Yazı Detayı
14 Ocak 2020 - Salı 16:59
 
Annemin Reyhan Kokardı Elleri
Ümran Öztürk
 
 

Binaların gri tonlardaki soğukluğu, içi dolu insansız büyük apartman daireleri ve burada kabuğuna çekilerek sürdürülen yaşamlar beni hep uzaklaştırır bu mekânlardan.

Hep bir kaygı taşırım ve yalnızlaşırım.  Ruhuma yapışan zamanın pasını toprak damlı evlerin kireç duvarlarına silerek temizlerim. Hiç bir şey damı toprak, duvarı kireçle sıvanmış olan evler gibi ısıtamaz yüreğimi.

Tek katlı, uzun geniş avlulu bu toprak damlı, kerpiç duvarlı, kireçle sıvanmış evlerin avlularında illaki bir tulumba bulunurdu. Günümüzde bahçe aksesuarı olarak kullanılan tulumbalar bir hane için en önemli, en elzem araçtı.  Tulumbadan çekilen buz gibi su ile kapı önleri sulanıp süpürülürken bahçede bulunan ağaç, çiçek ve bitkiler de sulanırdı.

Avluda bulunan tulumbalar kadar vazgeçilmez bir mekan vardı ki o da evin içinde bulunurdu. Salona açılan odaların dışında mutfağa bitişik en dip alanda bulunan serin kilerler evin en önemli bölümüydü. Kiler geniş ailelerin kullanımında vazgeçilmez bir unsurdu.

İşte bu toprak damlı evlerde karların içine doğan çocuklardık biz. Dünyanın kalp atışını sanki buradan hissederdik. Kışın burası farklı bir gezegendi.

Çetin geçen kış sonrası karlar eriyip bahar gözünü açarak uyanınca kar altında kalan her şey ortaya çıkardı. En çok ta gelişi güzel atılmış meyve kabukları, karda düşürülen kaybedilen eldivenler, atkılar, hırkalar, çocuk patikleri vs. bütün bunlar biz çocuklara ilkbaharın gelişinin bir göstergesiydi.

Çayırlıklarda, dağlarda, bayırlarda açan ve alabildiğince parlak çiğdemler ilkbaharın müjdecisiydi. Çiçekli badem ağaçlarına eşlik eden iğde çiçeği kokusu bu küçük kasabalara başka bir boyut kazandırırdı. Uşkun zamanıydı artık. Dağdan toplanan en körpesinden uşkunlar sofralarımızdaki yerini almıştı.

Reyhanlar filiz sürer dere kenarlarında yarpuzlar kokularını etrafa saçardı. Elimiz, tenimiz hatta ruhumuz yarpuz kokardı. Bu yüzdendir reyhanı ve yarpuzu soframdan eksik etmeyişim.  Yıllar boyunca süre gelen bir şefkat dokunuşunu, bir türkünün tınısını çağrıştırır reyhan.

Bizim topraklarımıza ilkbahar çok geç gelir çabucak ta toparlanır giderdi. Yani bu topraklarda ilkbahar acele yaşanan mevsimdi.

Yıllar önceydi. Sabahın en erken saati olmasına rağmen geceden kalma sıcaklık az önce başlayan yağmurun da etkisiyle havayı biraz daha nefes alınabilir kılmıştı. 

Ferahlık veren esinti  penceremin perdesini hafif hafif havalandırıyordu. Bahçeye açılan penceremden insana umut veren keskin fesleğen kokusu toprak kokusuna karışarak odama dolmuştu. Bu eşsiz koku beni bu erken saatte yatağımdan kaldırmış bahçeye çekmişti.  Aynı zamanda o koku beni çocukluğuma 70'li yıllara da götürmüştü.

O yıllarda irili ufaklı vita yağı kutularına ekilen; fesleğen, reyhan, maydanoz saksıları hemen her evin balkon ve mutfak penceresine sıralanırdı.

Annem de her yıl en az birkaç fesleğen, reyhan, maydanoz saksısını balkonunun penceresine sıralar onları özenle sular, sararan yapraklarını ayıklar, bakımını yapardı. Bu küçük yağ tenekelerinden bozma saksılarda yetişen hoş kokulu bitkiler annelerimizin imdadına yetişir, yemeklerimizin lezzetine lezzet katan adeta onların kurtarıcısı gibiydiler.

