301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
04 Eylül 2019 - Çarşamba 14:57
 
MAVİ ŞEHRİN KALEMLERİ
Vansesi Gazetesi ile Van Yazarlar ve Şairler Derneği işbirliğiyle mavi şehrin kalemleri yazıyor.
Köşe Yazıları Haberi
MAVİ ŞEHRİN KALEMLERİ

Eski Van'da Komşuluk -2

Ümit Kayaçelebi

Bir hâcetimiz varsa komşudan isterdik, komşu kızı almak kalaylı kaptan su içmek gibiydi, komşu komşunun külüne muhtaçtı. Komşuda pişer bize de düşerdi, ev almaz komşu alırdık, komşusu açken tok yatmak olmazdı. Komşunun sakalını yoldularsa sen de sakalını kazıtırdın, gülme komşuna gelir başınaydı, kötüsü bile insanı mal sahibi yapardı.

Artık çevremizde yemyeşil bahçeleri olan, çeşit çeşit çiçeklerin yetiştiği evler yerine, önlerinde bir araç yığıntısı, kirlileşme ve gürültüye sebebiyet veren çok katlı apartmanlar ortaya çıktı.

Yitip giden sadece komşuluk değil elbette: "Eskiden bahçelerimizde çeşit çeşit meyve ağaçları vardı meyveler, dalından yenirdi; böyle hormon, GDO bilinmezdi Çocuklar bol bol meyve ve sebze ile beslenirlerdi. Şimdiki gibi abur cubur şeylerle beslenilmezdi! Bizim zamanımızda kendimizden yaşça büyük olanlara karşı saygı vardı! Büyük büyüklüğünü bilirdi, küçük küçüklüğünü.

Nerde o eski terbiye edep komşunun çocuğu uygunsuz bir halde görülse kulağı da çekilirdi, tokat ta atılırdı ve dedesi, babası niye vurdun, demez ve komşuya ellerine sağlık derdi. İşte o zamanların komşuluğu böyle idi. Bütün mahalle, sokak birbirinden müteselsil olarak sorumlu bilirdi kendilerini.   Bütün bunlar anlatıldığı zaman da şimdi alacağınız cevap hazırdır: Suçlu  "devir" yahut "şehir" gösterilir.

Şimdi öyle mi? Eski komşular gitti yerini kavgacı, saygı bilmez; asansörde bile bir merhaba'yı esirgeyen komşular aldı. Eskiden yokluk vardı. Herkes bir şekilde komşusuna muhtaçtı. Sevmese de ona katlanmak zorundaydı. Bugün artık herkes ekonomik bağımsızlığa kavuştu. Herkes artık az çok ihtiyacını karşılayabiliyor. Kimseye ihtiyaçları yok.

Hani eskiden derlerdi ' Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül kahve ister bahane' sözü o günler içinmiş meğerse biz bilememişiz. Şimdi o sohbetler ve muhabbetler, o seferberlik günleri hikâyeleri anlatılmıyor. Hatır gönül onlarla birlikte gitmişte haberimiz yokmuş.

O güzel zamanlarda kadınlar ve erkekler hep birbirlerine yardım için bir bahane aranırdı. Mesela yaz mevsimi geldiği zaman den dövülürdü. Her mahallede bir dibek mutlaka vardı. Bu zahmetli bir işti kadınlar becermesine rağmen onları yorardı. Bu nedenle yaz akşamlarında kadınlar dibeğin başında toplanır ve erkekler tokmakla den Dögerlerdi. Bu arada yine yorgunluk atılması için semaver kaynar arada bir mola verilerek farah dibalı çay tabaklarında o mis gibi semaver çayı yudumlanırdı.

Her gün sıra ile bir komşunun dibekte deni dövülür böylece kış hazırlıklarından biri ikmal edilirdi.

Yine erişte kesilirken de komşular birbirlerine yardım ederek. Beraber hamur tutar ve bahçede serin bir yerde başlarına gendik vurarak ayaklarında şalvarları ile erişte keserlerdi. Bu ve bunun gibi gerek kış hazırlığı olsun veyahut başka bir ortamda her zaman komşu komşuya koşardı.

Baklava yapmayı çoğu kadın bilemediği için bilemeyene bilen koşar ya bir hayır işinden önce veya bir ramazan veya kurban bayramı öncesinde gelerek bir güzel baklavasını yapardı.

