrasında kışın gelmesini bekleyecekti!

Unutmayın ki soğuk kış gecelerinde gürül gürül yanan soba başında yaşanan hatıralar hepimizin unutulmazlar arasında yer almaktadır!

Hanikoğlu ile Erek Mahallesi’ne giden üç yol ağzında bir ev vardı! Sokağa bakan tarafından kanal suyu akar, diğer tarafında ise hafifçe bir tepenin bulunduğu alanda; Kerpiçten yapılmış tek katlı, toprak damlı çizgi filmlerden çıkmış gibi duran Şirin mi şirin kutu gibi bir ev vardı. Sokağın karşı tarafında Edremitli Şahabettin Yapar, yan tarafında ise Şevket ve kardeşi Aydın Özek’lerin evleri mevcuttu! 

Bahse konu bu evde Oduncu Mustafa ağabey ve ailesi yaşardı. Hanımı Saliha teyze, tatlı dilli güler yüzlü bir hanımefendiydi. Ellerinden öpüyorum, selamlarımı gönderiyorum. Oğlu Aydın ise gönül dostumuz çocukluktan beri can arkadaşımızdır.

Mustafa ağabey Karayolları’nda görev yapardı. Eylül ayı gibi oldu mu mahallemizin en çok aranılan kişisi olurdu! Hafta sonları “oduncu gömleği” sırtında kalın kaşe kumaştan mamul pantolonu ve yeleği üstünde, Karayollarının tahsis ettiği potinler ayağında ve tabi ki baltası elindeydi. Kömür karası elmasa benzeyen bilev taşı bez kesenin içinde odun kırmaya giderdi…

Odunları kırmadan önce onları göz ucuyla bir süzer sonrasında beş-on tane alır sol tarafına dizer, büyük ve ağırca olan baltasını bilerdi! Yeleğini çıkarır, gömleğin kolların yukarı doğru çevirirdi. Her şey hazırdır kıracağı sert odun ve kütüklerle bütünleşmiştir artık! Baltayı eline alır;

“- Ya Allah, Bismillahirrahmanirrahim” der işine koyulurdu!

En sert ve düğümlü ağaçlara bir defa vurdu mu parçalardı! İşine o kadar kendini vermiştir ki o anda dünyayı görmüyordur. Baltayı tak diye kütüğe vurdu mu adeta mutlu oluyordur.

Arada baltasını bilemek, biraz nefeslenmek veya bir bardak çay sunulmuşsa onu içmek için duruverirdi. Fakat aklında zikreder gibi, şiir yazar gibi, resim çizer gibi kırılacak odunlar vardır. O, işini dünyanın en önemli görevini yapıyormuşçasına titiz ve özenle yapardı. Odunları en kısa sürede ve en verimli şekilde kırmayı kendine düstur edinmişti.

Baltasını biledikten sonra iri kütüklerden birinin üzerine indirir ve çayını yudumlarken gözü yine onun üzerinde olurdu. Zira baltası onun arkadaşı gibiydi, dahası kıymetliydi hem ağır hem de tehlikeliydi! Ne olur ne olmaz birisi baltasını incelemek isterse diye gözünün önünden ayırmazdı.

Eylül, Ekim ayı olunca odun kırmak hiç şüphesiz merhum Mustafa ağabeyin rüyalarına, hayallerine giriyordu. Bu işi aşk ile şevk ile yapardı. Odun kırma işi bittikten sonra baltasının omzuna atıp ev sahibiyle helalleşmek onun için çök özel manalar içermekteydi.

Biraz önce karmakarışık halde duran kütüklerin, iş bitiminde boy boy kırılmış istiflenmiş olarak durması büyük bir mutluluktu!

Oduncu Mustafa, alnının teri ve baltasının hüneriyle helalinden bu günkü rızkını da kazanmıştı. Bundan önceki gecelerde olduğu gibi bu gecede yastığa başını huzurla bırakıp uyuyabilirdi… Mekânın cennet olsun.

Afiyet ve sıhhatiniz daim olsun.