Annem her balkona çıkışında fesleğenleri, reyhanları bir çocuğun başını okşar gibi okşardı. Tüm balkona hatta salona kadar ulaşırdı fesleğenin rahatlatıcı rayihası. Bundan dolayı annemin elleri hep fesleğen, hep reyhan kokardı. Aslında lojmanlardaki bütün annelerin elleri reyhan, nefesleri yarpuz, tenleri kekik kokardır. Çünkü onlar Aynı iklimde gülen, aynı coğrafyada seven, aynı sevdada birleşen toprak damlı evlerin, kerpiç duvarlı, kireç sıvalı kadınlarıydı.

Ve o kadınlar reyhana, kekiğe, fesleğene sevdalıydılar. Çünkü ansızın gelen bir mutlulukta, zamansız bir kavuşmada bir şarkının melodisi gibiydiler dokundukça yüreğini saran huzurun kokusuydular onlar. Onlar elleri reyhan kokan toprak damlı evlerin kadınlarıydılar.

 
Etiketler: Annemin, Reyhan, Kokardı, Elleri,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Bir Masal Köyü, Bir Fikir Atölyesidir Adatepe
Tarihi Çarşılar ve Sahaflar
Yüreğimiz Bahçesaraylı Oldu
Depremle sınavımız
Edebiyatımızda Satranç Üzerine Yazılan İlk Hikaye
Ruha Şiirle Dokunan Kadın
Yılbaşı öyküleri
Tek Yol Sevgi
Uslubundur seni ele veren
Sizin Mahalleniz, Sizin Sokağınız
Fısıldayacak rüzgâr Ayvalık'tan Van'a
Geçmişi Kendi Zaman Dilimine Taşıyan Ada; Cunda
Gaz Lambası Işığında Konser
Cumhuriyet Kadınlarına Selam Olsun
Babaannemin şefkatle yaktığı kına
Dünya Kız Çocukları Günü Kutlu Olsun!
Anadolu'nun Buğulu Sesi: Kaval
Deprem Çantamız Nerede?
Kadın gözüyle Balıkesirspor- Vanspor maçını izledim
Eylülsüz Sonbahardan Acı Veda
Hayatın Alfabelerinden Biri Toprak Diğeri Kadındır
Buruk bir tebessümdür Eylül
Van'a Geleneksel Mutfak Müzesi
Kayıt dışı hikayeler
Bir Röportajın Analizi
Vangölü ve Kazdağları Çığlık Çığlığa!!!
Vansesi Gazetesi 82 Yaşında
Gençler işsizliğin yanı sıra KYK kabusu yaşıyor!
Bir genç kızın ibretlik öyküsü
Edremit'ten Edremit'e Uçmak İstiyoruz
Yaşamın şifresi su, sevginin şifresi güven
Muradiye Küçükköy'de heyecan dorukta
Etek boyu mu pedofili mi?
Annemin Futbol Tutkusu
Van Gölü'nün imdat çığlıklarını duyan var mı?
Lorenzo'nun yağı ve çınar
İnce bir sızıdır yalnızlık
2 Nisan ve Bitmeyen Hüznün Diyarı, Van
Sona'nın hikayesi
Gümüşün iğne oyası Telkari
Herşey ayrıntılarda gizlidir
Kadınların yerel yönetimden beklentileri
AĞLAYAN GELİNLER Hüznün Çiçeği Ters Laleler
Bir tren yolculuğu
50 Kuruşun Hikayesi ve Sabiha Tansuğ
Bir Günün Hikayesi
Üniversitelerin kentlere kattığı değer
Her değişim yüze yansıyan bir ışıktır
Motiflerin gizli dili, aşkın ince sızısı…
Van’a Geleneksel Mutfak Müzesi
Van'ın Yerel Lezzeti Fırınağzı Yemeği ve Tarihi Van Kahvaltısının Hikayesi
Doğa Kolejinde Doğal Buluşma
Van izlenimlerim-1
Vanlı Okuyucularımla Buluşuyorum
2. Van Kitap Fuarı
Renklerin suyla dansı
Kent, Kadın ve Sanat
Kapalı Çarşıdan Toprak Damlı Evlere
Güneşe sevdalı çiçek
Mahalle baskısı…
Herşeye rağmen gülümseyen şehir
İlk Aşk Mektubunun Öyküsü
Mahallemizin kadınları sinema yapıyor
Gürpınar’da küçük bir kahvehane
Acımasız hırsız zaman
Vefa yaşarken gösterilmeli
Vahşi Kentleşme
Satsuma mandalinasının tarihi
Başka Van Gölü yok!!!
Maddeye düşünceyi katan dost
