301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
20 Haziran 2019 - Perşembe 16:14
 
İmamoğlu'nun önlenemez yükselişi
Prof. Dr. Ahmet ÖZER
 
 

23 Haziranın Şifreleri

31 Mart yerel seçimlerinin en önemli sonucu AKP'nin İstanbul'la birlikte yıllardır yönettiği bazı büyük kentleri kaybetmesi oldu. Lakin AKP bu sonucu İstanbul'da kabullenmedi, YSK'yı harekete geçirdi, seçimi iptal ettirdi. Ama cin şişeden çıktı, devlet aygıtına rağmen artık durumu tersine çevirmek çok zor. İmamoğlu artık sadece bir siyasi figür olmanın ötesinde bir halk kahramanı muamelesi görüyor.

 

İktidarın İmamoğlu ile ilgili karalama kampanyası yürütmek yerine şu soruyu sorması lazım: 25 yıllık yerel, 17 yıllık genel iktidara rağmen sonuç neden böyle oldu? Bu sorunun basit bir cevabı var: Halk artık değişim istiyor. Toplumun büyük çoğunluğu AKP iktidarının uygulamalarından, yanlış politikalarından yıldı, bıktı. İstanbul seçim sonucu iktidarın uyguladığı politikaların yanlış olduğunu ve artık halkta karşılık bulamadığının açık göstergesidir.

 

Değişim onu isteyenlerin gücü oranında olur. İlk defa bu denli güçlü bir değişim arzusu var ve devam ediyor. Bu arzu 23 Haziranda son bulmayacak kuşkusuz.  Muhalefet bu sonuçları doğru okur, iyi organize olur ve yeni dönemde aldığı belediyelerde fark yaratırsa bu 17 yıllık AKP iktidarı için de sonun başlangıcı olur.

 

Peki, AKP İstanbul'da neden direniyor?

Birinci neden İstanbul'un devasa rantlarıdır: Hem iktidarın işadamları hem ona yakın medya hem de iktidara yakın Vakıf ve Dernekler buradan nemalanıyorlar. İkincisi İstanbul büyük bir mega kent, Türkiye'nin yansıması, moral ve motivasyon açısından çok önemli. 81 ilden insan var İstanbul'da. İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır. Böyle bir etkisi var. Üçüncü olarak da İstanbul'un bir mega kent olarak siyasetin, ticaretin, teknolojinin merkezi bir küresel kent olmasıdır.Dünyanın gözü üstünde. İşte bu yüzden bırakmak istemiyor. Devletin, sermayenin ve medyanın gücü ile direniyor ama değişim dalgasının önünde durması imkansız.

 

İmamoğlu'nun sırrı?

Ekrem İmamoğlu bu seçimi üç unsurla kazandı. 1) Kendi duruşu ve becerisi; insanlara hoş gelen karakteri, tavırları ve söylemleri. 2) Uzun süredir devam eden AKP iktidarının genelde Türkiye'de özelde İstanbul'daki yıpranmışlığının yaratmış olduğu bıkkınlık ve içinden geçtiğimiz konjonktür. 3) CHP'nin dışındaki muhalefetin, İyi Parti ve özellikle de HDP'nin sağlamış olduğu şartsız ve koşulsuz destek.

 

Bu Süreç nasıl işledi?

İmamoğlu ile birlikte 2016 yılında Beylikdüzü Belediyesinin öncülüğünü yaptığı "Batı İstanbul Çalıştaylarını" gerçekleştirdik. Amaç yeni kurulmuş bir ilçe olan  Beylikdüzü'nü tanıtmak, genç ve azimli belediye başkanını öne çıkarmaktı. Bu süre içinde yaptığımız çalıştaylar çok ses getirdi, sonrasında bu çalışmalar yayınlandı. Ben daha o sürecin başında kendisinin mutlaka İstanbul Büyükşehir Belediyesine aday olması gerektiğini, (bazı karşı çıkışlara rağmen), ısrarla önerdim. Çünkü ondaki bu tınıyı gördüm.

 

30 Kasım 2017 yılında İmamoğlu'nu bazı diğer ilçe belediye başkanlarıyla birlikte Mersin'e davet ettim. Bana sordular; "İstanbul'da 39 ilçe var neden İmamoğlu, ya da İzmir'de o kadar belediye var neden Seferihisar belediye başkanı Tunç Soyer?" diye.. Açılış  konuşmamda, "Çünkü bu arkadaşlarımız, 1,5 yıl sonra yapılacak olan yerel seçimlerde kendi illerinin büyükşehir belediye başkan adayları olacak ve seçilecekler" dedim. Şimdi hepinizin bildiği gibi o zaman kendileri bile aday olup olamayacaklarını bilmeyen bu başarılı başkanlar aday oldular ve davet ettiğimiz kişilerden Mustafa Bozbey hariç; Ekrem İmamoğlu İstanbul'a; Tunç Soyer İzmir'e, Zeydan Karalar Adana'ya, Muhittin Böcek Antalya'ya belediye başkanı oldular. Konuklar arasında bulunan Vahap Seçer ise Mersin'e başkan oldu. Demek istediğim, gören göz için perşembenin gelişi daha o zaman benim açımdan çarşambadan belli idi.