Erkekler genelde hep aynı camide vakit namazlarını eda ettikleri için. Komşuların sayım merkeze cami idi. Vakit namazında camiye giden komşulardan biri diğer komşusunu camide görmediği zaman beraber oldukları kahveden gelip gelmediğini sorardı. Hem camiye ham de kahveye gelmemişse hemen namazdan sonra gelmeyen komşunun evine gidilerek niye gelmediği araştırılırdı.

Komşu hasta ise doktor çağırılır veya iğne gerekiyor ise iğneci kerim veya pansumancı Mehmet efendiye haber verilirdi. Doktor gerekiyor ise Ağzı Eğri Kemal, İzzet Beye gidilirdi. Ve o doktorlar ellerinde çantaları ile birlikte yayan gelir ve farklı vizite de talep etmezlerdi.

O zamanlar şimdiki böyle bol Kur'an bile yoktu. Kaset, CD vs. gibi şeylerde zaten yoktu. Kadınlarda hep evlerinde olmaları hasebiyle Ramazan Ayında Siirt'ten çoğu genç olmak üzere hafızlar gelirdi ve bu hafızlar bir miktar para veya hediye karşılığında istenilen evlerde her gün bir cüz okurlardı. Ve bu hatimde arife günü bağışlanırdı.  Evde hafız okutmaya herkesin gücü yetmezdi gücü yetmeyenlerinde hafız tutanlar evlerine çağırır gidenlerde o ev sahibinin hayrına 30 gün cüz dinler ve hatim bağışlarlardı. Onlarda imkânları nispetinde ufak hediyeler getirerek hafız efendiyle helalleşirlerdi. Kadın olsun erkek olsun mahallede, sokakta akrabadan öte bir dayanışma sergilenirdi.

Mahallede veya sokakta biri vefat etmiş ise o gün hemen biri camiye salaya koşar, bir diğeri mezarlığa mezar kazılması için koşardı. Bir komşu camiden teneşir tabut getirirken biri kara kazanda su kaynatır, biri de erkekse erkek hocaya diğeri kadın hocaya koştururdu.

Derken ah vah içerisinde cenaze akköprüye götürülürdü ve üç gün süreyle sabah kahvaltıları, öğlen ve akşam yemekleri bakır sinilerde ve bakır kaplar içerisinde taziye evine gönderilirdi. Ve böylelikle o kederli ailenin acıları azda olsa dindirilmeye çalışılırdı.

Günümüzde,komşuluk ilişkileri her geçen gün biraz daha zayıflamaktadır..

Ayrıca örf adetlerimiz, toplumsal hayatımıza güzellik katmaktadır. Dinimiz, yardımlaşmayı ve gözetmeyi en ön plânda tutmaktadır.

Günümüzde maalesef örf adetlerimiz hızla unutulmaktadır.

Bayramlaşmak, hal hatır sormak, düğünler, hasta ziyaretleri, artık eskisi gibi yapılamaktadır.

Aslında örf adetlerimiz toplum hayatı içerisinde gerekli olan kurallardır..

Bu kuralların içinde misafir ağırlama, büyüklere saygı, küçüklere sevgiyle yaklaşma, hasta ziyaretleri, komşularla hediyeleşme, komşu ziyaretleri yapma, düğün, cenaze, gibi durumlarda komşunun yalnız bırakılmaması, gibi çoğaltabileceğimiz birçok örnek bizim örf adet ve gelenek göreneklerimizdendir.

KOMŞULUKLA İLGİLİ SÖZLER:

* Düğün olur iki kişiye, kaygısı düşer deli komşuya: akılsız kişi, başkalarının eğlence programlarında bir aksama olmasın diye çabalar.

* Ev alma, komşu al: komşuluk ilişkileri, iyi bir komşuya sahip olma çok çok önemlidir.

* Gülme komşuna, gelir başına: birinin başına gelen kötü bir durum senin de başına gelebilir.

* Hayır dile komşuna, hayır gele başına: sen başkaları için iyi şeyler dile ve yap ki başkaları da senin için iyi şeyler dilesin, yapsın.

* Komşu boncuğunu çalan gece takınır: hırsızlık malı, sahibinin göremeyeceği yer ve zamanda kullanılır.