Çalma! Üret!
Çiğ damlasından yoğurda yolculuk
Fesleğen kokusundan reyhan şerbetine
Ben beyazı sende seviyorum
Hevsel Bahçeleri
Göç Yollarında Münizar ve Behiye
Aşkın ağacı ıhlamur ve çınar İskele Caddesi’nde
Başkaldırı ve İsyanın Dansı Tango
Taşların Sırrı
Sakız Sardunyalı Cumbalı Evler
Çemberimde gül oya
İki yürek arasında yolculuk
Vazgeçişlerin son sözüdür elveda
BEN AYRILIKLARI EZBERLEDİM
Doğusuyla batısıyla biz olmak
Kırık Kalplerin Sözcüsü Kahraman Tazeoğlu Yazarımız Ümran Öztürk'e konuştu: Aşktan Besleniyorum
Elbette Kadın'da gülecek
Kardeşliğin diğer adıdır lise arkadaşlığı…
Kirazın ve boncuğun buluştuğu masal köy
Hüzün şehri Van'da değişim rüzgarları
İzmir'de 2 Nisan Heyecanı
Göç yollarından bugüne
Bitmeyen hüznün diyarı Van…
Bugün bir çocuğu tiyatroya götürün
Bir Kadının Objektifinden: İplik Hayatlar
Zamana ince bir ayar çekmek
Hiçlik
Van kızı, şarkıların kadife sesi Melihat Gülses'le söyleşi
2 Nisan'da İzmir'de Van Rüzgârı Esecek
Önce birbirimizi sevmekle başlayalım
Van Beylerinin Şatosu Hoşap Kalesi
Zamanı unutturan renk
Kadının zerafeti, erkeğin cesareti
Masal köyün kraliçesi
6284 Kadınların Şifresi
Aynı gözlerle farklı coğrafyaları izlemek
Çarşılar ve kadınlar
Taner Barlas ile sohbet
Her seçim bir vazgeçiştir…
Gürpınar'da zamanın ruhu
PENCERELER, KAPILAR VE KÖPRÜLER
VAN'A GİDECEĞİM İÇİN HEYECANLANIYORUM
Leyla'dan sonra
Üzerlik
Bir yağmur damlası olmaktı niyetim
Bir fotoğrafın hikayesi
Ayla
Bir başkadır benim memleketim
Zirveden notlar
İnsan doğduğu yerin cıvasıdır
Gündüz Seyranlık Gece Gerdanlık
Kadının özgürlük çığlığı erbane
ONU KENDİN İÇİN AFFET
Ensestin neresindeyiz?
Radyolu günlerimiz
Sardunya kokulu sabahlar
Özgür bir ruh kendi güneşiyle ısınır
Begonvilli sokaklar
Savat; duyguları motiflerle anlatma sanatı
80. Yılında Vansesi Gazetesi
Çıplak ayaklı çocuklar
Korkuyu aşarsan bitkisel hayattan çıkarsın…
Güneş doğudan yükselir
O çocuksu gülüşümüz bayramlarda kaldı…
Müzik değişince dans değişir
İlkbaharda usul usul yürü; toprak ana hamiledir…
Bir Şehit verilecekmiş sen ol Aybüke
Hoş geldin hüzün, merhaba aşk…
Normalleşen Anormallikler
Bizi esir alan duygusal kapitalizm
Anneme Mektup
"ERKEK OLMAK DAHA ZOR"
HÜZNÜN KOKUSU SAHAFLAR
Bir şehri sevmek, aşka sebep aramaktır
Umuda elveda demeyenlerin öyküsü
Vivaldi'nin İlk Mevsimi
Böyle Olur Vanlıların Şöleni
Babamla aramızdaki küçük replikler
Hoşça kal
Hazan ve zaman
Kadına Dair... Oğluma Öğüdümdür
Onu güneşin doğuşunda göreceksiniz
Yeni bir sayfada başlar hayat
Kitapların büyülü yolculuğundaki kadın
Bir doğa olayıdır çıkar gelir aşk
Kahve kokusuna eşlik edendir huzurun kokusu…
Annemin kara kaplı defteri
Şiirin gizli öznesi aşk
İki dil bir bavul
Geçmişinin gölgesidir çocukluk arkadaşın
Yeni umutlara selam olsun
Kadın, Yağmur Ve Hüzün
Dokunarak sevelim
Sevgide çoğalmak
Gelecek, hayal edilen bir şimdidir
Gürpınar'da zamanın ruhu
Aşk tutsaklık, sevgi kutsallık mı?
Gözyaşı ve kahkahası birbirine karışır çocuğun
Gülüşünde Mayınlar Patlatırken, Ansızın Ağlayandır Çocuk
Şiir gibi gülümseyen insanlara merhaba
Haber Yazılımı