 

İmamoğlu çalışkan, sempatik, sevecen biri. İnsanlarla doğru ilişki kuruyor, topluma dokunuyor, yaptıklarını abartmıyor ama hakkını vermekten de geri durmuyor, böyle bir yapısı var. Seçim gecesi söylediği, "Kimsenin hakkını yemem ama kimseye de hakkımı yedirmem" sözü onun bu kişilik özelliğinin tipik bir göstergesidir.

 

Bu yapıp ettikleri seçimi kazandıktan sonra kimi yorumcuların ortaya çıkıp dediği gibi, önceden planlamış bir strateji gereği yaptığı şeyler değil. Tanıdığım kadarıyla o zaten böyle birisi, yani bunlar onun yetişme biçiminin ürünü ve gerçek doğasının sonucu. Zaten Beylikdüzü'nde de bunlar yaşanarak görüldü.

 

23 Haziranda da Yine Kazanacak

Bir kere toplum kutuplaşmadan bıktı, İmamoğlu kucaklayıcı. İkincisi,AKP İstanbul'un sorunlarını çözmek yerine zaman içinde çözülmesi gereken bir sorun haline geldi.. Üçüncü olarak da AKP adayı Binali Yıldırım sanki zorla yarışa sokulmuş gibi, yaşlı, yorgun ve bıkkın bir görüntü sergiliyor. Buna karşılık İmamoğlu genç, dinamik, istekli, heyecanlı. Bir önemi nokta da ekonomideki kötü gidişat ve hem ulusal hem de uluslararası ilişkilerin iktidar tarafından iyi yönetilmesi. Ve son olarak muktedirlerin mağrurluğuna karşı mağdurların koalisyonun oluşması. En önemlisi de HDP yapılan baskılar karşısında AKP ile hesaplaşmak adına CHP'yi başta İstanbul olmak üzere batı metropollerinin tümünde açıkça desteklemeye devam etmesi.

 

Hukuk ve demokrasi alanında yaşanılan sorunların yanı sıra, gelir dağılımındaki adaletsizlik, işsizliğin dayanılmaz boyutlara ulaşması; İstanbul'u talan eden rant ve inşaat ekonomisinin sonuna gelinmesini saymıyorum bile. İstanbul'da 25 yıldır trafiğin keşmekeşliği, ulaşımın bir türlü çözüme kavuşturulmaması, yeşil alanların betona feda edilmesi, insanların nefes alamaz hale gelmiş olması. MHP işbirliği ve terk edilen beka söyleminin ortaya çıkardığı foya. Bütün bunlar 31 Martta işlev gördüğü gibi 23 Haziranda da işlev görmeye devam edecektir.

 

Bunları konuşmak yerine suni gündemler yaratılarak, yok Ordu valisi, yok Küçükkaya görüşmesi. Bunlar İstanbul'un hangi derdine deva olacak Allah aşkına? İktidarın halka dokunmayan çılgın projelerine karşılık İmamoğlu'nun çocuklara süt, öğrencilere indirimli bilet, annelere kreş, İstanbul'a yeşil vaad eden çıkışı. Ağustos böceği devi böyle yendi.

 

Sonuç

İstanbul'da yeni bir başlangıç vaat ederek yola çıktığını kaydeden İmamoğlu, yeni nesil siyaset, yeni nesil belediyecilik, yeni nesil yerel demokrasi, yeni nesil toplumsal birlik ve yeni nesil yurttaşlık anlayışı ile hareket edeceğini söylüyor. Bunlar Türkiye'nin ihtiyacı. Bunları hayata geçirmek için İstanbul halkı İmamoğlu'na yine bir şans verecektir.

 

Ayrıca yönetirken, her zaman hukukun üstünlüğünü kabul edeceğini, korkudan değil, sevgiden yana olacağını, birleştirerek hizmet edeceğini, şehre özen gösteren, insana saygı duyan bir belediyecilik yapacağını söylemesi ve yapması az şey mi?

 

İstanbullulara 21. yüzyıl belediyeciliği vaatleri herkesin ve herkesimin özlemini duyduğu şeyler. Sıra bu söylemlerin hayat bulmasında. Toplumda büyük bir değişim özlemi var. Dip dalgası geliyor, önünde duramazlar. Lakin herkesin bu konuda üstüne düşeni yapması, Türkiye'nin demokratikleşmesi yolundaki sorumluluğun gereğidir.

