Error

An Error Was Encountered

The action you have requested is not allowed.

Yazı Detayı
05 Temmuz 2020 - Pazar 21:35
 
HAVA HASTA
Şahbettin Uluat
veyselvuran655
 
 

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ne bağlı Erciş Meslek Yüksekokulu’nun zemin katında bulunan Resim ve heykellerle dolu galerinin yüksek penceresine ulaşmak için tahta bir basamağa çıktı. Bir süre toplanan kara bulutlara, yağan yağmura baktı. Gök gürültüsünü dinledi.

Sonra dudaklarından belli belirsiz "hava hasta" sözcükleri döküldü.

 Bu sözler bana komik, yanlış, anlamsız geldi. Gülümseyerek "hava mı hasta?" dedim kendisine bakarak.

Büyük bir ciddiyetle gözlerimin içine bir süre baktı ve yine aynı ciddiyetle "evet, gerçekten hava hasta" diye yineledi.

 O, yani Ekber Kutlu, gerçekte bilge bir kişiydi. Afganistan'da Ruslarla savaş patlak verdikten sonra ülkeye bağlı Pamir Bölgesinin lideri olan son Kırgız hanı babası rahmetliRahmankul Han kendileri için zor zamanların gelmekte olduğunu fark etmiş; aksakallıları aracılığıyla halkın fikirlerini sorup, onaylarını alarak göç etmenin doğru olacağına karar vermişti.

Yaşadıkları topraklardan çıkıp bir süre Pakistan'da kaldıktan sonra, Türkiye Cumhuriyeti'ne yaptıkları başvurunun kabulü ile seksenli yılların başlarında ülkemize gelip Erciş ilçemize bağlı Ulupamir köyüne yerleşmiş Kırgız Türklerindendi.

İyi eğitim almış biriydi. Çağataycayı, Farsçayı, Kırgızcayı, Türkçeyi ve kimi diğer Orta Asya dillerini çok iyi biliyordu. Urducaya yabancı değildi. Zamanın üniversite rektörü Prof. Dr. Hakkı Atun zamanında ağabeyi ve kendisi gibi hem ressam hem heykeltıraş olan Malik Kutlu Bey ile birlikte sanatçı sıfatlarıyla kadroya alınmışlardı.

Bana sorarsanız çalıştıkları süre içinde üniversite tarafında sahip oldukları diğer bilgilerinden yeterince yararlanılamamıştı.

O günlerde uzun süredir okulumuzun sanat galerisinde çalışıyorlardı.

 Ekber Kutlu Bey’de ağabeyi gibi aristokrat bir ailenin, türlü kültürlerle yoğrulmuş, o kültürlerin kaymağını alarak olgunlaşmış bilge bir üyesiydi. Ders aralarında, boş zamanlarımda her fırsatta çalıştığı galeriye iner, çayını içer, sohbetinden yararlanırdım.Kendim ısrarla karşı koymadığım sürece beni çay içmeden göndermezdi. Bazen rahatsız ettiğimi, işini böldüğümü düşünsem de hep güler yüzle karşılanırdım.

O gün de öyle günlerden biriydi.

 "Hava hasta" dedi ve devam etti. "Biz Afganistan, Pamir Yaylalarında yaşarken doğa olaylarını yakından izler, sonuçlar çıkarırdık. Havanın gerçekten hasta olduğunu sana kesinlikle söyleyebilirim. Yıllardır burada yaşıyoruz, Haziran ayının başına kadar böyle soğuk ve sıcağın, güneşli günlerle yağışlı soğuk günlerin birbirine karıştığını ilk kez gözlemliyorum. Bu iyiye işaret değil. Mevsimler sıkışmaya başladı. Bütün bunların en önemli nedeni ozon tabakasının delinmesi ile bağlantılı küresel iklim farklılaşmaları. Bu iyiye işaret etmiyor. Büyük felaketler yaşanabilir."

Önce bunu konuştuk kendisiyle sonra da yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz şeylerden söz etmeye başladık.  Tüketim toplumunun ticaretlerini ve kullanımlarını yaygınlaştırdığı insan doğasına ve sağlığına aykırı öteki şeylerden söz ettik. Doğal maddelerden yapılmış giysilerin rahatlığından, yapay olanların neden oldukları rahatsızlıklardan; çevre kirliliğinden, insanın çıkarcı, ilkel yanından konuştuk.

Bu görüşme 2011 yılının Mayıs ayı başlarında yapıldı.

Aradan dokuz yıl geçmiş. Bu arada Malik Bey aramızdan ayrılmış, Ekber Bey emekli olmuş.

Geçen hafta yani Haziran ayının son günlerinde bütün ülkeyi etkileyen yağışlardan sonra telefonla görüşmemizde de aynı şeyleri söyledi Ekber Bey.

“Hava hasta” dedi.

Bir keresinde de şöyle bir şey demişti;

“Biz Afganistan’da, Pamir Yaylası’nda yaşarken yaz aylarında kaza, bela ve çok yaşlılık gibi nedenler dışında insanlar kolay kolay hastalıktan vefat etmezlerdi. Ezkaza biri hastalanıp vefat etse insanlar hayretle birbirine, ‘yaz günü de adam mı ölürmüş!’ diye sorarlardı.”

Onun bu ve buna benzer sözleri beni düşündürür, ufkumu açardı.