* Komşu ekmeği komşuya borçtur: komşunuz size bir ikramda bulunur, bir şey armağan ederse siz de ona ikramda bulunmalı, armağan vermelisiniz.

* Komşu hakkı, Tanrı hakkı gibidir: komşunun komşu üzerindeki hakkı, Tanrı'nın kul üzerindeki hakkı kadar kutsaldır.

* Komşu iti komşuya ürümez: komşudaki uygunsuz kişi, başkalarını incitse de komşusunu rahatsız etmez.

* Komşu kızı almak, kalaylı kaptan (tastan) su içmek gibidir: komşu kızını almaya karar veren, ailenin ve kızın durumunu, gidişini iyi bildiğinden içi rahat olarak bu ilişkiyi kurar.

* Komşu komşunun külüne (tütününe) muhtaçtır: komşular en küçük şey için bile birbirlerine muhtaçtırlar.

* Komşuda pişer, bize de düşer: insanların, çevresindekilerin kazancından yararlanma umudunu anlatan bir söz.

* Komşunu iki inekli iste ki kendin bir inekli olasın: başkasının daha iyi durumda olmasını iste ki Tanrı da seni ondursun.

* Komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür (karısı kız görünür): başka bir kimsenin malı bize olduğundan daha değerli görünür.

* Kötü komşu insanı hacet sahibi eder: kötü komşu kendisinden emanet olarak istenen şeyi vermez, emanet isteyen de gidip o şeyden satın alır.

* Kurda konuk (komşu) giden, köpeğini yanında götürür: saldırgan biriyle karşılaşacak olan kişi, kendisini koruyacak önlemler almalıdır.

* Kurt komşusunu yemez: bir kişi ne kadar kötü niyetli de olsa yakınlarına dokunmaz.

* Sırça köşkte oturan komşusuna taş atmamalı: insan kendinde herhangi bir kusur varken başkalarını aynı kusurla suçlamamalıdır.

* Yakın (hayırlı) dost (komşu) uzak (hayırsız) hısımdan (akrabadan) yeğdir (iyidir): ilgi ve iyiliklerini görmekte olduğumuz komşu ve dostlarımız, hiçbir ilgisini görmediğimiz hısımlarımızdan bize daha yakındır.

* Yaman komşu, yaman avrat, yaman at; birinden göç, birin boşa, birin sat: komşun kötü ise başka bir yere göç, eşin geçimsizse ayrıl, atın azgınsa sat, kurtul.

* (Bir yeri) komşu kapısı yapmak: Sık gidilen yer hâline getirmek.

* (Bir yeri) komşu kapısına çevirmek: yakın olmadığı ve sık sık uğranılması gerekmediği hâlde bir yere çok sık gitmek.

* Kapı komşusu yapmak (etmek): bir yere sık gidip gelmek.

 

 

Şirin Görünen Petshoplar!

Gülşah Türk

Ülkemizin hemen hemen her yerinde mağazaları bulunan Petshoplar,  yeni yuvalarını bekleyen sevimli canlıların yeri gibi görünse de, aslında gerçekler olduğundan çok farklı.

Bu konuya biraz değinmek gerekirse ticari amaçlı olan bu dükkânlarda küçük kafesler içinde, hareket alanından kısıtlı hayvanlar kendi doğal ortamlarından uzak, satış günü gelene kadar bekletiliyor.

Dükkân sahipleri vitrine yerleştirdikleri hayvanlara, daha az tuvalete çıksınlar diye ihtiyacın altında su ve gıda veriyorlar. Yaşadıkları eziyetler bununla sınırlı kalmayan hayvanlar satılacakları mağazalara kaçak yollarlarla bavullar içinde, üst üste sıkışık bir şekilde ulaştırılıyor. Çoğu da vitrinlere sunulmadan açlıktan ve havasızlıktan telef oluyor.

Daha sütle beslenme dönemindeyken annelerinden ayrılan sevimli canlıları en azından sahiplenmek isteyen bireyler petshoplaryerine barınaklardan evlat edinse hem duyarlılık göstermiş hem de insani yapılmayan bu ticari anlayışa bireysel bir tepki vermiş olur.