 
Etiketler: İmamoğlu'nun, önlenemez, yükselişi,
Yorumlar
Diğer Yazılar
23 Haziran'ın mesajı ve İmamoğlu'nun önlenemez yükselişi-2
İki büyük mücadele ve tükeniş
Adayların ilk defa bir araya geleceği konusunda "doğru" bilinen yanlışlar
Beklenen TV buluşması ve İmamoğlu
Yerel seçimler ve belediyecilik
Giderem Van’a Doğru
Nereye doğru gidiyoruz?
AKP, Nereden Nereye?
Duhok'tan Van'a: İki toplantı
Toprak ve Biz
Referandum sonucu ne diyor bize?
Şair ve şiire dair
Türkiye'nin ihtiyacı ve gidilen yol
Fazlası olan bir varlık: İnsan
Sözün namusuna ve insan onuruna bağlı bir yazar: Yaşar Kemal (1)
Bir anayasa nasıl yapılmalı ve neler içermeli?
Irak Büyükelçisi ne dedi?
Bilmenin sorumluluğu
Zor tekeli ve meşruiyet meselesi
Kolombiya'da olan Türkiye'de neden olmasın?
1 Eylül: Barış Hemen Şimdi!
Açgözlülüğün bizi götürdüğü yer..!
Bir Darbenin Anatomisi
Yaşam Bir Çeşit Yüzleşmedir
Kentsel gelişmede yeni yaklaşımlar, yeni kavramlar ve yeni modeller
Nasıl Kandırılıyoruz? Yalanlar ve Gerçekler
Bomba!? -I-
AKP iktidari ülkeyi nereye götürüyor?
Kadına ve yaşama dair esintiler
Hukukun üstünlüğü mü, Üstünlerin hukuku mu?
Güven bunalımının yarattığı tahribatlar
Suriye Savaşı Türkiye İçin Bir Bataklıktır
Tek Adamlık Nedir; Nasıl Bir Şeydir; Nasıl İşler?
Yönetimde Tekçilik ve Meşruluk Meselesi
Bilim Adamının Namusu ve Siyasilerin Tutumu
Kongreye girerken CHP ve değişim
İktidarın ölüm şehveti ve kötü gidişat
Ayrılma veya birlikte yaşama iradesi
Cevap bekleyen sorular ve cinnet hali
Şiddet sarmalı büyüyor
Tahir Elçiyi öldürmek..!
Üniversitelerimizin içinde bulundukları durum ve YÖK
Seçimin kaderi ne olacak?
Bomba!
Sancar, ödül ve Türkiye'de bilim
Kürt Sorunu, CHP ve Değişim
Bir Yol Olmalı…
Barış Hemen Şimdi!
Türkiye'nin İhtiyacı Olan Savaş Değil Barıştır
Savaşı kim başlattı, barışı kim getirecek?
Ateşle oynamak ve yeni süreç
Acil sorunlar ve koalisyona dair
Geçici iktidarın yeni atraksiyonları neye gebe?
Ateş çemberindeki Türkiye
"Kerejdağdan kafkaslara köklere doğru yolculuk"
Barış sürecindeki kaygı ve kuşkular artıyor
21. YY Adına Utanç Verici Bir Tablo
Ezidilere Yapılan Zülüm Durdurulmalı
Kolalisyon seçenekleri ve seçmenin mesajı
HDP'ye bu seçimde yeni verilen oylar nereden geldi?
Seçim sonuçlarının ilk analizi
Erdoğan’ın söylemi, Arınç’ın itirazı ve Çözüm Süreci
Başkanlık Sistemi Ve Türkiye Gerçeği
Yolsuzluk, Sistem ve Siyaset
Cumhuriyet ve İhsanı Şahane
Turancı Ülkülerle Yeni Bir Cumhuriyet Kurmak
Çözüm süreci bu kez oyalamayı kaldıramaz
Temiz Toplum İçin Temiz Siyaset Gerekir
Akp, Çözüm ve Kobani
Türkiye’nin Suriye Politikası ve Kobani
Kongreye Giderken AKP ve CHP
Yeni Türkiye, nasıl ve nereye?
Irkçılık hastalığının panzehiri gerçek bir demokrasidir
Işid nasıl bu konuma geldi?
AKP kucaklayıcı değil dışlayıcı
Soma katliamının sorumluları hesap vermeli
Yerel seçim sonuçlarının "kürt sorunu ve olası çözümü" üzerindeki etkileri
Güç zehirlenmesinin sınırları ve sonu
Siyaset sorunun bir parçası haline gelmiş
Otokratik Siyaset Anlayışının Yolaçtığı Yönetim Krizi
ERDOĞAN GİDİCİ Mİ?
İki yanlışa da hayır
Yolsuzluk Ekonomisi, Sistem ve Siyaset
Cemaat- Akp kavgasındaki ikinci perdenin anlamı
Erdoğan- Barzani Buluşmasının Şifreleri
DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ VE AÇILIM SÜRECİ
Van Depreminin 2. Yıldönümüne Dair
Dağ fare mi doğurdu?
KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE TARİHİ PERSPEKTİFTEN BAKIŞ - I
AKP bu kez baltayı dizine vurdu
Yeni Anayasanın Marifeti Ne Olmalı Ve Nasıl Olmalı?
Demokrasi Ve Barış Konferansı
Öcalan'la Görüşmenin Kodları
Haber Yazılımı