 
Etiketler: Oduncu, Mustafa,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
16 Eylül 2020
Yavuz Sultan Selim, Şair ve Van Müftüsü
02 Eylül 2020
Değerlerimiz Unutuluyor!
19 Ağustos 2020
Memleket-i Van
12 Ağustos 2020
Geleneksel Tıp
19 Temmuz 2020
Bahçeler Sulanırken!
09 Temmuz 2020
Herşey Van İçin!
04 Temmuz 2020
Kazım Karabekir Ortaokulu-2
19 Haziran 2020
Kazım Karabekir Ortaokulu-1
12 Haziran 2020
Bizim Mahallenin Çocukları ve Gençleri
04 Haziran 2020
Eski Büyük Camii
21 Mayıs 2020
Zıvıstan’da Bir Bahçe
14 Mayıs 2020
Akköprü Mahallesi-2
09 Mayıs 2020
Akköprü Mahallesi-1
30 Nisan 2020
Ah İskele Ah!
22 Nisan 2020
Van’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
09 Nisan 2020
Van'a Bahar Geldi Balam!
01 Nisan 2020
Eski Banka Sokağı/ Van’ın Kurtuluşu
18 Mart 2020
İslami Çevre Bilinci-1
11 Mart 2020
Yıllar ve Yollar
04 Mart 2020
Vangölü Seyahat ve Efsane O 302'ler
20 Şubat 2020
Tahta Kızağım…
12 Şubat 2020
Çevre ve insan-2
05 Şubat 2020
Çevre ve insan-1
29 Ocak 2020
Sofu Baba
15 Ocak 2020
Van'ın "Gönül İnsanları"
08 Ocak 2020
Tekel Binası- Süphan Dağı- Halit Emi
24 Aralık 2019
Unutulmaz Yıllar…
17 Aralık 2019
Behiye Ezenin Evi
10 Aralık 2019
Kişmiri Gül Şehri…
26 Kasım 2019
Van'a Kar Yağıyor!
12 Kasım 2019
Mahalleyi Kayıp mı Ettik?
11 Kasım 2019
Sevdalarda Van...
29 Ekim 2019
Van Kültüründen İnciler -2
22 Ekim 2019
Van'dan Gitmeler Üzerine!
15 Ekim 2019
Şuratanlar Akmaya Başlayınca
08 Ekim 2019
Erek Dağı diyor ki!
01 Ekim 2019
Van Kültüründen İnciler
25 Eylül 2019
Bir Ahmet Dayı Vardı!
10 Eylül 2019
Van Elleri Derler Buraya…
27 Ağustos 2019
Semaverler Yanınca!
14 Ağustos 2019
Ey Vangölü! Ey Deniz!
30 Temmuz 2019
İlkokul Yıllarımız (Hüsrevpaşa İ.O)
23 Temmuz 2019
Nice 82. Yıllara
16 Temmuz 2019
Seyyah Olup Şehri Van'ı Gezsem 2
09 Temmuz 2019
Seyyah Olup Şehri Van'ı Gezsem 1
02 Temmuz 2019
Şerefiye Mahallesi ve Milli Boksör Lütfi Canbakış
19 Haziran 2019
İrfan Baştuğ İlkokulu ve Bir Öğrenci Profili
11 Haziran 2019
Emek ile Şehir Sinemaları
05 Haziran 2019
Van’da bayram ola
28 Mayıs 2019
Van'a Güzelleme
21 Mayıs 2019
İftarlığım Cennet Elması
14 Mayıs 2019
Van kültüründe iz bırakanlar
07 Mayıs 2019
Annem
30 Nisan 2019
Van'ın unutulmayan üç esnaf portresi
23 Nisan 2019
Bir Pazar Günü
16 Nisan 2019
Van Gölü Kirlenmesin
09 Nisan 2019
İstiklal Marşı ve Ezan
31 Mart 2019
Mazi içimde sevda
26 Şubat 2019
Rıfat Bey ve Oğlu 3
19 Şubat 2019
Rıfat Bey ve oğlu 2
12 Şubat 2019
Rıfat Bey ve Oğlu 1
05 Şubat 2019
Mektebin Bacaları
29 Ocak 2019
Cümbüşçü Aslan Ağabey
22 Ocak 2019
Bir Sevgi Masalı
15 Ocak 2019
Hamal Arabası
02 Ocak 2019
Mahalle Kültürü
26 Aralık 2018
Ganispi'ye Gidiyoruz
19 Aralık 2018
Erek Dağı
12 Aralık 2018
Geçen yıllar!
05 Aralık 2018
Karboran
Haber Yazılımı