Bilinçsizce hayvan haklarına uygun olmayan uygulamaların ve yapılan eziyetlerin, ilgili devlet yetkilileri tarafından gerekli yönetmeliklerin ve düzenlemelerin oluşturulması umut ederek herkesi sorumlu davranmaya davet ediyorum.

İnsan olarak bize düşen masum olan bu hayvanları sahiplenmezsek bile petshoplarla ilgili yeri geldiğinde, konusu açıldığında en yakınımızdakileri bilinçlendirerek bu durum ile alakalı farkındalık yaratabiliriz ve kendi çapımızda beki de bu dilsiz canlıların sesi olabiliriz, diye düşünüyorum.

 

 

Ben hiç şiir yazamadım

Mehmet Muhlis Şepik

Ben sana hiç şiir yazamadım

Buruk türküleri  yüreklerden söküp 

Keskin uçurumlara azad ettim

 

Yorgun geceler 

Yıldızların mutluluğuna şahitti 

Kelebek kanadına  sığdırdım umudu

Bir senden gizlendim 

Ama sana hiç şiir yazamadım

 

Gözlerini anlatmaya

Yetmedi hiç bir alfabe 

Birde  gülüşüne

 

Yüreğime her dokunuşunda

Kardelenler  açardı haziranda

Kır papatyaları kıskanırdı 

Nar ateşini  yüreğimde gizlerken 

Avucumda yağmuru sundum sana 

Ama sana  hiç şiir yazamadım

 

Baharlardan gülleri çaldım

Kaderden cilveyi 

Yüreğimden  beni

Bir buse olup kondum dudaklarına 

Senden habersiz

Hayaline yandığım türküleri

Yutkundum en acı zehirle  

Ve ben sana hiç şiir yazamadım

 

Ey sitemkar kalemimin

Değişmeyen adresi

Heybemde tıka basa sözler var 

Cürettim yok şiire 

 

Ben seni yüreğimle sevdim

Ve sana hiç şiir yazamadım.

 

 

Bıkmadan

Mehmet Akçay

Hani derler sabah olsun gün doğsun

Bekliyorum bekliyorum bıkmadan

Aydınlıklar karanlığı boğsun

Bekliyorum bekliyorum bıkmadan

 

Güneş doğsun ışık salsın dört yana

Uyuyan uyansın can gelsin cana

Hayat versin neşe versin insana

Bekliyorum bekliyorum bıkmadan

 

Bir birini tutsun birleşsin eller

Aynı güzellikte konuşsun diller

sevgi ile dolsun bütün gönüller

Bekliyorum bekliyorum bıkmadan

 

Bağ bahçe tarlalar ürünle dolsun

Herkesin cebini bereket bulsun

Adalet hak hukuk eşitlik olsun

Bekliyorum bekliyorum bıkmadan

 

Çağlariyem azcık aklım yormuşum

Hayalleri kurmuş düşte görmüşüm

Vatana bayrağa nöbet durmuşum

Bekliyorum bekliyorum bıkmadan.

 

 

 

Muamma

Kübra Öztaş

Seherin kızıllığına bakarken gözlerim

Umut türküsü söyler dillerim

Ah sevgilim

Süzgün burçlarda ben

Kısrak sırtında coşarken

Fayrap rüzgara karşı

Yine seni anarım

 

Mercan kayalıkları

Heybetli dağları

Yatık raksı

Dillenir dilsiz kuyularında vahanın

 

Gelsen sevgilim

Hercai ilkbaharda bitecek

Kor alevinde üşüdü umutlarım

Umutlarım seninle çözülecek

 

Bir kez görebilseydim seni

Bilmediğim yerden bakan gözlerini

Tekke den yeşil surlara

Uzanan kaldırım taşlarında

Ayak izlerini

İze düşer iz sürer bin adımlık çizmelerim

 

Raks etmez ay ışığına karanlık gece

Gönülden dökülür iki hece

Adın sardunyalarımda bir koku

Dinmez sızım içimde.

 

Sesin uçurumun kıyısında

Bir nida

Sesin gurbet çanlarımda

Bir eda

Ah sevgilim

Bir kez görebilsem seni.

Kaynak: Editör:
Etiketler: MAVİ, ŞEHRİN, KALEMLERİ,
Haber Videosu
Yorumlar
Haber Yazılımı