O resim ve heykel atölyesinde bizzat kendisinin ve ağabeyi rahmetli Malik Bey’in el emeği göz nuru olan ve Pamir kışını gösteren resimlere bakar adeta içlerinde kaybolurdum. O her şeyi doğal Pamir Yaylalarının, modern dünyanın doğaya aman vermeyen kirinden pisinden uzak tertemiz havasını solumuş, suyunu içmiş, doğal yiyecekve içeceklerini paylaşmış, atlarına binmiş, yaklarına çobanlık yapmış gibi hissederdim. İçlerinde ne pişirirsen pişir kesinlikle duman tutmayan, isi, dumanı tepesindeki açıklıktan gökyüzüne bırakan özel yurt çadırlarında yaşamış gibi olurdum.

“Hava hasta” sözü ilk kez işittiğim bir şeydi. Bizim bilmediğimiz ama onların iyi bildiği çok sayıda başka şeyden sadece bir tanesiydi.

 
Etiketler: HAVA, HASTA,
Yorumlar
Diğer Yazılar
DÜNYA DOLU FIRIN
HASTALANIYORUZ ÇÜNKÜ…
HAYAT BİR GÜNSE…
KALDIRAÇ
GEÇTİ GÜL GEÇTİ BÜLBÜL
BİRAZ DA AŞK…
YAŞANMIŞ MEMLEKET HİKÂYELERİ
İRAN FİLMİ “ BİR AYRILIK”
Bir Slogan “We can’t breathe”
Bayram mesajları
Covid19 küresel biyolojik terör aracı mı?
Sosyal medyanın salladığı insanlar
Turistlerimiz vardı
Van ve Şamran Kanalı
Salgın günlerinde 23 Nisan
İçerilerdeyiz…
Dünya Dönüyor
Sars Mers Korona
Bir yazar Kemal Sayar
Hemşerilik
Van'ın Güzel İnsanları Memet Abi
Göç
İdlib bombalanıyor...
Van'a Kar Yağıyor...
Kitap
Siyasal Kültür Farklılıkları
Can dediğin kuş misali...
Van ve Van Gölü Ekspresi
Dünya sinemasındayız...
Hepimiz aynı gemide değiliz...
Van neden hatırlanır?
Şeb-i Yelda
Van Kitap Fuarı
Adam gibi adam sorunu
Bir kısım gençlerimiz
Öğretmenim
Mümtaz Sami Özok ve Zirve Beyazı
Bisiklet Rüyası
Eski Van Resimleri
Hepimiz insanız ama...
Sosyal medya
Girişimcilik ruhu
Biz o zamanları yaşamadık…
Dünya ormanında insan
İyi Ki Varsın Nurgül Öğretmen 2 Bir Mezuniyet Töreni
Van Yüzüncü Yıl Üniversitemiz 38 yaşında
İyi ki varsın Nurgül Öğretmen 1 Önyargılar Yıkılırken
Van Et Kombinası Anıları - 2
Van Et Kombinası Anıları 1
Kadın cinayetleri çözemediğimiz kör düğüm
Bayramlar şekerler değişen alışkanlıklar
Machida Mezarlığı
Daha daha nasılsınız?
Gurbet memleket ve Erik Değdirenler
Uzun ince bir yolda 82. yıl
Kabak taşa değse de vay kabağın başına…
İnsanın çağdaş iletişim teknolojileriyle dansı
Gitmeler ve kalmalar üzerine…
Babam sağ olsun!
Yeni bir yüksek lisans ve doktora mevsimi
Memleket özlemi Van mevsimi
Bizim eller
Görebildiklerimiz öngörebildiklerimiz
Bilen Bilir
Tarladaki Çamur
İnsanlar ve mevsimler
Tehcir
Modern dünya ve gerçek iyilik
Helalleşme kültürü
Geçmişe Özlem (Bir Van Şiiri)
Bir zamanlar Van Et Balık
Kılavuzu karga olanın...
Beyni küçük cürmü büyük insanlar
Gurbette bir taziye
Evlenmek evlenebilmek
Taşındık tanış olduk
Biraz güneş
Dünün ve bugünün Sahalin'leri
O günlerde aşk
Yazarlar yazılar kitaplar
Halep Artık Halepçedir
Erzurum'a Kar Yağardı
Dünyada Van
Çağdaş gulyabaniler
Genç olmak
Büyüyoruz değişiyoruz
Bir sevdadır okumak
Seslerimiz de sözlerimiz de farklıdır
Bir Van Romanı Şark Yıldızı
Ah Çocuk…
Kentimizi korumak kendimizi korumak
Başkan ile Vatandaş Tayyar Başkan ile Perişan Teyze
Biz Dımso'ya niye güldük?
Van ve iç göçler
Unutulanlar, unutulmayanlar, unutulamayanlar
Her genç adama bir Abdurrahman Amca
Rahmetli Hıdo, Van ve Dünya
Biz çocuktuk, memleketimiz Van'dı
Temizlik zamanı
Akdamar'ın Çanları Yeniden Çalarken
Eldeki kuş, daldaki kuş, resimdeki kuş
Bir Yaz Günü Akadamar'da
Doları kim dolduruyor?
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'ımız, Yazımız, Kadınlarımız
Van'la Sohbet
Haber Yazılımı